amp domain was triggered too early. This is usually an indicator for some code in the plugin or theme running too early. Translations should be loaded at the init action or later. Please see Debugging in WordPress for more information. (This message was added in version 6.7.0.) in /home/u814201603/domains/kriptobulten.online/public_html/wp-includes/functions.php on line 6170The post Vitalik Buterin’in Ethereum İçin ‘EVM Yerine RISC-V’ Önerisi: Teknik Detaylar ve Geleceğe Etkileri first appeared on Kripto Bülten.
]]>Ethereum’un geliştirici ortaklarından Vitalik Buterin, 20 Nisan 2025’te Ethereum Magicians forumunda EVM yerine RISC-V kullanımına yönelik sıra dışı bir öneri paylaştı. Buterin bu fikri, Ethereum’un işlem (execution) katmanını basitleştirip daha verimli hale getirmek için uzun vadeli bir çözüm olarak sunuyor. Teknik gerekçelerin başında, Ethereum’un gelecekteki ölçeklenebilirlik kısıtlarına dikkat çekmesi geliyor: Günümüzde işlem ücretlerinin düşmesine rağmen ağın verimi, yeni nesil blokzincirlerle rekabet etmekte zorlanıyor. Buterin’e göre sıfır bilgi ispatları (ZK-proof) alanında EVM ciddi bir darboğaz oluşturuyor ve EVM’yi aradan çıkarmak, bu alanda büyük bir sıçrama sağlayabilir.
Buterin, önerisinin arkasındaki motivasyonu üç ana uzun vadeli sınıra dayandırıyor: (1) blokzincir verilerinin erişimi ve depolanmasında kararlılık, (2) blok üretiminin rekabetçi kalması ve (3) ZK-EVM ispat kabiliyetleri. Özellikle ikinci ve üçüncü maddede, EVM’nin yerini RISC-V almasının kilit bir ölçeklenme engelini kaldırabileceğini savunuyor. Buterin, zkEVM sistemlerinde işlemlerin doğrulanması için harcanan hesaplama döngülerinin yaklaşık yarısının doğrudan EVM’nin yürütülmesinden kaynaklandığını belirtiyor. EVM’nin kaldırılmasıyla, bu doğrulama maliyetinin 50 kat azaltılabileceğini ve toplamda 100 kata varan verim artışına ulaşılabileceğini öne sürüyor. Nitekim önerilen değişiklik hayata geçerse, Ethereum’un yürütme katmanında şimdiye dek görülmemiş düzeyde bir performans sıçraması yaşanabileceği vurgulanıyor.
Teknik gerekçeler arasında basitlik de önemli yer tutuyor. Buterin, beam chain projesinin nasıl Ethereum’un konsensüs katmanını sadeleştirmeye yönelik radikal bir adım ise, RISC-V geçişinin de işlem katmanını sadeleştirmek için benzer ölçüde cesur bir adım olduğunu belirtiyor. EVM’nin yıllar içinde karmaşıklaşan yapısı ve birikmiş teknik borcu düşünüldüğünde, RISC-V gibi temiz bir mimariye geçiş, temel protokolü önemli ölçüde hafifletebilir. Buterin, “SELFDESTRUCT gibi ufak bir özelliği bile kaldırmanın ne denli zor olduğuna” dikkat çekerek, mevcut EVM’yi küçük düzeltmelerle basitleştirmenin pratik olmadığını ima ediyor. Bu nedenle köklü bir değişim öneriyor ve “işlem katmanında benzer kazanımları görmek için bu tarz radikal bir değişiklik muhtemelen tek geçerli yol” ifadelerini kullanıyor.
RISC-V, açık kaynaklı ve standart bir komut seti mimarisidir (Instruction Set Architecture – ISA). Adını “Reduced Instruction Set Computer – V” kısaltmasından alan RISC-V, sadeleştirilmiş ve modüler bir komut seti sunar. Halihazırda donanım ve yazılım endüstrisinde yaygın olarak kullanılmaktadır ve özgürce geliştirilebilir olması sayesinde geniş bir topluluk desteğine sahiptir. RISC-V’ın esnek ve yalın tasarımı, özel amaçlara yönelik genişletmelere de imkân tanır. Örneğin, kriptografik işlemler için özel talimatlar eklenebilir ya da belirli veri tiplerine yönelik optimizasyonlar yapılabilir. Bu esneklik, blokzincir gibi sürekli evrilen bir alanda önemli bir avantaj olarak görülüyor.
Ethereum açısından RISC-V’ın önemi birkaç yönlüdür. Birincisi, Ethereum’un mevcut sanal makinesi EVM, yalnızca Ethereum ekosistemine özgü bir yığılmış (stack-based) sanal makinedir. Buna karşın RISC-V, global ölçekte tanınan bir donanım mimarisi standardıdır. Ethereum eğer RISC-V’ı benimserse, dünya çapında var olan RISC-V araç zincirlerinden, derleyicilerinden ve muhtemelen donanım hızlandırmalarından faydalanabilir. Böylece Ethereum’un akıllı sözleşme çalıştırma ortamı, ana akım bilişim mimarisiyle uyumlu hale gelir. İkincisi, RISC-V’ın basit ve düzenli komut yapısı, EVM’nin getirdiği doğrulama yükünü ciddi oranda hafifletebilir. Zira şu anda ZK-EVM sistemleri, EVM’nin her adımını ispatlamak için ek karmaşıklık taşıyor; oysa RISC-V’ın düzenli yapısı, ispat devrelerinin daha verimli tasarlanmasını sağlayabilir.
Ayrıca RISC-V, Ethereum geliştiricilerine daha geniş bir programlama dili yelpazesi sunabilir. Buterin’in belirttiğine göre, böyle bir dünyada akıllı sözleşmeler Rust gibi sistem dilleriyle yazılabilir hale gelir; ancak pratikte geliştiricilerin büyük çoğunluğu Solidity veya Vyper kullanmaya devam edebilecek, zira bu dillerin derleyicileri RISC-V için arka uç desteği kazanacaktır. Yani geliştirici deneyimi büyük ölçüde aynı kalırken, altında yatan sanal makine değişmiş olacak. RISC-V’ın getireceği bu esneklik ve performans bileşimi, Ethereum’u uzun vadede yeni kullanım alanlarına (örneğin gelişmiş sıfır bilgi uygulamaları veya zincirler arası birlikte çalışabilirlik) hazırlayabilir. Buterin, RISC-V mimarisine geçişin “Ethereum’un işlem katmanını geleceğin kullanım alanlarına hazırlamak için tek gerçekçi yol” olabileceğini belirterek bu noktayı vurguluyor.
