amp domain was triggered too early. This is usually an indicator for some code in the plugin or theme running too early. Translations should be loaded at the init action or later. Please see Debugging in WordPress for more information. (This message was added in version 6.7.0.) in /home/u814201603/domains/kriptobulten.online/public_html/wp-includes/functions.php on line 6170The post EigenLayer, Kritik ‘Slashing’ Özelliğini Devreye Alarak Ethereum Ekosistemindeki Güvenlik Vaatlerini Tamamladı! first appeared on Kripto Bülten.
]]>EigenLayer, Ethereum ekosisteminin öncü restaking protokolü, 17 Nisan 2025 itibarıyla uzun süredir beklenen “slashing” (cezalandırma) özelliğini ana ağa entegre etti. Bu gelişme, protokolün güvenlik ve hesap verebilirlik hedeflerini tamamlayarak, Ethereum’un paylaşımlı güvenlik modelini önemli ölçüde güçlendirdi.
Slashing, doğrulayıcıların kötü niyetli veya hatalı davranışlarını cezalandırmak için kullanılan bir mekanizmadır. Bu özellik, EigenLayer’ın restaking modelinde, operatörlerin kötü davranışlarını önlemek ve ağın güvenliğini artırmak amacıyla kritik bir rol oynar. Slashing’in devreye alınması, protokolün güvenlik yapısını daha sağlam hale getirerek, kullanıcıların ve geliştiricilerin güvenini pekiştirir.
EigenLayer, şu anda 7 milyar doların üzerinde yeniden stake edilmiş varlığı güvence altına alıyor ve 39 aktif doğrulayıcı hizmeti (AVS) tarafından destekleniyor. Bu hizmetler, veri kullanılabilirliği katmanları, oracle’lar ve köprüler gibi çeşitli uygulamaları kapsıyor. Protokol, Binance ve Renzo gibi stratejik ortaklıklarla büyümesini sürdürüyor ve a16z’den aldığı 100 milyon dolarlık yatırım ile dikkat çekiyor.
EigenLayer, slashing mekanizmasını yeniden tasarlayarak, operatörlerin belirli AVS’lere olan maruziyetini sınırlayabilmesini sağladı. Bu, bir AVS’deki kötü niyetli davranışın diğerlerini etkilemesini önleyerek sistemik riskleri azaltıyor. Ayrıca, her AVS’nin kendine özgü slashing koşulları belirlemesine olanak tanıyan bu yapı, protokolün esnekliğini ve güvenliğini artırıyor.
Slashing özelliğinin devreye girmesiyle, AVS’ler artık kötü niyetli operatörleri cezalandırma yetkisine sahip olacak. Bu, operatörlerin daha dikkatli ve sorumlu davranmasını teşvik ederken, AVS’lerin güvenliğini de artırıyor. Operatörler, belirli AVS’lere özgü slashing koşullarını kabul ederek, bu hizmetleri güvence altına alabilecekler.
EigenLayer’ın slashing özelliğini devreye alması, Ethereum ekosisteminde güvenlik ve hesap verebilirlik açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Bu gelişme, protokolün daha geniş bir benimsenme ve kullanım alanı bulmasına katkı sağlayabilir. Ayrıca, EigenLayer’ın gelecekteki planları arasında, daha fazla AVS entegrasyonu ve kullanıcıların restaking faaliyetlerinden elde ettikleri ödüllerin artırılması yer alıyor.
Uyarı: Paylaşılan haberler, veri ve grafikler bilgi amaçlı olup yatırım tavsiyesi ya da danışmanlığı kapsamında değerlendirilemez. Bunun yanı sıra haber ve materyallerin al ya da sat yönünde bir telkinde bulunmak gibi bir işlevi ve misyonu da bulunmamaktadır. Kişilerin kişisel araştırma yapmaları kendi sorumlulukları olup, detaylı araştırmanın yatırım öncesi önemli bir şart olduğunu öneririz.
İçerik ve görseller YZ yardımıyla oluşturulmaktadır.
Ayrıca, kripto paraların doğası gereği yüksek risk barındırdığı göz önünde bulundurularak hareket edilmelidir. Risksiz kazanç hiçbir sektörde olmadığı gibi, kripto paralar özelinde de yoktur.
The post EigenLayer, Kritik ‘Slashing’ Özelliğini Devreye Alarak Ethereum Ekosistemindeki Güvenlik Vaatlerini Tamamladı! first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Celestia (TIA) Modüler Blockchain Dünyası’nın Yıldızını Yakından Tanıyalım first appeared on Kripto Bülten.
