amp domain was triggered too early. This is usually an indicator for some code in the plugin or theme running too early. Translations should be loaded at the init action or later. Please see Debugging in WordPress for more information. (This message was added in version 6.7.0.) in /home/u814201603/domains/kriptobulten.online/public_html/wp-includes/functions.php on line 6170The post Ak Şapkalı Hacker 2016 ICO’dan 2 Milyon Doları Kurtardı! first appeared on Kripto Bülten.
]]>“0xflorent” takma adıyla bilinen beyaz şapkalı hacker, X (eski adıyla Twitter) üzerinden yaptığı paylaşımlarda, Hong Coin ICO’suna katılan ve fonları akıllı kontratta sıkışıp kalan yatırımcılara nasıl yardım ettiğini detaylandırdı. Hong Coin, 2016 yılında merkeziyetsiz bir risk sermayesi fonu olarak tanıtılmıştı. Proje, hedeflediği fonlama miktarına ulaşamadığı için hiçbir zaman tam olarak başlatılamadı. Normal şartlarda, fonlama hedefine ulaşılamadığında akıllı kontratın yatırımcılara otomatik olarak para iadesi yapması gerekiyordu. Ancak 0xflorent’e göre, “geri ödeme işlevindeki bir hata bunu sessizce bozdu ve fonlar kilitlendi.”
0xflorent, bu durum karşısında Hong Coin’in geliştiricileriyle iş birliği yaparak, kilitli fonları kurtarmanın bir yolunu buldu. Çözüm, akıllı kontrattaki hatalı bir yönetici işlevini (admin function) istismar etmekten geçiyordu. Bu işlevdeki bir “tamsayı taşması (integer overflow)” güvenlik açığı sayesinde, token sahiplerinin bakiyelerini sıfırlamak ve geri ödeme mekanizmasını tetiklemek mümkün oldu. 0xflorent, “Çıkış yolu, bir tamsayı taşması zafiyeti olan bir yönetici işleviydi. Belirli bir girdiyle çağrılması, bir sahibin bakiyesini sıfırlar ve geri ödeme kontrolünün kilidini açar” açıklamasını yaptı.
Etherscan verilerine göre, bir HONG yatırımcısına şimdiden 96 ETH iade edildi. Bu miktar, güncel değeriyle yaklaşık 192.500 dolara tekabül ediyor. Ayrıca, başka bir yatırımcıya da 0.5 ETH geri ödendi. Toplamda 48 yatırımcıya ait 1.003 ETH’nin kurtarılması, yıllar sonra gelen büyük bir sevinç kaynağı oldu. Bu, kripto para piyasasındaki uzun vadeli yatırımların bile, doğru güvenlik uzmanlarının müdahalesiyle kurtarılabileceğinin önemli bir kanıtı.
0xflorent’in bu ilk başarısı değil. Daha önce de benzer kurtarma operasyonlarına imza attığı biliniyor. 24 Mayıs’ta yaptığı bir açıklamada, Ocak 2018’deki başarısız bir ICO projesinden ve bir Liquality Cüzdanı kullanıcısının çapraz zincir transfer protokolünde sıkışan fonlarından toplam 19.33 ETH (yaklaşık 40.600 dolar) kurtardığını belirtmişti. Bu tür durumlar, kripto dünyasında güvenlik denetimlerinin ve white hat hacker’ların kritik rolünü vurguluyor.
Bu olay, ICO’ların ilk yıllarında yaşanan güvenlik zafiyetlerinin bugün bile sonuç doğurabildiğini gösteriyor. Yatırımcıların ve proje geliştiricilerinin akıllı kontrat güvenliğine azami özen göstermesi gerektiğinin altını çizen bu haber, aynı zamanda kripto ekosisteminin sorunları çözmeye odaklanan bireyler sayesinde ne kadar dirençli olabileceğini de kanıtlıyor.
Özetle, 2016 yılında yaşanan bir talihsizlik, bugüne dek süren teknolojik bir bilmece, ak şapkalı bir kahramanın azmi sayesinde çözüldü. Bu gelişme, hem yatırımcılar için bir umut ışığı oldu hem de kripto güvenliğinin hiç bitmeyen önemini bir kez daha ortaya koydu.
Not: Bu haber, Brayden Lindrea tarafından yazılmış ve Jesse Coghlan tarafından incelenmiştir. İçerik, Cointelegraph’ın yayın politikalarına uygun olarak bağımsız ve şeffaf habercilik prensipleriyle hazırlanmıştır. Okuyucuların bilgileri bağımsız olarak doğrulamaları tavsiye edilir.
—
Yasal Uyarı: Bu içerik yapay zeka teknolojisi kullanılarak oluşturulmuştur. Sunulan bilgiler yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve kesinlikle yatırım tavsiyesi niteliği taşımamaktadır. Kripto para ve dijital varlık piyasaları yüksek risk içermektedir. Yatırım kararlarınızı vermeden önce mutlaka kendi araştırmanızı yapınız ve gerekirse lisanslı bir finansal danışmana başvurunuz. KriptoBülten, bu içerikteki bilgilere dayanarak yapılan yatırımlardan doğabilecek zararlardan sorumlu tutulamaz.
The post Ak Şapkalı Hacker 2016 ICO’dan 2 Milyon Doları Kurtardı! first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Ak Şapkalı Hacker’dan On Yıllık Mucize: 2 Milyon Dolarlık ETH Kurtarıldı! first appeared on Kripto Bülten.
]]>Hong Coin, 2016 yılında merkeziyetsiz bir risk sermayesi fonu olarak piyasaya sürülmeyi hedefleyen iddialı bir projeydi. Ancak fonlama hedefine ulaşamadığı için ICO başarısız oldu ve yatırımcıların yatırdığı ETH’lerin otomatik olarak iade edilmesi gerekiyordu. Ne var ki, akıllı sözleşmedeki bir yazılım hatası, geri ödeme fonksiyonunun çalışmasını engelledi ve fonlar dokuz yıl boyunca erişilemez hale geldi. Bu durum, 48 yatırımcının paralarının kaderini belirsizliğe sürüklemişti.
Kripto topluluğunda “0xflorent” olarak bilinen pseudonim bir ak şapkalı hacker, bu kritik sorunu çözmek için devreye girdi. 0xflorent, Pazar günü X (eski adıyla Twitter) üzerinden yaptığı açıklamada, Hong Coin’in yaratıcılarına akıllı sözleşmedeki hatalı bir yönetici fonksiyonunu nasıl kullanacaklarını göstererek, kilitli fonları kurtarma sürecine liderlik ettiğini duyurdu. Bu sayede, yaklaşık 1.003 Ether’in (o günkü değeriyle 2 milyon dolar) yatırımcılara iadesinin yolu açıldı.
Etherscan verileri, bir Hong Coin yatırımcısının şimdiden 96 ETH’sini (yaklaşık 192.500 dolar) geri aldığını, bir diğerinin ise 0.5 ETH’sini geri aldığını gösteriyor. Bu ilk ödemeler, projenin eski yatırımcıları için umut verici bir başlangıç oldu.
0xflorent’in açıklamasına göre, kilitli fonların kurtarılmasını sağlayan mekanizma, akıllı sözleşmedeki bir “integer overflow” (tam sayı taşması) güvenlik açığına sahip yönetici fonksiyonuydu. Bu fonksiyon, belirli bir girdi ile çağrıldığında, token sahiplerinin bakiyelerini sıfırlayarak geri ödeme kontrolünü yeniden etkinleştiriyordu. Bu teknik deha sayesinde, neredeyse on yıldır kilitli kalan fonlar yeniden hareket ettirilebildi.
Hong Coin projesi, 2016 yılında başlayan ve 28 Ekim 2016’da sona eren bir ICO süreciyle yatırımcıları çekmeye çalışmıştı. Projenin YouTube videosu, token’ı topluluk destekli bir risk sermayesi fonu olarak tanıtıyor, DAO üyelerinin hangi projelerin destekleneceğine karar vereceğini belirtiyordu.
Bu olay, kripto para ekosisteminde “beyaz şapka” olarak nitelendirilen etik hacker’ların paha biçilmez değerini bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu tür uzmanlar, güvenlik açıklarını kötü niyetli kişiler tarafından istismar edilmeden önce tespit edip raporlayarak veya bu örnekte olduğu gibi kilitli fonları kurtararak sektöre büyük katkılar sağlıyorlar. Daha önce de benzer kurtarma operasyonlarına imza atan 0xflorent, bu yılın Ocak ayında başarısız bir ICO projesinden 19.33 ETH (yaklaşık 40.600 dolar) kurtarmıştı.
Kripto dünyası hızla gelişirken, akıllı sözleşme denetimleri ve güvenlik önlemlerinin önemi giderek artıyor. Hong Coin vakası, eski ve hatalı sözleşmelerin bile doğru uzmanlık ve çabayla çözülebileceğini gösteren nadir bir başarı hikayesi olarak tarihe geçti.
—
Yasal Uyarı: Bu içerik yapay zeka teknolojisi kullanılarak oluşturulmuştur. Sunulan bilgiler yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve kesinlikle yatırım tavsiyesi niteliği taşımamaktadır. Kripto para ve dijital varlık piyasaları yüksek risk içermektedir. Yatırım kararlarınızı vermeden önce mutlaka kendi araştırmanızı yapınız ve gerekirse lisanslı bir finansal danışmana başvurunuz. KriptoBülten, bu içerikteki bilgilere dayanarak yapılan yatırımlardan doğabilecek zararlardan sorumlu tutulamaz.
The post Ak Şapkalı Hacker’dan On Yıllık Mucize: 2 Milyon Dolarlık ETH Kurtarıldı! first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Worldcoin Nedir? Göz Tarayıcıyla Kimlik Doğrulama Yapan Kripto Paranın Derinlemesine İncelemesi first appeared on Kripto Bülten.