Ethereum Virtual Machine (EVM), Ethereum’un başlangıcından bu yana akıllı sözleşmelerin yürütüldüğü temel ortam oldu. Ancak EVM’nin tasarımında zamanla belirgin hale gelen bazı sınırlamalar bulunuyor. Öncelikle, EVM yığın tabanlı bir sanal makine olduğundan, her bir işlem adımını stack üzerinde gerçekleştiriyor. Modern donanımlar ise kayıt tabanlı (register-based) mimarilerde daha verimli çalışıyor. Bu uyumsuzluk, EVM’nin doğrudan donanım üzerinde veya ispat devrelerinde verimli simüle edilmesini zorlaştırıyor. İkinci olarak, EVM’nin belirli tasarım kararları (örneğin 256 bit tamsayılar kullanması, gas hesaplama modelleri, bellek yönetimi gibi) sıfır bilgi ispatlarında ve genel optimizasyonda ek yük oluşturuyor. EVM’yi kanıtlamak için geliştirilen zkEVM sistemlerinde, EVM’nin her bir opcode’u için devasa sayıda mantıksal kapı ve hesaplama döngüsü harcanıyor. Bu da Ethereum’un L1’deki işlem doğrulama kapasitesini uzun vadede sınırlayan bir etken.
RISC-V’e geçiş, bu sınırlamaları aşma potansiyeline sahip. Potansiyel avantajları şöyle özetlenebilir:
Elbette RISC-V’e geçişin teknik avantajları kadar bazı zorlukları da gündemde. Örneğin, EVM’nin 256-bit tamsayı işlemleri RISC-V’de birden fazla 64-bit talimata bölünmek zorunda kalacak ve mevcut donanımların sağladığı AVX2 gibi 256-bit vektörel hızlandırmalardan doğrudan faydalanmak mümkün olmayabilir. Bu durum, belirli yoğun hesaplama yapan akıllı sözleşmeler için başlangıçta bir performans cezası getirebilir. Ancak buna karşılık, RISC-V’in açık yapısı sayesinde Ethereum’a özel 256-bit işlem talimatları eklemek veya JIT derleyicilerle bu sorunları aşmak mümkün olabilir. Topluluk, bu tür teknik detayların zamanla optimizasyonlarla çözülebileceğini öngörüyor.
Buterin’in “EVM yerine RISC-V” fikri, sektörde tamamen yeni bir yaklaşım değil. Daha önce RISC-V tabanlı sanal makine kullanan blokzincir projeleri ortaya çıktı ve bunlar Ethereum ekosistemine de ilham veriyor. Öne çıkan örneklerden biri Polkadot ağı ve onun geliştirdiği PolkaVM projesi. Polkadot, farklı parachain’ler üzerinden çok zincirli (multi-chain) bir ekosistem sunarken, Ethereum uyumlu akıllı sözleşmeler çalıştırmak için PolkaVM adında özel bir VM geliştirdi. PolkaVM, baştan sona RISC-V mimarisi üzerine kurulmuş bir akıllı sözleşme sanal makinesidir. Hatta bu VM, Solidity dilini desteklemek için Ethereum’un derleyici ara dili olan Yul’u RISC-V’e çeviren Revive adlı bir araç kullanıyor. Bu sayede Polkadot ekosisteminde Solidity ile akıllı sözleşme geliştirmek mümkün hale gelirken, altında EVM yerine RISC-V tabanlı bir altyapı çalışıyor. PolkaVM’nin getirdiği performans kazanımları, Polkadot geliştiricilerinin paylaştığı erken dönem testlerde oldukça umut verici sonuçlar ortaya koydu. Bu yaklaşım, Ethereum’un da benzer bir yola girmesi halinde neler başarılabileceğine dair somut bir örnek teşkil ediyor.
Bir diğer dikkat çekici örnek Nervos Network’ün CKB (Common Knowledge Base) adı verilen blokzinciridir. Nervos CKB, başlangıçtan itibaren akıllı sözleşme çalıştırma ortamı olarak RISC-V tabanlı bir VM tercih etti. Bu VM, geliştiricilerin çeşitli dillerde (C, Rust vb.) yazdığı akıllı sözleşmeleri RISC-V komutlarına derleyerek çalıştırıyor. Nervos’un bu seçimi, esneklik ve güvenlik açısından olumlu bir deneyim sağladı; zira RISC-V sayesinde formel doğrulama araçlarını kullanmak veya donanım tabanlı hızlandırıcılarla entegre olmak kolaylaşıyor. Ethereum geliştiricileri de Nervos gibi örnekleri yakından takip ederek, RISC-V’in gerçek dünya koşullarında nasıl performans gösterdiğine dair içgörüler ediniyor.
Polkadot ve Nervos dışında, Cardano ekosistemi de RISC-V ile ilgili önemli bir adım atmış durumda. Cardano’nun kurucusu Charles Hoskinson, Ethereum’daki tartışmaya değinerek kendi projelerinde de RISC-V kullandıklarını belirtti: Cardano, Bitcoin ile etkileşimi sağlamak ve zk-proof’ları verimli hale getirmek için BitVMX adında RISC-V tabanlı bir sanal CPU emülatörü geliştiriyor. Bu sayede Cardano’nun Plutus ve Aiken gibi akıllı sözleşme dilleri, gerektiğinde Bitcoin üzerinde de çalışabilecek kodlara derleniyor ve RISC-V üzerinden her iki zincirde de çalışabilir hale geliyor. Hoskinson, Vitalik’in önerisine “Mantıklı, biz de BitVMX ile RISC-V kullanıyoruz. Gelecek bu.” diyerek destek verdi. Bu durum, sektörde farklı projelerin RISC-V etrafında ortak bir vizyon geliştirmeye başladığını gösteriyor. Ethereum gibi en büyük ekosistemin de bu trende katılması, blokzincir alanında RISC-V’in fiili standartlardan biri haline gelebileceğinin işareti.
Böylesine radikal bir değişim önerisi karşısında, en büyük endişelerden biri geriye dönük uyumluluk. Ethereum üzerinde halihazırda çalışan yüzbinlerce akıllı sözleşme var ve bu sözleşmeler milyarlarca dolarlık varlığı kontrol ediyor. Buterin, önerisinin mevcut sözleşmeleri geçersiz kılmayacağını özellikle vurguluyor. Eski tip EVM akıllı sözleşmeleri, yeni RISC-V tabanlı sözleşmelerle iki yönlü olarak uyumlu biçimde çalışmaya devam edebilecek. Yani Ethereum, bir geçiş sürecine girerse, kullanıcılar ve geliştiriciler eski kontratların sorunsuz biçimde çalıştığından emin olabilecekler.