]]>Blok zincir teknolojisi, son yıllarda hızla gelişen ve birçok sektörde devrim yaratan bir alan haline geldi. Ancak, geleneksel blok zincirlerin ölçeklenebilirlik, güvenlik ve merkeziyetsizlik üçgeninde yaşadığı sorunlar, yeni nesil projelerin ortaya çıkmasına neden oldu. Celestia (TIA), bu sorunlara çözüm sunan ve modüler blok zincir mimarisiyle dikkat çeken bir proje. Bu rehberde, Celestia’nın ne olduğunu, nasıl çalıştığını, avantajlarını ve gelecekteki potansiyelini detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.
Celestia, modüler bir blok zincir mimarisi sunan ve geleneksel monolitik blok zincirlerin sınırlamalarını aşmayı hedefleyen bir projedir. Temel olarak, blok zincirlerin veri kullanılabilirliği ve konsensüs mekanizmalarını birbirinden ayırarak daha esnek ve ölçeklenebilir bir yapı sunar. Bu sayede, geliştiriciler kendi blok zincirlerini daha kolay bir şekilde oluşturabilir ve özelleştirebilir.
Celestia’nın yerel tokeni olan TIA, ağın güvenliğini sağlamak ve katılımcıları teşvik etmek için kullanılır. Proje, özellikle rollup teknolojisi ve veri kullanılabilirliği odaklı çözümleriyle öne çıkar.
Celestia, geleneksel blok zincirlerin aksine, işlem yürütme, konsensüs ve veri kullanılabilirliği gibi katmanları birbirinden ayırarak modüler bir yapı sunar. Bu sayede, geliştiriciler sadece ihtiyaç duydukları katmanları kullanarak özelleştirilmiş blok zincirler oluşturabilir.
Celestia’nın en önemli özelliklerinden biri, veri kullanılabilirliği sorununu çözmesidir. Blok zincirlerdeki verilerin herkes tarafından erişilebilir olması, güvenlik ve şeffaflık açısından kritik öneme sahiptir. Celestia, bu sorunu çözmek için özel bir veri kullanılabilirliği katmanı sunar.
Rollup’lar, Ethereum gibi blok zincirlerde ölçeklenebilirlik sorunlarını çözmek için kullanılan bir teknolojidir. Celestia, rollup’lar için optimize edilmiş bir altyapı sunarak, daha hızlı ve daha ucuz işlemlerin gerçekleştirilmesini sağlar.
Celestia, Proof of Stake (PoS) konsensüs mekanizmasını kullanarak ağın güvenliğini sağlar. Ayrıca, merkeziyetsiz bir yapıya sahip olması, ağın daha güvenilir ve dirençli olmasını sağlar.
Celestia’nın çalışma prensibi, temelde üç ana katmana dayanır:
Bu modüler yapı sayesinde, Celestia hem yüksek performans hem de güvenlik sunar.
Celestia’nın yerel tokeni olan TIA, ağın işleyişinde kritik bir rol oynar. TIA tokenleri, aşağıdaki amaçlar için kullanılır:
TIA tokenleri, sınırlı bir arza sahiptir ve deflasyonist bir modele dayanır. Bu da tokenin değerinin zamanla artmasını destekler.
Celestia, modüler blok zincir mimarisiyle blok zincir ekosisteminde önemli bir boşluğu doldurmayı hedefliyor. Özellikle rollup’lar ve diğer Layer 2 çözümleriyle entegre çalışabilmesi, projenin ölçeklenebilirlik sorunlarına kalıcı çözümler sunmasını sağlayabilir.
Ayrıca, Celestia’nın açık kaynaklı ve topluluk odaklı yapısı, projenin hızla benimsenmesine katkıda bulunabilir. Blok zincir teknolojisinin geleceğinde, modüler mimarilerin önemli bir rol oynayacağı düşünüldüğünde, Celestia’nın önümüzdeki yıllarda daha da popüler hale gelmesi bekleniyor.
Blockchain teknolojisi hızla gelişirken, farklı projeler ölçeklenebilirlik, güvenlik ve merkeziyetsizlik gibi konulara farklı yaklaşımlar sunuyor. Ethereum ve Celestia, blockchain yapıları açısından önemli farklılıklar barındırıyor. Bu yazıda, Celestia ve Ethereum’un teknik mimarilerini, ölçeklenebilirlik çözümlerini ve kullanım alanlarını karşılaştıracağız.
