amp domain was triggered too early. This is usually an indicator for some code in the plugin or theme running too early. Translations should be loaded at the init action or later. Please see Debugging in WordPress for more information. (This message was added in version 6.7.0.) in /home/u814201603/domains/kriptobulten.online/public_html/wp-includes/functions.php on line 6170The post Küresel Stablecoin Regülasyonlarında Son Durum: Ülkelerin Adımları ve Merkez Bankalarının Yaklaşımları first appeared on Kripto Bülten.
]]>Güney Kore Merkez Bankası (Bank of Korea, BOK), stablecoin düzenlemeleri konusunda proaktif bir tutum sergiliyor. Banka, stablecoin yasalarının geliştirilmesine aktif katkı sağlayacağını ve bu alandaki yasal çalışmalara dahil olacağını duyurdu. Bu hamle, stablecoin’lerin ülke finans sistemine potansiyel etkilerine dair BOK’un artan endişelerini yansıtıyor. Nitekim BOK’un 2024 Ödeme ve Mutabakat Sistemleri raporunda, stablecoin’lerin hızla büyüyen etkisine dikkat çekilerek, geniş kabul görmeleri halinde parasal istikrarı bozma riski taşıdıkları vurgulandı. Özellikle, stablecoin kullanımının yaygınlaşması durumunda merkez bankasının para politikası kontrolünün zayıflayabileceği ve finansal sistemde bankacılık dışı bir para arzı oluşabileceği belirtiliyor.
BOK, bu riskleri yönetebilmek için stablecoin’lerin ayrı bir yasal çerçevede ele alınması gerektiği görüşünde. Raporda, stablecoin ihraççılarının asgari sermaye yeterliliği ve kaliteli rezerv varlıklar bulundurma zorunluluğu gibi düzenleyici önlemler öneriliyor. Ayrıca kripto varlık hizmeti sunan işletmelerin merkez bankasına kayıt olması ve düzenli denetime tabi tutulması gerektiği ifade edildi. Güney Kore Merkez Bankası’nın bu proaktif yaklaşımı, Terra-LUNA çöküşü gibi olayların ardından stablecoin’lere yönelik küresel endişelerin ülke perspektifine yansıması olarak da değerlendirilebilir. Sonuç olarak BOK, yenilikleri tamamen engellemek yerine stablecoin inovasyonunun kontrollü ve güvenli bir şekilde ilerlemesini sağlamaya odaklanmış durumda.
Güney Kore, 2023’te yürürlüğe giren Sanal Varlık Kullanıcıları Koruma Yasası ile ilk aşama kripto düzenlemelerini başlatmıştı. Şimdi ise ülke, ikinci aşama düzenlemeler için kolları sıvadı ve bu sefer odağın merkezinde stablecoin’ler yer alıyor. Finansal Hizmetler Komisyonu (FSC), 2025 yılının ikinci yarısına kadar tamamlanması hedeflenen bu ikinci düzenleme paketi kapsamında stablecoin’lere özel hükümler hazırlamaya başladı. FSC Başkan Yardımcısı Kim So-young, küresel kripto piyasasındaki “iyimserlik ve belirsizliğin bir arada yaşandığı hızlı değişim” ortamına dikkat çekerek, Güney Kore’nin de yatırımcı korumasını güçlendirmek ve belirsizlikleri azaltmak için düzenleyici çabalarını hızlandırdığını belirtti.
İkinci aşama mevzuat kapsamında stablecoin’lerin yasal tanımı ve sınıflandırılması netleştirilecek. Bu sayede hangi tür stablecoin’lerin hangi düzenleyici kurumun denetimine gireceği ve menkul kıymet mi, ödeme aracı mı yoksa ayrı bir dijital varlık sınıfı mı sayılacağı kanunda tarif edilecek. Hükümet, stablecoin’lerin yanı sıra kripto borsaları ve piyasa yapısına dair kuralları da bu pakete dahil etmeyi planlıyor. Yerel basına göre FSC, diğer devlet kurumlarıyla birlikte çalışarak 2025 ortasına dek taslağı bitirmeyi ve bu yeni yasayı yıl sonunda meclise sunmayı amaçlıyor. Güney Kore’nin bu adımı, uluslararası düzenlemelere paralel biçimde stablecoin piyasasına çerçeve çizerek hem yeniliği teşvik etme hem de olası riskleri kontrol altına alma çabasının bir parçası. Özünde, ikinci aşama düzenlemeler stablecoin’leri mercek altına alarak yasal statülerini sağlamlaştıracak ve piyasanın ihtiyaç duyduğu netliği sağlayacak.
Amerika Birleşik Devletleri, 2025 itibarıyla stablecoin regülasyonlarında önemli bir ivme yakalamış görünüyor. Kongre’de ilk kez kapsamlı bir stablecoin yasası çıkarılmasına yönelik çift kanatlı bir hareket söz konusu: Hem Senato Bankacılık Komitesi hem de Temsilciler Meclisi Finansal Hizmetler Komitesi, stablecoin’ler için düzenleyici çerçeve oluşturacak tasarıları komisyon düzeyinde onayladılar. Bu gelişme, stablecoin’lerin yasal statüsünü belirsizlikten kurtarıp “ödeme stablecoin” olarak tanımlanmış özel bir kategori altında federal denetime tabi tutmayı amaçlayan iki ayrı yasa tasarısının ilerlediğini gösteriyor. Söz konusu tasarılar, stablecoin ihraççılarının rezerv standartlarından kullanıcı haklarına kadar pek çok konuyu ele alarak, ABD’de ilk defa stablecoin’ler için ulusal düzeyde bir kural seti oluşturmayı hedefliyor.
Düzenleyici cephedeki bu olumlu havaya, üst düzey yetkililerden gelen teşvik edici açıklamalar da eşlik ediyor. Özellikle 2025 yılında göreve başlayan yeni yönetim, stablecoin yasasını bir an önce hayata geçirme isteğini dile getirdi. Beyaz Saray danışmanları, Kongre’den 2025 yazına kadar stablecoin mevzuatını geçirmesini beklediklerini açıkladı. Bu siyasi irade, stablecoin’lerin finansal sistemde düzenlenmiş şekilde yer almasına verilen önemin altını çiziyor.
ABD Merkez Bankası (Fed) kanadında da stablecoin’lere dair nispeten yapıcı bir ton dikkat çekiyor. Fed Guvernörü Christopher Waller, Nisan 2025’te yaptığı bir konuşmada stablecoin’lerin ödeme sistemine fayda sağlayabileceğini belirterek, “Stablecoin’ler iyi düzenlenirse ödemelerde hız, rekabet ve verimlilik getirebilir; ben şahsen stablecoin konusunda iyimserim” ifadelerini kullandı. Waller’ın “uzun yıllardır stablecoin’lerin ödeme sistemine katkısını savunduğunu” söylemesi, Fed içinde bile stablecoin’lerin tamamen olumsuz görülmediğini ortaya koyuyor. Bununla birlikte, Fed yetkilileri stablecoin arzının kontrolsüz büyümesi halinde bankacılık sistemine etkileri konusunda temkinli olmayı sürdürüyorlar. Yine de genel tablo, ABD’de 2025 yılında stablecoin’lerin finansal mimariye entegre edilmesi yönünde olumlu bir yaklaşım ve somut adımların öne çıktığını gösteriyor.