Buterin, EVM-RISC-V entegrasyonu için üç olası yol haritası sunuyor:
CALL olarak algılayacak; tersi durumda ise RISC-V tarafı özel bir sistem çağrısı (syscall) ile EVM kodunu çalıştıracak. Bu yöntem, geliştiricilere hangi VM’yi kullanacaklarını seçme özgürlüğü tanırken, ağ seviyesinde uyumluluğu koruyor.Her üç yaklaşım da eski ve yeni sözleşmelerin bir arada çalışabilmesini amaçlıyor. İlk yöntem geçiş sürecinde en güvenlisi olsa da, uzun vadede Ethereum’un iki paralel VM’yi desteklemesi ek bakım maliyeti getirebilir. İkinci ve üçüncü yöntemler protokolde tek tip (RISC-V) yürütmeye odaklanırken, başlangıçta daha karmaşık görünüyor. Önemli olan, hangi yöntem seçilirse seçilsin Ethereum’un mevcut akıllı sözleşme ekosisteminin korunması ve kullanıcıların kesintisiz deneyim yaşaması. Toplulukta yaygın görüş, böyle bir değişim yıllara yayılacağı için hem EVM hem RISC-V uygulamasının uzun süre yan yana bulunabileceği yönünde. Geliştiriciler, eski sözleşmelerin değiştirilmesini veya yeniden dağıtılmasını gerektirmeyecek çözümlerin peşindeler. Buterin de “eski tip EVM kontratları, yeni RISC-V kontratları ile tamamen iki yönlü uyumlu çalışacak” diyerek bu endişeyi gidermeye çalışıyor.
Ethereum ağının yakın dönem yol haritasında, Pectra kod adlı bir protokol güncellemesi bulunuyor. Pectra güncellemesi, “Prague” ve “Electra” isimli geliştirmelerin birleştirilmesiyle adlandırılmış ve 7 Mayıs 2025 tarihinde mainnet’te devreye alınması planlanmış durumda. Bu güncelleme, Ethereum için büyük ölçüde optimizasyonlar ve iyileştirmeler içeriyor. Örneğin EIP-4844 ile başlatılan blob veri tipi kullanımının artırılması (daha yüksek veri bant genişliği sayesinde rollup’ların daha ucuz işlemler sunabilmesi), doğrulayıcıların etkin bakiyesinin artırılması (stake ödüllerini optimize etmek için) ve hesap nesnelliği (account abstraction) gibi konular Pectra’nın odağında. Pectra, Ethereum’un mevcut mimarisini kökten değiştirmek yerine, onu daha verimli ve güvenli hale getirmeyi amaçlayan bir dizi iyileştirmeyi temsil ediyor. Bu yönüyle, önceki büyük güncellemeler (örneğin The Merge veya Shanghai/Capella) kadar kullanıcı tarafından “fark edilir” değişiklikler getirmeyebilir; daha çok altyapısal bir olgunlaşma adımı olarak görülebilir.
Vitalik Buterin’in EVM yerine RISC-V vizyonu ise Pectra’nın ötesine uzanan, çok daha uzun vadeli bir dönüşümü ifade ediyor. Pectra ile Ethereum, var olan EVM ve PoS tabanlı mimarisi içinde kalırken, bazı kısıtlarını hafifletecek adımlar atıyor. Ancak Buterin’in önerdiği RISC-V hamlesi, doğrudan Ethereum’un kalbindeki sanal makineyi değiştirmeye yönelik. Bu nedenle, Pectra gibi optimizasyon odaklı güncellemeler ne kadar önemli olsa da, Buterin’e göre yeterli değil. Nitekim o, Pectra ile gelecek iyileştirmelerin Ethereum’u kısa vadede rahatlatsa bile, yüksek performanslı zincirlerle rekabet için daha radikal adımlar gerekeceğini ima ediyor. Öneri zamanlamasının, ağ üzerindeki kullanım düşüşü ve işlem ücretlerinin tarihi düşük seviyelere gerilediği bir döneme denk gelmesi de manidar. L1 faaliyetinin azalması ve kullanıcıların L2’lere kayması, Ethereum’un temel katman verimliliğini artırma ihtiyacını gündeme getirdi.
Buterin’in vizyonu ile Pectra arasında bir bağ da, Ethereum yol haritasının bütünlüğü açısından kurulabilir. Ethereum çekirdek geliştiricileri, her güncellemede belirli bir denge güdüyor: Bir yandan ağı iyileştirirken diğer yandan istikrarı bozacak aşırı değişimlerden kaçınmak. Pectra bu dengenin korunduğu bir adım. RISC-V önerisi ise bu dengeyi ileriye taşıyarak, olası bir Ethereum “3.0” tartışmasının fitilini ateşliyor. Henüz resmi bir plan olmasa da, Pectra sonrasında gelecek güncellemelerde (örneğin toplulukta adı geçen “Fusaka” vb.), işlem katmanına dair daha büyük fikirlerin değerlendirilebileceği konuşuluyor. RISC-V geçişi şu an Pectra’nın kapsamı dışında ve muhtemelen yıllar alabilecek bir hedef, ancak vizyoner bir tartışma olarak şimdiden geliştirici topluluğunun ufkunu genişletmiş durumda. Kısacası Pectra, Ethereum’un var olan yapısını cilalarken; RISC-V önerisi, gelecekte bambaşka bir Ethereum tasavvurunun kapısını aralıyor.
Vitalik Buterin’in “EVM yerine RISC-V” önerisi, Ethereum topluluğunda ve daha geniş blokzincir dünyasında yoğun tartışmalara yol açtı. Geliştirici topluluğu, öneriyi teknik mercekten inceleyerek hem heyecan verici buldukları yönleri hem de potansiyel zorlukları dile getiriyor. Ethereum Magicians forumundaki tartışmada bazı geliştiriciler, RISC-V’in getireceği sadelik ve zkEVM’lerdeki dev kazanımlar karşısında umutlu olduklarını belirtti. Öte yandan, EVM’den RISC-V’e geçişte donanımsal optimizasyonların kaybı gibi konular gündeme geldi. Örneğin bir yorumda, EVM’nin kullandığı 256-bit işlemlerin RISC-V’de 64-bit parçalara bölünmesinin “örüntü tanıma ve yeniden birleştirme açısından aşırı zor bir problem” olabileceği uyarısı yapıldı. Bu, geliştirilmiş EVM uygulamalarında kullanılan SIMD vektör optimizasyonlarının RISC-V’e doğrudan taşınamayabileceği anlamına geliyor. Dolayısıyla bazı mühendisler, RISC-V’e geçişte performansın kağıt üzerindeki kadar artmayabileceğini, en azından ciddi derleyici iyileştirmeleri gerekeceğini savunuyor.