Ethereum, akıllı kontratlar ve merkeziyetsiz uygulamalar (DApps) için en popüler blockchain platformlarından biridir. Ethereum’un yapısı monolitiktir, yani blok üretimi, işlem yürütme, veri kullanılabilirliği ve konsensüs katmanları tek bir zincirde bir aradadır.
Celestia, modüler blockchain yaklaşımını benimseyen bir veri kullanılabilirliği (Data Availability – DA) katmanıdır. Celestia’nın en büyük farkı, işlem yürütme ve veri kullanılabilirliğini ayrı katmanlara bölmesidir.
Ethereum’un monolitik yapısı nedeniyle ölçeklenebilirlik konusunda çeşitli sorunları bulunur. Bu yüzden, Layer-2 çözümleri (Optimistic Rollups ve ZK-Rollups gibi) Ethereum’un işlem kapasitesini artırmak için geliştirilmiştir.
Celestia’nın Modüler Ölçeklenebilirlik Yaklaşımı
Celestia, ölçeklenebilirliği artırmak için işlem yürütme ve veri kullanılabilirliği rollerini ayırarak Layer-2 çözümlerini destekler. Celestia’nın Data Availability Sampling (DAS) mekanizması, düğümlerin tüm blockchain’i saklamadan güvenliği sağlamasına olanak tanır.
Celestia’yı kullanarak, projeler kendi özel yürütme katmanlarını oluşturabilir ve Ethereum’a kıyasla daha özelleştirilebilir bir yapı elde edebilirler.
Ethereum, DeFi, NFT’ler, DAO’lar ve Web3 uygulamaları için temel blockchain platformlarından biridir.
Celestia, Layer-2 projeleri, rollup’lar ve yeni blockchain geliştirmek isteyen projeler için uygundur.
Celestia ve Ethereum farklı kullanım amaçlarına hizmet eden blockchain projeleridir:
✅ Ethereum, DeFi ve Web3 ekosistemi için güçlü bir platformdur.
✅ Celestia, ölçeklenebilir Layer-2 ve modüler blockchain çözümleri için idealdir.
Eğer dApp geliştirmek veya mevcut blockchain ekosisteminden faydalanmak istiyorsanız Ethereum daha uygun bir seçimdir. Ancak, yeni bir Layer-2 çözümü veya ölçeklenebilir bir blockchain projesi geliştirmek istiyorsanız, Celestia’nın modüler mimarisi büyük avantaj sağlar.
Celestia (TIA), blok zincir teknolojisinin sınırlarını zorlayan ve modüler bir yaklaşımla ölçeklenebilirlik, güvenlik ve esneklik sorunlarına çözüm sunan yenilikçi bir proje. Özellikle rollup’lar ve veri kullanılabilirliği odaklı çözümleriyle, blok zincir ekosisteminde önemli bir yer edinme potansiyeline sahip. Eğer blok zincir teknolojisine ilgi duyuyorsanız, Celestia’yı yakından takip etmenizi öneririz.
Bu rehber, Celestia (TIA) projesini anlamak isteyenler için kapsamlı bir kaynak niteliğindedir. Projenin güncel gelişmelerini takip etmek ve daha fazla bilgi edinmek için resmi web sitesini ve topluluk kanallarını ziyaret edebilirsiniz.
İçerik hazırlandığı esnada Celestia $TIA ile ilgili finansal bilgilere aşağıdaki görselden ulaşabilirsiniz.

Uyarı: Paylaşılan haberler, veri ve grafikler bilgi amaçlı olup yatırım tavsiyesi ya da danışmanlığı kapsamında değerlendirilemez. Bunun yanı sıra haber ve materyallerin al ya da sat yönünde bir telkinde bulunmak gibi bir işlevi ve misyonu da bulunmamaktadır. Kişilerin kişisel araştırma yapmaları kendi sorumlulukları olup, detaylı araştırmanın yatırım öncesi önemli bir şart olduğunu öneririz.
İçerik ve görseller YZ yardımıyla oluşturulmaktadır.
Ayrıca, kripto paraların doğası gereği yüksek risk barındırdığı göz önünde bulundurularak hareket edilmelidir. Risksiz kazanç hiçbir sektörde olmadığı gibi, kripto paralar özelinde de yoktur.
