amp domain was triggered too early. This is usually an indicator for some code in the plugin or theme running too early. Translations should be loaded at the init action or later. Please see Debugging in WordPress for more information. (This message was added in version 6.7.0.) in /home/u814201603/domains/kriptobulten.online/public_html/wp-includes/functions.php on line 6170The post ZachXBT, BitoPro Borsasındaki 11,5 Milyon Dolarlık Şüpheli Çıkışları İşaret Etti: Hack Şüphesi Güçleniyor first appeared on Kripto Bülten.
]]>Tayvan merkezli kripto para borsası BitoPro, 8 Mayıs’ta yaklaşık 11,5 milyon dolarlık şüpheli bir çıkışla karşı karşıya kaldı. Zincir üstü analizleriyle tanınan ZachXBT, borsanın sıcak cüzdanlarından Tron, Ethereum, Solana ve Polygon ağlarında aynı anda yüklü miktarda para transferi gerçekleştiğini duyurdu.
Bu çıkışlar, herhangi bir duyuru veya bakım açıklaması olmadan gerçekleştiği için bir hack vakası ihtimali gündeme geldi.
ZachXBT’ye göre, çalınan fonların büyük kısmı zincir üstü karıştırıcı servisler ve cross-chain köprüler aracılığıyla gizlendi. Fonlar önce Tornado Cash’e gönderildi, ardından Thorchain üzerinden Bitcoin’e bridge edildi ve Wasabi Wallet aracılığıyla anonim hale getirildi.
Bu süreç, saldırganların izlerini kaybettirmeye çalıştığını ve profesyonel bir planla hareket edildiğini gösteriyor.
8 Mayıs’ta yaşandığı bildirilen bu olay üzerinden 25 gün geçmesine rağmen BitoPro yetkililerinden hâlâ kapsamlı bir açıklama gelmiş değil. Kullanıcıların Telegram kanalında konuyu gündeme getirmesi üzerine, bir admin yalnızca şu cümleyi paylaştı:
“Çok sayıda soru aldık, hepinize daha sonra toplu bir yanıt vereceğiz.”
Bu belirsizlik, kullanıcıların güvenini sarsmaya devam ediyor.
2025’in başlarında 1,4 milyar dolarlık devasa bir hack saldırısına uğrayan Bybit borsasında da benzer yöntemler kullanılmıştı: Tornado, Wasabi, Thorchain ve P2P borsaları üzerinden fonlar izlenemez hale getirilmişti.
Bybit CEO’suna göre, Lazarus grubunun gerçekleştirdiği bu saldırıda 380 milyon dolar hâlâ takip edilemiyor. BitoPro’daki olayda da benzer yöntemlerin kullanılması, dikkatleri yine Kuzey Kore bağlantılı hacker gruplarına çevirdi.
BitoPro kullanıcılarının bireysel varlıklarının etkilenip etkilenmediği hâlâ netlik kazanmadı. Resmi bir açıklama yapılmadığı için zararın boyutu, hedef alınan cüzdanlar veya kullanıcı fonlarına yansıma olup olmadığı bilinmiyor.
Bu belirsizlik, kullanıcıların hem güvenlik hem de şeffaflık açısından borsaya olan bağlılığını zedeliyor.
Uyarı: Paylaşılan haberler, veri ve grafikler bilgi amaçlı olup yatırım tavsiyesi ya da danışmanlığı kapsamında değerlendirilemez. Bunun yanı sıra haber ve materyallerin al ya da sat yönünde bir telkinde bulunmak gibi bir işlevi ve misyonu da bulunmamaktadır. Kişilerin kişisel araştırma yapmaları kendi sorumlulukları olup, detaylı araştırmanın yatırım öncesi önemli bir şart olduğunu öneririz.
İçerik ve görseller YZ yardımıyla oluşturulmaktadır.
Ayrıca, kripto paraların doğası gereği yüksek risk barındırdığı göz önünde bulundurularak hareket edilmelidir. Risksiz kazanç hiçbir sektörde olmadığı gibi, kripto paralar özelinde de yoktur.
The post ZachXBT, BitoPro Borsasındaki 11,5 Milyon Dolarlık Şüpheli Çıkışları İşaret Etti: Hack Şüphesi Güçleniyor first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post The Graph (GRT) Hakkında Kapsamlı Rehber first appeared on Kripto Bülten.
]]>Web3 ve DeFi’nin gelişimiyle birlikte, blokzinciri üzerindeki verilere kolay ve hızlı erişim ihtiyacı kritik bir hal aldı. The Graph, bu ihtiyacı karşılamak için geliştirilmiş, blockchain verilerini indeksleyerek kullanıcıların ve geliştiricilerin ihtiyaç duyduğu bilgilere anında ulaşmasını sağlayan merkeziyetsiz bir protokoldür. Bu rehberde, The Graph’in nasıl çalıştığını, Subgraph mantığını, GRT token ekonomisini, kullanım alanlarını, teknik analizini ve hem yeni başlayanlar hem de ileri düzey kullanıcılar için örnek senaryolarla birlikte tüm yönleriyle inceleyeceğiz.
The Graph, blokzinciri verilerinin sorunsuz bir şekilde sorgulanmasını ve indekslenmesini sağlayan merkeziyetsiz bir protokoldür. Ethereum ve benzeri ağlardaki akıllı sözleşmelerden veri toplayarak, bunları geliştiricilere açık API’ler (Subgraph’lar) aracılığıyla sunar. Bu sayede DeFi/Web3 uygulamaları sunucu kurmaya gerek kalmadan ihtiyaç duydukları veriyi hızlıca alabilir. Geleneksel olarak, bir dapp’in istediği veriyi blokzincirinden çekmek saatler hatta günler sürebilir; çünkü tüm işlem geçmişinin işlenmesi ve olayların ayrıştırılması gereklidir. The Graph bu sorunu çözmek için blokzinciri verilerini önceden endeksleyerek hızlı ve ölçeklenebilir sorgulama imkanı sunar. Sonuç olarak, blockchain geliştiricilerinin merkezi sunuculara ihtiyaç duymadan uygulama geliştirmesini kolaylaştıran merkeziyetsiz bir “veri arama motoru” işlevi görür.
Blokzincirlerinde doğrudan arama yapmak zordur: Örneğin Ethereum’daki bir NFT projesinde belirli bir adresin hangi token’lara sahip olduğunu öğrenmek isterseniz, sözleşmenin basit okuma fonksiyonları bu isteği karşılamaz. Bu durumda tüm “transfer” olayları tek tek işlenerek token ID’leri ve IPFS metadata’ları toplanmalı ve birleştirilmelidir. Bu tür bir işlem, tek bir dapp için saatler, hatta günler sürebilir. Alternatif olarak kendi sunucunuzu kurup verileri çekip dizine ekleyebilirsiniz ancak bu ağır bakım gerektiren, tek merkezli bir çözüm olur. The Graph bu “blokzinciri indeksleme” problemine, her bir Subgraph ile ilgilenerek, önemli sözleşme olaylarını ve verileri önceden otomatik toplama (endeksleme) yöntemiyle yanıt verir. Bu sayede geliştiriciler, tek bir GraphQL sorgusu ile ihtiyaç duydukları verilere doğrudan erişebilir. Özetle, The Graph blok verilerini düzenli bir veritabanına dönüştürür ve standart bir GraphQL API ile hızlı sorgulama imkanı sağlar.
