amp domain was triggered too early. This is usually an indicator for some code in the plugin or theme running too early. Translations should be loaded at the init action or later. Please see Debugging in WordPress for more information. (This message was added in version 6.7.0.) in /home/u814201603/domains/kriptobulten.online/public_html/wp-includes/functions.php on line 6170The post Küresel Stablecoin Regülasyonlarında Son Durum: Ülkelerin Adımları ve Merkez Bankalarının Yaklaşımları first appeared on Kripto Bülten.
]]>Güney Kore Merkez Bankası (Bank of Korea, BOK), stablecoin düzenlemeleri konusunda proaktif bir tutum sergiliyor. Banka, stablecoin yasalarının geliştirilmesine aktif katkı sağlayacağını ve bu alandaki yasal çalışmalara dahil olacağını duyurdu. Bu hamle, stablecoin’lerin ülke finans sistemine potansiyel etkilerine dair BOK’un artan endişelerini yansıtıyor. Nitekim BOK’un 2024 Ödeme ve Mutabakat Sistemleri raporunda, stablecoin’lerin hızla büyüyen etkisine dikkat çekilerek, geniş kabul görmeleri halinde parasal istikrarı bozma riski taşıdıkları vurgulandı. Özellikle, stablecoin kullanımının yaygınlaşması durumunda merkez bankasının para politikası kontrolünün zayıflayabileceği ve finansal sistemde bankacılık dışı bir para arzı oluşabileceği belirtiliyor.
BOK, bu riskleri yönetebilmek için stablecoin’lerin ayrı bir yasal çerçevede ele alınması gerektiği görüşünde. Raporda, stablecoin ihraççılarının asgari sermaye yeterliliği ve kaliteli rezerv varlıklar bulundurma zorunluluğu gibi düzenleyici önlemler öneriliyor. Ayrıca kripto varlık hizmeti sunan işletmelerin merkez bankasına kayıt olması ve düzenli denetime tabi tutulması gerektiği ifade edildi. Güney Kore Merkez Bankası’nın bu proaktif yaklaşımı, Terra-LUNA çöküşü gibi olayların ardından stablecoin’lere yönelik küresel endişelerin ülke perspektifine yansıması olarak da değerlendirilebilir. Sonuç olarak BOK, yenilikleri tamamen engellemek yerine stablecoin inovasyonunun kontrollü ve güvenli bir şekilde ilerlemesini sağlamaya odaklanmış durumda.
Güney Kore, 2023’te yürürlüğe giren Sanal Varlık Kullanıcıları Koruma Yasası ile ilk aşama kripto düzenlemelerini başlatmıştı. Şimdi ise ülke, ikinci aşama düzenlemeler için kolları sıvadı ve bu sefer odağın merkezinde stablecoin’ler yer alıyor. Finansal Hizmetler Komisyonu (FSC), 2025 yılının ikinci yarısına kadar tamamlanması hedeflenen bu ikinci düzenleme paketi kapsamında stablecoin’lere özel hükümler hazırlamaya başladı. FSC Başkan Yardımcısı Kim So-young, küresel kripto piyasasındaki “iyimserlik ve belirsizliğin bir arada yaşandığı hızlı değişim” ortamına dikkat çekerek, Güney Kore’nin de yatırımcı korumasını güçlendirmek ve belirsizlikleri azaltmak için düzenleyici çabalarını hızlandırdığını belirtti.
İkinci aşama mevzuat kapsamında stablecoin’lerin yasal tanımı ve sınıflandırılması netleştirilecek. Bu sayede hangi tür stablecoin’lerin hangi düzenleyici kurumun denetimine gireceği ve menkul kıymet mi, ödeme aracı mı yoksa ayrı bir dijital varlık sınıfı mı sayılacağı kanunda tarif edilecek. Hükümet, stablecoin’lerin yanı sıra kripto borsaları ve piyasa yapısına dair kuralları da bu pakete dahil etmeyi planlıyor. Yerel basına göre FSC, diğer devlet kurumlarıyla birlikte çalışarak 2025 ortasına dek taslağı bitirmeyi ve bu yeni yasayı yıl sonunda meclise sunmayı amaçlıyor. Güney Kore’nin bu adımı, uluslararası düzenlemelere paralel biçimde stablecoin piyasasına çerçeve çizerek hem yeniliği teşvik etme hem de olası riskleri kontrol altına alma çabasının bir parçası. Özünde, ikinci aşama düzenlemeler stablecoin’leri mercek altına alarak yasal statülerini sağlamlaştıracak ve piyasanın ihtiyaç duyduğu netliği sağlayacak.