Batı yaptırımlarının ekonomik etkileriyle karşı karşıya kalan Rusya, stablecoin’leri uluslararası ödemelerde kullanma yönünde stratejik bir yaklaşım benimsiyor. Özellikle Tether (USDT) gibi yaygın stablecoin’lere getirilen kısıtlamalar sonrası Moskova yönetimi, yerli ve devlet destekli bir stablecoin geliştirme fikrini gündemine aldı. 2023 yılında Tether’ın, kara para aklama gerekçesiyle yaptırım listesinde olan Rus kripto borsası Garantex’in cüzdanlarını dondurması sonucu yaklaşık 2,5 milyar ruble (30 milyon dolar) değerindeki işlem bloke olmuştu. Bu olay, Rus şirketlerinin sınır ötesi ticarette USDT’ye ne denli bağımlı olduğunu ve yabancı stablecoin altyapısına bel bağlamanın ülke ekonomisi için risk oluşturduğunu gözler önüne serdi.
Bunun üzerine Rusya Maliye Bakanlığı, ulusal bir sabit kripto para (stablecoin) projesine destek verdiğini açıkladı. Maliye yetkilileri, geliştirilecek stablecoin’in Amerikan dolarına değil de Çin yuanı ya da Rus rublesi gibi alternatif bir para birimine endekslenebileceğini belirterek, dijital paranın Batı kontrolündeki finansal sistemlere karşı bir tampon işlevi göreceğini vurguladılar. Bu adım, Rusya’nın parasal egemenliğini güçlendirme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Nitekim Rusya Merkez Bankası kripto paralara temkinli yaklaşsa da, sınır ötesi işlemlerde dijital varlık kullanımını sınırlı ölçekte de olsa kabul etmiş durumda; halihazırda bazı Rus şirketleri pilot uygulamalar kapsamında uluslararası ödemelerde dijital varlıkları test ediyor.
Diğer yandan, Rusya kendi merkez bankası dijital parası (CBDC) olan dijital ruble projesini de hızlandırdı. Rusya Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, Kasım 2023’te yaptığı açıklamada dijital ruble pilot programını 2024’te genişletmeyi planladıklarını belirtti ve “teknolojik olarak sistemlerimiz diğer ülkelerin sistemleriyle etkileşime hazır, bazı ülkelerle istişareler yürütüyoruz” diyerek dijital ruble ile uluslararası entegrasyon için görüşmelerin sürdüğünü ifade etti. Bu kapsamda 2025 yılında dijital rublenin hem ülke içinde yaygın kullanımına geçilmesi hem de dost ülkelerle CBDC altyapılarının karşılıklı uyumunun sağlanması hedefleniyor. Rusya’nın yaklaşımında, bir yandan kendi stablecoin veya dijital tokenini çıkararak dolar hegemonyasını azaltmak, diğer yandan dijital ruble ile merkezi otoritenin kontrolünde bir dijital ödeme ağı kurmak gibi iki yönlü bir strateji göze çarpıyor. Sonuç olarak, Rusya sınır ötesi ödemelerde stablecoin kullanımını jeopolitik bir araç olarak değerlendirirken, dijital ruble ile de bu vizyonu destekleyen kurumsal bir altyapı inşa etmeye çalışıyor.
Stablecoin’lere ilişkin düzenleyici iyileştirmeler sadece yukarıda bahsedilen ülkelerle sınırlı değil. Küresel finans merkezleri olarak öne çıkan bazı yargı bölgeleri, stablecoin projelerine daha sıcak bir ortam sunan net kurallar ve izin süreçleriyle dikkat çekiyor:
Stablecoin’lerin yükselişi, dünya genelindeki merkez bankalarını para politikası ve finansal istikrar perspektifinden önemli tartışmalara sevk etti. Pek çok merkez bankası, eğer stablecoin’ler yaygın bir ödeme aracı haline gelirse geleneksel para politikasının etkinliğinin azalabileceği uyarısında bulunuyor. Örneğin, bir ülkenin vatandaşları günlük işlemlerinde yerel para birimi yerine değerini sabit bir yabancı para birimine ya da varlığa endeksli stablecoin kullanmaya başlarsa, o ülkenin merkez bankası dolaşımdaki para arzını ve dolayısıyla faiz oranlarını etkileyerek ekonomiyi yönlendirme konusunda güçlük çekebilir. Bank of England veya Avrupa Merkez Bankası (ECB) gibi otoriteler de stablecoin’lerin kontrolsüz büyümesinin para egemenliğini zedeleyebileceği endişesini dile getirdiler. ECB Başkanı Christine Lagarde daha önce, dijital euro projesinin gerekçelerinden birinin “Euro Bölgesi’nde ödeme araçlarının egemenliğini korumak” olduğunu, aksi halde özel sektör stablecoin’lerinin veya yabancı CBDC’lerin bu alanı doldurabileceğini ifade etmişti. Benzer şekilde, Fed Başkanı Jerome Powell da stablecoin’lerin uygun regülasyon olmadan bankacılık sisteminin dışında dolaşımda olmasının finansal istikrar açısından risk taşıdığını vurgulayarak, bu araçların para piyasası fonlarına benzer sıkı denetim ve rezerv kurallarına tabi tutulması gerektiğini savundu.
Merkez bankalarının bir diğer kaygısı da stablecoin’lerin ani güven kayıplarında yaratabileceği kırılganlıklar. Düzenlenmemiş stablecoin’lerde, ihraççının vaat ettiği 1:1 değeri koruyamaması halinde toplu satış (bank run) riski bulunuyor. Özellikle teminatlandırılmamış veya şeffaf olmayan rezerv yapısına sahip stablecoin’ler, kullanıcıların panikle aynı anda paralarını çekmeye çalışması durumunda çözülme yaşayabilir ve bu da hem kripto piyasalarında hem de bağlantılı oldukları ölçüde geleneksel finans piyasalarında dalgalanma yaratabilir. Bu nedenle Finansal İstikrar Kurulu (FSB) ve Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS) gibi uluslararası kuruluşlar, stablecoin’lerin bankalar ve ödeme sistemleriyle aynı risk standartlarına tabi olmasını tavsiye eden raporlar yayınladılar. Örneğin, Temmuz 2023’te FSB, küresel stablecoin’lere yönelik düzenleyici tavsiyelerini açıklayarak, stablecoin ihraççılarının her an tam itfa taleplerini karşılayacak rezervleri tutmasını ve etkili risk yönetim prosedürlerine sahip olmasını önerdi. Merkez bankaları da bu doğrultuda kendi ülkelerinde stablecoin’leri denetim altına almak istiyor: Bunu yaparken de kimi zaman stablecoin’lerin mevcut ödeme sistemlerine entegrasyonunu kolaylaştırıcı, kimi zamansa kullanımını sınırlayıcı tedbirler gündeme gelebiliyor. Sonuç olarak, merkez bankaları stablecoin’lere ne tamamen karşı çıkıyor ne de kayıtsız kalıyor; bunun yerine dengeli bir yaklaşım peşindeler: Yenilikçi ödeme araçlarının faydalarını değerlendirirken, bir yandan da parasal kontrolü ve finansal istikrarı koruyacak düzenleyici zemin oluşturma çabasındalar.