The post Celestia (TIA) Modüler Blockchain Dünyası’nın Yıldızını Yakından Tanıyalım first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Ağ üzerinde azalan hareketlilik, Ethereum stake gelirlerinde büyük düşüşe neden oldu! first appeared on Kripto Bülten.
]]>Ethereum, kripto para dünyasının en büyük blokzincirlerinden biri olarak merkeziyetsiz uygulamaların, DeFi projelerinin ve NFT ekosisteminin temelini oluşturuyor. Ancak son zamanlarda, Ethereum’da stake edenlerin elde ettiği gelirlerde ciddi bir düşüş gözlemlendi. Özellikle zincir üstü aktivitenin %60’a varan oranda azalması, staker’ların gelirlerini doğrudan etkiliyor. İşte bu düşüşün arkasındaki sebepler ve Ethereum ekosisteminde yaşanan gelişmelerin analizi.
Ethereum’un Proof-of-Stake (PoS) mekanizmasına geçişi, staker’lara (ETH kilitleyen ve ağı güvence altına alan katılımcılar) blok ödülleri ve işlem ücretlerinden pay alma imkanı sunuyor. Ancak son verilere göre, Ethereum’daki günlük stake geliri için 7 günlük hareketli ortalama (7DMA), 12 Eylül 2024’te 5.44 milyon dolara kadar geriledi. Bu rakam, Şubat 2024’ten bu yana en düşük seviyeyi temsil ediyor.
Stake edenlerin gelirleri, genellikle Ethereum ağı üzerindeki işlem hacmi ve ağ etkinliğine bağlı olarak değişiklik gösterir. Daha fazla işlem yapıldığında, staker’lar işlem ücretlerinden daha fazla pay alır ve gelirleri artar. Ancak son zamanlarda, Ethereum ağı üzerinde gerçekleşen işlemler ve zincir üstü hacimler önemli ölçüde azaldı.

Ethereum ağındaki zincir üstü aktivite, özellikle Mart ayında zirve yapmıştı. Ancak bu zirveden sonra, zincir üstü işlem hacmi ve günlük işlem sayıları düşüş trendine girdi. 13 Eylül 2024’te sadece 1.15 milyon işlem gerçekleşti. Bu rakam, yılın en yüksek seviyesine kıyasla %13’lük bir düşüş anlamına geliyor.
Ethereum ağındaki zincir üstü hacim ise daha da dramatik bir düşüş gösterdi. Mart 2024’teki zirveye kıyasla, zincir üstü hacim 2.83 milyar dolar seviyelerine gerileyerek %60 oranında azaldı. Bu düşüş, sadece bir ay öncesine göre %56’lık bir azalma anlamına geliyor. Bu veriler, Ethereum ekosistemindeki kullanıcıların ve yatırımcıların ağa olan ilgisinin ciddi şekilde azaldığını gösteriyor.
Ethereum stake edenlerin gelirlerinin azalması, ağdaki işlem hacmindeki düşüşten kaynaklanıyor. Staker’lar, işlem ücretlerinden kazanç elde ettikleri için, daha az işlem daha düşük gelir anlamına geliyor. Bu durum, Ethereum’un Proof-of-Stake mekanizmasının stakerlar için beklenen gelirleri sağlamada yetersiz kaldığını gösterebilir. Bu nedenle, uzun vadede Ethereum’un kullanıcı tabanını koruyabilmesi ve daha fazla işlem hacmi yaratabilmesi önem taşıyor.
Ethereum’daki bu düşüşün arkasında birçok sebep olabilir. Öncelikle, kripto piyasalarının genelindeki durgunluk ve yatırımcıların risk iştahının azalması, Ethereum gibi büyük blokzincirlerdeki işlem hacimlerini de doğrudan etkiliyor. Ayrıca, alternatif blokzincir platformlarının (örneğin Solana, Avalanche) yükselişi ve kullanıcıların bu platformlara kayması da Ethereum‘un zincir üstü aktivitesini azaltmış olabilir.
Çin‘in ekonomik yavaşlama sinyalleri, küresel belirsizlikler ve ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz oranlarına yönelik kararları da kripto piyasalarında genel bir baskı yaratmış durumda. Bu durum, Ethereum ağında işlem yapan kullanıcıların sayısını ve hacmini düşürmüş olabilir.