]]>Worldcoin, OpenAI CEO’su Sam Altman liderliğindeki Tools for Humanity ekibi tarafından geliştirilen bir kripto ve dijital kimlik projesidir. Projenin temel fikri, her bireye yalnızca bir kez ait tekil bir World ID oluşturarak gerçek insan olduğunu kanıtlamak ve karşılığında WLD token dağıtmaktır. Bunun için kullanıcılar önce World App adlı mobil cüzdan uygulamasını indirmeli ve ardından bir “Orb” cihazı ile yüzlerinde iris taraması yaptırmalıdır. Orb cihazının amacı, kullanıcının gerçek bir insan olduğunu ve daha önce sisteme kaydolmamış benzersiz bir birey olduğunu doğrulamaktır. Bu doğrulama işlemi tamamlandıktan sonra kullanıcıya World ID verilir ve cüzdanına WLD tokenları yüklenir. World ID, kullanıcıya ait kişisel bilgiler vermeden (isim, e-posta gibi) benzersizliği kanıtlar, böylece web siteleri ve hizmetlerde insan olduğunu ispatlamaya yarar. WLD tokenı ise bir yardımcı ve yönetim tokenıdır; Ethereum/Optimism ağı üzerinde işlem görür ve protokolün geleceği hakkındaki kararlarda kullanıcıya söz hakkı verir.
Worldcoin’de Orb (küre) adı verilen özel cihaz, yüz yüze iris taraması yapmak için tasarlanmış metalik, bowling topu büyüklüğünde bir tarayıcıdır. Kullanıcı orb’un önünde durduğunda cihaz çok spektrumlu kameralarla hem yüz hem de göz görüntüsü alır; bu görüntüler cihazda işlenir ve daha sonra şifrelenerek kullanıcının telefonunda saklanır. Orb, kullanıcının gerçek bir insan olduğunu ve daha önce taranmadığını yüksek doğrulukla saptar. Taranan görüntüler cihaz tarafından işlendikten sonra varsayılan olarak silinir; sadece bundan üretilen şifreli “iris kodları” güvenli sunuculara dağıtılır. Bu sayede Worldcoin, iris fotoğraflarını merkezî olarak depolamadığını, sadece anonimleştirilmiş kodları işlettiğini iddia etmektedir. Tarama işlemi birkaç saniyede tamamlanır ve kişinin iris verisi, tek seferlik World ID oluşturulduktan sonra silinebilir veya şifreli olarak tutulabilir.
World ID, Worldcoin’in benzersiz dijital kimliğidir; bir kişinin gerçek ve tekil bir insan olduğunu doğrulayan bir sertifikadır. World ID, entegre edildiği web3 uygulamalarında veya diğer platformlarda insan olduğunuzu anonim şekilde kanıtlamanızı sağlar, böylece bot ve çift hesap oluşturma saldırılarına karşı koruma sunar. Örneğin adil token dağıtımları, NFT satışları ya da sosyal ağlarda sybil (sahte hesap) önleme gibi kullanım alanları hedeflenmektedir. Worldcoin ekibi, World ID ile herkese eşit fırsat ve küresel katılım vadettiğini belirtmiştir.
Ancak gizlilik konusunda ciddi endişeler vardır. Iris taraması yüksek hassasiyetli biyometrik bir doğrulamadır ve eleştirmenler bunun kişinin cinsiyeti, etnik kökeni veya hatta bazı sağlık bilgileri hakkında dolaylı ipuçları içerebileceğini vurgulamıştır. Bu tür verilerin kötüye kullanımı veya sızması çok sayıda etik ve yasal sorunu gündeme getirmiştir. Şirket, projenin “tamamen özel” olduğunu; taranan iris görüntülerinin varsayılan olarak silindiğini veya kullanıcının tercihine göre şifreli saklanabildiğini belirtiyor. Yine de, uygulamada tam anonimlik sağlanıp sağlanamadığı uzun süre tartışıldı. Örneğin Vitalik Buterin gibi kripto liderleri, iris kodlarının az da olsa hassas bilgi barındırma ihtimaline dikkat çekti. Bu tartışmalar halen devam etmektedir.
Worldcoin’in en bilinen kurucularından biri OpenAI CEO’su Sam Altman’dır. Projeye, Altman’ın yanı sıra Alex Blania ve Max Novendstern başta olmak üzere bir grup kurucu öncülük etmiştir (Novendstern 2021’de projeyi bıraktı). Sam Altman’ın kripto ve yapay zeka odaklı vizyonu, Worldcoin’in arkasındaki motivasyonun da bir parçasıdır. Hedef, gelişen yapay zeka çağında insanların gerçekliğini kanıtlamaya yönelik güvenilir bir altyapı oluşturmaktır. Worldcoin projesi, Altman’ın OpenAI ile ortaya çıkan yapay zeka üretimleriyle insan arasındaki farkı koruma ihtiyacı bağlamında değerlendirilmektedir.
Worldcoin’in yerel tokenı WLD (Worldcoin), Ethereum tabanlı bir token olarak tasarlanmıştır. Bu tokenın temel kullanımı, dünyayı birbirine bağlayan ağ içinde transfer ve işlemleri kolaylaştırmak, aynı zamanda protokolün yönetimsel kararlarında sahiplerine oy hakkı sağlamaktır. İlk arz 10 milyar WLD olarak belirlenmiştir; lansman sonrası enflasyon kontrolü 15 yıl boyunca %0’de sabitlenecek şekilde akıllı sözleşmeyle kısıtlanmıştır. Tokken dağılımına göre %75’i topluluğa (kullanıcılara), geri kalan ise geliştirici takım ve yatırımcılara ayrılmıştır. Bu yapıyla hedeflenen, projenin para arzının büyük kısmını bireylere ulaştırmaktır. Kullanıcılar Orbit eşliğinde oluşturdukları World ID’leriyle ödeme yapma, cüzdanlarında WLD saklama, gelecekteki yönetişim oylamalarına katılma gibi imkanlara sahip olacaktır.

WLD tokenı, 2023 yazında piyasaya sürüldükten sonra büyük kripto borsalarında işlem görmektedir. Mayıs 2025 itibarıyla fiyatı yaklaşık 0,94 USD civarındadır ve son 24 saatte %6–7 oranında yükseliş göstermiştir. WLD’nin dolaşımdaki arzı yaklaşık 1,37 milyar adettir. Bu miktar, projenin sabitlenmiş toplam arzı olan 10 milyar WLD’nin henüz yalnızca bir kısmıdır; ilerleyen yıllarda akıllı sözleşmeye göre enflasyon kontrollü bir artış olabilecektir. Fiyat, kripto piyasasının genel durumuna bağlı olarak dalgalanmakta, coğrafi genişleme haberleri ve regülasyon gelişmeleriyle anlık hareketler yaşayabilmektedir.

WLD tokenı birçok büyük kripto para borsasında işlem görmektedir. Özellikle Gate.io, OKX, Binance, KuCoin ve MEXC gibi küresel CEX platformlarında WLD/USDT gibi işlem çiftleri aktif olarak bulunmaktadır. Örneğin Binance, 2023’te WLD’yi listelemiş, Huobi ve Bybit’te de işlemler açılmıştır. Yine Coinbase, 2025 itibarıyla WLD’yi listeleme yolunda adımlar atmış ve ABD’deki kullanıcılar cüzdanlarından WLD alım-satımı yapabilmeye başlamıştır. Bu sayede dünyanın pek çok bölgesindeki kripto yatırımcıları, satın aldıkları ya da kazandıkları WLD tokenlarını kolayca ticaret hesaplarına çekip alım-satım işlemlerine katılabilmektedir.

Worldcoin kullanıcıları için temel arayüz World App adlı mobil cüzdan uygulamasıdır. World App, kullanıcıların World ID oluşturmalarını, WLD tokenlarını saklamalarını ve farklı mini uygulamalara erişmelerini sağlar. Uygulama 10 milyondan fazla indirme almış olup Google Play’de 4.5 yıldız değerlendirmesine sahiptir. Kullanıcı, World App’i kurduktan sonra yakınındaki bir Orb cihazında biyometrik doğrulamayı tamamlayarak ve World ID’yi oluşturduktan sonra cüzdanında WLD tokenlarını görebilir. Uygulama içinden görüntülü cüzdan transferi, mini uygulama mağazası ve ilerleyen dönemde ticari entegrasyon (örneğin yapılan World Visa kartı başvurusu) gibi özellikler kullanılabilmektedir. Genel olarak kullanıcı deneyimi modern bir kripto cüzdanı kullanımıyla benzerdir; tek fark biyometrik doğrulama adımının sürece dahil olmasıdır. Açıklanan özellikler arasında ücretsiz token kazanma, sıfır işlem ücreti (gas-free) transferler ve çok dilli destek gibi avantajlar vurgulanmıştır.
Worldcoin global olarak büyük çaplı bir dağıtım planı uygulamaktadır. Haziran 2023 itibarıyla Worldcoin, 5 kıtada 35’ten fazla şehirde aktif hale gelen 1500’den fazla Orb cihazıyla kayıt işlemlerini genişletmiştir. Beta sürecinde dünya çapında haftada 40.000’den fazla kişi benzersiz kimliğini doğrularken, yeni Orb’ların devreye alınmasıyla aylık milyonsan fazla kayda ulaşılması hedeflenmektedir. Örneğin İspanya’da 150 binden fazla kişi zaten kaydını yaptırmış, bu ülkede operasyonlar üç katına çıkarılmıştır. 2025 baharında ise Worldcoin, ABD’de altı büyük şehirde (Atlanta, Austin, Los Angeles, Miami, Nashville, San Francisco) World ID doğrulamasına başlamıştır. Aynı dönemde Razer mağazaları ve dünya genelinde açılacak “World Space” deneyim merkezlerinde binlerce Orb cihazı faaliyete geçirilmiştir.