Subgraph, belirli bir akıllı sözleşme ve bu sözleşmeye ilişkin olayları kapsayan, blockchain verilerini API olarak sunan özelleştirilmiş bir tanımlamadır. Geliştiriciler bir Subgraph manifestosu yazarak hangi sözleşmenin hangi olaylarının dinleneceğini belirtir; Graph Node bu manifestoya göre blokzincirini tarar ve ilgili verileri işleyerek depolar. Her Subgraph, bir API gibidir ve GraphQL üzerinden sorgulanabilir hale gelir.

Şekil: The Graph Node veri akış diyagramı. Graph Node, The Graph ağına bağlı subgraph’ları blokzincirinden indeksleyen ana bileşendir. Graph Node, Ethereum gibi ağları sürekli tarayarak ilgili olayları algılar ve verilen mapping fonksiyonlarıyla bu olayları veri tabanına işler. Sonuçta bir DApp, Graph Node’un sağladığı GraphQL uç noktasına sorgu gönderir; Graph Node ise sorguyu kendi veritabanına çevrilerek hızlıca döndürür. Yani Graph Node, subgraph’lar tarafından tanımlanan verileri indeksler ve bunları GraphQL API’si aracılığıyla sunar.
The Graph, sorguları işlemek için GraphQL API’sini kullanır. GraphQL, istemcilerin ihtiyaç duydukları veriyi tam olarak belirtebildiği bir sorgulama dilidir. The Graph’te altgraflar için oluşturulan GraphQL uç noktalarına yapılan sorgular, yalnızca gereken veri alanlarını içerir. Bir DApp, ihtiyacı olan verileri GraphQL sorgusunda belirtir ve Graph Node, bu sorguyu kendi indekslenmiş veri deposuna çevirerek sonucu döndürür. Bu yapı sayesinde gereksiz veri transferi azalır ve ilişkisel filtreleme, arama gibi karmaşık sorgular kolaylaşır. Özetle, geliştiriciler The Graph’in GraphQL uç noktalarına sorgular göndererek istedikleri blockchain verisini hızlı ve esnek biçimde çekebilir.
Endeksleyiciler, The Graph ağının belkemiğidir. Bir endeksleyici, Graph Node çalıştırır; ağdaki altgrafları indeksler ve gelen sorguları işleyerek veri sağlar. Endeksleyiciler ağda GRT token’i stake eder ve yaptıkları endeksleme/sorgu hizmetleri karşılığında sorgu ücretleri ve endeksleme ödülleri kazanır. Endeksleyiciler, hangi subgraph’ları indeksleyeceklerine kuratörlerin (Curator) sağladığı sinyallere ve katılımcı taleplerine göre karar verir. Doğru veri sağlayarak ağdaki güvenilirliklerini koruyan endeksleyiciler, stake ettikleri GRT’yi güvenlik için bloklar ve kötü davranırlarsa bunun bir kısmı yakılabilir (slashing mekanizması).
Küratörler (Curators), The Graph ekosistemindeki subgraph’ların kalitesini belirleyen rolüdür. Küratörler, web3 uygulamaları ve topluluğa hakim deneyimleriyle hangi subgraph’ların değerli olacağını değerlendirir. Bu amaçla Graph Explorer üzerinde gördükleri veriye göre subgraph’lara GRT ile sinyal verirler (stake yaparlar). Ağ, kaliteli ve çok kullanılan subgraph’lara sinyal veren küratörleri, bu subgraph’lar üzerinden elde edilen sorgu ücretlerinin bir kısmını vererek ödüllendirir. Böylece endeksleyiciler, en çok sinyal toplayan (güvenilen) subgraph’ları öncelikli olarak indeksler ve ağın verimliliği artar. Küratörler kötü niyetli davranamaz (slashing yoktur), ancak hatalı sinyallere karşı küçük bir curation vergisi uygulanarak kötü seçim caydırılır.
Delegatörler, kendi node’unu çalıştırmadan ağa katkıda bulunmak isteyen GRT sahipleridir. Sahip oldukları GRT’yi bir veya daha fazla endeksleyiciye devredebilir (delegate edebilir). Böylece endeksleyicilerin toplam stake’ini büyüterek ağın güvenliğini artırırlar. Karşılığında, destek verdikleri endeksleyicinin kazandığı sorgu ücretleri ve endeksleme ödüllerinden pay alırlar. Her endeksleyicinin delegasyon için belirlediği komisyon oranı vardır (genellikle yıllık %9–12 arası). Delegatörler kötü niyetli davranırsalar slashing uygulanmaz; ancak delegasyon yaparken ödedikleri küçük bir yüzde (%0.5) ağdan yakılır. Bu mekanizma, delegatörlerin endeksleyici seçerken dikkatli olmasını sağlar.
Tüketiciler, The Graph ağına sorgu gönderip veri alan tarafıdır. Genellikle DApp’ler veya kullanıcı arayüzü bunlar olur. Tüketiciler, kullanacakları subgraph’lar için sorgu ücreti öderler ve bu ücretler direkt olarak endeksleyiciler ve delegatörler arasında dağıtılır. Örneğin bir web sitesi veya akıllı sözleşme, ihtiyaç duyduğu veriyi GraphQL sorgusu ile Graph Node’a iletir; Graph Node sorguyu cevaplayınca sonuç tüketiciye iletilir. Kısacası tüketiciler The Graph altyapısını kullanan uygulama geliştiricileri ve kullanıcılarıdır ve sorgu başına GRT ödeyerek ağın ekonomik modeline katkıda bulunurlar.
GRT, The Graph ağının yerel (utility) token’ıdır. Ağdaki tüm ekosistem katılımcılarına (endeksleyici, küratör, delegatör) hak ve ödüllendirme mekanizması olarak hizmet eder. Endeksleyiciler sorgu işleyip veri sağladıklarında GRT kazanır; delegatörler tokenlerini devrettiği endeksleyiciler üzerinden pasif gelir elde eder. Küratörler ise faydalı subgraph’lara GRT sinyali vererek, bu sinyali kazanan sorgu ücretlerinden pay alır. Bu sayede GRT, blokzinciri verilerini düzenleme ve sunma iş birliği için ekonomik teşvik mekanizmasıdır.