Analistler ve sektördeki diğer önde gelen isimler de konuyu yakından takip ediyor. Özellikle rakip platform kurucularının tepkileri dikkat çekici. Cardano’nun kurucusu Charles Hoskinson, Twitter üzerinden yaptığı kısa bir yorumla Buterin’in önerisine desteğini gösterdi: “Mantıklı, biz de RISC-V kullanıyoruz. Bu işin geleceği bu.”. Hoskinson’ın bu sözleri, bir yandan Cardano’nun kendi teknolojik yol haritasında RISC-V tabanlı BitVMX gibi projelere yatırım yaptığını hatırlatırken, diğer yandan Ethereum’un da benzer yöne eğilmesini onaylar nitelikte. Farklı ekosistemlerin önde gelen protokol mimarlarının bu şekilde ortak bir paydada buluşması, sektörde RISC-V’e yönelik artan bir ilgiyi ortaya koyuyor. Nitekim Hoskinson’ın “gelecek” vurgusu, yalnızca Cardano’nun değil genel anlamda blokzincir teknolojisinin ölçeklenebilirlik trendinin RISC-V gibi standartlara yönelebileceğini işaret ediyor.
Ethereum çekirdek geliştiricileri cephesinde ise temkinli bir iyimserlik söz konusu. Bir yandan herkes, zk-rollup döneminde EVM’nin ispat zorluğunun farkında ve çözüm arayışında. Diğer yandan Ethereum’un yol haritasında bugüne dek geriye dönük uyumluluğu kıran değişimlerden kaçınıldığı biliniyor. Geçmişte Ethereum 2.0 sürecinde EVM’yi eWASM (WebAssembly) ile değiştirme planları tartışılmış ancak sonunda iptal edilmişti. Bu deneyim, radikal VM değişikliklerinin hayata geçirilmesinin ne denli zor olduğunu gösteriyor. Analistler, Buterin’in önerisinin doğru olsa bile Ethereum’un bunu uygulamak için oldukça ihtiyatlı ve yavaş davranacağını düşünüyor. Hatta bazıları, bu fikrin uzun vadede gerçekleşebilmesi için belki de Ethereum’un “Execution Layer 2.0” gibi ayrı bir paralel zincirde test edilmesi gerekeceğini öne sürüyor. Geliştirici ve araştırmacılar, önümüzdeki dönemde konunun Ethereum Foundation araştırma departmanı ve akademik çevreler tarafından derinlemesine ele alınacağını, ancak uygulanabilirliğinin detaylı bir değerlendirmeye tabi olacağını belirtiyor.
Toplulukta genel kanı, Vitalik’in çıkışının ufuk açıcı olduğu yönünde. Öneri, Ethereum’un mevcut başarılarına rağmen rehavete kapılmadığını, aksine geleceğin teknoloji yarışına hazırlanmak için en temel yapı taşlarını bile yeniden gözden geçirmeye istekli olduğunu gösterdi. Bir analistin ifadesiyle, “Ethereum devasa bir gemi ve yönünü çevirmek zor; ama bu öneriyle rotanın uzun vadede nereye kırılabileceğini görüyoruz” şeklinde yorumlar yapıldı. Kimi yorumcular ise Ethereum’un rakiplerine (örneğin Solana, Sui gibi yüksek throughput’lu zincirlere) cevaben böyle bir tartışmayı açmasının stratejik olarak önemli olduğunu vurguluyor. Zira bu sayede yatırımcı güveni tazelenecek ve Ethereum’un teknik gelişim açısından öncü kalmaya devam edeceği mesajı veriliyor. Öte yandan, kısa vadede elbette EVM yerinde duracak ve mevcut geliştirmeler (örneğin Pectra) odak noktası olacak. Bu dengeyi güzel özetleyen bir yorumda, “Ethereum çekirdek geliştiricileri tutucudur, belki bu fikri hemen benimsemezler; ama artık Pandoranın kutusu açıldı, EVM’nin ebedi olmadığı fikri resmileşti” denildi. Bu sözler, topluluk içindeki temkinli fakat yenilikçi bakış açısını yansıtıyor.
Buterin’in RISC-V önerisini, Ethereum’un geniş ölçekli yol haritasında bir yere oturtmak gerekirse, bunun uzun vadeli ölçeklenebilirlik ve protokol sadeleştirmesi hedefine yönelik cesur bir adım olduğunu söyleyebiliriz. Ethereum, ölçeklenebilirliğini artırmak için bugüne dek katman-2 (rollup’lar), parçalama (sharding, danksharding planları) ve veri erişimi (data availability sampling) gibi alanlarda çalışmalar yürüttü. Kısa ve orta vadede bu stratejilerle ağın kapasitesini büyütmek planlanıyor. Ancak Vitalik Buterin’in de işaret ettiği gibi, bu çalışmalar meyvelerini verdikten sonra bile geriye çekirdek protokolün kendi verim sınırları kalacak. İşte EVM’nin RISC-V ile değiştirilmesi fikri, tam bu en son sınırın aşılması için ortaya atıldı. Bu anlamda, Ethereum’un uzun vadeli yol haritasında belki de şimdiye kadarki en köklü mimari değişikliklerden birini temsil ediyor. Eğer gerçekleşirse, Ethereum ağının yürütme katmanı temelden yenilenmiş olacak ki bu, Ethereum’un Proof of Stake’e geçişi kadar büyük bir dönüm noktası sayılabilir.