ABD lansman etkinliğinden bir fotoğraf. Sam Altman ve ekip, Mayıs 2025’te San Francisco’da düzenlenen “At Last” etkinliğinde Worldcoin’in ABD lansmanını duyurdu. Sahnedeki ekran “Now available in the USA” (ABD’de artık kullanıma hazır) mesajı taşıyor.
Bu küresel genişleme sayesinde, kullanıcılar Dünya’nın birçok noktasında kolayca orb ile doğrulama yapabilecektir. Örneğin Latin Amerika, Afrika ve Asya’nın çeşitli şehirlerinde pop-up merkezleri kurularak insanlara World ID oluşturma imkânı sağlanmaktadır. Gelecekte Orb Mini adı verilen, akıllı telefon büyüklüğünde taşınabilir bir doğrulama cihazının devreye alınması planlanmış, bu sayede tarama ağı erişiminin daha da yaygınlaştırılması hedeflenmektedir.
Worldcoin, kuruluş aşamasından bu yana önde gelen yatırımcı ve girişim sermayesi firmalarından önemli miktarda fon sağlamıştır. Andreessen Horowitz (a16z), Khosla Ventures, Bain Capital Crypto, Blockchain Capital, Tiger Global gibi yatırımcılar toplamda 250 milyon USD’den fazla yatırım yapmıştır. Örneğin 2023 yazında TFH (Tools for Humanity), Blockchain Capital liderliğindeki C serisi yatırım turunda 115 milyon USD toplamıştır. Bu yatırımlar, Worldcoin’in küresel ağ kurulumuna ve teknolojik altyapısına kaynak sağlamak amacıyla kullanılmıştır. Dünyaca ünlü teknoloji ve finans liderlerinin katkısı, projenin tanınırlığını artırmıştır.

Worldcoin, geniş çaplı veri toplama yöntemleri nedeniyle dünya genelinde çeşitli eleştirilere ve yasal incelemelere muhatap olmuştur. Almanya’da Bavyera Veri Koruma Ofisi (BayLDA), Worldcoin’un kimlik doğrulama sürecinin temel veri koruma ilkelerine aykırı olduğuna karar vererek tüm iris tarama verilerinin silinmesini emretmiştir. İspanya’da da mahkemeler geçici yasaklar getirip verilerin silinmesini kararlaştırmıştır. İngiltere’de Bilgi Komiserliği Ofisi (ICO) projeye soruşturma başlatmış, yürütülen işlemler için kapsamlı bir Veri Koruma Etki Değerlendirmesi yapılması ve kullanıcı onayının tam açık şekilde alınması gerektiğini vurgulamıştır. ICO ayrıca taramaların gönüllü olması, kullanıcıların istedikleri zaman projeden çıkabilmesi gerektiğini bildirmiştir.
Afrika’da Kenya ise dikkat çeken bir örnektir. 2025 yılında bir mahkeme, Worldcoin’un Kenya’da yasaya uygun şekilde hareket etmediğini hükmederek toplanmış tüm biyometrik verilerin silinmesini emretti. Aynı zamanda Worldcoin’un veri işleme faaliyetlerinin, usulüne uygun bir etki değerlendirmesi ve açık kullanıcı rızası alınmadan devam ettirilemeyeceğine hükmedildi. Bu karar, şirketin Kenya’daki faaliyetlerini ciddi şekilde kısıtlamıştır.
Bunların yanı sıra vatandaş grupları ve sivil toplum kuruluşları da gizlilik, güvenlik ve etik konularda eleştiri yapmaktadır. Örneğin Ethereum’un kurucusu Vitalik Buterin, iris taramalarının gizlice hassas bilgilere yol açabileceği uyarısını yapmıştır. Bu eleştiriler, Worldcoin’in faaliyetlerinin sadece teknolojik değil, toplumsal ve hukuki boyutunun da büyük olduğunu göstermektedir.
Worldcoin’in vizyonu, dijital çağda insanları doğrulama ve küresel finansal ağa dahil etme potansiyeli taşır. Proje, adalet temelli airdroplar, bot saldırılarına karşı koruma, eşit fırsat dağılımı ve yapay zekâ gözetiminde insanların ayrımını sağlama gibi yenilikçi kullanım alanları sunmaktadır. Sam Altman da sistemin, yapay zekâ çağında “insan güvenini” sağlamada önemli bir rol oynayabileceğini dile getirmiştir. Örneğin, gelecekte evrensel temel gelir (UBI) benzeri sistemlerde World ID kullanılması veya dünya genelinde oy ve anket sistemlerinde kimlik sağlama gibi uygulamalar potansiyel faydalar arasındadır.
Diğer taraftan ciddi riskler de mevcuttur. Kullanıcıların iris gibi biyometrik verilerinin toplanması, veri sızıntısı veya izinsiz kullanım risklerini getirir. Düzenleyici baskılar (örneğin GDPR ihlalleri) küresel yayılmayı zorlaştırabilir. Ayrıca kullanıcıların projeye güvenmesi ve merkeziyetsizlik iddialarının gerçekçi olup olmadığı da eleştirilen konular arasındadır. WLD tokenının fiyat volatilitesi ve kripto piyasasındaki belirsizlikler de yatırımcı riski oluşturur. Bu nedenle, Worldcoin’in teknik vaatleri ne kadar büyük olsa da proje henüz erken aşamadadır ve başarısı birçok dış faktöre bağlıdır.
Worldcoin kullanıcılarına ücretsiz token kazanma imkânı, kolay kimlik doğrulama ve küresel ekonomiyle entegrasyon gibi avantajlar sunar. Dünya genelinde herhangi bir insanın katılabildiği bir ağda yer almak, özellikle finansal ve sosyal hizmetlere erişimde fırsat eşitliği sağlayabilir. Örneğin, World ID kanalıyla yapılacak eşsiz airdroplar veya sosyal ağlarda botlardan arınma gibi uygulamalar fayda yaratabilir.
Ancak kullanıcıların dikkat etmesi gereken önemli noktalar vardır. Öncelikle, biyometrik verilerinin toplanması kişisel mahremiyeti tehdit edebilir. Veri işleme yöntemleri ve üçüncü taraflarla paylaşılan bilgiler iyi anlaşılmalıdır. Ayrıca WLD tokenının değeri volatil olduğundan, projenin finansal getirisinin garantili olmadığını unutmamak gerekir. Kullanıcılar, projeye kaydolmadan önce gizlilik politikalarını, yasal uyarıları ve potansiyel riskleri okumalıdır. Dünya çapındaki düzenleyici gelişmelerin yakından takip edilmesi de önemlidir; örneğin bazı ülkelerde katılım yasaklanmış veya sınırlandırılmış olabilir.
2025 yılı itibarıyla Worldcoin’in küresel yayılımı ve teknolojisi hızlı şekilde gelişmiştir. Özellikle ABD lansmanı büyük yankı uyandırmıştır. Mayıs 2025’te San Francisco’da düzenlenen etkinlikte Altman ve ekibi, ABD’nin altı kentinde World ID doğrulamasına başlandığını ve World App üzerinden WLD airdrop’larının yapıldığını duyurmuştur. Bu etkinlikte ayrıca orb cihazlarının ABD genelinde Razer mağazaları ve yeni açılan “World Space” merkezlerinde hizmet vereceği ilan edilmiştir.
Projenin kısa vadeli yol haritasında Orb Mini gibi yeni cihazlar ve özellikler öne çıkmaktadır. Blockworks haberine göre, 2025 baharında tanıtılan Orb Mini, küçük boyutuyla iris taramayı çok daha pratik hale getirecektir. Hatta ileride bu cihazın, kullanıcıyı fiziksel alışverişte doğrulayarak World cüzdanından ödeme yapma özelliği (point-of-sale) sunması planlanmaktadır. Aynı zamanda World App’e dünyanın para birimlerini de destekleyen entegrasyonlar yapılmıştır: ABD’de USDC stabilcoin’i ve Stripe ile ödeme altyapısı eklendi; yeni güncellemeyle Euro stabilcoin ve Türkiye gibi ülkelerde yerel ödeme yöntemleri de gündemdedir.
Bunlara ek olarak, Worldcoin topluluğu için yeni mini uygulama mağazası ve mobil dünyayı destekleyecek özellikler geliştirilmiştir. Örneğin ABD kullanıcılarına açık Kalsi isimli tahmin piyasaları uygulaması, Morpho ile DeFi ödünç verme araçları gibi yeni mini-uygulamalar duyurulmuştur. Ayrıca yakın dönemde World Visa kartı çıkarılarak WLD tokenı fiziksel alışverişte harcama imkânı getirileceği açıklanmıştır.
Gelecekte Worldcoin’in hedefleri arasında Avrupa genelinde yeniden giriş yapmak (örneğin İspanya ve Portekiz’deki askıya alınan faaliyetlerin devamı), Asya ve Afrika’da nüfusu yüksek yeni pazarlara açılmak, Orb üretim kapasitesini artırmak ve protokolün daha merkeziyetsiz bir yönetime geçmesini sağlayacak mekanizmalar (yönetim DAO’ları vb.) bulunmaktadır. Tüm bu gelişmeler kullanıcı güvenliği ve yasal uyum dikkate alınarak adım adım uygulanmaktadır.
İçerik hazırlandığı esnada Worldcoin ($WLD) ile ilgili finansal bilgilere aşağıdaki görsel üzerinden ulaşabilirsiniz.