Amerika Birleşik Devletleri, 2025 itibarıyla stablecoin regülasyonlarında önemli bir ivme yakalamış görünüyor. Kongre’de ilk kez kapsamlı bir stablecoin yasası çıkarılmasına yönelik çift kanatlı bir hareket söz konusu: Hem Senato Bankacılık Komitesi hem de Temsilciler Meclisi Finansal Hizmetler Komitesi, stablecoin’ler için düzenleyici çerçeve oluşturacak tasarıları komisyon düzeyinde onayladılar. Bu gelişme, stablecoin’lerin yasal statüsünü belirsizlikten kurtarıp “ödeme stablecoin” olarak tanımlanmış özel bir kategori altında federal denetime tabi tutmayı amaçlayan iki ayrı yasa tasarısının ilerlediğini gösteriyor. Söz konusu tasarılar, stablecoin ihraççılarının rezerv standartlarından kullanıcı haklarına kadar pek çok konuyu ele alarak, ABD’de ilk defa stablecoin’ler için ulusal düzeyde bir kural seti oluşturmayı hedefliyor.
Düzenleyici cephedeki bu olumlu havaya, üst düzey yetkililerden gelen teşvik edici açıklamalar da eşlik ediyor. Özellikle 2025 yılında göreve başlayan yeni yönetim, stablecoin yasasını bir an önce hayata geçirme isteğini dile getirdi. Beyaz Saray danışmanları, Kongre’den 2025 yazına kadar stablecoin mevzuatını geçirmesini beklediklerini açıkladı. Bu siyasi irade, stablecoin’lerin finansal sistemde düzenlenmiş şekilde yer almasına verilen önemin altını çiziyor.
ABD Merkez Bankası (Fed) kanadında da stablecoin’lere dair nispeten yapıcı bir ton dikkat çekiyor. Fed Guvernörü Christopher Waller, Nisan 2025’te yaptığı bir konuşmada stablecoin’lerin ödeme sistemine fayda sağlayabileceğini belirterek, “Stablecoin’ler iyi düzenlenirse ödemelerde hız, rekabet ve verimlilik getirebilir; ben şahsen stablecoin konusunda iyimserim” ifadelerini kullandı. Waller’ın “uzun yıllardır stablecoin’lerin ödeme sistemine katkısını savunduğunu” söylemesi, Fed içinde bile stablecoin’lerin tamamen olumsuz görülmediğini ortaya koyuyor. Bununla birlikte, Fed yetkilileri stablecoin arzının kontrolsüz büyümesi halinde bankacılık sistemine etkileri konusunda temkinli olmayı sürdürüyorlar. Yine de genel tablo, ABD’de 2025 yılında stablecoin’lerin finansal mimariye entegre edilmesi yönünde olumlu bir yaklaşım ve somut adımların öne çıktığını gösteriyor.
Batı yaptırımlarının ekonomik etkileriyle karşı karşıya kalan Rusya, stablecoin’leri uluslararası ödemelerde kullanma yönünde stratejik bir yaklaşım benimsiyor. Özellikle Tether (USDT) gibi yaygın stablecoin’lere getirilen kısıtlamalar sonrası Moskova yönetimi, yerli ve devlet destekli bir stablecoin geliştirme fikrini gündemine aldı. 2023 yılında Tether’ın, kara para aklama gerekçesiyle yaptırım listesinde olan Rus kripto borsası Garantex’in cüzdanlarını dondurması sonucu yaklaşık 2,5 milyar ruble (30 milyon dolar) değerindeki işlem bloke olmuştu. Bu olay, Rus şirketlerinin sınır ötesi ticarette USDT’ye ne denli bağımlı olduğunu ve yabancı stablecoin altyapısına bel bağlamanın ülke ekonomisi için risk oluşturduğunu gözler önüne serdi.