Stablecoin’lerin ortaya çıkışı, geleneksel finans sistemi ile yeni dijital finans dünyası arasında bir köprü işlevi görmeye başladı. Önceleri sadece kripto para borsalarında değer saklama veya alım satım kolaylığı için kullanılan stablecoin’ler, artık uluslararası ödemelerden havalelere, kurumsal finans yönetiminden e-ticarete pek çok alanda potansiyel bir ödeme aracı olarak görülüyor. Örneğin, dünya çapındaki kredi kartı devlerinden Visa, sınır ötesi ödemelerde hız ve maliyet avantajı sağlamak amacıyla USD Coin (USDC) stablecoin’ini kendi altyapısında pilot uygulamalarla test ediyor. Visa, 2023’te başlattığı pilot program kapsamında bazı işlemlerin mutabakatını doğrudan blockchain üzerinden USDC ile gerçekleştirdi ve Ethereum yanında Solana gibi yüksek hızlı ağları kullanarak önemli başarı elde etti. Visa’nın kripto departmanı başkanı Cuy Sheffield, USDC ve Solana/Ethereum gibi blokzincir ağlarını kullanarak sınır ötesi ödemelerin hızını artırdıklarını ve müşterilere Visa hazinesinden doğrudan fon gönderip alabilecekleri modern bir seçenek sunduklarını ifade etti. Bu adım, stablecoin’lerin geleneksel ödeme ağlarına entegre olabileceğine ve dev finansal kuruluşların bile stablecoin altyapısını benimsemeye başladığına işaret ediyor.
Bununla birlikte stablecoin’lerin geleneksel bankacılık üzerindeki etkileri de tartışılıyor. Geniş çapta benimsenen stablecoin’ler, bireylerin ve şirketlerin bankalardaki mevduatlarını kısmen stablecoin cüzdanlarına kaydırmasına yol açabilir. Bu durumda bankalar, fon toplama ve kredi verme gibi temel işlevlerinde rekabetle karşılaşabilirler. Bazı uzmanlar, bankaların bu yeni rekabet ortamına uyum sağlamak için kendi stablecoin’lerini veya tokenleştirilmiş mevduat ürünlerini geliştirebileceğini öngörüyor. Nitekim JPMorgan gibi büyük bankalar, JPM Coin adını verdikleri ve dolar bazlı transferlerde kullanılan dahili stablecoin’lerini halihazırda işletiyor. Bu tür gelişmeler, stablecoin’lerin geleneksel finansal sistemle etkileşiminin çift yönlü olduğunu gösteriyor: Bir yandan stablecoin şirketleri banka benzeri hizmetlere soyunurken, diğer yandan bankalar da stablecoin teknolojisini benimseyerek inovasyona dahil oluyor.
Stablecoin’lerin merkez bankası dijital paraları (CBDC) ile ilişkisi ise son derece ilgi çekici ve geleceği şekillendirecek nitelikte. CBDC’ler, doğrudan merkez bankası tarafından çıkarılan dijital fiat paralar olarak stablecoin’lere kamu otoritesi alternatifi sunuyor. Bazı merkez bankaları, CBDC projelerini stablecoin’lerin yarattığı boşluğu dolduracak bir çözüm olarak görüyor. Örneğin, dijital euro veya dijital dolar gündeme gelirken, bu projelerin gerekçelerinden biri de özel sektör stablecoin’lerine karşı güvenilir ve devlet garantili bir seçenek sunmak şeklinde anlatılıyor. Bu bakış açısına göre, eğer merkez bankaları herkesin kullanabileceği dijital parayı (CBDC) piyasaya sürerse, insanlar Tether veya USDC gibi özel stablecoin’lere ihtiyaç duymadan dijital ödemelerini yapabilir ve böylece parasal egemenlik korunmuş olur.
Öte yandan, Singapur gibi bazı ülkeler ise stablecoin’ler ile CBDC’lerin beraber var olabileceğini düşünüyor. MAS, stablecoin regülasyonunu açıklarken “iyi düzenlenmiş stablecoin’ler, merkez bankası dijital paralarının ve tokenleştirilmiş banka mevduatlarının yanında dijital paranın faydalı bir formu olabilir” diyerek bu vizyonu ortaya koydu. Yani stablecoin’ler, CBDC’lerin bulunmadığı alanlarda inovasyonu sürükleyebilir veya belirli niş kullanım durumlarında (örneğin belli platformlarda ya da akıllı sözleşmelerde otomatik ödemeler gibi) CBDC’lerden daha esnek çözümler sunabilir. Gelecekte olası senaryolardan biri, merkez bankalarının temel perakende işlemler için güvenli CBDC’leri sağladığı, stablecoin ihraççılarının ise daha özelleşmiş hizmetlerde veya sınır ötesi ödemelerde CBDC’lerle interoperabilite (uyumluluk) içinde çalıştığı bir ekosistemdir. Nitekim bazı pilot projelerde (örneğin Fransa ve Singapur merkez bankalarının sınır ötesi CBDC–stablecoin denemelerinde) özel sektöre ait stablecoin platformlarının, farklı ülkelerin CBDC’lerini köprüleyebileceği test ediliyor.
Sonuç olarak stablecoin’ler, geleneksel finans sistemi ve yeni dijital ekonomi arasında köprü kurma potansiyeliyle büyük dikkat çekiyor. Dünyanın farklı köşelerindeki düzenlemeler ve merkez bankalarının yaklaşımları incelendiğinde, net bir resim ortaya çıkıyor: Stablecoin’ler ne bütünüyle yasaklanıp ortadan kalkacak kadar göz ardı ediliyor ne de tamamen başıboş bırakılıyor. Aksine, düzenleyici entegrasyon süreci yaşanıyor. Bu süreçte ülkeler kendi şartlarına uygun modeller geliştirerek stablecoin inovasyonunu teşvik etmeye çalışırken, bir yandan da finansal sistemi korumak için gerekli kural setlerini uygulamaya koyuyorlar. Merkez bankaları, stablecoin’lerin sunduğu verimlilik avantajlarını değerlendirirken, aynı zamanda para politikasını ve finansal istikrarı güvence altına almanın yollarını arıyor. Stablecoin’lerin geleneksel ödeme sistemlerine entegrasyonu da hız kazanmış durumda; Visa gibi kuruluşların adımları bunun en somut örneği. Önümüzdeki birkaç yıl içinde, stablecoin’lerin ve CBDC’lerin birlikte şekillendirdiği hibrit bir dijital para ekosistemi görmemiz muhtemel. Bu ekosistemde, yenilik ile risk yönetimi arasındaki dengeyi kurabilen ülkeler ve kurumlar, dijital finansın geleceğinde söz sahibi olacaklar.
Uyarı: Paylaşılan haberler, veri ve grafikler bilgi amaçlı olup yatırım tavsiyesi ya da danışmanlığı kapsamında değerlendirilemez. Bunun yanı sıra haber ve materyallerin al ya da sat yönünde bir telkinde bulunmak gibi bir işlevi ve misyonu da bulunmamaktadır. Kişilerin kişisel araştırma yapmaları kendi sorumlulukları olup, detaylı araştırmanın yatırım öncesi önemli bir şart olduğunu öneririz.
İçerik ve görseller YZ yardımıyla oluşturulmaktadır.
Ayrıca, kripto paraların doğası gereği yüksek risk barındırdığı göz önünde bulundurularak hareket edilmelidir. Risksiz kazanç hiçbir sektörde olmadığı gibi, kripto paralar özelinde de yoktur.
The post Küresel Stablecoin Regülasyonlarında Son Durum: Ülkelerin Adımları ve Merkez Bankalarının Yaklaşımları first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Dogecoin (DOGE) nedir? Kapsamlı Bir Bakış first appeared on Kripto Bülten.
]]>Dogecoin’in kökeni
Dogecoin (DOGE), 2013 yılında internet mizah kültürünün bir ürünü olarak yaratıldı. Başlangıçta bir “şaka” olarak ortaya çıkan bu kripto para, kısa sürede geniş bir topluluk tarafından benimsendi. Yazılım mühendisleri Billy Markus ve Jackson Palmer, Litecoin ve Bitcoin’in açık kaynak kodlarını temel alarak Dogecoin’i geliştirdiler. Dogecoin’in ilham kaynağı ise “Doge” adlı Shiba Inu cinsi bir köpeğin internet memesiydi.