Uyarı: Paylaşılan haberler, veri ve grafikler bilgi amaçlı olup yatırım tavsiyesi ya da danışmanlığı kapsamında değerlendirilemez. Bunun yanı sıra haber ve materyallerin al ya da sat yönünde bir telkinde bulunmak gibi bir işlevi ve misyonu da bulunmamaktadır. Kişilerin kişisel araştırma yapmaları kendi sorumlulukları olup, detaylı araştırmanın yatırım öncesi önemli bir şart olduğunu öneririz.
İçerik ve görseller YZ yardımıyla oluşturulmaktadır.
Ayrıca, kripto paraların doğası gereği yüksek risk barındırdığı göz önünde bulundurularak hareket edilmelidir. Risksiz kazanç hiçbir sektörde olmadığı gibi, kripto paralar özelinde de yoktur.
The post Worldcoin Nedir? Göz Tarayıcıyla Kimlik Doğrulama Yapan Kripto Paranın Derinlemesine İncelemesi first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Trump ve Kripto Dünyası: “Make ICOs Great Again” Hareketi first appeared on Kripto Bülten.
]]>Son yıllarda kripto para ve blok zincir teknolojisi, finansal sistemde devrim yaratırken, siyasi figürler de bu alana ilgi göstermeye başladı. ABD’nin eski başkanı Donald Trump, kripto dünyasına adım atarak “Make ICOs Great Again” sloganıyla yeni bir projeye imza attı. Bu yazıda, Trump’ın kripto girişimini, bu projenin detaylarını ve kripto ekosistemine olası etkilerini inceleyeceğiz.
Donald Trump, başkanlık döneminde kripto paralara karşı mesafeli bir duruş sergilemişti. Ancak son dönemde, özellikle 2024 seçimleri öncesinde, kripto dünyasına ilgi gösterdiği gözlemleniyor. Trump, “Make ICOs Great Again” sloganıyla başlattığı projede, Initial Coin Offering’lerin (ICO) yeniden popüler hale getirilmesini hedefliyor.
Bu proje, Trump’ın kripto dünyasına olan ilgisini gösterirken, aynı zamanda ICO’ların geçmişte yaşadığı güven sorunlarını aşmayı amaçlıyor. Trump’ın bu girişimi, kripto topluluğunda hem heyecan hem de şüpheyle karşılandı.
Trump’ın desteklediği proje, WLF (We Love Freedom) token’ı üzerine kurulu. WLF token’ı, özgürlük ve bağımsızlık temalarını ön plana çıkararak, kullanıcıların finansal özgürlüğünü artırmayı hedefliyor. Proje, ICO modelini kullanarak fon toplamayı planlıyor ve Trump’ın marka değerinden faydalanarak yatırımcıların dikkatini çekmeyi amaçlıyor.
ICO’lar, 2017-2018 yıllarında kripto dünyasının en popüler fon toplama yöntemiydi. Ancak, birçok dolandırıcılık vakası ve başarısız proje, ICO’ların itibarını zedeledi. Trump’ın “Make ICOs Great Again” projesi, ICO’ların yeniden güvenilir bir fon toplama yöntemi haline gelmesini hedefliyor.
Ancak, bu projenin başarılı olup olmayacağı konusunda şüpheler var. ICO’ların geçmişte yaşadığı sorunlar, yatırımcıların bu modele karşı temkinli olmasına neden oluyor. Ayrıca, Trump’ın projeye desteği, siyasi bir figürün kripto dünyasına girişinin etik ve yasal sorunlar doğurabileceği endişelerini de beraberinde getiriyor.
Trump’ın kripto girişimi, kripto topluluğunda karışık tepkilere neden oldu. Bazıları, Trump’ın marka değerinin projeye büyük bir ilgi yaratacağını ve ICO’ların yeniden popüler hale geleceğini düşünüyor. Diğerleri ise, projenin bir pazarlama stratejisinden öteye gitmeyeceğini ve ICO’ların geçmişteki sorunlarını çözemeyeceğini savunuyor.
Ayrıca, siyasi figürlerin kripto projelerine dahil olması, projelerin siyasileşmesine ve yatırımcıların taraf olmaya zorlanmasına neden olabilir. Bu durum, kripto dünyasının merkeziyetsizlik ilkesine aykırı olarak görülüyor.
Donald Trump’ın “Make ICOs Great Again” projesi, kripto dünyasında büyük bir heyecan yarattı. Ancak, projenin başarılı olup olmayacağı ve ICO’ların yeniden güvenilir bir fon toplama yöntemi haline gelip gelmeyeceği henüz belirsiz. Trump’ın marka değeri, projeye büyük bir ilgi yaratırken, aynı zamanda siyasi ve etik sorunları da beraberinde getiriyor.
Kripto dünyası, Trump’ın bu girişimini yakından takip ederken, yatırımcıların projeye karşı temkinli olması gerekiyor. ICO’ların geçmişte yaşadığı sorunlar, bu tür projelerin dikkatle incelenmesini zorunlu kılıyor.
Uyarı: Paylaşılan haberler, veri ve grafikler bilgi amaçlı olup yatırım tavsiyesi ya da danışmanlığı kapsamında değerlendirilemez. Bunun yanı sıra haber ve materyallerin al ya da sat yönünde bir telkinde bulunmak gibi bir işlevi ve misyonu da bulunmamaktadır. Kişilerin kişisel araştırma yapmaları kendi sorumlulukları olup, detaylı araştırmanın yatırım öncesi önemli bir şart olduğunu öneririz.
İçerik ve görseller YZ yardımıyla oluşturulmaktadır.
Ayrıca, kripto paraların doğası gereği yüksek risk barındırdığı göz önünde bulundurularak hareket edilmelidir. Risksiz kazanç hiçbir sektörde olmadığı gibi, kripto paralar özelinde de yoktur.
The post Trump ve Kripto Dünyası: “Make ICOs Great Again” Hareketi first appeared on Kripto Bülten.
]]>Büyük yatırımcı, son 35 gün içinde OKX borsa hesabına ortalama $3,176 fiyatla 48,500 ETH, yani $154 milyonun üzerinde bir miktar yatırdı.
The post Ether ICO Balinası, Borsalara 1 Ay İçerisinde 154 Milyon Dolarlık ETH Transfer Etti! first appeared on Kripto Bülten.
]]>2014’te ağın ilk coin arzına (ICO) katılarak 1 milyon ether (ETH) tokenı alan büyük yatırımcı, Pazartesi günü erken saatlerde crypto borsa OKX‘e 5,000 ETH, yani $13.2 milyon değerinde bir yatırım yaptı.
Blockchain verilerine göre, yatırımcı son 35 gün içinde OKX’e ortalama $3,176 fiyatla toplam 48,500 ETH, yani $154 milyonun üzerinde bir miktar yatırdı. Bu ETH‘leri ICO‘da token başına $0.31 fiyatla edinmişti.
Kullanıcı, OKX’in “0x6eb6ae5f1027e190adcc7b66d3aa8f14a7677faf” depo adresine, başlangıçta fonları aldığı GnosisSafe cüzdan adresini kullanarak yatırımlarını gerçekleştirdi. İlgili işlemi teyit etmek için, blockchain veri izleme uygulamalarını kullanabilirsiniz; teyit.
Cüzdanın sahibi bilinmiyor. Cüzdan, GnosisSafe adresinde $41 milyon değerinde 15,600 ETH‘nin üzerinde bir miktarı tutmaya devam ediyor.
Erken dönem yatırımcılarından gelen bu tür büyük hareketler genellikle nadirdir, ancak bu durum, yatırımcının tokenları satma, bir borsada stake etme veya diğer tokenlarla çeşitlendirme yapma hazırlığında olabileceğini gösterebilir.
Bu yatırımcılar, büyük miktarda token’ı dijital cüzdanlarında tuttukları için “balina” olarak adlandırılır. Bu büyük miktarlar, token’ın fiyatını veya etrafındaki hareketleri etkileyebilir.
CoinGecko verilerine göre, ETH fiyatları son 30 gün içinde %14 düştü, aynı dönemde Bitcoin’in fiyatı ise %3 arttı.
The post Ether ICO Balinası, Borsalara 1 Ay İçerisinde 154 Milyon Dolarlık ETH Transfer Etti! first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post TON – The Open Network Nedir? first appeared on Kripto Bülten.
]]>Yüksek ölçeklenebilirlik amacıyla tasarlanan The Open Network (TON), benzersiz çoklu blok zinciri mimarisini kullanarak bir sharding mekanizmasıyla blok zincirini daha küçük, daha yönetilebilir segmentlere böldüğü için milyonlarca işlemi saniyede işleyebileceğini iddia ediyor.
Gram (ilk zamanlardaki ismi) olarak bilinen TON‘un başlangıç sürecinde ICO (token satarak fon toplama) düzenleyerek 1.7 milyar dolarlık token satması ilgili SEC ile sorun yaşamıştı. Söz konusu hukuki ve bağlayıcı sorunlar nedeniyle Telegram‘ın projeden resmen ayrılmasına neden oldu ve o zamandan beri TON Vakfı önderliğinde topluluk tarafından yönlendirilen bir ekosistem olarak geliştirilmiş ve benimsenmeye devam edilmiştir.
TON, proof-of-stake (PoS) uzlaşma algoritması kullanır; burada doğrulayıcılar işlemleri doğrulamak ve yeni bloklar oluşturmakla sorumludur ve sahip oldukları $TON miktarına ve söz konusu $TON‘ların ne kadarlık kısmını stake ettiklerine göre ödül alma prensibine dayanır. Bu yöntem, yüksek işlem kapasitesini desteklerken enerji verimliliğini sağlar. Platform ayrıca gelişmiş akıllı sözleşmeleri destekler, bu da geliştiricilere TON blok zinciri üzerinde merkezsiz uygulamalar (dApps) oluşturma imkanı sağlar. $TON, TON blok zincirinin yerel kripto parasıdır ve işlem ücretleri, staking ve TON ekosistemi içinde bir değişim ya da takas aracı olarak kullanılır.