Ethereum ağı, uzun vadede büyük potansiyele sahip olsa da, kısa vadede zincir üstü aktivitenin azalmaya devam etmesi stake edenler için zorlayıcı olabilir. Staker’lar, işlem ücretlerinden elde ettikleri gelirlerin düşmesiyle birlikte beklenen getirilerini alamayabilirler. Ancak Ethereum’un gelecekte ağını genişletme ve işlem hacmini artırma yönündeki çalışmaları bu durumu tersine çevirebilir.
Ethereum 2.0’ ile ağın ölçeklenebilirliğini artıracak güncellemelerin tamamlanması, kullanıcı ilgisini yeniden canlandırabilir. Ayrıca DeFi ve NFT projelerinin tekrar popülerlik kazanmasıyla birlikte, ağdaki işlem hacminin ve dolayısıyla stake edenlerin gelirlerinin de artması beklenebilir.
The post Ağ üzerinde azalan hareketlilik, Ethereum stake gelirlerinde büyük düşüşe neden oldu! first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Solana (SOL) Ekosistemi: Kapsamlı Bir Bakış first appeared on Kripto Bülten.
]]>Solana, 2017 yılında kurulan ve yüksek hızda işlem yapabilen bir layer-1 blockchain platformudur. Ethereum ve Bitcoin gibi köklü blok zincirlerinden daha yüksek işlem hacmi ve düşük maliyetler sunarak, merkeziyetsiz uygulamalara (DApp) ölçeklenebilir bir altyapı sağlamayı hedefler. Bu yazıda, Solana’nın tarihçesi, teknolojisi, tokenomikleri ve ekosistemine dair kapsamlı bir inceleme sunulacaktır.
Solana’nın Tarihçesi ve Gelişimi
Solana, Anatoly Yakovenko tarafından kuruldu ve Proof-of-History (PoH) adlı yenilikçi bir zaman kaydı mekanizmasını tanıttı. Bu sistem, ağ üzerindeki olayların sıralı bir dijital kaydını sağlar ve Proof-of-Stake (PoS) ile birleşir. Solana‘nın beta ana ağı Mart 2020’de başlatıldı ve Solana Labs ve Solana Foundation tarafından desteklenmektedir. İlk token satışları ve fonlama etkinlikleri, Solana‘nın gelişimini hızlandırmış ve platformun popülaritesini artırmıştır.
Teknoloji ve Blockchain Mimarisi
Solana, PoH ve PoS konsensüs mekanizmalarının birleşimiyle çalışır. PoH, ağ düğümleri arasında zaman senkronizasyonunu sağlayarak yüksek işlem hacmi ve hızlı blok oluşturma süreleri sunar. Bu mekanizma, ağ düğümlerinin birbirini beklemeden işlem onaylamasına olanak tanır, bu da Solana’yı yüksek verimlilik ve ölçeklenebilirlik açısından ön plana çıkarır.
Solana Kripto Parası ve Tokenomikleri
SOL, Solana ağının yerel kripto parasını temsil eder ve işlem ücretleri, staking ve yönetişim gibi işlevleri vardır. SPL token standardını kullanır ve ağı güvence altına almak için madencilere ve token sahiplerine ödüller sunar. SOL‘in tokenomikleri, ağın güvenliğini sağlamak ve token arzını yönetmek için tasarlanmış bir enflasyon modelini içerir. Yeni SOL tokenleri, ağın ihtiyaçlarına göre yaratılır ve bazı işlem ücretleri yakılır, bu da token arzını kontrol altında tutar.
Ekosistem ve Uygulamalar
Solana, DeFi, NFT ve oyun gibi çeşitli alanlarda birçok uygulama barındırmaktadır. NFT’ler için düşük işlem ücretleri, sanatçılar ve koleksiyoncular için cazip bir seçenek sunar. Magic Eden, SolSea ve Rarible gibi popüler NFT pazar yerleri, Solana’nın NFT ekosisteminde önemli yer tutar. DeFi platformları ise Jupiter ve Raydium gibi çözümler sunarak, kullanıcılara likidite havuzları, getiri çiftçiliği ve daha fazlasını sağlar.
Zorluklar ve Tartışmalar
Solana, ağ kesintileri ve FTX ile olan ilişkileri nedeniyle bazı zorluklarla karşılaşmıştır. FTX’in çöküşü, Solana’nın fiyatında önemli bir düşüşe neden oldu ve platformun geleceği hakkında çeşitli spekülasyonlar ortaya çıktı. Ancak, Solana Labs’ın sürekli yenilik ve dayanıklılığı artırma çabaları, endüstrideki güvenin yeniden tesis edilmesine yardımcı olmuştur.