Bunun üzerine Rusya Maliye Bakanlığı, ulusal bir sabit kripto para (stablecoin) projesine destek verdiğini açıkladı. Maliye yetkilileri, geliştirilecek stablecoin’in Amerikan dolarına değil de Çin yuanı ya da Rus rublesi gibi alternatif bir para birimine endekslenebileceğini belirterek, dijital paranın Batı kontrolündeki finansal sistemlere karşı bir tampon işlevi göreceğini vurguladılar. Bu adım, Rusya’nın parasal egemenliğini güçlendirme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Nitekim Rusya Merkez Bankası kripto paralara temkinli yaklaşsa da, sınır ötesi işlemlerde dijital varlık kullanımını sınırlı ölçekte de olsa kabul etmiş durumda; halihazırda bazı Rus şirketleri pilot uygulamalar kapsamında uluslararası ödemelerde dijital varlıkları test ediyor.
Diğer yandan, Rusya kendi merkez bankası dijital parası (CBDC) olan dijital ruble projesini de hızlandırdı. Rusya Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, Kasım 2023’te yaptığı açıklamada dijital ruble pilot programını 2024’te genişletmeyi planladıklarını belirtti ve “teknolojik olarak sistemlerimiz diğer ülkelerin sistemleriyle etkileşime hazır, bazı ülkelerle istişareler yürütüyoruz” diyerek dijital ruble ile uluslararası entegrasyon için görüşmelerin sürdüğünü ifade etti. Bu kapsamda 2025 yılında dijital rublenin hem ülke içinde yaygın kullanımına geçilmesi hem de dost ülkelerle CBDC altyapılarının karşılıklı uyumunun sağlanması hedefleniyor. Rusya’nın yaklaşımında, bir yandan kendi stablecoin veya dijital tokenini çıkararak dolar hegemonyasını azaltmak, diğer yandan dijital ruble ile merkezi otoritenin kontrolünde bir dijital ödeme ağı kurmak gibi iki yönlü bir strateji göze çarpıyor. Sonuç olarak, Rusya sınır ötesi ödemelerde stablecoin kullanımını jeopolitik bir araç olarak değerlendirirken, dijital ruble ile de bu vizyonu destekleyen kurumsal bir altyapı inşa etmeye çalışıyor.
Stablecoin’lere ilişkin düzenleyici iyileştirmeler sadece yukarıda bahsedilen ülkelerle sınırlı değil. Küresel finans merkezleri olarak öne çıkan bazı yargı bölgeleri, stablecoin projelerine daha sıcak bir ortam sunan net kurallar ve izin süreçleriyle dikkat çekiyor:
Stablecoin’lerin yükselişi, dünya genelindeki merkez bankalarını para politikası ve finansal istikrar perspektifinden önemli tartışmalara sevk etti. Pek çok merkez bankası, eğer stablecoin’ler yaygın bir ödeme aracı haline gelirse geleneksel para politikasının etkinliğinin azalabileceği uyarısında bulunuyor. Örneğin, bir ülkenin vatandaşları günlük işlemlerinde yerel para birimi yerine değerini sabit bir yabancı para birimine ya da varlığa endeksli stablecoin kullanmaya başlarsa, o ülkenin merkez bankası dolaşımdaki para arzını ve dolayısıyla faiz oranlarını etkileyerek ekonomiyi yönlendirme konusunda güçlük çekebilir. Bank of England veya Avrupa Merkez Bankası (ECB) gibi otoriteler de stablecoin’lerin kontrolsüz büyümesinin para egemenliğini zedeleyebileceği endişesini dile getirdiler. ECB Başkanı Christine Lagarde daha önce, dijital euro projesinin gerekçelerinden birinin “Euro Bölgesi’nde ödeme araçlarının egemenliğini korumak” olduğunu, aksi halde özel sektör stablecoin’lerinin veya yabancı CBDC’lerin bu alanı doldurabileceğini ifade etmişti. Benzer şekilde, Fed Başkanı Jerome Powell da stablecoin’lerin uygun regülasyon olmadan bankacılık sisteminin dışında dolaşımda olmasının finansal istikrar açısından risk taşıdığını vurgulayarak, bu araçların para piyasası fonlarına benzer sıkı denetim ve rezerv kurallarına tabi tutulması gerektiğini savundu.