Bu fikrin önemi, yalnızca teknik kazanımları değil, aynı zamanda Ethereum’un gelecekteki rekabet pozisyonunu da etkilemesinde yatıyor. Yüksek performanslı L1 zincirler (Solana, Aptos, Sui vb.), akıllı sözleşme platformu yarışında Ethereum’u belirli açılardan zorluyor. Ethereum’un güçlü yanları (merkeziyetsizlik, güvenlik, ekosistem zenginliği) devam etse de, işlem hızı ve maliyeti konusunda rakipler yenilikçi çözümlerle öne çıkıyor. Ethereum’un RISC-V gibi alışılagelmişin dışında bir hamleyi tartışmaya açması, inovasyon liderliği iddiasını sürdürme çabası olarak değerlendirilebilir. Ayrıca bu hamle, Ethereum’un tasarım felsefesinde de bir esneklik göstergesi: Şu ana dek geri dönülmez bir şekilde EVM’ye bağlı kalınmadığını ve gerekli görülürse topluluğun en temel yapı taşlarını bile değiştirebileceğini gösteriyor. Böyle bir esneklik, gelecekte ortaya çıkabilecek beklenmedik teknolojik fırsatlara (örneğin donanım hızlandırıcılar, yeni kriptografik algoritmalar) uyum sağlama kapasitesini de artırır.
Ethereum’un ölçeklenebilirlik yol haritasına baktığımızda, modülerlik ve basitlik hedeflerinin giderek önem kazandığını görüyoruz. Örneğin “Stateless Ethereum” çabaları, protokolü daha modüler hale getirmeye çalışıyor; “Verkle Trees” ve “EIP-4444” gibi öneriler, durumu (state) yönetmeyi kolaylaştırmayı hedefliyor. Buterin’in RISC-V önerisi de tam bu trende uyuyor: İşlem katmanını modülerleştirerek (farklı VM seçeneklerine açık hale getirerek) ve sadeleştirerek, Ethereum’un çekirdeğini uzun vadede sürdürülebilir kılmayı amaçlıyor. Eğer Ethereum bir gün RISC-V’i benimserse, protokol tanımı çok daha küçük, anlaşılır ve formel olarak doğrulanabilir hale gelebilir. Bu da yeni istemci implementasyonlarının yazılmasını kolaylaştırıp, istemci çeşitliliğini artırabilir. Son kullanıcılar için belki fark edilir bir değişiklik olmayacak, ancak ağın altyapısı daha dayanıklı ve ölçeklenebilir bir temele kavuşacak.
Elbette, böylesi büyük bir değişikliğin hayata geçmesi yıllar alabilir ve topluluk konsensüsü gerektirir. Şu an için RISC-V entegrasyonu bir araştırma önerisi düzeyinde. Ancak bu fikrin tartışmaya açılması bile Ethereum ekosistemi için önemli bir kilometre taşıdır. Geliştiriciler ve akademisyenler, RISC-V’in artılarını ve eksilerini somut verilerle ortaya koydukça, karar alma süreci şekillenecek. Belki de ilk adım, deneysel testnet’ler kurarak EVM vs RISC-V performansını ve uyumluluğunu kıyaslamak olacaktır. Uzun vadede Ethereum, yol haritasındaki hedeflerine (The Surge, The Scourge, The Verge vb. evreler) ulaşırken, Buterin’in bu vizyonu da masada kalmaya devam edecek. Özetle, “EVM yerine RISC-V” fikri Ethereum’un uzun vadeli ölçeklenebilirlik planlarında ufukta beliren cesur bir bayrak gibi duruyor: Henüz varılmamış ama varılması durumunda manzarayı tamamen değiştirecek bir hedef. Ethereum topluluğu, bu hedefe temkinli adımlarla yaklaşırken, blokzincir teknolojisinin sınırlarını zorlamaya da devam edecek gibi görünüyor.
Uyarı: Paylaşılan haberler, veri ve grafikler bilgi amaçlı olup yatırım tavsiyesi ya da danışmanlığı kapsamında değerlendirilemez. Bunun yanı sıra haber ve materyallerin al ya da sat yönünde bir telkinde bulunmak gibi bir işlevi ve misyonu da bulunmamaktadır. Kişilerin kişisel araştırma yapmaları kendi sorumlulukları olup, detaylı araştırmanın yatırım öncesi önemli bir şart olduğunu öneririz.
İçerik ve görseller YZ yardımıyla oluşturulmaktadır.
Ayrıca, kripto paraların doğası gereği yüksek risk barındırdığı göz önünde bulundurularak hareket edilmelidir. Risksiz kazanç hiçbir sektörde olmadığı gibi, kripto paralar özelinde de yoktur.
The post Vitalik Buterin’in Ethereum İçin ‘EVM Yerine RISC-V’ Önerisi: Teknik Detaylar ve Geleceğe Etkileri first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post ZKsync, ‘Ignite’ Ödül Programını Sonlandırarak Elastic Network Geliştirmesine Odaklanıyor first appeared on Kripto Bülten.
]]>ZKsync’in DeFi Yönlendirme Komitesi, mevcut piyasa koşulları ve stratejik önceliklerin yeniden değerlendirilmesi nedeniyle, ‘Ignite’ token ödül programının ikinci sezonunu yenilememe ve programı erken sonlandırma kararı aldı.
Ignite Programının Kapatılması
Ignite programı, ZKsync’in DeFi ekosistemini canlandırmak amacıyla tasarlanmıştı ve toplamda 325 milyon ZK token’ının dokuz aylık bir süreçte dağıtılmasını planlıyordu. İlk sezon Ocak-Mart 2025 arasında gerçekleşti ve 100 milyon ZK token’ı dağıtıldı. Ancak, mevcut piyasa koşulları ve stratejik önceliklerin yeniden değerlendirilmesi nedeniyle, programın ikinci sezonu iptal edildi ve program erken sonlandırıldı.
Elastic Network’e Odaklanma
Bu karar, ZKsync’in çok zincirli Elastic Network’ün geliştirilmesine öncelik verme stratejisiyle uyumludur. Elastic Network, birbirine bağlı ve birlikte çalışabilir blok zincirlerinden oluşan bir ekosistem olup, likidite paylaşımı ve topluluk entegrasyonunu hedeflemektedir. Bu yaklaşım, Ethereum’un mevcut sınırlamalarını aşmayı ve daha geniş bir kullanıcı deneyimi sunmayı amaçlamaktadır.
Piyasa Koşullarının Etkisi
Mevcut ayı piyasası koşulları, ZKsync‘in harcamalarında daha muhafazakâr bir yaklaşım benimsemesine neden oldu. Bu durum, Ignite programının erken sonlandırılmasında etkili oldu ve kaynakların daha verimli kullanılmasına yönelik bir adım olarak değerlendirildi.
Geleceğe Bakış
ZKsync, Elastic Network‘ün geliştirilmesine odaklanarak, DeFi ekosistemine yenilikçi çözümler sunmayı ve kullanıcı deneyimini iyileştirmeyi hedeflemektedir. Bu stratejik değişiklik, uzun vadeli büyüme ve sürdürülebilirlik için önemli bir adım olarak görülmektedir.