Dogecoin nasıl çalışır?
Dogecoin, Bitcoin gibi bir blockchain ağı üzerinde çalışır ancak birkaç temel farklılığa sahiptir. En belirgin fark, Dogecoin’in sınırsız bir arza sahip olmasıdır. Bitcoin’in toplam arzı 21 milyon ile sınırlıyken, Dogecoin sürekli olarak madencilik yoluyla üretilebilir. Bu da Dogecoin’i bir değer saklama aracı olmaktan çıkarıp, daha çok mikro ödemeler için uygun hale getirir. Blok süresi ise Dogecoin’de sadece 1 dakikadır, bu da Bitcoin’e göre işlemlerin çok daha hızlı gerçekleşmesini sağlar.
Dogecoin’in topluluk ve ünlü desteği
Dogecoin, birçok diğer kripto paradan farklı olarak güçlü bir topluluk tarafından desteklenmektedir. Özellikle sosyal medyada Elon Musk gibi ünlü isimlerin Dogecoin hakkında yaptığı paylaşımlar, coinin değerinde büyük dalgalanmalara yol açmıştır. Musk, Dogecoin’i sıklıkla “halkın kripto parası” olarak nitelendirmiş ve Twitter’da attığı mesajlarla fiyatını artırmıştır. Bunun yanı sıra Dogecoin topluluğu, 2014 Kış Olimpiyatları’nda Jamaika’nın bobsled takımına fon sağlamak gibi çeşitli sosyal projelerde aktif rol oynamıştır.
Dogecoin kullanım alanları
Dogecoin, özellikle mikro ödemeler ve bağışlar için yaygın olarak kullanılmaktadır. 2021 yılında NBA takımlarından Dallas Mavericks, bilet ve ürün satışlarında Dogecoin’i bir ödeme yöntemi olarak kabul etmeye başlamıştır. Bunun yanı sıra Dogecoin, bahşiş verme ve küçük çevrimiçi işlemler için oldukça popülerdir. Dogecoin’in işlem ücretleri diğer kripto paralara göre oldukça düşüktür, bu da onu günlük işlemler için cazip kılmaktadır.
Dogecoin cüzdanları ve borsaları
Dogecoin, birçok büyük kripto para borsasında işlem görebilir. Binance, Kraken ve Coinbase gibi büyük borsalarda Dogecoin alınıp satılabilir. Dogecoin, ayrıca kişisel cüzdanlarda saklanabilir. Bu cüzdanlar, kullanıcılara varlıkları üzerinde daha fazla kontrol sağlar ancak aynı zamanda güvenlik ve sorumluluk gerektirir. Borsalarda tutulan Dogecoin‘ler daha erişilebilir olsa da, merkezi olmayan cüzdanlarda saklamak daha güvenli kabul edilir.

Dogecoin’in geleceği
Dogecoin’in geleceği belirsizdir. Onu destekleyen geniş bir topluluğa rağmen, teknik olarak çok fazla yenilik içermemesi ve sınırsız arzı, uzun vadeli bir değer saklama aracı olma ihtimalini düşürmektedir. Bununla birlikte, popülerliği ve hızlı işlem süresi, onun günlük işlemlerde bir ödeme aracı olarak kullanılmasına olanak tanır. Topluluğun devam eden desteği ve yeni kullanım alanlarının gelişimi, Dogecoin’in gelecekteki başarısını belirleyecektir.
Özetlemek gerekirse…
Dogecoin, internet kültüründen doğmuş bir şaka kripto parası olmasına rağmen, zamanla geniş bir topluluk ve kullanım alanı kazanmıştır. Özellikle mikro ödemeler ve bağışlar için cazip olan Dogecoin, sınırsız arzı ve düşük işlem ücretleri ile dikkat çekmektedir. Ancak, uzun vadeli bir değer saklama aracı olmaktan çok, hızlı ve küçük işlemler için uygun bir kripto para olarak konumlanmaktadır.
İçerik hazırlandığı esnada $DOGE ile ilgili finansal bilgilere aşağıdaki görselden ulaşabilirsiniz.

The post Dogecoin (DOGE) nedir? Kapsamlı Bir Bakış first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post USD Coin (USDC) nedir? first appeared on Kripto Bülten.
]]>USD Coin (USDC), dijital para dünyasında “stablecoin” olarak bilinen bir tür kripto para birimidir. Stablecoin’ler, değerlerini fiat paraya (bu durumda Amerikan Doları’na) sabitleyerek, kripto para piyasalarının volatilitesinden korunmayı hedefler. USDC, Circle ve Coinbase‘in ortak girişimi olan Centre Konsorsiyumu tarafından ilk kez piyasaya sürüldü. Ağustos 2023 itibarıyla, Circle, USDC’nin tamamına sahip olma ve yönetim yetkisini üstlendi ve Coinbase, Circle‘da hisse edinme anlaşması yaptı.
USDC, bir Amerikan Doları’nın değeriyle birebir ilişkilidir. Yani, 1 USDC, her zaman 1 Amerikan Doları’na eşdeğer olacak şekilde tasarlanmıştır. Bu değer istikrarı, USDC‘nin diğer kripto paralarla kıyaslandığında büyük bir avantaj sağlar çünkü diğer kripto paralar sıklıkla yüksek volatiliteye sahip olabilir.
USDC, Ethereum blok zinciri üzerinde ERC-20 standardını kullanarak ilk olarak piyasaya sürüldü. Bu standart, dijital paraların güvenilirliğini ve çok yönlülüğünü sağlamak için yaygın olarak kullanılır. Ancak, USDC’nin etkisi zamanla genişleyerek Algorand, Arbitrum, Avalanche, Base, Flow, Hedera, NEAR, Noble, OP Mainnet, Polkadot, Polygon PoS, Solana, Stellar ve TRON gibi 15 farklı blok zincirinde natively kullanılabilir hale gelmiştir.
USDC‘nin en önemli avantajı, kripto para piyasasındaki büyük fiyat dalgalanmalarına karşı bir sığınak sunmasıdır. Kullanıcılar, geniş çaplı piyasa dalgalanmaları sırasında varlıklarını USDC‘ye dönüştürerek, potansiyel kayıplardan korunabilirler.
Ayrıca, USDC, hızlı ve maliyet etkin işlemler sağlar. Ethereum blok zinciri üzerine inşa edildiği için, USDC işlemleri birkaç dakika içinde sonuçlanabilir. Bu, geleneksel bankacılık sistemlerine göre çok daha verimli bir alternatif sunar ve bankacılık hizmetlerine erişim kısıtlı olan bölgelerde kullanıcılar için büyük bir avantaj sağlar.
DeFi (Merkeziyetsiz Finans) alanında da USDC, çeşitli fırsatlar sunar. Kredi verme, yatırım yapma ve ticaret gibi işlemler için kullanılabilir, bu da kullanıcıların kripto para ekosisteminde kalmalarını ve sermayelerini büyütmelerini sağlar. Ayrıca, USDCnin şeffaflığı ve düzenleyici uyumu, güvenilirliğini artıran faktörlerdir. USDC, ABD Doları cinsinden rezervlerle desteklenir ve düzenli olarak denetlenir, bu da kullanıcıların güvenini pekiştirir.
Her ne kadar USDC birçok avantaj sunsa da, belirli riskler ve zorluklarla karşı karşıyadır. İlk risk, düzenleyici değişikliklerin USDC‘nin stabilitesi ve değerini etkileyebilme olasılığıdır. ABD Doları’na bağlı olan ve düzenlenmiş finansal kuruluşlarda tutulan rezervlerle desteklenen USDC, herhangi bir düzenleyici değişiklikten etkilenebilir.