Merkez bankalarının bir diğer kaygısı da stablecoin’lerin ani güven kayıplarında yaratabileceği kırılganlıklar. Düzenlenmemiş stablecoin’lerde, ihraççının vaat ettiği 1:1 değeri koruyamaması halinde toplu satış (bank run) riski bulunuyor. Özellikle teminatlandırılmamış veya şeffaf olmayan rezerv yapısına sahip stablecoin’ler, kullanıcıların panikle aynı anda paralarını çekmeye çalışması durumunda çözülme yaşayabilir ve bu da hem kripto piyasalarında hem de bağlantılı oldukları ölçüde geleneksel finans piyasalarında dalgalanma yaratabilir. Bu nedenle Finansal İstikrar Kurulu (FSB) ve Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS) gibi uluslararası kuruluşlar, stablecoin’lerin bankalar ve ödeme sistemleriyle aynı risk standartlarına tabi olmasını tavsiye eden raporlar yayınladılar. Örneğin, Temmuz 2023’te FSB, küresel stablecoin’lere yönelik düzenleyici tavsiyelerini açıklayarak, stablecoin ihraççılarının her an tam itfa taleplerini karşılayacak rezervleri tutmasını ve etkili risk yönetim prosedürlerine sahip olmasını önerdi. Merkez bankaları da bu doğrultuda kendi ülkelerinde stablecoin’leri denetim altına almak istiyor: Bunu yaparken de kimi zaman stablecoin’lerin mevcut ödeme sistemlerine entegrasyonunu kolaylaştırıcı, kimi zamansa kullanımını sınırlayıcı tedbirler gündeme gelebiliyor. Sonuç olarak, merkez bankaları stablecoin’lere ne tamamen karşı çıkıyor ne de kayıtsız kalıyor; bunun yerine dengeli bir yaklaşım peşindeler: Yenilikçi ödeme araçlarının faydalarını değerlendirirken, bir yandan da parasal kontrolü ve finansal istikrarı koruyacak düzenleyici zemin oluşturma çabasındalar.
Stablecoin’lerin ortaya çıkışı, geleneksel finans sistemi ile yeni dijital finans dünyası arasında bir köprü işlevi görmeye başladı. Önceleri sadece kripto para borsalarında değer saklama veya alım satım kolaylığı için kullanılan stablecoin’ler, artık uluslararası ödemelerden havalelere, kurumsal finans yönetiminden e-ticarete pek çok alanda potansiyel bir ödeme aracı olarak görülüyor. Örneğin, dünya çapındaki kredi kartı devlerinden Visa, sınır ötesi ödemelerde hız ve maliyet avantajı sağlamak amacıyla USD Coin (USDC) stablecoin’ini kendi altyapısında pilot uygulamalarla test ediyor. Visa, 2023’te başlattığı pilot program kapsamında bazı işlemlerin mutabakatını doğrudan blockchain üzerinden USDC ile gerçekleştirdi ve Ethereum yanında Solana gibi yüksek hızlı ağları kullanarak önemli başarı elde etti. Visa’nın kripto departmanı başkanı Cuy Sheffield, USDC ve Solana/Ethereum gibi blokzincir ağlarını kullanarak sınır ötesi ödemelerin hızını artırdıklarını ve müşterilere Visa hazinesinden doğrudan fon gönderip alabilecekleri modern bir seçenek sunduklarını ifade etti. Bu adım, stablecoin’lerin geleneksel ödeme ağlarına entegre olabileceğine ve dev finansal kuruluşların bile stablecoin altyapısını benimsemeye başladığına işaret ediyor.
Bununla birlikte stablecoin’lerin geleneksel bankacılık üzerindeki etkileri de tartışılıyor. Geniş çapta benimsenen stablecoin’ler, bireylerin ve şirketlerin bankalardaki mevduatlarını kısmen stablecoin cüzdanlarına kaydırmasına yol açabilir. Bu durumda bankalar, fon toplama ve kredi verme gibi temel işlevlerinde rekabetle karşılaşabilirler. Bazı uzmanlar, bankaların bu yeni rekabet ortamına uyum sağlamak için kendi stablecoin’lerini veya tokenleştirilmiş mevduat ürünlerini geliştirebileceğini öngörüyor. Nitekim JPMorgan gibi büyük bankalar, JPM Coin adını verdikleri ve dolar bazlı transferlerde kullanılan dahili stablecoin’lerini halihazırda işletiyor. Bu tür gelişmeler, stablecoin’lerin geleneksel finansal sistemle etkileşiminin çift yönlü olduğunu gösteriyor: Bir yandan stablecoin şirketleri banka benzeri hizmetlere soyunurken, diğer yandan bankalar da stablecoin teknolojisini benimseyerek inovasyona dahil oluyor.