Token ekonomisi açısından GRT’nin başlangıçta 10 milyar adet sabit arz olarak yaratıldığı, protokolün her yıl yaklaşık %3 enflasyonla yeni token basarak endeksleyicileri ödüllendirdiği belirtilmiştir. Buna karşılık ağda çeşitli yakma (burn) mekanizmaları da vardır: Örneğin bir delegatör token tahsis ettiğinde %0.5’i, bir küratör subgraph’a sinyal verdiğinde %1’i ve sorgu ücretlerinin %1’i sistem tarafından yakılır. Böylece yıllık ortalama ~%1 seviyesinde token yakımı gerçekleşir. Mevcut dolaşımdaki arz yaklaşık 9,5 milyar GRT civarındadır. Katılımcılar, cüzdanlarında GRT staker ettikten sonra Graph Agent veya çeşitli arayüzler üzerinden delegasyon işlemi yapabilirler; stake edilen GRT, ödüller tamamlandıktan sonra belirli süreyle (thawing) kilitli kalabilir. Sonuç olarak GRT, ağ içinde stake/ödül/delege/kürasyon mekanizmalarıyla çalışan kapsamlı bir token ekonomisine sahiptir.
Güncel verilere göre GRT fiyatı yaklaşık $0.1095 seviyesindedir. Son 24 saatte en düşük yaklaşık $0.1062, en yüksek $0.1143 görülmüştür. Bu fiyat ve dolaşımdaki ~9,548 milyar GRT ile piyasa değeri yaklaşık $1.045 milyar seviyesindedir. Son 24 saat işlem hacmi ise yaklaşık $62.45 milyon olarak kaydedilmiştir. The Graph, kripto piyasalarında 90’lı sıralarda (yaklaşık #96) işlem hacmiyle orta büyüklükte bir projedir.
Teknik göstergelere göre GRT için önemli pivot seviyeleri aşağıdaki gibidir. Özellikle 1. destek $0.1096, 1. direnç $0.1114 civarı hareket etmektedir.
| Seviye | Fiyat ($) |
|---|---|
| 3. Destek | 0.1078 |
| 2. Destek | 0.1090 |
| 1. Destek | 0.1096 |
| Pivot Noktası | 0.1108 |
| 1. Direnç | 0.1114 |
| 2. Direnç | 0.1126 |
| 3. Direnç | 0.1132 |
Tablo: Klasik pivot analizine göre destek ve direnç seviyeleri.
Güncel fiyat hareketleri incelendiğinde, GRT’nin $0.109 seviyesinde alıcı bulduğu gözlemleniyor. Direnç noktası ise $0.111–0.113 bandında yoğunlaşmış durumda. Teknik göstergeler genellikle “nötr” seviyelerde seyretse de, GRT fiyatının global kripto piyasasıyla paralel şekilde hareket ettiği görülüyor. Örneğin son 7 günlük performansında GRT, genel kripto piyasasından hafifçe daha kötü performans göstermiştir.
The Graph, başta Ethereum olmak üzere birçok ağda aktif olarak kullanılıyor. Ethereum üzerinde Uniswap, Balancer, Curve, Aave, Compound gibi önde gelen DeFi protokollerinin verileri The Graph ile sağlanır. CoinGecko, Uniswap Info, Decentraland, Synthetix, Aragon gibi popüler uygulamalar da The Graph API’sini kullanmaktadır. Diğer blokzincirlerinde de The Graph’den yararlanılır: Protokol, Binance Smart Chain, Bitcoin, Cosmos, Avalanche, Flow, Polygon POS, Arbitrum, Celo gibi çeşitli ağları destekler. Örneğin Polygon üzerindeki QuickSwap gibi DApp’ler için oluşturulan altgraflar, The Graph aracılığıyla sorgulanabilir. Arbitrum ve diğer Layer-2 çözümlerinde çalışan projeler de The Graph’ın sunduğu veriden faydalanır. Bu şekilde The Graph, çoklu blockchain üzerinde çalışan binlerce dapp için ortak bir sorgu altyapısı görevi görür.
The Graph ekibi, protokolü sürekli geliştirmek için açık bir Ar-Ge yol haritası izlemektedir. Bu kapsamda Firehose adlı yeni bir indeksleme teknolojisiyle performans iyileştirmeleri ve akış mimarisi, SNARK destekli güvenli sorgulamalar, ek katman-2 ağ desteği ve altgraf araçlarında geliştirmeler üzerinde çalışılmaktadır. Geliştirici deneyimini artırmak adına beş ayrı çalışma grubu oluşturulmuştur: “Veri & API’ler”, “SNARK Kuvveti”, “Protokol Ekonomisi”, “Ağ İşlemleri” ve “Dizin Oluşturucu Deneyimi”. Bu gruplar sayesinde farklı ekipler protokolün odak alanlarında paralel ve koordineli şekilde katkı sunar. Çalışmalar GitHub’da tamamen açık kaynaklı yürütülür; katkıcılar kod ve GIP’ler (Graph Improvement Proposal) aracılığıyla projeye dahil olur. The Graph çekirdek ekipleri her ay düzenlenen Ar-Ge toplantılarında (Core R&D calls) bir araya gelir, topluluğu bilgilendirir ve geri bildirim toplar.
Yönetişim açısında, The Graph topluluğu şeffaf mekanizmalarla organize olmuştur. The Graph Council, projenin teknik yükseltmelerini ve topluluk hazinesini yöneten çoklu imzalı bir organdır. Beş farklı paydaş grubunu (endeksleyiciler, token sahipleri, geliştiriciler, kullanıcılar, uzmanlar) temsil eden 6/10 çoklu imza ile karar alır. Bu konseyi destekleyen The Graph Foundation ise ekosistemin büyümesini koordine eden bir vakıftır; ekosistemin uzun vadeli sürdürülebilirliğinden sorumludur. Gelecekte, yönetişim daha da merkeziyetsiz hale getirmek üzere çoklu imzaların veya DAO benzeri yapılarla genişletileceği planlanmaktadır. Türkiye de dahil olmak üzere global ölçekte aktif bir topluluk mevcuttur: The Graph Forum, Discord kanalları, Mirror/Medium blogları ve hackathon etkinlikleri aracılığıyla bilgi paylaşımı yapılmaktadır. Örneğin The Graph Türkiye topluluğu, düzenli sohbet buluşmaları ve eğitim içerikleriyle (Mirror.xyz blog vs.) katkı sağlamaktadır.