TON, bir ana zincir ve çoklu iş zincirlerinden oluşan benzersiz bir çoklu blok zinciri mimarisi kullanır. Ana zincir, genel ağı yöneten ve protokol değişiklikleri, doğrulayıcı (validatör) seçimleri ve iş zincirlerinin yapılandırması gibi önemli bilgileri içeren ana blok zinciridir. İş zincirleri ise TON ağı içindeki bireysel blok zincirleridir; her biri bağımsız olarak çalışabilir ve kendi işlemlerini işleyebilir. İş zincirleri, farklı uygulamalar ve kullanım durumları için özelleştirilebilir.

TON‘un mimarisinin bir başka özelliği, “dinamik sharding” olarak adlandırdıkları şeydir; burada blok zinciri durumunu “her düğüm (node) kümesinin sadece bir veri alt kümesini depolamak ve doğrulamak zorunda olmasını sağlamak için daha küçük parçalara bölme” anlamına gelir. TON, bu özelliğin teorik olarak milyonlarca işlemi saniyede ölçeklendirmeye izin verdiğini iddia eder ve etkili olarak TON‘un bir blok zinciri değil, bir blok zinciri ağı olduğu anlamına gelir.
TON‘un yüksek işleme hızı ve söz konusu işlemlerde düşük işlem ücretleri talep etmesi, kullanıcıların işlemlerin gerçekleşmesini beklemek ya da yüksek işlem ücreti ödemeyi istemedikleri tüm ödemeleri, DeFi ve çeşitli merkezi olmayan uygulamalar (dApps) için ekosistemi kullanmalarını mümkün kılar.

TON‘un akıllı sözleşme platformu, oyun, sosyal medya ve tedarik zinciri yönetimi de dahil olmak üzere çeşitli sektörlerde dapp’lerin geliştirilmesine olanak tanır. TON, teknolojisini, malların gerçek zamanlı izlenmesine ve dolandırıcılığı önlemeyi kolaylaştırması nedeniyle, tedarik zinciri yönetimi ve lojistikte faydalı olacağını öngörüyor.
Bir diğer kullanım alanı, merkezi olmayan dosya paylaşımı ve veri depolama çözümü olan TON Storage‘dir. TON Storage, dosyaları herhangi bir boyutta yedekleyen ve şifreleyen merkezi olmayan web sunucularına ihtiyaç duymadan veri dosyalarını transfer etmek için TON blok zinciri ağına dayanan, internet tabanlı eşler arası (p2p) dosya paylaşımını kullanır.
TON, başlangıçta Telegram‘ın kurucuları olan Durov kardeşler tarafından kavramsallaştırıldı ve geliştirildi. Kardeşlerin ana amacı popüler mesajlaşma uygulamasıyla entegre yüksek performanslı bir blok zinciri platformu oluşturmaktı. 2018’in başlarında, TON, ICO (token satarak fon toplama) düzenleyerek yaklaşık olarak 1.7 milyar dolar toplamış ve söz konusu arz ile yatırımcılar nezdinde büyük ilgi uyandırmıştı.
Ancak, Ekim 2019’da proje ilk büyük sınavıyla karşılaştı; ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC), ICO‘nun kayıtsız menkul kıymetler satışı olduğunu iddia ederek Telegram‘a dava açtı. Telegram, SEC’in yasal isteğine yanıt olarak, TON‘un piyasaya sürülmesini ertelemeyi kabul etti ve nihayetinde Mayıs 2020’de projeden ayrılmaya karar verdi. Yatırımcılara fonları iade etti ve SEC ile bir anlaşmaya vardı. Bu aksaklığa rağmen, açık kaynaklı topluluk TON‘u bağımsız olarak geliştirmeye devam etti. 2020’nin sonlarına doğru, proje, ölçeklenebilir ve verimli bir blok zinciri platformunun orijinal vizyonunu ileri taşımaya kararlı olan bir grup geliştirici ve hayranlar tarafından NewTON olarak adlandırılan merkezsiz bir topluluğun ellerine geçti. 2021’de, TON Vakfı olarak yeniden markalandı.
TON topluluğu, 2021 ve 2022 boyunca, ağın mimarisini iyileştirmek, dinamik sharding uygulamak ve PoS uzlaşma mekanizmasını geliştirmek için önemli adımlar attı. Bu çabalar, TON platformu üzerinde inşa edilen çeşitli merkezsiz uygulamaların ve hizmetlerin piyasaya sürülmesiyle sonuçlandı; bu, DeFi, veri depolama ve tokenleştirme gibi alanlardaki yeteneklerini sergiledi.
Resmi olarak TON‘un gelişiminde artık yer almasa da, Telegram Messenger platformunu desteklemeye devam etti. Eylül 2023’te, o zamanlar aylık 800 milyon aktif kullanıcıya sahip olan mesajlaşma platformuna TON Space kişisel kripto para saklama cüzdanını entegre etti. Mart 2024’te, Telegram, kanal sahipleri için yüzde 50:50 toncoin ile ödeme yapacak ve geliri platform ve kanal operatörleri arasında eşit bir şekilde paylaşacak bir reklam geliri paylaşım sistemi tanıttı.
27 Mayıs 2024’te, TON üzerinde kilitlenen toplam değer (TVL) ilk kez 300 milyon doları aştı; bu, TON Vakfı tarafından sunulan topluluk ödülleri için devam eden teşvik programı ile Mart ayından bu yana on kat artış anlamına geliyor.
The post TON – The Open Network Nedir? first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Menapay Token’da neler oluyor? first appeared on Kripto Bülten.
]]>Menapay yönetim müdürü Tolga Odoğlu, 22 Mayıs tarihinde yaptığı açıklama ile 8,2 Milyon Dolar değerinde Mpay token’ın satıldığını aktardı. 15 Mart ile 15 Mayıs tarihleri arası süren IEO süreci tam 12 global borsada yer almıştı. IEO sonrası süreçte ekibin karşılaştığı ilk problem ise dolandırıcılara token göndermek oldu! Toplam token miktarının %1’inden az sayıdaki tokenı CoinEgg çalışanı olduğunu söyleyen kişilere gönderen Menapay ekibi çok geçmeden hatanın farkına varıp önlem aldı. Bu nedenle ilk oluşturulan akıllı sözleşme ve token iptal edilerek yerine yenisi oluşturulmuştu.
Kripto piyasalardaki dolandırıcılık ve scam haberlerine alışkın olsak da böylesine basit bir hatanın Menapay tarafından yapılmış olması düşündürtmüştü. Ekibin aktardığı yeni akıllı sözleşme hesabı ise: 0x3810A4Ddf41E586Fa0dbA1463A7951B748cEcFca olarak gözükmektedir.
Mpay olarak piyasada işlem görmeye başlayan token, 8 Ağustos tarihine dek 24.956.354 adet olarak borsalarda yer alıyordu. Fakat Coinmarket verilerine göre 9 Ağustos tarihinde piyasa değeri yaklaşık olarak 5 Milyon Dolar’ı bulan 62 milyon 700 bin yeni Mpay token dolaşıma sokuldu!

Söz konusu tokenların niçin IEO’dan 3 ay sonra piyasaya sokulduğu bilinmemekle birlikte, yetkililere ilgili soruyu yönelttik. Menapay Telegram grubundaki admin, yukarıdaki verilerin doğru olmadığını ifade etti. Söz konusu görelin Coinmarket‘ten alınan bir ekran görüntüsü olduğunu aktarmak isterim.
Kripto para piyasalarında binlerce token/coin işlem görüyor. Bu durumun en temel nedeni ise ilk dönem projelerinin elde ettiği fon miktarının yüksek miktarda olması. Bu nedenle, çeşitli ekipler ICO/IEO vs gibi yollarla piyasadan kolay yoldan para toplamaya çalıştılar. Şu anda sadece Coinmarket’te yer alan ve en az bir borsada işlem gören token/coin sayısı 2454 olarak karşımıza çıkıyor.
Bu token/coin ekiplerinin çoğunlukla para toplama amaçlı olduğunu unutmamak gerekir. Zira Ethereum tokenlarına hizmet vermekte olan DEX (idex) bu durumu kanıtlar nitelikte. IDEX üzerinde işlem gören 800 projeden yaklaşık olarak %60’ı günde 1 dolar bile işlem görmüyor. Bu projelerden bir kısmının websitesi dahi aktif olarak çalışmıyor.
Tüm bu geliştirmeler göz önünde bulundurulduğunda yatırımcının projelere karşı temkinli olması gerektiği anlaşılmaktadır. Unutulmamalıdır ki; ekiplerin amacı fon toplamak ya da piyasaya devamlı olarak önceden basılmış ve hiçbir karşılığı olmayan token sürmek değil; proje geliştirmek ve ürün geliştirmektir.
Uyarı: Paylaşılan haberler, veri ve grafikler bilgi amaçlı olup yatırım tavsiyesi ya da danışmanlığı kapsamında değerlendirilemez. Bunun yanı sıra haber ve materyallerin al ya da sat yönünde bir telkinde bulunmak gibi bir işlevi ve misyonu da bulunmamaktadır. Kişilerin kişisel araştırma yapmaları kendi sorumlulukları olup, detaylı araştırmanın yatırım öncesi önemli bir şart olduğunu öneririz.
İçerik ve görseller YZ yardımıyla oluşturulmaktadır.
Ayrıca, kripto paraların doğası gereği yüksek risk barındırdığı göz önünde bulundurularak hareket edilmelidir. Risksiz kazanç hiçbir sektörde olmadığı gibi, kripto paralar özelinde de yoktur.