Ayrıca, düzenli denetimlere rağmen, bu denetimlerdeki herhangi bir tutarsızlık ya da hata, kullanıcıların USDC‘ye olan güvenini etkileyebilir. Akıllı sözleşmeler aracılığıyla yönetilen USDC, güvenlik açıkları veya hatalardan etkilenebilir, bu da kötü niyetli kişilerin bu açıkları kullanabilme riskini beraberinde getirir.
Üçüncü taraf hizmetlerine olan bağımlılık da bir diğer risk faktörüdür. Örneğin, bir üçüncü taraf hizmetinin teknik zorluklar yaşaması, USDC işlemlerinin aksamalarına neden olabilir. Ayrıca, USDC‘nin geniş kabul görmüş olmasına rağmen, özellikle dijital finansal hizmetlere erişim kısıtlı olan bölgelerde yaygın benimsenmesi hala bir zorluktur.
USDC, Tether (USDT) ve Binance USD (BUSD) gibi diğer stablecoin’lerle kıyaslandığında bazı belirgin farklılıklar ve benzerlikler gösterir. Tüm bu stablecoin’ler, ABD Doları’na 1:1 oranında bağlıdır ve büyük bir ölçüde kabul görmüşlerdir. Ancak, USDC‘nin öne çıkan özellikleri şunlardır:
USDC, kripto para dünyasında değer istikrarı sağlayan önemli bir araçtır. Hızlı ve düşük maliyetli işlemler, düzenleyici uyumluluk ve geniş blok zinciri desteği gibi avantajlarıyla öne çıkar. Ancak, her stablecoin’de olduğu gibi, düzenleyici değişiklikler, denetim tutarsızlıkları ve teknik riskler gibi zorluklar da vardır. Kullanıcılar için, USDC’nin avantajlarını ve risklerini değerlendirerek, kripto para ekosisteminde nasıl kullanılacağına karar vermek önemlidir.
The post USD Coin (USDC) nedir? first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Bitcoin: Boğa Sezonu ne zaman başlar? first appeared on Kripto Bülten.
]]>2017 yılında yaşanan Boğa Sezonu ve önceki deneyimlerimize binaen çeşitli şartların varlığına işaret etmek istiyorum. Öncelikle market hacminin kademeli artışı en önemli göstergelerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle 2017 Boğa Sezonu’nda yaklaşık 23,8 Milyar Dolarlık günlük BTC hacmi ile bu alanda da zirve yaşanmıştı. An itibariyle Bitcoin hacim olarak yaklaşık 11 Milyar Dolar değerinde işlem görüyor. Bu durum da yaklaşık son bir yılın zirvesi olarak gerçekleşiyor. Hacmin olası artışı trendin yönünü desteklemesi bakımından önem taşımakla birlikte; trendin sürmesi için de önem taşımaktadır.
Bir diğer ve en önemli işaret de fiyatın çeşitli kademelerde tutunması ve hacim artışı ile desteklenmesi. Bu bağlamda ilk dikkat edilmesi gereken değerler sırasıyla; 4,200/4,600/5,499/6,300/7,200/8,800 USD seviyeleridir. Bu bağlamda ilk dikkat edilmesi gereken de BTC fiyatının 4,200 USD seviyesi üzerine çıkabilmesi ve üzerinde tutunabilmesidir. Ardından 4,600 USD seviyesi yeni bir Boğa Sezonu için önem taşıyor. Bu seviyenin üzerinde tutunması ve hacim artışının devam etmesi olası bir yukarı yönlü trendin gerçekleşecek olacağına işaret edecektir.
Bir diğer önemli etken ise kripto paraların adaptasyon sürecinin hızlanması ve günlük hayatın parçası haline gelmesi. Bu durum da yine aynı şekilde major kripto para olan Bitcoin başta olmak üzere, kripto paraların işlevselliğini de ön plana çıkaracağından fiyat yönünde de pozitif bir etki yapacaktır.
En önemli soruların başında ve olası yeni bir Boğa Sezonu için en önemli faktörlerden biri olan yeni para girişi gelmektedir. Zira Bitcoin fiyatının yatay yönde hareketi, yüksek hacme rağmen markete yeni para girişi gerçekleşmediği yorumlarına neden olmaktadır. Yine aynı şekilde olası bir yukarı yönlü sert bir hareketin gerçekleşebilmesi için de markete dışardan sıcak para girişi önem taşımaktadır. Böylelikle yeni zirve söylemleri piyasada yer edinebilecek ve artış beklentisi gerçekleşebilecektir.
Belki de yeni bir trend için farklı bir projeden gelebilecek bir hareket etkili olabilecektir. Bu bağlamda akla ilk gelen coinler ise sırasıyla; Ethereum ve Litecoin olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle Ethereum ana ağı ile ilgili yapılan iyileştirmeler fiyatı üzerinde pozitif etki yaratmaktadır. Bu durum da sektör ile ilgili pozitif algı yaratarak yeni para girişlerini beraberinde getirebilecektir.
Yine aynı şekilde yaklaşan Litecoin Halving‘i de olası bir pozitif hamlenin kapısını aralaması açısından önem taşımaktadır. Özellikle, önceki deneyimler ışığında fiyatın halving’ten etkileneceğini söylemek son derece rasyonel bir anlam ifade ediyor. Tabi bu sürece yaklaşan Bitcoin Halving’ini de eklediğimizde durum çok daha pozitif ve olası bir hal almaya başlıyor.
Sizce yeni bir Boğa Sezonu ne zaman ve hangi şartar altında başlayabilir?
The post Bitcoin: Boğa Sezonu ne zaman başlar? first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Bitcoin “Dijital Altın” olacak first appeared on Kripto Bülten.
]]>Kripto varlıkların sıfırdan ortaya çıktıktan sonra Bitcoin temelinde tasarruf aracı olarak görmek üzere Bitcoin’e karşı ciddi bir yarış içinde olduklarına atıfta bulunan Novogratz;
Periyodik tabloda 118 element olmasına karşın, sadece bir tane altın var. […] Konvansiyonel paranın egemen olduğu bir ortamda Bitcoin, dijital altın olacak. Ne Amerikan Doları ne de Çin Yuan’ı; Bitcoin, geleceğin değer aracı olacak.
Mike Novogratz
Novogratz, Bitcoin’in tekilliğine bir gerekçe sunmamakla birlikte, ilke olarak Blockchain‘in güvenli bir değer değişimi için sağlam bir sistem sunmasına karşın, tüm kripto para birimlerinin maksimum güvenlik potansiyeline dayanması gerekmediğini öne sürdü. Dijital altının aksine, daha az değerli, işlemsel kriptolar daha yüksek verimlilik artışları için güvenliği sağlamak açısından daha iyisini yapabilir.
Bitcoin fiyatının 3.400-3700 USD aralığında hareket ettiği bu günlerin fiyat anlamında dip seviye olduğuna dikkat çekti. Ardından, Bitcoin‘in hızlı bir şekilde yukarı tırmanabileceğini ifade etti. Orta vade fiyat beklentisi olarak da şu anki kur bağlamında %125’lik artışı işaret ederek; 8.000 USD seviyesini paylaştı.
Geçen seneden beri yaşanan geri çekilmenin, ne kadar acı olduğuna değinen Novogratz; yine benzer bir süreç yaşanmayacağına inandığını söyledi. Ardından, insanların mevcut rejim ve sistemlere muhalifliği üzerinden kendine yer edinen kripto paraların artık kurumsal yatırımcı ve şirketlerin eline geçtiğinin altını çizdi.