The Graph, baştan sona merkeziyetsiz bir veri pazarı olarak tasarlanmıştır. Altyapısında merkezi sunucular yerine dağıtık katılımcılar (endeksleyiciler, küratörler, delegatörler, subgraph geliştiricileri) yer alır. Protokolün geliştirilmesi de tümüyle açık kaynaklı gerçekleşir: kodlar GitHub’da herkesin erişimine açıktır ve geliştirmeler toplulukla birlikte yapılır. Yönetişim mekanizmaları ise nispeten hızlı evrilmektedir. The Graph Konseyi, çoklu imza yapısıyla karar alır ve topluluk hazinesini yönetir. Kuruluşundan bu yana (2020) hedef, bu süreci daha da dağıtmak; yakın gelecekte çoklu imza sahiplerinin veya oylama süreçlerinin yerini DAO’lara bırakılması planlanmaktadır. The Graph Vakfı ise protokolün sürekliliğini sağlamak için bağımsız bir yapı olarak çalışır. Özetle, The Graph’ün merkezsizleşme stratejisi, hem altyapıyı hem de yönetimi açık, dağıtık katılımlı modellerle organize etmek üzerine kuruludur. Bu sayede The Graph, Web3’ün “herkes için açık ve erişilebilir veri” vizyonunu destekleyen, güçlü ve dayanıklı bir topluluk tabanlı ağ olarak gelişimini sürdürmektedir.
İçerik hazırlandığı esnada, The Graph ($GRT) ile ilgili finansal bilgilere aşağıdaki görselden ulaşabilirsiniz.

Uyarı: Paylaşılan haberler, veri ve grafikler bilgi amaçlı olup yatırım tavsiyesi ya da danışmanlığı kapsamında değerlendirilemez. Bunun yanı sıra haber ve materyallerin al ya da sat yönünde bir telkinde bulunmak gibi bir işlevi ve misyonu da bulunmamaktadır. Kişilerin kişisel araştırma yapmaları kendi sorumlulukları olup, detaylı araştırmanın yatırım öncesi önemli bir şart olduğunu öneririz.
İçerik ve görseller YZ yardımıyla oluşturulmaktadır.
Ayrıca, kripto paraların doğası gereği yüksek risk barındırdığı göz önünde bulundurularak hareket edilmelidir. Risksiz kazanç hiçbir sektörde olmadığı gibi, kripto paralar özelinde de yoktur.
The post The Graph (GRT) Hakkında Kapsamlı Rehber first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Bitget Borsası’ndan 20 Milyon Dolarlık Olası VOXEL Manipülasyona Sert Müdahale! first appeared on Kripto Bülten.
]]>VOXEL örneği, likidite düşük tokenlerin manipülasyona ne kadar açık olduğunu gösteriyor. İşte sürecin teknik detayları:
Bitget’in başlattığı yasal takip, kripto sektöründe dolandırıcılıkla mücadele açısından önemli bir emsal oluşturabilir. İşte merak edilenler:
Sonuç: Güvenilir Yatırım İçin Adım Adım Yaklaşım
Bitget’in VOXEL vakası, kripto yatırımcılarının sadece kâr odaklı değil, güvenlik ve şeffaflık odaklı platformları seçmesi gerektiğini hatırlatıyor. Türkiye’de artan regülasyonlar ve MASAK’ın kripto varlık takibi, sektörün olgunlaşma sürecinin bir parçası. Yatırımcılar olarak, bu tür manipülasyonları raporlama ve hukuki süreçleri destekleme bilinciyle hareket etmek, sektörün geleceği için hayati önem taşıyor.
Uyarı: Paylaşılan haberler, veri ve grafikler bilgi amaçlı olup yatırım tavsiyesi ya da danışmanlığı kapsamında değerlendirilemez. Bunun yanı sıra haber ve materyallerin al ya da sat yönünde bir telkinde bulunmak gibi bir işlevi ve misyonu da bulunmamaktadır. Kişilerin kişisel araştırma yapmaları kendi sorumlulukları olup, detaylı araştırmanın yatırım öncesi önemli bir şart olduğunu öneririz.
İçerik ve görseller YZ yardımıyla oluşturulmaktadır.
Ayrıca, kripto paraların doğası gereği yüksek risk barındırdığı göz önünde bulundurularak hareket edilmelidir. Risksiz kazanç hiçbir sektörde olmadığı gibi, kripto paralar özelinde de yoktur.
The post Bitget Borsası’ndan 20 Milyon Dolarlık Olası VOXEL Manipülasyona Sert Müdahale! first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Movement Network (Move) Nedir? -Kapsamlı Bir Rehber first appeared on Kripto Bülten.
]]>Blockchain teknolojisi, merkezi otoritelere güvenmeden işlem yapabilme imkanı sunarak finansal sistemlerde devrim yarattı. Ancak, Ethereum gibi popüler blockchain ağları, yüksek işlem ücretleri, düşük işlem hızı ve güvenlik açıkları gibi sorunlarla karşı karşıya. Bu sorunları çözmek için Movement Network, Move programlama dilini ve MoveVM sanal makinesini kullanarak yüksek performanslı ve güvenli bir blockchain ekosistemi sunmayı hedefliyor. Bu makalede, Movement Network‘ün temel bileşenlerini, Move kripto parasını ve bu projenin blockchain dünyasına nasıl yenilik getirdiğini detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.
Movement Network, Ethereum tarafından güvence altına alınan Move tabanlı zincirlerden oluşan güvenli ve ölçeklenebilir bir ağdır. Bu ağ, daha güvenli yürütme ortamları ihtiyacını karşılamak için tasarlanmıştır. Movement Network’ün merkezinde, yüksek derecede özelleştirilebilir Move tabanlı zincirler oluşturmak için modüler bir çerçeve olan Move Stack bulunur.
Movement Mainnet, Movement Network’ün bayrak taşıyıcısı olan genel amaçlı bir Move tabanlı zincirdir. Move Stack’in yeteneklerini ön plana çıkarır ve aşağıdaki bileşenleri içerir:
Move, Facebook’un Diem/Libra projesi sırasında geliştirilen yeni nesil bir programlama dilidir. Move, akıllı kontratlar için güvenli ve verimli bir yürütme ortamı sunar. MoveVM, Move dilinde yazılmış akıllı kontratları yürütmek için tasarlanmış bir sanal makinedir.
Move Executor, MoveVM ve EVM bayt kodlarını yürütebilen bir modüldür. Bu modül, hem Move hem de EVM tabanlı akıllı kontratların aynı ağ üzerinde çalıştırılmasını sağlar. Bu özellik, mevcut EVM uygulamalarının Movement Mainnet’e hızlı bir şekilde entegre edilmesini kolaylaştırır.
FFS, doğrulayıcılar ağı tarafından desteklenen hızlı bir yerleşim mekanizmasıdır. Doğrulayıcılar, yerel tokenlerini stake ederek yeni zincir durumunun doğruluğunu onaylar. Bu mekanizma, saniyeler içinde işlem finalitesi sağlar ve kullanıcı deneyimini önemli ölçüde iyileştirir.
DSS, Movement Network’teki zincirler arasında kesintisiz çapraz zincir birlikte çalışabilirlik sağlayan merkezi olmayan bir sıralayıcıdır. DSS, sansür direncini artırır ve tek noktada başarısızlık riskini ortadan kaldırır. Ayrıca, çoklu stake mekanizması sayesinde ekonomik güvenlik sağlar.