The post Menapay Token’da neler oluyor? first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Bitconnect mağduruysanız; FBI ile iletişime geçin! first appeared on Kripto Bülten.
]]>Bitconnect yapısı incelendiğinde en başından beri piramit şeması şeklinde bir proje olduğu anlaşılmasına karşın yatırımcılar gözlerini yummayı tercih ettiler. Özellikle projenin ilk evrelerinde elde ettikleri yüksek kâr marjı nedeniyle çoğu kişi sustuğu gibi çevresini de işin içine katmaya çalıştı. Haliyle sistemin balon gibi şişmesinden sonra olması gereken oldu ve balon patladı. Herkes bir şekilde parasını kurtarmaya çalışırken yapılan market manipülasyonları nedeniyle de yeni mağdurlar oluşmuştu. Parasını çekmeye çalışan insanların hesaplarına hiçbir karşılığı olmayan Bitconnect (BCC; Bitcoin Cash ile karıştırılmamalı) coin transferleri gerçekleştirildi. İlgili scam haberinin piyasada yankılanması ile birlikte bir anda binlerce dolarlık Bitconnect coinler 50 Dolar’a kadar düştü. Ardından manipülasyon ile tekrar bir miktar yükselirken ilerleyen birkaç gün içerisinde de 3 Dolar seviyesine kadar geriledi. Bu süreç bu şekilde devam etti ta ki piyasada hiçbir işlevi olmayan Bitconnect alacak kimse kalmayana dek. Sonrasında yüz milyonlarca doların kaybedildiği projeye karşı öfke daha belirgin ön plana çıkmaya başladı. İnsanlar mahkeme salonlarına akın ederek dava açmaya başladılar. Şimdi de olaya FBI dahil olarak ulaşmadıkları mağdurlar varsa onları da eklemeyi düşünüyor.
Bitconnect yapısı gereği yatırımcılara sabit getiri sunan bir projeydi. Fakat ilginç bir şekilde bunu gerçekleştiriken kredi şeklinde bir plan dahilinde sunmaktaydı. Oysaki söz konusu oranlar (aylık %10 getiri) kredi kapsamına giremeyecek kadar yüksek rakamlardı. Bu durum da ponzi şema şeklinde bir örgütlenme olduğuna işaret etmekteydi. İnsanlar sisteme girdikçe yenilerinin girmesi gerekiyor; yenileri girdikçe de eskilere yüksek faiz oranları ile ödeme yapılıyordu. Yatırımcılar o kadar heyecanlanmıştı ki evlerini, arabalarını satıp bu Bitconnect coin (BCC) satın almaya devam ediyor ve faiz elde ederek para kazanmaya çalışıyorlardı. Faiz elde edebilmek için de yapmanız gereken pek bir şey yoktu. Sadece paranızı adamların coinini alarak onlara teslim etmeniz ve hiçbir işe yaramayan coinlerini cüzdanınızda tutmanız gerekiyordu. Sonunda hukuki girişimler sonuç verdi ve sistemin çöküşü başladı. 2,5 Milyar Dolar’ı aşkın yapısıyla koca bir şirketin batışı ardında hüzünlü gözler bıraktı. Evini ve arabasını satıp parasını ilk girenlere hediye edenler ne yapacaklarını bilemez bir haldeydi artık. Sonuç değişmedi; fiyasko…
FBI, geçtiğim ay yaptığı açıklama ile; Bitconnect mağduru olanların kendilerine ulaşmasını websitelerinde duyurarak Bitcoinnectzedelere ulaşmayı arzuluyor. FBI’in kendi sitesi üzerinden yaptığı açıklamada Bitconnect’in ne şekilde ponzi şema kapsamına girdiği ve tercih edilen yöntemin türü de açık bir şekilde anlatılmaktadır. İlgili duyurunun devamında paylaşılan linke mağdurların tıklayıp gerekli bilgileri doldurmaları gerekmektedir.
Sizler de eğer bir şekilde Bitconnect mağduru olduysanız şu linki doldurabilirsiniz: FBI: Bitconnect mağdurları formu.
The post Bitconnect mağduruysanız; FBI ile iletişime geçin! first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Tayland; Bitcoin Cash, Ethereum Classic ve Litecoin alım-satımını ve ICO için kullanımını yasakladı! first appeared on Kripto Bülten.
]]>Dün (28 Şubat) Tayland yetkili kurul olan SEC tarafından açıklama metni resmi siteden paylaşıldı. Yapılan açıklama kapsamında aşağıda yer alan dört majör kripto para ile alım-satım yapılması ve ICO katılımı sağlanmasına onay verildiğine yer verildi. Bu koinler;
Yapılan yasak kararının yatırımcı nezdinde büyük bir yaptırım özelliği taşımadığı notu ile paylaşılan raporda ilginç detaylar da yer aldı. Buna göre; ilgili 3 kripto para ile hali hazırda herhangi bir ICO yürütülmediği notuna da yer vererek kısıtlama olacağı anlamına gelmediği vurgulandı. Bu durumun yanı sıra bu koinlerin yine düşük likidite nedeniyle yasaklandığına da yer verilmesi; yatırımcı tercihinin yasak kararında söz konusu etkili olduğu yorumlarına neden oldu. Zira, gayrı-merkezi yapının güçlüğü de bu yasaklamada etken nedenlerden bir diğeri oldu. Dolayısıyla, Taylandlı yetkililerin bu kararı yatırımcı koruma nedeniyle almış oldukları anlaşılmakta olup market için negatif bir etki yaratmasının söz konusu olmadığını düşünüyorum.
The post Tayland; Bitcoin Cash, Ethereum Classic ve Litecoin alım-satımını ve ICO için kullanımını yasakladı! first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post 7.26 Milyon Dolarlık EOS nasıl çalındı? first appeared on Kripto Bülten.
]]>Aslında bu soruyu bizlerin değil, yatırımcıların; özellikle ICO sürecinde gözü kapalı parasını yatıran kişilerin sorması daha makul olacaktır. Zira, ortada hiçbir ürün yokken bu denli yüksek bir meblağı kasasına koyan ekibin çalışmayı bu kadar sürede sekteye uğratması beklenmezdi. Fakat olan oldu ve kapıda ciddi bir tehlike belirmeye başladı!
Başından beri yöntem ile ilgili tartışmalar sürmekteydi. Fakat ekip kendi bildiğinden şaşmadı ve tasarladıkları haliyle EOS Blockchain‘ini aktifleştirdiler.
Bu sorunun yanıtı hem çok basit hem de bir o kadar zor; bir o kadar da düşündürücü. Zira, az evvel de değindiğim üzere EOS ana ağının çalışma prensiplerine karşı itirazlar yükselmesine karşın; o an para saymakla meşgul olan ekip üyeleri, bu durumu göz ardı ederek kendi bildiklerini yaptılar. Detaylıca anlatmak gerekirse;
EOS Blok Üreticileri dediğimiz 21 ana grup, EOS elinde bulunduranların kullandıkları oylarla seçiliyor. Bu oy verme süreci de 60 saniyelik zaman diliminde yenileniyor. İşte en yüksek oyu alan, blok üretici konumuna yükselir. Bunun ne anlama geldiğini ifade etmek gerekirse; PARA.
Blok üreticileri, tedarikteki EOS miktarının %1’ine karşılık gelen ödülü almak için elinden geleni yaparlar. %75 ödül miktarının oy kullanıcıları hakkı olduğunu ve belli hesaplamalar yapıldıktan sonra tüm node’lara gönderildiğini not düşebiliriz.

Şu ana kadar, kafanız biraz karışmış olabilir. Zira; bu olay için hem karışık, hem kolay hem de ilginç tanımını yapsak yeridir. Hızlıca detaylara geçmek gerekirse;
EOS ana ağında; hırsızlık, hack gibi çeşitli olaylarda sorunu gidermek (!) üzere ECAF diye tabir edilen bir heyet kuruyorlar. Bizdeki ihtiyarlar heyeti gibi düşünün…
ECAF, ilişkili hack hesaplarını kara listeye alır, fonları dondurur vs. Anlayacağınız yetkileri geniş bir otoritedir. Yani, güvenlik nedeniyle oluşturulan bu yetkilerin ciddi sorunlar doğuracağını kestirmek de gerekirdi. Ki böyle de oldu..
Tam da tüm bu hataların merkezinde yeni bir Blok Üreticisi olan games.eos büyük bir soruna neden oldu. Tek bir yanlış hamlede şu ana kadar dondurulan 7.26 milyon dolar değerindeki EOS tokenları kara listede yer alan hesap adreslerine aktardı. Kara listede yer alan hesap sahipleri de bu işlemi saniyeler içerisinde cüzdanı hızlı bir şekilde anonimleştirerek ekip takibinden de kurtulmuş oldu.
Bu konuyla ilgili Cornell Üniversitesi‘nden Prof. Emin Gün Sirer yorumunu şu sözlerle paylaştı:
Yorumunda tek bir Blok Üreticisinin yaptığı hatanın fonların kaybına neden olduğuna yer veren Sirer, bu sistemin zayıf bir sistem olduğunu ifade etti. Bir sistem düşünün ki sizlere çeşitli kötü niyetli kullanıcıların varlığına rağmen ayakta kalacağını iddia etsin ama en zayıf hamlede yıkılsın; olması gereken ise sistemin birden fazla hatayı tolere edebilmesidir.
Gördüğümüz kadarıyla, EOS bu konuda sınıfta kaldı. Umarız diğer ağların yaşadığı tehditlerin çeyreğini bile yaşamazlar. Yoksa bu kafayla ayakta kalacaklarını sanmak hayalperestlik olacaktır.