Stablecoin’lerin merkez bankası dijital paraları (CBDC) ile ilişkisi ise son derece ilgi çekici ve geleceği şekillendirecek nitelikte. CBDC’ler, doğrudan merkez bankası tarafından çıkarılan dijital fiat paralar olarak stablecoin’lere kamu otoritesi alternatifi sunuyor. Bazı merkez bankaları, CBDC projelerini stablecoin’lerin yarattığı boşluğu dolduracak bir çözüm olarak görüyor. Örneğin, dijital euro veya dijital dolar gündeme gelirken, bu projelerin gerekçelerinden biri de özel sektör stablecoin’lerine karşı güvenilir ve devlet garantili bir seçenek sunmak şeklinde anlatılıyor. Bu bakış açısına göre, eğer merkez bankaları herkesin kullanabileceği dijital parayı (CBDC) piyasaya sürerse, insanlar Tether veya USDC gibi özel stablecoin’lere ihtiyaç duymadan dijital ödemelerini yapabilir ve böylece parasal egemenlik korunmuş olur.
Öte yandan, Singapur gibi bazı ülkeler ise stablecoin’ler ile CBDC’lerin beraber var olabileceğini düşünüyor. MAS, stablecoin regülasyonunu açıklarken “iyi düzenlenmiş stablecoin’ler, merkez bankası dijital paralarının ve tokenleştirilmiş banka mevduatlarının yanında dijital paranın faydalı bir formu olabilir” diyerek bu vizyonu ortaya koydu. Yani stablecoin’ler, CBDC’lerin bulunmadığı alanlarda inovasyonu sürükleyebilir veya belirli niş kullanım durumlarında (örneğin belli platformlarda ya da akıllı sözleşmelerde otomatik ödemeler gibi) CBDC’lerden daha esnek çözümler sunabilir. Gelecekte olası senaryolardan biri, merkez bankalarının temel perakende işlemler için güvenli CBDC’leri sağladığı, stablecoin ihraççılarının ise daha özelleşmiş hizmetlerde veya sınır ötesi ödemelerde CBDC’lerle interoperabilite (uyumluluk) içinde çalıştığı bir ekosistemdir. Nitekim bazı pilot projelerde (örneğin Fransa ve Singapur merkez bankalarının sınır ötesi CBDC–stablecoin denemelerinde) özel sektöre ait stablecoin platformlarının, farklı ülkelerin CBDC’lerini köprüleyebileceği test ediliyor.
Sonuç olarak stablecoin’ler, geleneksel finans sistemi ve yeni dijital ekonomi arasında köprü kurma potansiyeliyle büyük dikkat çekiyor. Dünyanın farklı köşelerindeki düzenlemeler ve merkez bankalarının yaklaşımları incelendiğinde, net bir resim ortaya çıkıyor: Stablecoin’ler ne bütünüyle yasaklanıp ortadan kalkacak kadar göz ardı ediliyor ne de tamamen başıboş bırakılıyor. Aksine, düzenleyici entegrasyon süreci yaşanıyor. Bu süreçte ülkeler kendi şartlarına uygun modeller geliştirerek stablecoin inovasyonunu teşvik etmeye çalışırken, bir yandan da finansal sistemi korumak için gerekli kural setlerini uygulamaya koyuyorlar. Merkez bankaları, stablecoin’lerin sunduğu verimlilik avantajlarını değerlendirirken, aynı zamanda para politikasını ve finansal istikrarı güvence altına almanın yollarını arıyor. Stablecoin’lerin geleneksel ödeme sistemlerine entegrasyonu da hız kazanmış durumda; Visa gibi kuruluşların adımları bunun en somut örneği. Önümüzdeki birkaç yıl içinde, stablecoin’lerin ve CBDC’lerin birlikte şekillendirdiği hibrit bir dijital para ekosistemi görmemiz muhtemel. Bu ekosistemde, yenilik ile risk yönetimi arasındaki dengeyi kurabilen ülkeler ve kurumlar, dijital finansın geleceğinde söz sahibi olacaklar.
Uyarı: Paylaşılan haberler, veri ve grafikler bilgi amaçlı olup yatırım tavsiyesi ya da danışmanlığı kapsamında değerlendirilemez. Bunun yanı sıra haber ve materyallerin al ya da sat yönünde bir telkinde bulunmak gibi bir işlevi ve misyonu da bulunmamaktadır. Kişilerin kişisel araştırma yapmaları kendi sorumlulukları olup, detaylı araştırmanın yatırım öncesi önemli bir şart olduğunu öneririz.