Movement Network, MoveVM’in paralel yürütme yetenekleri sayesinde yüksek işlem hacmi ve düşük gecikme süreleri sunar. Bu, özellikle DeFi ve oyun gibi yüksek performans gerektiren uygulamalar için idealdir.
Move dilinin kaynak odaklı programlama paradigması ve formal doğrulama teknikleri, akıllı kontratlardaki güvenlik açıklarını en aza indirir. Ayrıca, Ethereum’un güvenliği ile birleştirilen FFS mekanizması, zincirin ekonomik güvenliğini artırır.
Movement Network, blockchain teknolojisinin sınırlarını zorlayan modüler ve esnek bir mimari sunar. Bu mimari, geliştiricilere ve kullanıcılara yüksek derecede özelleştirilebilir çözümler sunarken, aynı zamanda ağın gelecekteki ihtiyaçlara uyum sağlamasını mümkün kılar. Bu bölümde, Movement Network’ün modülerlik ve esneklik özelliklerini detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.
Movement Network’ün temelinde, Move Stack adı verilen modüler bir çerçeve bulunur. Move Stack, geliştiricilere yüksek derecede özelleştirilebilir Move tabanlı zincirler oluşturma imkanı sunar. Bu çerçeve, aşağıdaki bileşenlerden oluşur:
Move Executor, MoveVM ve EVM (Ethereum Sanal Makinesi) bayt kodlarını yürütebilen bir modüldür. Bu, hem Move hem de EVM tabanlı akıllı kontratların aynı ağ üzerinde çalıştırılmasını sağlar. Bu özellik, mevcut EVM uygulamalarının Movement Network’e kolayca entegre edilmesini mümkün kılar.
Move Stack, birden fazla veri kullanılabilirliği hizmetini destekler. Bu, geliştiricilerin ihtiyaçlarına göre en uygun DA çözümünü seçmelerine olanak tanır.
Move Stack, farklı yerleşim mekanizmalarını destekler. Bu, geliştiricilerin güvenlik ve performans ihtiyaçlarına göre en uygun mekanizmayı seçmelerine olanak tanır.
Move Stack‘in modüler yapısı, geliştiricilere özelleştirilebilir Move tabanlı zincirler oluşturma imkanı sunar. Bu zincirler, farklı uygulama ihtiyaçlarına göre yapılandırılabilir.
Movement Network, özelleştirilebilir zincirler sayesinde farklı sektörlerin ihtiyaçlarına uygun çözümler sunar. Örneğin:
Movement Network, çoklu stake mekanizması ile esneklik sunar. Bu mekanizma, kullanıcıların farklı varlıkları stake ederek ağın güvenliğine katkıda bulunmalarını sağlar.
Movement Network, Decentralized Shared Sequencer (DSS) sayesinde zincirler arası birlikte çalışabilirlik sağlar. Bu, farklı Move tabanlı zincirlerin birbirleriyle sorunsuz bir şekilde etkileşim kurmasını mümkün kılar.
DSS, zincirler arası atomik işlemleri destekler. Bu, kullanıcıların farklı zincirlerdeki varlıklarını güvenli bir şekilde transfer etmelerini sağlar.
Movement Network, zincirler arası paylaşılan likiditeyi destekler. Bu, kullanıcıların farklı zincirlerdeki varlıklarına erişimini kolaylaştırır ve ekosistemin büyümesini teşvik eder.
Movement Network, geliştiricilere modern ve kullanıcı dostu araçlar sunar. Bu araçlar, Move tabanlı zincirlerin hızlı bir şekilde oluşturulmasını ve dağıtılmasını mümkün kılar.
Move, akıllı kontrat geliştirme için güvenli ve verimli bir dil sunar. Move’un kaynak odaklı programlama paradigması, güvenlik açıklarını en aza indirir.
Movement Network, geliştiricilere çeşitli araçlar ve API’ler sunar. Bu araçlar, akıllı kontrat geliştirme, test etme ve dağıtma süreçlerini kolaylaştırır.
Move Stack, zincirler arası standartlaştırılmış bir altyapı sunar. Bu, geliştiricilerin farklı zincirlerde çalışan uygulamalar oluşturmasını kolaylaştırır.
Movement Network‘ün modüler ve esnek yapısı, ağın gelecekteki ihtiyaçlara uyum sağlamasını mümkün kılar. Bu, aşağıdaki avantajları sunar:
DSS sayesinde Movement Network‘teki zincirler arasında varlık transferleri ve çapraz zincir işlemler sorunsuz bir şekilde gerçekleştirilebilir. Bu, zincirler arası likiditeyi artırır ve kullanıcı deneyimini iyileştirir.
Movement Network‘ün yerel tokeni olan Move tokeni, ağın işleyişinde ve ekonomik modelinde merkezi bir role sahiptir. Move tokeni, ağın güvenliğini sağlamak, katılımcıları teşvik etmek ve ekosistemin büyümesini desteklemek için tasarlanmıştır. Bu bölümde, Move tokeninin ekonomik modelini, kullanım alanlarını ve token sahiplerine sunduğu fırsatları detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.
Move tokeni, Movement Network‘ün ekonomik ve operasyonel işleyişinde çeşitli roller üstlenir. Bu roller, ağın güvenliğini, sürdürülebilirliğini ve büyümesini destekler.
Movement Network, Proof of Stake (PoS) tabanlı bir konsensüs mekanizması kullanır. Move tokeni, doğrulayıcılar (validatörler) tarafından stake edilerek ağın güvenliğini sağlar. Doğrulayıcılar, tokenlerini stake ederek yeni blokların doğruluğunu onaylar ve bunun karşılığında ödüller alır. Bu mekanizma, ağın ekonomik güvenliğini artırır ve kötü niyetli aktörleri caydırır.
Movement Network’te gerçekleştirilen işlemler, Move tokeni ile ödenen ücretlerle desteklenir. Bu ücretler, ağın sürdürülebilirliğini sağlar ve doğrulayıcılar için ek bir gelir kaynağı oluşturur.
Move tokeni, ağın yönetişim süreçlerinde de kullanılır. Token sahipleri, Movement Network’ün geleceği hakkında kararlar almak için oy kullanma hakkına sahiptir. Bu, merkeziyetsiz bir yönetim modeli sunar ve topluluk katılımını teşvik eder.
Move tokeninin arzı ve dağıtımı, ağın uzun vadeli sürdürülebilirliğini ve büyümesini destekleyecek şekilde tasarlanmıştır.
Move tokeninin toplam arzı sınırlıdır ve enflasyon oranı, ağın ihtiyaçlarına göre dinamik olarak ayarlanabilir. Başlangıçta belirli bir miktar token çıkarılır ve kalan tokenler, blok ödülleri ve staking mekanizması ile zaman içinde piyasaya sürülür.
Move tokeni, ağın başlangıç aşamasında çeşitli paydaşlara dağıtılır. Bu dağıtım, ekosistemin büyümesini ve adil bir başlangıç yapılmasını hedefler.