Yatırım Düşünceleri
Solana, yüksek performansı ve yenilikleriyle yatırımcıların ilgisini çekmektedir. Yüksek işlem hacmi ve düşük maliyetler, Ethereum gibi köklü platformlara alternatif olarak öne çıkmasını sağlar. Yatırım yapmadan önce projenin temellerini ve piyasa koşullarını dikkatlice incelemek önemlidir. Solana’nın gelecekteki gelişmeleri ve ekosistemindeki değişiklikler, yatırımcılar için önemli faktörlerdir.
Sonuç
Solana ekosistemi, teknoloji, uygulamalar ve kullanıcı tabanı açısından dinamik ve hızla gelişen bir alandır. Karşılaştığı zorluklara rağmen, platformun yüksek performansı ve ölçeklenebilirliği, kripto dünyasında önemli bir oyuncu olarak kalmasını sağlar. Solana’nın sunduğu çeşitli fırsatlar ve yenilikler, onu kripto para yatırımcıları ve teknoloji meraklıları için cazip bir seçenek haline getirir.
İçerik hazırlandığı esnada, $SOL fiyatı, işlem hacmi gibi detaylar aşağıdaki görselde yer almaktadır.

The post Solana (SOL) Ekosistemi: Kapsamlı Bir Bakış first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post TON – The Open Network Nedir? first appeared on Kripto Bülten.
]]>Yüksek ölçeklenebilirlik amacıyla tasarlanan The Open Network (TON), benzersiz çoklu blok zinciri mimarisini kullanarak bir sharding mekanizmasıyla blok zincirini daha küçük, daha yönetilebilir segmentlere böldüğü için milyonlarca işlemi saniyede işleyebileceğini iddia ediyor.
Gram (ilk zamanlardaki ismi) olarak bilinen TON‘un başlangıç sürecinde ICO (token satarak fon toplama) düzenleyerek 1.7 milyar dolarlık token satması ilgili SEC ile sorun yaşamıştı. Söz konusu hukuki ve bağlayıcı sorunlar nedeniyle Telegram‘ın projeden resmen ayrılmasına neden oldu ve o zamandan beri TON Vakfı önderliğinde topluluk tarafından yönlendirilen bir ekosistem olarak geliştirilmiş ve benimsenmeye devam edilmiştir.
TON, proof-of-stake (PoS) uzlaşma algoritması kullanır; burada doğrulayıcılar işlemleri doğrulamak ve yeni bloklar oluşturmakla sorumludur ve sahip oldukları $TON miktarına ve söz konusu $TON‘ların ne kadarlık kısmını stake ettiklerine göre ödül alma prensibine dayanır. Bu yöntem, yüksek işlem kapasitesini desteklerken enerji verimliliğini sağlar. Platform ayrıca gelişmiş akıllı sözleşmeleri destekler, bu da geliştiricilere TON blok zinciri üzerinde merkezsiz uygulamalar (dApps) oluşturma imkanı sağlar. $TON, TON blok zincirinin yerel kripto parasıdır ve işlem ücretleri, staking ve TON ekosistemi içinde bir değişim ya da takas aracı olarak kullanılır.
TON, bir ana zincir ve çoklu iş zincirlerinden oluşan benzersiz bir çoklu blok zinciri mimarisi kullanır. Ana zincir, genel ağı yöneten ve protokol değişiklikleri, doğrulayıcı (validatör) seçimleri ve iş zincirlerinin yapılandırması gibi önemli bilgileri içeren ana blok zinciridir. İş zincirleri ise TON ağı içindeki bireysel blok zincirleridir; her biri bağımsız olarak çalışabilir ve kendi işlemlerini işleyebilir. İş zincirleri, farklı uygulamalar ve kullanım durumları için özelleştirilebilir.

TON‘un mimarisinin bir başka özelliği, “dinamik sharding” olarak adlandırdıkları şeydir; burada blok zinciri durumunu “her düğüm (node) kümesinin sadece bir veri alt kümesini depolamak ve doğrulamak zorunda olmasını sağlamak için daha küçük parçalara bölme” anlamına gelir. TON, bu özelliğin teorik olarak milyonlarca işlemi saniyede ölçeklendirmeye izin verdiğini iddia eder ve etkili olarak TON‘un bir blok zinciri değil, bir blok zinciri ağı olduğu anlamına gelir.