İçerik yayınlan hazırlanırken Cornell Üniversitesi’den Prof. Emin Gün Sirer’e ulaştık ben çeşitli sorular yönelttik. Sirer, EOS ile ilgili sorunu ifade ederken; EOS ana ağının kartelleşmeye meyilli bir grubun elinde olduğunu ve yapısının da tamamen merkeziyetçi olduğunu ifade etti. Oy kullanan Blok Üreticilerinin birbirlerine oy vererek üretimin döngü dışına çıkmasının engellendiğinin altını çizdi. Bu durumdan daha tehlikeli olan durumun ise bu 21 Blok Üreticisinin birbirine koşulsuzca güvenmesi dedi.
Bunun yanı sıra, diğer Blockchain’ler ile ilgili kıyas noktasında da; “Bu diğer sistemlerden çok farklı: BTC, ETH vs gibi diğer kriptolar boyle değildir, miner’lar birbirlerine güvenmezler, birbirlerinin yaptıklarını kontrol ederler. EOS’da bu geçerli değil.” diyerek ayrımı metni bir şekilde ifade etti.
Sirer’in aktardığı diğer önemli bir detay ise EOS Blokchain’inin devletlere daha yakın olması; ama buna karşın legal anlamda da yüzde yüz gereklilikleri sağlamadığı için kullanıcıları için ciddi tehlikelere oluşturduğu oldu. Zira devletler, kısa sürede ve kolaylıkla istedikleri kişilerin hesabını kara listeye alabileceği gibi istedikleri hesap sahibini tespit edip hapse gönderebilecek. EOS’un bu durumla ilgili hiçbir güvence sunmadığının altını çizen Sirer, devlet kararı olmadan bile bu 21 üye keyfi karar uygulayabiliyor dedi!
Tüm bu dezavantajlara rağmen sunduğu yüksek hız nedeniyle kullanıcı sayısının fazla olacağına inandığını da sözlerine ekledi.
Bu bölümde yer alan hiçbir bilgi yatırım tavsiyesi değildir. Yatırım tavsiyesi olmadığı gibi yatırım danışmanlığı kapsamında da değerlendirilemeyeceğini ve yatırımcının yatırım öncesi kendi araştırmasını yapmasının gerekliliğini ifade ederiz. Kullanıcı (siteyi kullanarak) site yöneticilerinin kişisel görüşlerini paylaşabileceklerini ve kendisnin bu görüşlere uymak zorunda olmadığının bilincinde olduğunu kabul eder.
The post 7.26 Milyon Dolarlık EOS nasıl çalındı? first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Microsoft, ICO alanına giriyor! first appeared on Kripto Bülten.
]]>Microsoft, en son sunduğu hizmetler kısmında Azure platformu altında Stratis ürününü takdim etti. Platform Londra merkezli Stratis grubu tarafından hizmet verecek. Buna göre yeni hizmet kapsamında Stratis üzerinden ICO süresince koin dağıtılmasını mümkün kılan hizmetini aktif ederek ICO yürüten firmaların fon toplamasına yardımcı olacak. Buna göre hizmet kapsamında yatırımcıların güvenli ve hızlı fon toplanacak, ardından da yine aynı şekilde koin dağıtımı güvenli ve hızlıca gerçekleştirilecek. Buna göre servis hizmeti ve katılımı Bitcoin ve Strat koin (platformun kendi tokenı) ile yapılabilecek!
Teyit etmek için: şu bağlantı üzerinden Microsoft’un kendi sitesinden kontrol edilebilir.
Stratis platformu ile birlikte yatırımcılara çeşitli olanaklar sunan Microsoft, ek olarak kullanıcların nakit-koin değişimini de yapabilmesine imkan tanıyacağını duyurdu.
Microsoft, sektöre sansasyonel bir dönemde girerek bu alanda da var olacağının altını çizmiş oldu. Zira 2017 senesinde yaşanan zirve döneminden sonra gelen dip dönemi ile birlikte markete girerek; sektöre olan inancını göstermiş oldu.
ICO’lar aracılığıyla şirketler milyarlarca dolar fon toplarken; çeşitli dolandırıcılar için de alternatif bir yöntem haline gelmişti. Özellikle, şu ana dek onlarca şirket topladıkları fonlarla kaçarken; yer yer de şirketler hiçbir şey üretmeyerek yatırımcıları milyarlarca dolarlık zarara uğrattı. Bu doğrultuda, çeşitli regülasyonlara sahip olan Stratis Plaformunun değişimde etkide bulunabileceği göz ardı edilmemelidir.
Microsoft’un ICO alanına yaptığı yatırım hakkında ne düşünüyorsunuz?
The post Microsoft, ICO alanına giriyor! first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Avrupa Parlementosu’nun Ripple ile ilgilenmesi XRP fiyatına olumlu yansır mı? first appeared on Kripto Bülten.
]]>Avrupa Parlementosu’nun Sosyalist üyelerinden Eva Kaili‘nin 2014’ten beri kripto paralarla ilgilendiği bilinen bir gerçek. en son geçtiğimiz günlerde Ripple tarafından düzenlenen konferansta konuşan Sosyalist üye Blockchain ile ilgili çeşitli adil düzenlemelerin Avrupa Birliği dahi belli bir statüde tanınması gerektiğini ifade etti.
Kripto paralar ve özellikle de major birim olan Bitcoin‘in çıkış noktasında hem devletler hem de kripto paralar birbirlerine karşı mesafeli bir tutum takınmaktaydılar. Fakat geçen birkaç yıllık süreç gösterdi ki rüzgar tersine döndü ve karşılıklı etkileşim ile birlikte menfaat her şeyin önüne geçmiş oldu. Dolayısıyla hem kripto paralar devletlerin kendisine tanıyacağı alanı kullanmak istiyor hem de devletler kripto paraların artılarından faydalanmak istiyor.
Başlangıçta; kendisinin politikacı olduğunu fark edenlerin kendisini programda istemediklerini ifade eden Kaili, daha sonra ilginç cümleler kullandı. Kendilerinin Bitcoin ve kripto paralara boşluk tanımamış olmaları durumunda Blockchain ve kripto paraların çoktan tarihe karışmış olabileceğini söyleyerek el altından destek sunduklarını paylaştı. Zira geleneksel piyasanın da bu yeni sektörü yutmayı arzuladığının altını çizdi.
Öyle ya da böyle, artık sektörde çok fazla kurumsal yatırımcı ve finans şirketi mevcut. Ripple’ın sayesinde onlarca farklı banka bu yeni teknolojinin nimetlerinden yararlanıyor.
Artık Ripple adaptasyonu ile birlikte bankalar müşterilerine daha hızlı ve ucuz işlem yapma hizmetini sunabildiler.
Kaili’nin bir diğer ilginç çıkışlarından biri ise; 2018’de Avrupa Parlementosu’na kripto paraların AP‘de kullanılmak üzere incelenmesini teklif etmesiydi. Zira teklif ile birlikte AP ödeme altyapısı için kripto paraların kullanılmasını öneriyordu.
Bu önerinin gerçekleşmesi durumunda, AP’de üyeler yemek gibi çeşitli ödeme gerektiren durumlar kripto para ile ödeme yapabileceklerdi.
Bu durumun yanı sıra kripto paralar ile ilgili A’dan Z’ye bir düzenleme getirilmesini de öneren Kaili, bu sürecin çok daha faydalı olacağını düşündüğü paylaştı. Zira ICO dahil tüm süreçlerde olası bir düzenleme ile çeşitli sorunların ortadan kalkabileceğini ifade etti.
Kripto piyasaların yaşadığı seneyi geçen düzeltmeye böylesi bir hareketin ne derecede etkide bulunacağı kestirelemese de ilerisi için umut verici bir haber diyebiliriz.
Belki de başta Bitcoin olmak üzere, piyasanın böylesine önemli bir gelişmeye ihtiyacı vardır. İnanıyorum ki günün birinde Avrupa Parlementosu’nda Bitcoin ödeme yöntemi olarak kabul edilirse işte o gün kripto paralar geleneksel piyasanın bir parçası gibi olmuş olacak. NYSE‘nin sahip olduğu 25 Trilyon Dolarlık işlem hacminin ufak bir kısmı da kripto piyasalara taşınacaktır.
The post Avrupa Parlementosu’nun Ripple ile ilgilenmesi XRP fiyatına olumlu yansır mı? first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Güney Kore 3 ay süren inceleme sonrası ICO kararını açıkladı! first appeared on Kripto Bülten.
]]>Güney Kore yönetimi 3 aylık uzun bir araştırma evresinden sonra ICO yasağıyla ilgili görüşünü paylaştı. Paylaşılan raporda aynı zamanda bu süreçte incelenen ICO gerçekleştiren Kore şirketlerine de değinildi.
Paylaşılan raporda en dikkat çekici detaylardan biri de Kore şirketlerinin mevcut yasağı bypass edecek şekilde ülke dışında ICO faaliyetlerini sürdürmesi oldu.
Perşembe günü yapılan yazılı açıklama ile bir kez daha yönetimin ICO faaliyetleri ile ilgili görüşü güncellenmiş oldu.
Açıklamaya göre Kore’de şirketlerin ICO faaliyeti gerçekleştirmesi ile ilgili kısıtlama devam edecek olup bu durumun nedeni olarak otoriteler;
31 Ocak 2019 tarihi itibariyle Kore Hükümeti, ICO’larla ilgili katı ban kararını devam ettirecek olup ilgili kararın alınmasında yapılan 3 aylık araştırma sonunda ICO’ların aşırı riskli olduğu kararına varılmıştır.
şeklinde açıklama yapmışlardır. Başbakan sekreterinin devam eden ifadesinde ICO ile ilgili faalitetlerde dikkatli davranmayı sürdüreceklerini paylaştı.