Move tokeni, Movement Network ekosisteminde çeşitli değer önerileri sunar. Bu öneriler, tokenin uzun vadeli değer kazanmasını ve ekosistemin büyümesini destekler.
Move tokeni, ağın güvenliğini sağlamak için kilit bir role sahiptir. Doğrulayıcılar ve delegatörler, tokenlerini stake ederek ağın güvenliğine katkıda bulunur ve bunun karşılığında ödüller alır. Bu, tokenin talep görmesini ve değer kazanmasını sağlar.
Token sahipleri, Movement Network’ün geleceği hakkında kararlar almak için oy kullanma hakkına sahiptir. Bu, tokenin değerini artırır ve topluluk katılımını teşvik eder.
Move tokeni, Movement Network üzerinde geliştirilen uygulamalar ve hizmetler için bir ödeme aracı olarak kullanılabilir. Bu, tokenin ekosistem içinde yaygın bir şekilde kullanılmasını ve değer kazanmasını sağlar.
Movement Network’ün çapraz zincir birlikte çalışabilirlik özellikleri, Move tokeninin diğer blockchain ağlarında da kullanılmasını mümkün kılar. Bu, tokenin likiditesini ve kullanım alanlarını genişletir.
Movement Network ve Move tokeni, blockchain ekosisteminde önemli bir rol oynamayı hedefliyor. Move tokeninin geleceği, ağın büyümesine ve benimsenmesine bağlıdır. Aşağıdaki faktörler, Move tokeninin uzun vadeli başarısını şekillendirebilir:
Movement Network, Move programlama dili ve MoveVM ile yüksek performanslı, güvenli ve ölçeklenebilir bir blockchain ekosistemi sunmayı hedefliyor. Move Stack’in modüler yapısı ve FFS gibi yenilikçi mekanizmalar, Movement Network’ü blockchain dünyasında öne çıkan bir proje haline getiriyor. Move kripto parası ise ağın ekonomik modelinin temelini oluşturarak, kullanıcılar ve geliştiriciler için yeni fırsatlar sunuyor.
İçerik hazırlandığı esnada Movement Network tokeni $MOVE ile ilgili finansal bilgilere aşağıdaki görselden ulaşabilirsiniz.

Uyarı: Paylaşılan haberler, veri ve grafikler bilgi amaçlı olup yatırım tavsiyesi ya da danışmanlığı kapsamında değerlendirilemez. Bunun yanı sıra haber ve materyallerin al ya da sat yönünde bir telkinde bulunmak gibi bir işlevi ve misyonu da bulunmamaktadır. Kişilerin kişisel araştırma yapmaları kendi sorumlulukları olup, detaylı araştırmanın yatırım öncesi önemli bir şart olduğunu öneririz.
İçerik ve görseller YZ yardımıyla oluşturulmaktadır.
Ayrıca, kripto paraların doğası gereği yüksek risk barındırdığı göz önünde bulundurularak hareket edilmelidir. Risksiz kazanç hiçbir sektörde olmadığı gibi, kripto paralar özelinde de yoktur.
The post Movement Network (Move) Nedir? -Kapsamlı Bir Rehber first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Polygon (POL): Öğrenmek İsteyenler İçin Kapsamlı Rehber first appeared on Kripto Bülten.
]]>Polygon, kripto para dünyasında dikkat çeken bir platformdur. 2020 yılında kurulan bu ağ, Ethereum üzerine inşa edilmiş bir Layer 2 çözümüdür. Polygon’un temel amacı, Ethereum’un mevcut sınırlamalarını gidermektir. Ethereum’un ölçeklenebilirlik sorunları, yüksek işlem ücretleri ve yavaş onay süreleri gibi problemler, bu platformun geliştirilmesinde belirleyici faktörlerdir. Polygon, bu sorunlara kalıcı çözümler sunmayı amaçlayan bir dizi teknoloji ve araç içermektedir.
Polygon ağı, çeşitli katmanlardan oluşan bir yapıya sahiptir. Bu yapıda, işlem hücreleri ve yan zincirler gibi farklı bileşenler bulunmaktadır. Bu bileşenler, Ethereum ile etkileşim içinde çalışarak, kullanıcıların daha düşük maliyetle daha hızlı işlemler gerçekleştirmelerini sağlar. Polygon, Ethereum’un yerel tokeni, Ether (ETH), ile uyumlu olup, aynı zamanda kendi yerel tokeni olan MATIC’i de barındırmaktadır. MATIC, ağın güvenliğini sağlamak ve kullanıcıların işlem ücretlerini ödemek için kullanılmaktadır.
Ayrıca, Polygon, birçok farklı projeye ev sahipliği yapma potansiyeline sahiptir. Projeler, bu platformu kullanarak daha düşük işlem ücretleri ve daha yüksek işlem hızı elde etme avantajına sahiptir. Polygon, geliştiricilere esneklik sağlarken, kullanıcı deneyimini de önemli ölçüde iyileştirmeyi hedeflemektedir. Sonuç olarak, Polygon, Ethereum’un sınırlamalarını aşarak, daha verimli ve düşük maliyetli bir işlem deneyimi sunmayı amaçlayan yenilikçi bir platformdur.
Polygon, başlangıçta Matic Network olarak bilinen bir blockchain ölçeklendirme çözümüdür. Proje, 2017 yılında Jaynti Kanani, Sandeep Nailwal ve Anurag Arjun tarafından başlatılmıştır. Amacı, Ethereum blok zincirinin yüksek işlem ücretleri ve yavaş işlem süreleri gibi sorunlarını çözmektir. İlk olarak 2017 yılı Ekim ayında ICO ile yatırım toplama sürecine girmiştir ve bu süreçte önemli bir ilgi görmüştür.
Matic Network, Ethereum’un üzerine inşa edilmiştir ve kullanıcıların daha düşük maliyetle daha hızlı işlem yapmalarını sağlamayı hedeflemiştir. 2021 yılında, projenin büyümesi ve sağladığı katkılar göz önüne alındığında ismini Polygon olarak değiştirmiştir. Bu marka değişikliği, Polygon’un daha geniş bir ekosistemi kapsama arzusunu yansıtmaktadır. Böylece, yalnızca bir ölçeklendirme çözümü olarak değil, aynı zamanda birçok protokol ve dApp (dağıtık uygulama) barındıran bir platform haline gelmeyi amaçlamıştır.
Polygon’un ilk yatırımcıları arasında Binance, Coinbase ve ConsenSys gibi önde gelen kripto para borsaları ve blockchain şirketleri bulunmaktadır. Bu destek, Polygon’un hızla büyüyen bir ekosistem yaratmasına olanak sağlamıştır. Proje, başlangıcından itibaren birçok önemli dönüm noktasına ulaşmıştır; bunlar arasında Uniswap’ın Polygon’a entegrasyonu, Aave gibi DeFi protokollerinin Polygon üzerinde çalışmaya başlaması ve artan kullanıcı tabanı sayılabilir. Bu gelişmeler, Polygon’un, Ethereum üzerinde oluşturulan projelerde daha fazla benimsenmesini teşvik etmiştir ve onu blockchain dünyasında önemli bir oyuncu haline getirmiştir.