Novogratz, kurumsal şirketler için de uygun olan yatırım ortamının kademeli bir şekilde oluştuğunu ifade etti. Ardından, sektöre girecek olan kurumsal şirketler ve son durumları hakkında bilgi paylaştı. Albeit şirketinin Amerikan Hükümeti’nin kapalı olmasından dolayı sektöre girişini yavaşlattığını ifade etti. NYSE’nin altında işlem yapacak olan Bakkt platformu ile yatırım devi Fidelity Investment‘in de sektöre adapte olduklarını ve işlemlerine başladığını ifade etti. İşlemlere başlamış olmalarının aktif hizmet verdikleri şeklinde yorumlanmaması gerektiğini not düşmemiz gerekir.
Fidelity Yatırım Şirketi’nin aktif hizmet vermeye hazırlandığı bir süreçte, Coinbase Borsası‘nın da kurumsal yatırımcılara yönelik kripto para saklama hizmeti vermeye başladığının altını çizmemiz gerekir.
The post Bitcoin “Dijital Altın” olacak first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Blockchain Teknolojisi Nasıl Çalışır? first appeared on Kripto Bülten.
]]>Blockchain Teknolojisi her ne kadar günümüzde kripto paralar sayesinde popüler olmuş olsa da geçmişi 1970’lere dayanan eski bir sistemdir. Bu başlık altında günümüz kripto paraları ile işleyen Blockchain Teknolojisini ele alarak inceleyeceğiz.
Teknolojinin esas çalışma prensipleri arasında 3 ana öğe ilk olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu öğeler ise sırasıyla; 1) özel şifre kriptografisi, 2) ortak bir defter (ledger) kullanan dağınık bir ağ yapısının varlığı ve son olarak da 3) bu ağdaki tüm işlemlerin gerçekleşmesini sağlayan sistem: tüm işlemlerin kaydını güvenli bir şekilde tutan kişilerin varlığı.

Bu durumu daha iyi anlatabilmek adına bir örnekle başlamak istiyorum.
Ayşe, Hakkari’de doğup büyüdü ve İstanbul’da üniversite okumaya hak kazandı. Üniversitede başarılı bir öğrencilik geçiren Ayşe, Amerika’da yüksek lisans yapmak üzere kabul aldı. Amerika’ya gittikten sonra paraya ihtiyacı olduğunda babasını aradı. Fakat bir keresinde acil paraya sıkıştı ve babasının banka yolula gönderdiği paranın Ayşe’ye varmasının 1 haftadan uzun sürdüğü için yeni bir yol bulmak durumundaydı. Ayşe, babasına Blockchain ve kripto paralardan bahsetti ve ilgili şu yazıyı okumasını istedi: Blockchain Teknolojisi Nedir?.
Babası da ilk iş olarak ilgili yazıyı okudu ve hemen soğuk cüzdan açtı. Ardından 2 farklı şifre ile karşı karşıya kaldı. Bu şifrelerden ilki public key diye anılan iken diğerinin de private key yani özel şifre olduğunu gördü.
Bunların ne işe yaradığını tekrar Ayşe’ye sordu. Ayşe ise babasına; public key yani genel şifre/adres ile ödeme alabileceğini ve insanlar ile paylaşmasının sorun yaratmayacağını ancak private key olan şifrenin oldukça önemli olduğunu ve hiç kimse ile paylaşmamasını; oldukça korunaklı bir şekilde saklamasını istedi. Çünkü bu şifreyi ele geçirebilen biri olursa tüm kripto paralarını alabilecektir.
Ayşe ardından; Bitcoin Nasıl Alınır? isimli yazıyı babası ile paylaştı. Böylelikle babası artık Bitcoin sahibi olmuş oldu. Ardından, Ayşe babasına public key yani genele açık adresini gönderdi. Babası ise kişiye özel şifresi (private key) ile cüzdanına eriştikten sonra Ayşe’nin adresini ilgili kısma yazdı ve göndermek istediği paraya tekabül eden Bitcoin miktarını gönderdi.
Bu süreç boyunca Ayşe ve babası birbiri ile genel adreslerini paylaşıp kişiye özel şifrelerini paylaşmadılar. Cüzdan açılması dahil, Bitcoin alımı ve gönderimi toplam yarım saat içerisinde çözülmüş oldu. Böylelikle Ayşe parayı hemen alabildi.
Kişiye özel şifre ile genele açık adresin bir araya gelmesi ile birlikte hem Ayşe’nin hem de babasının kişisel dijital imzası Blockchain sisteminde yaratılmış oldu.
Bir şeye sahiplik derecenizin güçlü olması, dijital sahiplik durumunuzun da güvenli olduğu anlamına gelmemektedir. Bu sürecin ağ içerisinde çeşitli süreçlerden geçerek onaylanması gerekir. Blockchain ağında bu durum daha kapsamlı olarak; dağınık bir ağ yapısı ile gerçekleştiğinden güvenlik seviyesi en üst düzeye çıktığı gibi anonimlik de ciddi oranda elde edilmektedir.
Bitcoin ve Ethereum gibi çeşitli Blockchain’lerin en önemli özelliklerinden biri dağınık ağ yapısı sayesinde güvenliği en üst düzeye çıkarmalarıdır. Bu durumu şu şekilde ifade edebiliriz; aynı işlemi izleyen binlerce insanın olduğunu düşünün. Yani; babasının Ayşe’ye gönderdiği Bitcoin binlerce insan tarafından , bir kişinin bu işleme karşı çıkması diğer insanlar tarafından engellenecektir. Haliyle bu işlemin gerçekleşmemesi imkansıza yakındır. Olayı bir de şu açıdan ele alalım: Bitcoin Blockchain’i şu an 100,000 büyük bankanın toplam güvenliğine eş değer bir ağ tarafından korunmaktadır. Bunun yanı sıra Ethereum ağı ise Google ve Facebook dahil çoğu büyük şirketten daha güvenilir bir yapıda (Ethereum Blockchaini anlık: 141,000 GH/S ile korunmakta)

İşlemler, ağa bir hesaptan gönderim yapıldığı yönünde talimatın verilmesi ile başlar. Bu işlemin başlaması da kişinin sahip olduğu özel şifresi ile karşı tarafın sunduğu genel adrese gönderim yapılması ile başlamış olur.
Bu durumda, tüm bilgileri; zaman, miktar, kimlik vs kendinde bulunduran Blok ekosisteme gönderilir. Böylelikle tüm node’lar bu yeni veriyi gözden geçirir ve ağ yapısına uygun olduğunakanaat getirilirse ekosisteme entegre edilmesine izin verir.
Blockchain ile yeni tanışan birinin ilk sorduğu soru insanların niçin bu güvenliği sağlamak üzere bilgisayarlarını feda ettikleri oluyor. Bu durumun cevabı çok basit: kazım/mining. Daha ayrıntılı bilgi için ilgili içeriğe göz atabilirsiniz: Bitcoin mining nasıl çalışır?
Bu soruya en basit haliyle cevap verecek olursak; olay tamamen duygusal: para.
Evet çok doğru. İnsanlar sistemin ayakta kalması için bilgisayar işlemcisinin ve gücünü sunarak karşılığında ödül alır. Bu ödül de parçası olunan Blockchain’e göre değişmekte olup eğer Bitcoin Blockchain’i kullanılıyorsa Bitcoin almak anlamına geliyor.
Yani her node ekosisteme yaptığı katkı ölçüsünde Bitcoin almaya hak kazanır ve bu Bitcoin’leri de nakite dönüştürerek gelir elde edebilmektedir.