Uyarı: Paylaşılan haberler, veri ve grafikler bilgi amaçlı olup yatırım tavsiyesi ya da danışmanlığı kapsamında değerlendirilemez. Bunun yanı sıra haber ve materyallerin al ya da sat yönünde bir telkinde bulunmak gibi bir işlevi ve misyonu da bulunmamaktadır. Kişilerin kişisel araştırma yapmaları kendi sorumlulukları olup, detaylı araştırmanın yatırım öncesi önemli bir şart olduğunu öneririz.
İçerik ve görseller YZ yardımıyla oluşturulmaktadır.
Ayrıca, kripto paraların doğası gereği yüksek risk barındırdığı göz önünde bulundurularak hareket edilmelidir. Risksiz kazanç hiçbir sektörde olmadığı gibi, kripto paralar özelinde de yoktur.
The post ZKsync, ‘Ignite’ Ödül Programını Sonlandırarak Elastic Network Geliştirmesine Odaklanıyor first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Optimism’in Superchain’i Artık OP Stack Aracılığıyla Katman 3 Zincirlerini Destekliyor first appeared on Kripto Bülten.
]]>Optimism, Katman 3 zincirlerinin artık OP Stack üzerinde oluşturularak Superchain‘e katılabileceğini ve sıralayıcı gelirini Optimism Collective adlı yönetim organıyla paylaşabileceğini belirtti.
Superchain’e katılan Katman 3 geliştiricileri, Optimism’in söylediğine göre, geriye dönük finansmana, airdrop dağıtımlarına ve büyüme kampanyalarına erişim sağlayacaklar ve geniş bir geliştirici ağına sahip olabilecekler.
Katman 3 zinciri, Optimism’in Katman 2 zincirlerinden birinde yerleşen bir ağdır: OP Ana Ağı, Base, Mode ve diğerleri.
Katman 3’lerin entegrasyonunu desteklemek için, Optimism OP Stack’e iki yeni özellik tanıttı: zincirlerin kendi işlem ücretlerini tasarlamasına izin veren özel gaz tokenleri ve zincirlerin kendi veri erişilebilirlik (DA) katmanlarını seçmelerine izin veren bir çözüm olan Plasma Modu.
Superchain içindeki Katman zincirler, standart OP Stack yapılandırmalarından sapacak ve uyumluluk özelliklerinin dağıtımını etkileyecektir. Ancak bu farklılıklara rağmen, Optimism, L3 zincirlerini ekosisteme entegre etmeye hazır görünüyor.
Syndicate, Caldera, Gelato Network, Chaindrop, Zeeve ve Conduit gibi birkaç altyapı ekibi, projelerin Katman 3 zincirlerini Superchain içinde geliştirmelerine destek verecektir.
Katman 3 zincirleri, belirli uygulamalar için tasarlanmış olup, çok daha fazla özelleştirilebilir ve Katman 1 ve hatta Katman 2 blok zincirlerine kıyasla çok daha büyük bir işlem hacmini yönetme kapasitesine sahiptir.
Optimism, Katman 3 zincirlerinin bir ekosistemini geliştiren tek oyuncu değildir. Arbitrum‘un arkasındaki Offchain Labs ekibi, Nisan 2023’te “Orbit” adlı Katman 3 zincirlerinde geliştirme yapmayı kolaylaştıran geliştirme araçları tanıttı. Benzer şekilde, zkSync, Katman 3 işlevselliğini etkinleştirmek için “Hyperchains” kullanmaktadır.
The post Optimism’in Superchain’i Artık OP Stack Aracılığıyla Katman 3 Zincirlerini Destekliyor first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post ZeroLend AirDrop: Talep Etmeyi Unutmayın! first appeared on Kripto Bülten.
]]>Bu içeriğimizde, Zerolend AirDrobunu anlamanız ve potansiyel ödüllerinizden nasıl pay alabileceğiniz konusunda size rehberlik edecek altın bilgiler sunacağız. Bu hızlı 3 dakikalık okumada neler öğreneceksiniz:
Zerolend, kullanıcıların kripto varlıklarında getiri kazanmalarına, borç almalarına ve borç vermelerine olanak tanıyan bir kişiler arası DeFi protokolüdür. Kaldıraçlı işlem yapma, likidite madenciliği ve rekabetçi getiri oranları gibi özelliklere sahiptir.
AirDrop, belirli bir kişi grubuna kripto para tokenlerinin ücretsiz dağıtılmasıdır. AirDroplar genellikle yeni projeler tarafından farkındalık oluşturmak ve kullanıcıları platformlarına çekmek için kullanılır.
Zerolend şu anda bir AirDrop düzenleyerek yeni kullanıcıları teşvik etmeyi ve topluluğunu büyütmeyi amaçlıyor. Geçtiğimiz hafta açıklanması ile birlikte bugün itibariyle hak kazanan tüm kullanıcıların airdroplarını talep etmesi bekleniyor. An itibariyle, platforma likitide sunarak ya da ödünç alma-verme şeklinde platformu kullanan kullanıcıların topladıkları puanlar karşılığında kazandıkları $ZERO tokenleri talep etmesi aktif. Platform üzerinden kazanılan early-Zero tokenlerin de $ZERO‘ya dönüşümü otomatik olarak gerçekleşmekte.
AirDrop kontrol ve talep etmek için tıklayın
The post ZeroLend AirDrop: Talep Etmeyi Unutmayın! first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Haftanın En Önemli Haberi: Avail ($AVL) Airdropu Açıklandı! first appeared on Kripto Bülten.
]]>Bir kripto airdropu, geniş çaplı bir tanıtım girişiminin bir parçası olarak, ücretsiz tokenları geniş kitlelere dağıtmayı içeren blockchain tabanlı projeler tarafından kullanılan bir pazarlama stratejisidir. Bu, kullanıcının kripto cüzdanına doğrudan bir yatırım olarak yapılır.
Airdrop ile ilgili ayrıntılı detaylara girmeden evvel, kendi cüzdanınızın airdrop almaya hak kazanıp kazanmadığını merak ettiğinizi tahmin ettiğimden detaylardan önce airdrop kontrol sayfasını sizlerle paylaşmak istedim.
Avail $AVL airdrop kontrol sayfası
Cüzdanınızı bağladıktan sonra, X, Github ya da starknet cüzdanınızı bağlayarak kazandığınız $AVL miktarını görebilirsiniz.