Polygon (POL) kripto para birimi, Ethereum blockchain’inin ölçeklenebilirliğini artırmak için geliştirilmiş bir çözüm olarak karşımıza çıkmaktadır. Ethereum’un sunduğu özellikleri sunmakla birlikte, daha düşük işlem ücretleri ve hız ön plandadır. Polygon, geliştirilmiş ve daha hızlı yan zincirler aracılığıyla Ethereum ağındaki tıkanıklıkları azaltmayı hedefler. Bu sayede, geliştiriciler daha geniş bir dApp (dağıtık uygulama) ekosistemi oluştururken, kullanıcılar da daha iyi bir deneyim elde eder.
POL tokeni, Polygon ağının yerel dijital para birimidir. Bu token, yüksek işlem hızları ve düşük maliyetler ile kullanıcıların Ethereum üzerindeki uygulamalarını daha verimli bir şekilde kullanmalarını sağlar. POL, aynı zamanda kullanıcıların ağda staking yaparak pasif gelir elde etmelerine olanak tanır. Staking, kullanıcıların belirli bir süre boyunca tokenlerini ağa kilitleyerek, güvenliğe katkıda bulunması ve bunun karşılığında ödüller almasıdır. Bu mekanizma, Polygon ağının güvenliğini artırarak, ağ üzerindeki işlemlerin doğru bir şekilde gerçekleştirilmesine destek olur.
Diğer kripto paralardan farklı olarak, Polygon, Ethereum ağının sınırlamalarını aşmak için tasarlanmış bir çözüm olmasına rağmen, kullanıcı ve geliştirici deneyiminin arttırılması açısından önemli bir role sahiptir. Geniş bir geliştirici topluluğuna sahip olan Polygon, sürekli olarak yenilikçi projelerin geliştirilmesine olanak tanıyarak, kullanıcıların farklı alanlarda daha fazla çeşitlilik ve güvenliğe ulaşmalarını sağlamaktadır. POL, hem bir yatırım aracı olarak hem de bir kullanım aracı olarak kripto para dünyasında önemli bir yere sahiptir.
Polygon, merkeziyetsiz uygulamaların (dApps) geliştirilmesi için optimize edilmiş bir katman-2 çözümü olarak, Ethereum’un ölçeklenebilirliğini arttırmayı sağlar. Bunun sonucunda, çeşitli sektörlerdeki kullanıcılar için bir dizi etkili uygulama ve hizmet sunan kapsamlı bir ekosistem oluşturulmuştur. Polygon ekosisteminde, merkeziyetsiz finans (DeFi) uygulamaları, NFT projeleri ve oyunlar gibi çok çeşitli kullanım alanları mevcuttur.
DeFi uygulamaları, Polygon’un sağladığı hızlı işlem süreleri ve düşük gas ücretleri sayesinde büyük ilgi görmektedir. Kullanıcılar, likidite havuzlarına katılabilir, borç alıp verebilir veya yield farming gibi yatırımlar yaparak kazanç elde edebilirler. Bu tür uygulamalar, kullanıcıların daha ekonomik ve verimli finansal hizmetlere ulaşmalarını sağlamaktadır. Ayrıca, DeFi uygulamaları ile birlikte gerçekleştirilen işlem hacmi, Polygon’un büyümesini hızlandırmakta ve onu sektördeki öncülerden biri haline getirmektedir.
NFT projeleri, Polygon’un sunduğu avantajlarla birlikte sanat ve oyun dünyasında da önemli bir yer edinmiştir. Düşük maliyetler nedeniyle sanatçılar ve içerik üreticileri, eserlerini daha ulaşılabilir bir şekilde tokenize ederek geniş bir kitleye ulaşma fırsatı yakalamaktadır. Bunun yanı sıra, Polygon üzerinde birçok oyun projesi de bulunmaktadır. Bu oyunlar, kullanıcıların NFT’ler aracılığıyla sanal varlıkları alıp satmalarına ve oyun içi ödüller kazanmalarına olanak tanımaktadır. Bu tür uygulamalar, oyuncuların deneyimlerini zenginleştirirken, aynı zamanda Polygon ekosisteminin büyümesine de katkıda bulunmaktadır.
Sonuç olarak, Polygon ekosistemi, DeFi, NFT ve oyun projeleri ile kullanıcı deneyimini geliştiren bir dizi uygulama sunmaktadır. Bu uygulamalar, Ethereum’un ölçeklenebilirlik sorunlarına çözüm getirirken, kullanıcıların daha etkin ve ekonomik bir şekilde dijital hizmetlere erişimini sağlamaktadır.
Polygon, Ethereum blok zinciri üzerine inşa edilmiş bir ölçeklenebilirlik çözümüdür. Bu platform, kullanıcılarına hızlı işlem onay süreleri ve düşük işlem ücretleri gibi önemli avantajlar sunmaktadır. Özellikle, Ethereum ağı üzerindeki yoğunluk nedeniyle meydana gelen yüksek gaz ücretleri ve yavaş işlem onay süreleri, Polygon ile büyük ölçüde azaltılmaktadır. Polygon’un bu özellikleri, hem bireysel kullanıcılar hem de geliştiriciler için platformu daha cazip hale getirmektedir.
Bununla birlikte, Polygon’un sağladığı faydalar yalnızca işlem hızı ve maliyetle sınırlı değildir. Platform, geliştiricilere çeşitli araçlar ve kaynaklar sunarak dApp (dağıtık uygulama) geliştirmeyi kolaylaştırmaktadır. Ayrıca, Polygon’un çok katmanlı yapısı sayesinde kullanıcılar, işlem yaparken çeşitli güvenlik ve ölçeklenebilirlik avantajlarından faydalanabilirler. Bu durum, kurumsal projelerden bireysel girişimcilerin projelerine kadar geniş bir yelpazede kullanım alanı bulmasını sağlamaktadır.
Ancak, Polygon’un dezavantajları da göz ardı edilmemelidir. Merkeziyetsizlik, kullanıcıların kendilerini güvenli bir ortamda hissetmeleri için önemlidir ve Polygon, bazı eleştirmenler tarafından yeterince merkezi bir yapı olarak değerlendirilmektedir. Ek olarak, platformun güvenlik sorunları ve ağın istikrarı konularında bazı endişeler bulunmaktadır. Özellikle, çeşitli akıllı sözleşmelerde meydana gelebilecek hatalar, kullanıcıların fonlarını kaybetmesine yol açabilir. Dolayısıyla, Polygon kullanılan projelerin güvenilirliğini ve sağlığını değerlendirirken, bu risk faktörlerini göz önünde bulundurmak önemlidir.