Bu ağda yer alan her bir kullanıcı bu yüzden güvenliği sağlamak ister. Güvenliği sağlamak için de işlem zamanı, miktarı gibi çeşitli verileri de kayıt altında tutarlar. Böylelikle, aynı Bitcoin’in 2. kez harcanmasının önüne geçilebilecek.
The post Blockchain Teknolojisi Nasıl Çalışır? first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden 6 banka dijital para projesinde birleşti! first appeared on Kripto Bülten.
]]>Hatırlanacağı üzere Aralık 2018’de iki ülkenin dijital para ile para transferlerinin gerçekleştirilmesi ile ilgili demeçleri olmuştu. Bu süreç bir müddettir sessiz bir şekilde yürütüldü. Suudi Arabistan Parasal Yetki Kurumu (SAMA) da dijital para kullanımının önemine dikkat çekmişti.
Bugün itibariyle paylaşılan haberler de göstermektedir ki; önümüzdeki 12 ay içerisinde 6 bankanın bankalar arası dijital para temelli transfer gerçekleştirebilmek üzere proje geliştirmeyi tamamlamayı planlamaktadır.
Geçtiğimiz ay her iki ülkenin ortak kripto para geliştirme fikri ile ilgili de basın açıklaması yapılmıştı. Her iki ülkenin öncelikli amacının Blockchain teknolojisini anlamak ve en iyi düzeyde faydalanmak olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda daha sansasyonel projelerin geliştirilebileceğini düşünüyorum.
Daha önce 2018 yılında da yine BAE’den ülkenin Blockchain cenneti yapılmak istendiği şeklinde de çeşitli açıklamalar gelmişti.
Dubai’nin de yine aynı şekilde BAE ulusal parası olan Dirhem kuruna sabitlendirilmiş dijital para geliştirme fikri de paylaşılmıştı.
Son gelişmeler göstermektedir ki; Blockchain Teknolojisi devletler tarafından daha somut kullanılmaya başlanacaktır. Özellikle geçtiğimiz Aralık ayında G-20 devletlerinin paylaştıkları notlardan birinin de Blockchain ve kripto para ilişkili olduğunu göz önünde tuttuğumuzda teknolojinin adaptasyonu ile ilgili daha fazla ilişkili haber göreceğimizi düşünüyorum.
The post Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden 6 banka dijital para projesinde birleşti! first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Bitcoin ETF’leri yatırımcı çekebilir mi? first appeared on Kripto Bülten.
]]>Kurumsal Yatırımcılar
Değer yönetimi firması Bitwise 150 finansal danışmanın katıldığı bir anket düzenledi. Katılımcılara müşterilerinin portfolyolarına Bitcoin’i eklemeyi tercih edip/etmeyecekleri soruldu, %54’ü daha iyi düzenlemeler altında olumlu yanıt verirken, %35’i ETF’lerin başlamasından sonra ekleyebileceğini belirtti.
Bitcoin değeri 2018 boyunca %75’in üzerinde değer kaybetti. Düşüş sırasında birçok bireysel yatırımcı piyasadan kaçtı. Geriye sadece kripto paraları erken benimseyenler ve kripto para alanında yer alan kurumlar kaldı. Şu anda düşük fiyattan alınmayı bekleyen kripto paralar, yeterli alıcı ile buluşamıyor. Bu sırada yüksek profilli yatırımcılar kriptolar ve geleneksel finans arasındaki boşluğu doldurmaya başladı. CBOE ve CME Bitcoin vadeli işlemlerine başladı. Fidelity kripto para gözetimi başlattı, ICE destekli Bakkt duyuruldu. Kurumlar yükselişe geçmişken Bitcoin ETF’lerinin de onaylanması kripto para dünyasının gidişatını değiştirebilir ve değişimden korkan yatırımcıları kripto paralara çekebilir.
Bitcoin ETF Başvuruları
Şu anda VanEck ve Bitwise tarafından yapılan ETF başvuruları ABD Menkul Kıymetler Ve Borsalar Komisyonu SEC tarafından inceleniyor. SEC’in VanEck başvuru sonucunu 27 Şubat’ta açıklaması bekleniyor. Devam eden ABD hükümeti durdurmasından sonra SEC çalışanlarının çoğunun işine ara verildi, Bitwise’a göre tam anlamıyla bir denetlemenin yapılması şu anda mümkün değil. Yine de Bitwise iyimserliğini koruyor ve her geçöen gün düzenleme netliğine doğru ilerlendiğini belirtiyor.
Diğer yandan Avukat Jake Chervinsky’e göre SEC’in karar günlerini ertelemesi söz konusu değil. Ayrıca erteleme yerine otomatik onaylama da mümkün değil. Chervinsky erteleme olacağını düşünmüyor ve eğer ret kararı çıkacaksa bunu SEC’in sadece tek bir sayfa duyuruyla yapabileceğini ifade ediyor.
The post Bitcoin ETF’leri yatırımcı çekebilir mi? first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Bitcoin’e rakip mi geliyor? first appeared on Kripto Bülten.
]]>Böyle bir hedef kripto para dünyası için oldukça uzak görünen bir hedef. Zira halihazırda Bitcoin saniyede ortalama 3.3 ila 7 işlem; Ethereum ise ortalama 10 ila 30 arasında bir işlem gerçekleştiriyor. Bahsi edilen bu rakam aynı zamanda ortalama olarak saniyede yaklaşık 1.700 işlem gerçekleştiren merkezi bir ağ olan Visa’dan daha hızlı. Dolayısıyla böyle bir hedefin çok büyük olduğu görülüyor.
Bitcoin’in Performansı Sınırlı
Çalışmayı yürüten profesörlere göre Bitcoin’in saniyede binlerce işlemi yapabilmesi kesinlikle mümkün değil. Zira Bitcoin’in performansı ve ölçeklenebilirliği yerleşik kısıtlamalar nedeniyle sınırlandırılmış vaziyette.
Unit-e, 2019 yılının üçüncü veya dördüncü çeyreğinde piyasaya sürülecek. Araştırmacı Pramod Viswanath’a göre, gelecekte grup akıllı sözleşmelere de yer verecek. Viswanath, Bloomberg’e yaptığı açıklamada “Bitcoin bize dağıtılmış güven sisteminin mümkün olduğunu ancak bunun gerçekten dünya çapında günlük para kazandıracak bir boyutta ölçeklendirilmediğini gösteriyor” ifadesini kullanıyor. Viswanath, “İnsan yaşamını değiştirecek çığır açan bir buluş fakat teknoloji yükseltilemediği sürece gerçekleşmeyecek bir buluş” ifadesini de ekliyor.
Pantera Capital’in ortak yatırım sorumlusu Joey Krug, Bitcoin ile ilgili olarak Bloomberg’e şunları söylüyor: “Eğer nispeten yakın bir zamanda ölçeklenmezse, iyi olan ama pratikte işe yaramayan fikirlere dönüşebilecek bir şeyin uç noktasındayız. Bu duruma örnek olarak internetten çok 3D baskısı örneğini verebiliriz. ”
The post Bitcoin’e rakip mi geliyor? first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Bitcoin first appeared on Kripto Bülten.
]]>Rehber:
Bitcoin İşlemleri Nasıl Gerçekleşir?
The post Bitcoin first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Bitcoin Nedir? first appeared on Kripto Bülten.
]]>Bitcoin (coin/token): Bitcoin, kişiden kişiye para transferini mümkün kılan ve bu doğrultuda bir kodun kendisinden ibaret olan dijital bir kişisel paradır. Kişiye özgü olmasını da barındırdığı kodun yapısı gereği sizlere aitlik sunmasından gelmektedir.