İçerik ve görseller YZ yardımıyla oluşturulmaktadır.
Ayrıca, kripto paraların doğası gereği yüksek risk barındırdığı göz önünde bulundurularak hareket edilmelidir. Risksiz kazanç hiçbir sektörde olmadığı gibi, kripto paralar özelinde de yoktur.
The post Küresel Stablecoin Regülasyonlarında Son Durum: Ülkelerin Adımları ve Merkez Bankalarının Yaklaşımları first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Rusya’dan devrim niteliğinde Bitcoin adımı: Batının hamlesi ne olacak? first appeared on Kripto Bülten.
]]>Rusya, uluslararası yaptırımları aşmak amacıyla gelecek hafta sınır ötesi kripto para ödemelerini denemeye başlayacak. Ancak, bu çabanın başarılı olup olmayacağı konusunda bazı politika ve hukuk uzmanları şüphelerini dile getirdi. Temmuz sonunda kabul edilen ve Başkan Vladimir Putin tarafından hızla onaylanan yasa, kripto paraların Rusya içinde yasal ödeme aracı olarak kullanılmasını yasaklamaya devam ediyor; bunun yerine kripto ile sınır ötesi ödemelere izin veriyor. Yasanın bu tür ödemeleri nasıl mümkün kılacağı belirsizliğini koruyor çünkü düzenleme, bu işlemler için net kurallar sunmuyor. Bunun yerine, Rusya‘nın Merkez Bankası’na “deneysel” bir düzeni denetleme yetkisi veriliyor.
Rusya‘nın ekonomisi, Ukrayna‘ya yönelik işgalinin ardından ABD ve diğer ülkeler tarafından uygulanan yaptırımlardan ağır bir şekilde etkilenmiş durumda. 2022 Şubat’tan bu yana Rusya, ABD, Birleşik Krallık, Avrupa Birliği, Avustralya, Kanada ve Japonya‘dan toplam 16,500 yaptırıma maruz kaldı. Chainalysis’in soruşturma direktörü Valerie Kennedy, Rus hükümetinin bu yasaları geçirmesinin, Rusya’nın Batı yaptırımlarını aşma stratejisinin devamını işaret ettiğini belirtti.
AB, Rusya‘nın toplam döviz rezervlerinin yaklaşık yarısının, yani 300 milyar euro (332 milyar dolar) değerindeki rezervlerin, Rus bankacılık sisteminin varlıklarının %70’inin dondurulduğunu açıkladı. Bazı Rus bankaları, uluslararası bankacılık mesajlaşma sistemi SWIFT‘ten çıkarıldı. SWIFT sistemi aracılığıyla ABD doları ve eurodan kaçınmanın zor olduğunu belirten Kennedy, bunun ikinci dereceden yaptırımlar riski yarattığını ekledi.
Yasa hakkında bazı detaylar, 1 Eylül’de uygulanacak olan yasanın günleri yaklaşırken ortaya çıktı. Yasa, “Rusya Federasyonu’nda dijital para dolaşımı sırasında… özel düzenlemeler… deneysel hukuki rejim programı tarafından belirlenebilir” diyor. Bu rejim hala geliştirilme aşamasında. Merkez Bankası, düzenlemeyi tamamlamadan önce yerel paydaşların önerilerini değerlendirecek. Kick Ecosystem‘in kurucusu ve CEO’su Anti Danilevski, Merkez Bankası’nın önerileri değerlendirip uygulayıp uygulamayacağına karar vereceğini belirtti.
Bloomberg, Rusya’nın ödeme testleri sırasında ruble ve kripto para arasında geçiş yapmak için Ulusal Ödeme Kartı Sistemini kullanmayı planladığını bildirdi. Bu sistem, halihazırda bankalararası ödeme ve diğer işlevler için altyapıya sahip ve Merkez Bankası tarafından tamamen düzenlenmiş durumda. Testler başarılı olursa, Rusya’nın Moskova Borsası ve St. Petersburg Döviz Borsası’na önümüzdeki yıl kripto platformları kurma izni verebileceği belirtildi.