TON‘un yüksek işleme hızı ve söz konusu işlemlerde düşük işlem ücretleri talep etmesi, kullanıcıların işlemlerin gerçekleşmesini beklemek ya da yüksek işlem ücreti ödemeyi istemedikleri tüm ödemeleri, DeFi ve çeşitli merkezi olmayan uygulamalar (dApps) için ekosistemi kullanmalarını mümkün kılar.

TON‘un akıllı sözleşme platformu, oyun, sosyal medya ve tedarik zinciri yönetimi de dahil olmak üzere çeşitli sektörlerde dapp’lerin geliştirilmesine olanak tanır. TON, teknolojisini, malların gerçek zamanlı izlenmesine ve dolandırıcılığı önlemeyi kolaylaştırması nedeniyle, tedarik zinciri yönetimi ve lojistikte faydalı olacağını öngörüyor.
Bir diğer kullanım alanı, merkezi olmayan dosya paylaşımı ve veri depolama çözümü olan TON Storage‘dir. TON Storage, dosyaları herhangi bir boyutta yedekleyen ve şifreleyen merkezi olmayan web sunucularına ihtiyaç duymadan veri dosyalarını transfer etmek için TON blok zinciri ağına dayanan, internet tabanlı eşler arası (p2p) dosya paylaşımını kullanır.
TON, başlangıçta Telegram‘ın kurucuları olan Durov kardeşler tarafından kavramsallaştırıldı ve geliştirildi. Kardeşlerin ana amacı popüler mesajlaşma uygulamasıyla entegre yüksek performanslı bir blok zinciri platformu oluşturmaktı. 2018’in başlarında, TON, ICO (token satarak fon toplama) düzenleyerek yaklaşık olarak 1.7 milyar dolar toplamış ve söz konusu arz ile yatırımcılar nezdinde büyük ilgi uyandırmıştı.
Ancak, Ekim 2019’da proje ilk büyük sınavıyla karşılaştı; ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC), ICO‘nun kayıtsız menkul kıymetler satışı olduğunu iddia ederek Telegram‘a dava açtı. Telegram, SEC’in yasal isteğine yanıt olarak, TON‘un piyasaya sürülmesini ertelemeyi kabul etti ve nihayetinde Mayıs 2020’de projeden ayrılmaya karar verdi. Yatırımcılara fonları iade etti ve SEC ile bir anlaşmaya vardı. Bu aksaklığa rağmen, açık kaynaklı topluluk TON‘u bağımsız olarak geliştirmeye devam etti. 2020’nin sonlarına doğru, proje, ölçeklenebilir ve verimli bir blok zinciri platformunun orijinal vizyonunu ileri taşımaya kararlı olan bir grup geliştirici ve hayranlar tarafından NewTON olarak adlandırılan merkezsiz bir topluluğun ellerine geçti. 2021’de, TON Vakfı olarak yeniden markalandı.
TON topluluğu, 2021 ve 2022 boyunca, ağın mimarisini iyileştirmek, dinamik sharding uygulamak ve PoS uzlaşma mekanizmasını geliştirmek için önemli adımlar attı. Bu çabalar, TON platformu üzerinde inşa edilen çeşitli merkezsiz uygulamaların ve hizmetlerin piyasaya sürülmesiyle sonuçlandı; bu, DeFi, veri depolama ve tokenleştirme gibi alanlardaki yeteneklerini sergiledi.
Resmi olarak TON‘un gelişiminde artık yer almasa da, Telegram Messenger platformunu desteklemeye devam etti. Eylül 2023’te, o zamanlar aylık 800 milyon aktif kullanıcıya sahip olan mesajlaşma platformuna TON Space kişisel kripto para saklama cüzdanını entegre etti. Mart 2024’te, Telegram, kanal sahipleri için yüzde 50:50 toncoin ile ödeme yapacak ve geliri platform ve kanal operatörleri arasında eşit bir şekilde paylaşacak bir reklam geliri paylaşım sistemi tanıttı.
27 Mayıs 2024’te, TON üzerinde kilitlenen toplam değer (TVL) ilk kez 300 milyon doları aştı; bu, TON Vakfı tarafından sunulan topluluk ödülleri için devam eden teşvik programı ile Mart ayından bu yana on kat artış anlamına geliyor.
The post TON – The Open Network Nedir? first appeared on Kripto Bülten.
]]>