Ekip tarafından yapılan paylaşımda, airdrop koşulları arasında çok geniş bir kitleye yer verdiği görülüyor. Hak kazanan cüzdanlardan aşağıdaki şartları karşılayanların şanslı olduğunu söyleyebiliriz.
GitHub, L2 kullanıcısı olarak ya da diğer şartları karşılayan biz cüzdana sahipseniz yapmanız gereken ilk şey; cüzdanınızı bağladıkran sonra kontrol etmek. Ardından, kazandığınız ödülleri Avail cüzdanınıza talep ettikten sonra coinlerin cüzdanınıza gelmesini beklemek. Airdrop talep etme süresinin 16 gün 3 saat sonra biteceği göz önünde tutulduğunda, bu tarih ya da sonrasında $AVL coinin borsalarda alım-satıma açılacağı tahmin edilebilir.
Eğer, bu airdrop ile ilgili de şanssız hissediyorsanız, diğer ilgili ardrop içeriklerimize de göz atmayı unutmayın!
The post Haftanın En Önemli Haberi: Avail ($AVL) Airdropu Açıklandı! first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post ZkSync Airdrobu Yaklaşırken Son Öneri: Ne Yapmalı? first appeared on Kripto Bülten.
]]>Airdrop uygunluğunuzu artırmak için, SyncSwap ve Mute gibi zkSync Era ağındaki projelerle etkileşime geçebilirsiniz. Ayrıca, zkSync‘in Paymaster özelliğini kullanarak, desteklenen herhangi bir ERC-20 tokenıyla işlem ücretlerini ödeyebilirsiniz.
Potansiyel bir zkSync airdrop için uygunluğunuzu artırmak için, ekosistemle etkileşime geçmeyi ve protokole likidite sağlamayı düşünebilirsiniz.
zkSync, Ethereum üzerine inşa edilmiş katman 2 (L2) blok zinciri ölçekleme çözümüdür. Rollup‘lar ve sıfır bilgi kullanarak ölçeklenebilirliği artırmayı hedefleyerek daha hızlı ve daha ucuz işlemler sunmayı amaçlıyor
zkSync Era uzun zamandır aktif durumda ve projenin token çıkararak erken kullanıcıları ödüllendirmesi ile ilgili tartışmalar yapılırken airdrop haberinin yakın zamanda geleceği tahmin ediliyor. zkSync Era, sıfır bilgi rollup‘ların ilk örneklerinden biri olup, Ethereum‘un temel katmanının ölçeklenebilirliğini artırmak için bir katman 2 (L2) ağıdır. zkSync, ayrıca ZK Stack’i duyurarak geliştiricilere Ethereum üzerinde özel ‘hiper zincirler’ inşa etme imkanı sağladı ve bu noktada kullanıcıların daha da heyecan duymasını sağladı.
Var olan iyimser (optimistic) rollup‘lardan daha düşük ücretler ve daha hızlı çekim imkanı sunan zkSync, takip edilmesi gereken bir projedir. Optimism ve Arbitrum gibi iyimser rollup’ların token çıkarmış olmaları göz önünde bulundurulduğunda, zkSync‘in gelecekte bir token çıkarabileceği olasılığı uzun müddettir bulunmaktaydı.
Bu makalede, bir token çıkışı durumunda airdrop’a hak kazanma şansınızı artırabileceğiniz bazı yolları tartışacağız. Ancak zkSync ekibinin bir token dağıtım tarihini doğrulamaktan kaçındığını ve hatta tokenlar çıkarsa bile bir kısmını airdrop yapmayabileceklerini unutmayın.
Bu makale, benzer airdrop programlarından elde edilen deneyimlere dayanarak hak kazanma şansınızı artırabilecek aktiviteleri kapsamaktadır.
İlk olarak, projenin akıllı kontratları düzenli olarak etkileşimde bulunan cüzdanları ödüllendirmesi daha yüksek bir olasılığa sahiptir. Bu makale, özellikle test ağı aşamasını kaçırdıysanız bile şansınızı artırmak için ağla nasıl etkileşime geçebileceğiniz üzerine odaklanacaktır.
İlk olarak, MetaMask cüzdanınıza zkSync Era‘yı ekleyin. Ayrıca, varlıklarınızı ağa taşımak için köprü kurmanız gerekecektir.
Airdrop şansınızı arttırmak için resmi köprüyü tercih etmeniz daha iyi olabilir.

zkSync Era‘ya varlıklarınızı köprülemek için zkSync köprü adresini ziyaret edin. Bu işlem için bir ücret ağ ücreti ödeyeceğini unutmayın, bu nedenle işlem ücretlerini ödemek için cüzdanınızda yeterli miktarda ETH olduğundan emin olun. Ufak bir not: haftasonu işlem ücretlerinde ciddi anlamda düşüşler olduğundan, haftasonu işlem yapmanız sizin için daha ekonomik olabilir.
Varlıklarınızı zkSync Era ağına köprüledikten sonra, zkSync ana ağındaki projelerle etkileşime geçmeye devam edebilirsiniz.
zkSync ağında çok fazla proje olmadığını peşinen söyledikten sonra, mevcut projelerden bazılarını listeleyebilirim: SyncSwap, Mute, Eralend. Bu projelerin haricinde kendinizin bulduğu projeleri de kullanabilirsiniz.
Akıllı kontratlarla etkileşimde bulunmak popüler bir uygunluk kriteridir. En son Arbitrum airdrop’undan bir örnek alarak, platformdaki dikkate değer projelerle etkileşimde bulunmanızı tavsiye edebilirim.
SyncSwap, zkSync Era‘da Otomatik Pazar Yapıcıları (AMM) sistemini kullanan merkezi olmayan bir borsadır. Protokol üzerindeki kilitli likitide bakımından ağın en büyük projesi olarak ifade edebiliriz. SyncSwap platformunu kullanmayı düşünüyorsanız, zkSync Era ağına bağlı olduğunuzdan emin olduktan sonra varlıkları takas etmeye başlayabilirsiniz.

Alım-satım yapmanın haricinde, borsa üzerindeki çeşitli havuzlara likitide ekleyerek de platformu test edebilirsiniz.
Mute, zkSync üzerinde çeşitli DeFi hizmetleri sunar; bunlar arasında bir AMM DEX, bir farming platformu ve tahvil platformu bulunur. Mute üzerinde olası etkileşimler arasında likidite eklemek, bir token takası yapmak ve Amplifier platformunda LP token’larınızı kilitlemek bulunur. Mute Bond platformu başlarken, onunla da etkileşime geçmek iyi bir seçenek olabilir.