Moskova’daki Özel Hukuk Araştırma Merkezi’nden doçent Ivan Chuprunov, deneysel düzenlemenin “tam parametrelerinin net olmadığını” çünkü henüz yayımlanmadığını söyledi, ancak “Merkez Bankası’nın yakında bazı rehberlik yayınlayacağını” tahmin ediyor. Yasa ayrıca Merkez Bankası’na bu testleri denetlemenin nasıl olacağını her zaman değiştirme yetkisi veriyor. Yasa, “dijital para ile yapılan işlemlerde Federal Kanun’un bazı bölümlerinin hariç tutulabileceğini veya değiştirilebileceğini” belirtiyor.
Yasa, kripto varlıklar veya iş yapacak işletmelere uygulanan kuralları net bir şekilde belirtmiyor çünkü Merkez Bankası, hangi şirketlerin deneyime katılacağını belirleyecek. Yasa, tam olarak ne amaçladığını belirtmemekle birlikte, Rusya‘nın üst düzey yetkilileri son dönemde kripto paraları yaptırımlara karşı bir araç olarak kullanmayı hedeflediklerini dile getirdi. Putin, 17 Temmuz 2024’teki bir ekonomik toplantıda Rusya’nın bu fırsatı kaçırmaması gerektiğini ve kripto için hızlıca bir “hukuki çerçeve” oluşturması gerektiğini belirtti. Yasa tasarısının yazarlarından biri, Rusya’nın kripto paraları “öncelikle yaptırımları aşmak için bir araç” olarak gördüğünü söyledi. Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, bu nedenle kripto konusunda “tavrımızı yumuşattıklarını” belirtti.
Deneysel uygulamanın merkezileştirilmiş belirsizlikleri devam ediyor. Bu düzenleme, Merkez Bankası’na herhangi bir kurulu oluşturma ve seçme yetkisi veren ilk global örnek olarak görülüyor. RAND araştırma kuruluşundan politika araştırmacısı Jim Mignano, Merkez Bankası’na dijital para işlemleri için bir elektronik platform oluşturma ve faaliyetleri izleme yetkisi verilmesinin kontrolün merkezileştirilmesi anlamına geldiğini belirtti.
Yasa, dinamik kural belirleme imkânı sunduğu için, jeopolitik gelişmelerin veya yeni yaptırımların Rusya hükümeti ve Merkez Bankası’nı yasayı zaman zaman değiştirmeye yönlendirebileceğini öngörmek zor. CIS London’ın yönetici ortağı Svetlana London, 18 yıldır Rus hukuku ile ilgilendiğini belirterek, “Deneysel” kelimesini bir yasa taslağında hatırlamadığını ve etiketine bakarak yasanın nasıl çalışacağını anlamanın zor olduğunu söyledi. Danilevski, yasanın Merkez Bankası’na bir deneysel hukuki rejim (ELR) oluşturma yetkisi verdiğini ancak mevcut haliyle ELR’nin “etkili bir şekilde çalışmayacağını” ve “pratik uygulama” için “önemli ölçüde iyileştirilmesi gerektiğini” belirtti.
Yasanın nasıl uygulanacağı konusunda Rusya’nın ne kadar bilgi vereceği de belirsiz. Merkez Bankası Başkanı Nabiullina ile birlikte Moskova’daki etkinlikte bulunan VTB’nin başkanı Andrei Kostin, bu tür yasaların uygulanmasının “devlet sırrı” olması gerektiğini çünkü ABD büyükelçiliğinde birilerinin her ifadeyi not aldığını ve Batı’nın hızlı bir şekilde tepki vermesine izin verdiğini belirtti.
Mignano, Rusya’nın yaptırımları başarılı bir şekilde aşmasının, “daha agresif uygulama önlemleri veya yeni yaptırım türlerini” tetikleyebileceğini söyledi. Bu tehditlerden biri, ikinci dereceden yaptırımlar. Geçen ay yasa geçtikten sonra, Nabiullina Reuters’a, “İkinci dereceden yaptırımların risklerinin arttığını, bunun ithalat ödemelerini zorlaştırdığını ve geniş bir ürün yelpazesini etkilediğini” söyledi. TRM Labs’ın Avrupa, Orta Doğu ve Asya’dan kıdemli politika danışmanı Isabella Chase, “Kripto varlıklar geleneksel finansal sistemin dışında yaşayabilir ve hareket edebilir, ancak bu faaliyetler izlenebilir ve takip edilebilir; bu da Batılı hükümetlerin işlemleri yeni ve yenilikçi yollarla takip etmesine ve soruşturmasına olanak tanır” dedi.