Başbakan’ın yaptığı açıklamada dikkat çeken bir diğer önemli ayrıntı ise;
Eğer ICO’ların yapısı ve nasıl olması gerektiği ile ilgili yol haritası paylaşırsak, bu süreç ICO gibi riskli bir yapıya sahip finansal süreci onayladığımız anlamına gelecekti.
Kore Hükümeti’nin ICO’larla ilgili yasaklama kararı 2017 Eylül ayında alınmış bir karar olmasına karşın çeşitli şirketlerin hükümet aleyhine bu yasaklamanın hukuki bir altyapısının olmadığı ve anayasaya uygun olmadığı gerekçesiyle dava açmasına neden olmuştu.
Eylül 2018 ile Kasım 2018 tarihleri arasında Kore Hükümeti’ne bağlı Finansal Denetim Servisi (FSS), ICO’larla ilgili araştırma yapmıştı. Araştırma kapsamında gönüllülük esasına bağlı olmak kaydıyla ICO gerçekleştiren 24 farklı firmaya çeşitli sorular yöneltilmiş olup bu şirketlerin (22 şirket yanıt verdi) verdiği yanıtlar kapsamında rapor hazırlanmıştır. Raporda ICO’larla ilgili ilginç sonuçlara varıldığını görmekteyiz. Rapor kapsamında;
Yanıt veren şirketlerin tamamı hiçbir reel ürün geliştirmemiş olup çeşitli test aşamasında olan ürünlere sahip firmalar olduğu anlaşılmıştır. Bu durumun yanı sıra şirketlerin tamamı Kore piyasasında olmasına karşın ülke dışında resmi işlemlerini gerçekleştirdiği anlaşılmıştır (bir anlamda off-shore hesap).
Ayrıca yasağın hüküm sürdüğü süreç boyunca ICO gerçekleştiren Kore şirketlerinin yasağı bypass edecek şekilde Singapur’da ICO gerçekleştirmeye devam ettikleri anlaşılmıştır.
ICO fiyatı ve borsa fiyatı ile ilgili yapılan karşılaştırma sonucunda; en az 4 borsada işlem gören şirket token’larının ICO fiyatından %68 daha ucuz olduğu görülmüştür.
Paylaşılan raporda ayrıca security tokenlarının da normal tokenlarla birlikte işlem gördüğünü ve hiçbir denetime tabi olmadığını da görmekteyiz.
Özetle, yukarda paylaşılan nedenlerden ötürü Kore Hükümeti yerli yatırımcıyı korumak adına şirketlerin ICO faaliyeti gerçekleştirmesi ile ilgili yasağı sürdürmeye devam edecek.
Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
The post Güney Kore 3 ay süren inceleme sonrası ICO kararını açıkladı! first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post ICO İncelemesi: Bittorrent Token first appeared on Kripto Bülten.
]]>Bittorrent paylaştığı resmi şirket verilerine göre platformu kullanan aylık kullanıcı sayısı 170 Milyon! Bununla birlikte kullanılan toplan internet ise Dünya günlük internet kullanımının %40 kadarına tekabül ediyor.
Bu kadar popülaritesine rağmen şirket giderlerini karşılamakta zorluk yaşamasıyla birlikte Tron firması devreye girdi.
Böylelikle, Tron firması en iyi yaptığı işi de üstlenmiş oldu: ICO ve reklam/pazarlamacılık.
Tron ekibi merkeziyetsiz bir ağ teklifiyle birlikte Bittorrent firmasının daha güçlü bir yapıda olacağını düşünerek girişimlere başladı.
Bittorrent Whitepaper’ına göre; üyelerin BTT Token’ı karşılığında çeşitli altyapı iyileştirmelerini satın alabilmelerini olanaklı kılacak. Bu özelliklerden en önemli olanı hız ve seed özelliğinin geliştirilmesi karşılığında BTT Token’ı ödemek.
BTT Token’ının işlevselliğini arttırmak için ekip 2019’un 2. çeyreğinde BTT Token ödemeyi kabul eden üyelere dönük daha hızlı indirme olanağı tanıyan servisi aktif edeceğini ifade ediyor.
Böylelikle 2 yönlü bir kâr söz konusu olacak. Daha hızlı indirme yapmak isteyen üyeler, ödeme gerçekleştirerek önceliği elde edecek ve altyapı imkanlarını öncelikli olarak kullanacakken; barındırıcı yani seeder’lar da bu servisi sunmakta sağladıkları fayda kapsamında BTT Token’ı almaya hak kazanacaklar.
Bu durumun en önemli yansımalarından birinin dosyayı indirdikten sonra da indirmeyi yapan üyelerin barındırma seçeneğini daha fazla düşünebilmesine imkan tanıyacağı öngörülmekte. Böylelikle platform çok daha işlevsel bir hal alacak ve indirme ile ilgili iyileştirmelerin yanı sıra barındırıcılar da önemli oranda iyileşme kat edecek.
Sadece bu durumların şirket için öncelikli konular olduğu ifade etmek hatalı olacaktır. Şirketin bu durumlar haricinde çeşitli sorunları da ortadan kaldırmayı planlıyor.
– Sansüre konu olabilecek çeşitli dosyaların merkeziyetsizleştirilerek dağıtımını sağlamak. Protokol’ün yapısı gereği ne barındırıcı korkuya kapılacak ne de ağ çeşitli sorunlarla karşılaşacak. Çünkü, Bittorrent’in büyük dosyalar noktasında son derece elverişli bir platform olduğu bilinen bir gerçek.
– Merkeziyetsizleştirilmiş saklama servisleri: İnsanların barındırma hizmetlerini alma karşılığında ödeme yaptıklarını göz önünde tuttuğumuzda, merkeziyetsizleştirilmiş bir ağ üzerinden böyle bir hizmet almak son derece cazip bir hal alabilir.
BTT işlemlerinin tamamının Blockchain üzerinden kayıt altına alınması planlanıyor.
Toplam BTT miktarı 990.000.000.000 (990 Milyar BTT)
Token’ın bölüşümü şu şekilde olacak:
* Tron Foundation (%20)
* BitTorrent Ekosistemi (%19.9)
* Takım üyeleri (%19)
* Tron AirDrop (%10.1)
* BitTorrent AirDrop (%10)
* Barındırıcı (seed) Yatırımcı (%9)
* Genel Satış (%6)
* Partnerlik Anlaşmaları (%4)
* Özel Satış (2%)
Genel Satışı 28 Ocak 2019’da.
Toplam elde edilecek fon 7.2 Milyon USD.
Tür: TRC 10 – İşlevsel (Utility)
Sembol: BTT
Platform: Tron
Genel Satış: 28 Ocak 2019
Fiyat: 1 BTT = 0.00012 USD (BNB/TRX karşılığı satış anında hesaplanır)
Hard Cap: 7.2 Milyon USD
Ödeme Türü: BNB, TRX
Katılımı Yasak ülkeler: China, USA, Afghanistan, Albania, Belarus, Bosnia & Herzegovina, Burundi, Central African Republic, Cote d’Ivoire, Cuba, Democratic Republic of the Congo, Ethiopia, Guinea, Guinea-Bissau, Iran, Iraq, Lebanon, Liberia, Libya, Myanmar, North Korea, Republic of Macedonia (FYROM), Serbia, Somalia, South Sudan, Sri Lanka, Sudan, Syria, Thailand, Trinidad & Tobago, Tunisia, Uganda, Ukraine, Venezuela, Yemen, and Zimbabwe
The post ICO İncelemesi: Bittorrent Token first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Ethereum bazlı scam projeler 2018’de gelirlerini 2’ye katladı! first appeared on Kripto Bülten.
]]>Raporda dikkat çeken bir diğer önemli detay ise; 2017’ye oranla 2018’de scam proje sayısında yaşanan önemli düşüşe karşın dolandırıcıların daha fazla Ether elde edebilmesidir.

Chainalysis şirketinin yayınladığı diğer ilginç istatistik ise bize 2016 senesinden 2018 sene sonuna dek yaşanan hırsızlık ile ilgili çarpıcı bir gerçeği gösteriyor. Rapora göre 2016’dan 2018 sonuna dek toplam 2.000 Ethereum adresine birbirinden farklı 40.000 yatırımcı fonlarını transfer etti.
Rapordan elde ettiğimiz diğer önemli veri ise scam projelerin ya da ne şekilde dolandırıcılığın gerçekleştiği yönünde veriler oldu. Bu verilere göre, yaşanan soygun ya da dolandırıcılıkta tercih edilen 3 ana yöntemden ilki Initial Coin Offerings (ICO) diye tabir edilen fonlanma yolu olduğunu görüyoruz. Diğer iki önemli yöntemden diğeri ise; Ponzi Şema diye tabir edilen, piramit örgütlenmesi olarak da ülkemizde bilinen yöntem. Sonuncusu ise phishing attacks diye anılan, genellikle kullanıcının girdiği site yerine klon site üzerinden işlem yapması ile şifrelerini ele geçirdikleri hack yöntemi olarak açıklanıyor. Bu 3 ana yöntem toplam dolandırıcılık/hırsızlık oranının %88’ine tekabül ediyor.

Chainalysis’in yaptığı paylaşıma göre 2018’de, 2017’ye oranla dolandırıcılara gönderilen ETHER miktarında %50 azalma azalma olduğu gözlenmiş.
Yaşanan bu gelişmeler ışığında yatırımcıların yatırım yapmadan evvel proje ve ekipleri dahil şirket ile ilgili resmi araştırmalarını yapmaları gerektiği daha önemli hale gelmiş gözüküyor.
The post Ethereum bazlı scam projeler 2018’de gelirlerini 2’ye katladı! first appeared on Kripto Bülten.
]]>