Mute’ta varlıkları takas etmek için, “Takas” bölümüne gidip ilgili işlem çiftini seçin. Bundan sonra, miktarı girin ve “Takas” a tıklayın.

EraLand, zkSync ağında kripto para ödünç alme-verme platformlarından biri olarak tanımlanabilir. EraLand üzerinde “supply” butonuna tıklayarak, kolayca kripto paranızı ödünç verebilir yine “borrow” butonuna basarak da sunduğunuz likitideye karşılık ödünç alabilirsiniz.
zkSync ağı üzerinde bu projelerin haricinde son dönemde geniş yelpazede yeni projelerin çalışmaya başladığını da not düşebiliriz. Bu bağlamda airdrop amaçlı işlem yapacak olan yatırımcıların, işlem yaptığı platform tercihini yaparken, tokeni bulunmayan platform ya da protokolleri tercih etmesinin çok daha yerinde olacağını düşünüyoruz.
Sonuç olarak şunları ifade etmek mümkün: zkSync ağı, aldığı yatırım ve ağ üzerinde mevcut likitide nedeniyle değeri en yüksek tokeni bulunmayan projelerden biri olarak tanımlanabilir. Aynı zamanda, işlevi bakımından sektöre bir yenilik ve canlılık getireceği gerçeği de önemini arttırmakta.
Airdrop yapıp yapmayacağı konusunda ise; Binance Web Cüzdan uygulaması aracılığıyla başlatılan airdrop kampanyası, zkSync ekibinin yakın zamanda kapsamlı bir airdrop etkinliği ile erken dönem kullanıcılara yüklü tutarlarda ağ tokenini dağıtacağı yorumunu yapmak yerinde olacaktır.
Airdrop kampanyasının zaman merkezli olacağını düşünmekle beraber, daha önce ağ üzerinde birkaç işle dahi yapmış yatırımcıların, açıklama gelene kadar aktiflik durumlarını arttırmalarının şanslarını arttırabileceğini düşünüyorum.
Bu metin yazıldığı sırada, zkSync ekibi token dağıtacağına dair henüz bir doğrulama yapmamış olsa da Binance Web cüzdanı üzerinden duyurulan zkSync airdrop etkinliği, yakın zamanda ekip tarafından airdrop haberinin geleceğine işaret etmektedir.
The post ZkSync Airdrobu Yaklaşırken Son Öneri: Ne Yapmalı? first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post zkEVM Nedir ve Nasıl Çalışır? first appeared on Kripto Bülten.
]]>Bir zkEVM‘nin ne olduğunu veya ne işe yaradığını gerçek anlamda anlayabilmek için, geliştiricilerin bir zkEVM oluşturma noktasına nasıl geldiklerini anlamak önemlidir.
Süreç, kripto para protokollerinin ölçeklendirilmesi ihtiyacıyla başladı. Bu uzun yıllardır sektör için çok büyük bir sorun olageldi. Ayrıca blok zincirlerini daha merkezi hale getirmeden ölçeklendirmenin zor olmasından dolayı sürecin daha da karmaşık ve zor olmasına neden oldu:
Ethereum üzerine katman 2 (L2) ağları inşa etmek, bunu çözmenin ana odak noktalarından biri oldu. Temel fikir, işlemlerin ikincil bir ağda işlenip toplandığı ve ardından bu işlemlerin sonuçlarının Ethereum blok zincirine bir seferde işlenebilmesidir. Bu, genel olarak daha düşük işlem ücretleri ve Ethereum blok zincirine daha az şişme avantajı sağlar.
Ancak, ağın bu işlemlerin gerçek olduğunu nasıl bildiği ya da bilebileceği en büyük risk olarak ortaya çıktı. İşte, işlemlerin matematiksel olarak tümünün geçerli olduğunu doğrulayan bir kriptografik kanıt oluşturmanın önemli bir yöntemi var. Bu, zk-kanıtları olarak bilinen sıfır bilgi kanıt teknolojisi kullanılması yöntemiyle mümkün oldu.
Tam da bu aşamada, zk-kanıtları ile yani sıfır bilgi teknolojisini kullanarak işlemleri ana Ethereum ağına gönderebilecek katman 2 (L2) çözümleri sunan blok zincirleri geliştirildi. Fakat, bu tarz projeleri geliştiren ekipler sektördeki yüksek ihtiyaç nedeniyle çok daha iddialı hale geldiler.
Ethereum’un ana unsurlarından biri, ağının merkezinde yer alan Ethereum Sanal Makinesi olarak bilinen bilgisayardır. Bu, akıllı sözleşmeleri ve çeşitli karmaşık merkezi olmayan uygulamaları destekleyen teknolojidir. Bir katman 2 ağının başarılı olması için gerçekten EVM uyumlu olması ve bu tür uygulamaları desteklemesi gerekmektedir.
Bu nedenle, zk-kanıtları kullanan katman 2 ağları için bir sonraki adım, onları EVM uyumlu hale getirmek oldu. Bu, sadece işlemleri ve merkezi olmayan uygulamaları desteklemek demek değil, bunun ötesinde tüm etkileşimlerin ve matematiksel verilerin güvenli olarak gerçekleşebilmesini sağlar. Ayrıca, uyumluluk seviyesine bağlı olarak, geliştiricilerin uygulamaları Ethereum‘dan doğrudan ağa taşımaları çok kolay hale gelebilir. Bu şu anlama geliyor: Ethereum ana ağı için herhangi bir uygulamayı geliştiren bir yazılımcı, yüksek komisyon ödememek adına aynı uygulamayı çeşitli l2’ler üzerinde kurabilir ve test edebilir. Aynı şekilde uygulamayı ana ağa da dilediği zaman yükleyebilir.
Bu, zk-kanıtları kullanan EVM uyumlu katman 2 (L2) ağlarına zkEVM’ler diyoruz.
Geçtiğimiz yıl Polygon, zkSync ve Scroll gibi birkaç blok zinciri projesi, doğal olarak Ethereum uygulamalarını destekleyebilen işlevsel bir ZK tabanlı katman 2 çözümü geliştirmek için yarıştı.
İşte zkEVM’ler üzerinde çalışan bazı ana projeler hakkında kısa bir giriş:
The post zkEVM Nedir ve Nasıl Çalışır? first appeared on Kripto Bülten.
]]>