Yasanın amacına rağmen, uzmanlar yabancı ortakların kripto aracılığıyla işlem yapıp yapmayacağı konusunda şüphelerini dile getirdi. Kennedy, kripto piyasalarının böyle bir kaçışı “kitlesel olarak” destekleyecek likiditeye sahip olmadığını, bunun “kripto varlıklarının fiyatlarını çökertmeye” veya “blok zinciri gözlemcilerinin dikkatini çekmeye” yol açabileceğini belirtti. Bu tür bir kaçışın “diğer para aklama biçimleri” gibi görüneceğini, yani küçük miktarlarda kripto varlığın “yavaşça nakde dönüştürme noktalarına” taşınacağını öngördü. Mignano, bu sorunun Rusya’nın “daha fazla çalışma yapmasını” gerektirebileceğini, yani karşı tarafları kripto tabanlı işlemlere katılmaları için “ekonomik veya siyasi teşvikler” sunması gerekebileceğini ifade etti.
The post Rusya’dan devrim niteliğinde Bitcoin adımı: Batının hamlesi ne olacak? first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post İran Merkez Bankası kripto paraları resmen tanıdı! first appeared on Kripto Bülten.
]]>İran Merkez Bankası, dün geç saatlere doğru kripto paralar ile ilgili düzenlemeyi ve hangi çerçevede olacağını resmi websitesi üzerinden “Version o.o” adıyla ilan etti.
Bu tasarının amacı olarak kripto paraların ülke içindeki sınırlarını ve ne şekilde işlevleri olabileceğini belirleyen Merkez Bankası, önümüzdeki süreçte alım-satımına (trading) da onay verileceğinin altını çizdi.

İran Merkez Bankası, bu gelişmeyi bugün (29 Ocak) Tahran’da gerçekleştirilen Elektronik Bankacılık ve Ödeme Sistemleri Konferansı’nda “Blockchain Devrimi” teması altında paylaştı.
Bu gelişmeyle birlikte İran resmi olarak Bitcoin dahil diğer uluslararası kripto paraları tanımış oldu. Bu durumun yanı sıra daha önce de defalarca kez gündeme gelen İran’ın resmi kripto para projesinin de ne denli olası olduğu bir kez daha ortaya çıkmış oldu. Benzer sürecin Ortadoğu’daki diğer devletler için de gerçekleşmesi beklenmekle birlikte bölgesel bir kripto para görüşü de ön plana çıkmış oldu.
Aynı düzenlemede dikkat çeken bir diğer önemli detay ise, Initial Coin Offerings (ICO) dahil tokenlar, kripto para cüzdanları, kripto para borsaları ve kripto para kazımının da resmen legal bir yapıya bürünmüş olmasıdır.
İran Merkez Bankası
Kripto paralar merkezi bir otorite çatısı olmadan, sistemi kullananlara anonimlik sağlayan ve dünyanın her noktasına transfer edilebilen dijital paralardır.
İran’a yönelik Amerika’dan yürütülen yaptırımlar sonrası ülke ekonomisi zor bir sürecin eşiğindeyken böyle bir hale gelmiş olması son derece önemlidir. Özellikle Amerika’nın İran’daki finansal yapıyı baskı altına alması ve uluslararası finans sektörünü tehdit ederek, İran’ı yalnızlaştırmaya çalışması, böyle bir sonucu zorunlu kılmıştır.
Bu yeni tasarı, Nisan ayında kripto paraları yasaklayan kararı da iptal etmesi açısından önem taşımaktadır.

Tasarıdaki en önemli yasaklardan ilki; kripto paraların ülke içinde para yerine kullanılmasının yasak olmasıdır.
Ayrıca vatandaşların, 10.000 Euro’dan fazla yabancı kripto para sahibi olması da yasa ile kısıtlanan bir diğer önemli gelişmedir.
Mevcut yasaklamalara rağmen, İran’da günlük 10 Milyon Dolar değerinde Bitcoin işlemlerinin yapıldığı bilinen bir gerçek.
Ayrıca İran Merkez Bankası, kripto para kazımını resmi olarak gelir elde edilen endüstri alanı olarak tanımladı.
The post İran Merkez Bankası kripto paraları resmen tanıdı! first appeared on Kripto Bülten.
]]>