Bitcoin (Protokol): Bu kısmı çok sade ve sıfır bilgi ile anlaşılmaya müsait bir şekilde ele alacağım. En basit tabirle; Büyük ana bir defter düşünün, ve bu defterde de Bitcoin kayıtları ve cüzdanlarının bakiyelerinin kaydedildiğini düşünün, ve bu defterin zarar görmemesi adına birden fazla kişiye dağıtılması da protokol dediğimiz Bitcoin’in çıkmasını sağlıyor. Yani, Bitcoin coin/token’ının ana defterde kayıt edilmesi için dağınık ağlarla muhafaza etmesine olanak tanıyan şeydir.

Sistemin ana amacı aracı yani merkezi diğer bir ifade ile banka ve benzeri resmi kurumları saf dışı ederek kişiden dişiye para göndermeyi mümkün kılmaktır. Bitcoin elektonik bir şekilde üretildiği gibi, elektronik bir şekilde de muhafaza edilmektedir. Lidyalılardan günümüze dek kullandığımız geleneksel para gibi basılmaz ve üretimi de tamamen bilgisayar gücüne bağlıdır.
Kim Buldu?
Bitcoin ilk olarak 2008 senesinde Satoshi Nakamoto isminde bir şahıs tarafından tamamen dijital bir şekilde ve banka gibi merkezi otorite ve kurumların devreden çıkarılarak kişiden kişiye ödeme yöntemi için bulmuştur. Günümüzde ise Satoshi Nakamoto isimli geliştiricinin kim olduğu ise bilinmemektedir.
Kağıt/Madeni Para ile arasında fark var mı?
İnsanların genelde gözden kaçırdığı önemli bir detay. Evet vardır; hem de çok önemli açılardan farklılaşır.
1) Bitcoin, geleneksel paralar gibi merkezi bir yapıda değildir. Yani, arkasında herhangi bir vakıf, şahıs ya da devlet olmaksızın birbirinden bağımsız gönüllü insanların/yazılımcı/coder bir şekilde ayakta tuttuğu ve bakımlarını üstlendiği bir değerdir.
2) Sınırlı üretime sahip olması şüphesiz onu diğer geleneksel paralardan ayıran diğer önemli bir özelliğidir. Zira günümüz devletleri karşılığı olmayan para basmak konusunda son derece rahat olmasına karşın, Bitcoin sadece 21 Milyon adet ile sınırlandırılmıştır.
3) Anonimlik ise diğer önemli farkıdır. Burdaki anonimlikten kastımız %100 anonimlik değil fakat geleneksel bankacılıkta yapılan para transferleri için kimlik ibrazı olduğunu göz önünde tuttuğumuzda Bitcoin için böyle bir gereksinimin olmadığını vurgulayabiliriz. Yani, herhangi bir transfer için kimlik doğrulaması yapmanızın gerekmediği gibi alıcı ve gönderici bir diğerinin gerçekte kim olduğunu bile bilmek zorunda değil.
4) Geri Döndürülemezlik, Bitcoin için diğer önemli bir farktır. Geçenlerde gördüğümüz en son dolandırma yöntemlerinden birinin para transferi yapan şahsın bankası ile irtiabata geçip birkaç saat sonrasında işlemi iptal ettirip parayı hesabına geri transfer ettirebildiğini göz önünde bulunduracaksak, aynı şeyin Bitcoin için geçerli olmadığının altını çizmeliyiz. Yani Bitcoin transferlerinin geri dönüşü hiçbir şekilde yoktur. Çünkü transferi teyit eden aracı bir üst kurum yoktur.
5) Bölünebilme. Bir Bitcoin transferi gerçekleştirmek istediğinizde 100 milyon parçaya bölebiliyorsunuz. Bu da yine geleneksel para ile arasındaki diğer önemli ayrım.
Bitcoin ile ilgili daha ayrıntılı bilgi için önümüzdeki süreçte orijinal Bitcoin WhitePaper’ını bu siteden Türkçe olarak okuyabileceksiniz.
The post Bitcoin Nedir? first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Bitcoin Nasıl Alınır? first appeared on Kripto Bülten.
]]>Bitcoin alım ile ilgili birden fazla yöntem mevcut. Bunlardan en çok tercih edileni bir borsa ya da aracı kurum üzerinden kredi/debit kartları ile yapılan alımlardır. Diğer önemli alım şekli ise fiziki olarak bir şahıstan yapılan alımdır. Satın alma ile ilgili ihtiyaç olunacak diğer bilgiler;
Şu ana dek ilgili bölüm hakkında diyebileceklerim bunlar. Daha fazla bilgi için diğer başlıklar okunmalı ve bu paylaşılan verilerin tek seçenek olmadığı göz önünde bulundurulup kişisel araştırma yaptıktan sonra tercih yapılması gerektiği; bu paylaşılan bilginin yatırım danışmanlığı kapsamında değerlendirilemeyeceğini ifade etmek isterim.
The post Bitcoin Nasıl Alınır? first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Bitcoin Nasıl Satılır? first appeared on Kripto Bülten.
]]>Bu noktada karşımıza çıkan ilk seçeneklerden biri ATM‘lerdir.
Kripto para piyasalarının hareketlenmesi ve müşteri (alıcı-satıcı) sayısındaki artış nedeniyle çoğu yatırımcı için iyi bir gelir kapısına dönüştü. Bu da çeşitli girişimlerin yapılmasını sağladı. Dolayısıyla artık bazı noktalarda Kripto Para ATM’leri görmek mümkün. Bu ATM’lerden kripto paralarınızı rahatça satabilirsiniz.

Kripto para satmak için günümüzde en iyi ve basit yöntemlerin başında borsa üzerinden alıcı ile buluşup eldeki kripto paraları satmak gelmektedir. Zira, çeşitli borsaların sahip olduğu işlem hacminin yoğunluğu sayesinde çok kısa sürede ve düşük makas olmasının faydasıyla satım işlemini gerçekleştirebilirsiniz.
Yatırım miktarınızın miktarına göre herkese hitap eden ya da büyük müşterilere hizmet veren borsaları tercih edebilirsiniz. Bu doğrultuda Coinbase ve Gemini borsaları sadece büyük yatırımcı ile çalıştığından -ayrıca şu an için Türkiye hizmetleri aktif değil) bu platformlar üzerinden işlem yapamayabilirsiniz. Fakat bir önceki yazıda değindiğimiz borsaları araştırabilir ve uygun görürseniz tercih edebilirsiniz. Mesela Binance ve Binance JE borsalarını hem işlem hacmi hem de güvenlik noktasındaki sağlamlıklarına bianen işlem yaparken kullanabileceğiniz borsalar.
ShapeShift de yine Bitcoin’inizi çeşitli coinler ile takas etmenize olanak tanıyan bir diğer platform olarak karşımıza çıkmaktadır. Yine DEX borsalarından IDEX borsası da kendi cüzdanınız ile işlem yapmanıza olanak tanıması açısından son derece önemlidir.
Bu seçenekler haricinde online sitelerde ilan verebilir ve aynı şehirde yaşayan diğer insanlarla alım-satım yolunu tercih edebilirsiniz. Ya da ailenizden birileri Bitcoin ile ilgileniyorsa onlara satmayı deneyebilirsiniz.
Şu ana dek ilgili bölüm hakkında diyebileceklerim bunlar. Daha fazla bilgi için diğer başlıklar okunmalı ve bu paylaşılan verilerin tek seçenek olmadığı göz önünde bulundurulup kişisel araştırma yapıldıktan sonra tercih yapılması gerektiği; bu paylaşılan bilginin yatırım danışmanlığı kapsamında değerlendirilemeyeceğini ifade etmek isterim.
The post Bitcoin Nasıl Satılır? first appeared on Kripto Bülten.
]]>