Polygon (POL) kripto para birimine yatırım yapma süreci, birkaç adımı kapsamaktadır. İlk olarak, yatırımcıların güvenilir bir borsa seçmesi gerekmektedir. Piyasa üzerinde birçok borsa bulunmaktadır, bu nedenle kullanıcı yorumları ve borsa güvenliği gibi faktörleri göz önünde bulundurarak bilinçli bir seçim yapmak önemlidir. Popüler borsalardan bazıları Binance, Coinbase ve Kraken gibi platformlardır. Bu borsalar, kullanıcı dostu arayüzleri ve güvenilirlikleri ile bilinirler.
İkinci adım, yatırımcıların bir kripto cüzdanı oluşturmasıdır. Cüzdan, Polygon (POL) varlıklarının depolandığı güvenli bir yerdir. Kullanıcılar, cüzdanlar arasında seçim yaparken, yazılı cüzdanlar (soğuk cüzdanlar) ile çevrimiçi cüzdanlar (sıcak cüzdanlar) arasında bir denge kurmalıdır. Soğuk cüzdanlar, çevrimdışı olmaları sebebiyle daha güvenli kabul edilirken, sıcak cüzdanlar ise erişim kolaylığı sunar. Yatırımcılar, kendilerine en uygun olanı seçmelidir.
Üçüncü adım, cüzdana fon eklemektir. Yatırımcılar, seçtikleri borsa üzerinden fiat para birimi ile Polygon (POL) satın alabilir. Her borsanın kendi alım-satım kuralları ve işlem ücretleri olduğunu unutmamak önemlidir. Alım işlemi tamamlandıktan sonra, POL token’larınızı cüzdanınıza aktarmanız önemlidir. Bu, portföyünüzü olası borsa saldırılarına karşı korumak için önemli bir adımdır.
Son olarak, yatırımcıların herhangi bir kripto para biriminde olduğu gibi, piyasa dalgalanmalarını ve yatırım stratejilerini dikkatlice izlemeleri gerekmektedir. Uzun vadeli yatırım yapmak veya kısa vadeli ticaret yapmak tercihinize bağlıdır. Ancak, her zaman temkinli olunmalı ve yalnızca kaybetmeyi göze alabileceğiniz miktarlarla işlem yapılmalıdır.
Polygon (POL), blockchain teknolojisi alanında önemli bir evrim sunmakta ve gelecekteki projeksiyonları, yatırımcılar ve analistler arasında büyük bir ilgi konusudur. Polygon’un sağladığı ölçeklenebilirlik çözümleri, Ethereum ağı üzerindeki işlem yükünü hafifleterek, kullanıcılara daha hızlı ve daha düşük maliyetli işlem deneyimleri sunmaktadır. Kripto para piyasasında Polygon’un konumu, bu yenilikçi yaklaşımı sayesinde giderek güçlenmektedir. Özellikle DeFi ve NFT alanlarındaki büyüme, Polygon’un büyüme potansiyelini artırmaktadır.
Analistler, Polygon’un gelecekteki projeksiyonlarını değerlendirirken, platformun teknolojik gelişmelerini dikkate almaktadır. Özellikle, daha fazla geliştirici tarafından benimsenmesi ve projelerle entegrasyonu, POL token’ın değerini artırma potansiyeline sahiptir. Ayrıca, CO2 emisyonunu azaltmak isteyen projelere olan ilgi, Polygon’un çevre dostu çözümler sunması sayesinde bu alanda da rakiplerinden ayrılmasına olanak tanımaktadır.
Pazar dinamikleri de Polygon’un potansiyelini belirlemede önemli bir rol oynamaktadır. Kripto para piyasasının dalgalanmaları ve regülasyonlardaki değişiklikler, genel piyasa eğilimleri üzerinde etki yaratırken, Polygon’un esnek yapısı bu tür değişimlere adapte olabilmesini sağlamaktadır. Uzmanlar, daha fazla girişim ve önemli ortaklıkların Polygon’un büyümesini sağlayacağını öngörmektedir. Bu bağlamda, sektördeki çeşitli gelişmeler ve finansal kararlar, Polygon’un gelecekteki konumunu şekillendirebilir.
Polygon, yalnızca bir ölçeklendirme çözümü olmanın ötesinde, dinamik bir topluluğa ve güçlü bir geliştirici ekosistemine sahiptir. Polygon topluluğu, projeye katkıda bulunmak isteyen geliştiriciler, kullanıcılar ve kripto meraklıları tarafından sürekli olarak genişlemektedir. Bu durum, protokolün gelişimine ve uygulanabilirliğine önemli katkılar sağlamaktadır. Geliştiriciler, Polygon üzerinde DApp (merkeziyetsiz uygulamalar) ve diğer projeleri hayata geçirme imkanı bulmaktadır. Bu sayede, kullanıcı deneyimini artıran yenilikler ve çözümler geliştirilmektedir.
Polygon’un geliştirici desteği, kapsamlı belgeler, eğitim materyalleri ve yazılım geliştirme kiti (SDK) gibi kaynaklarla desteklenmektedir. Bu kaynaklar, yeni başlayanlar ve deneyimli geliştiriciler için erişilebilir kılınarak, herkesin ağ üzerinde katkıda bulunmasına olanak tanımaktadır. Topluluk, çeşitli forumlar, sosyal medya platformları ve etkinlikler aracılığıyla bir araya gelerek, bilgi alışverişi yapmaktadır. Bu etkileşimler, projenin daha da ileri gitmesine katkı sağlamaktadır.
Topluluk katılımı, Polygon’un başarısında kritik bir öneme sahiptir. Kullanıcılar, fikirlerini paylaşarak ve projeye geri bildirimde bulunarak geliştirme sürecine dahil olmaktadır. Bu sayede, ekosistem dinamik, inovatif ve kullanıcı odaklı bir şekilde büyümekte ve gelişmektedir. Polygon topluluğunun çeşitliliği, farklı perspektiflerin projeye dahil edilmesine olanak tanıyarak, platformun güçlü bir şekilde evrim geçirmesine zemin hazırlamaktadır.
Bu etkileşimlerin ve kaynakların tümü, Polygon’un sürdürülebilirliğini sağlarken, geliştiricilere ve topluluk üyelerine gerekli desteği sunmaktadır. Sonuç olarak, Polygon’un geliştirici ekosistemi, projenin gelecekteki başarısından önemli derecede sorumlu olacaktır.
Polygon (POL), Ethereum blockchain üzerinde oluşturulmuş bir dizi ölçeklenebilir çözümler sunarak kripto para ekosistemine önemli katkılarda bulunan bir projedir. Özellikle yüksek işlem hızı ve düşük maliyetleri ile dikkat çekmektedir. Ethereum’un sağladığı güvenli yapı ile birleştirilmiş olan Polygon, çok sayıda uygulama geliştirmek isteyen projeler için ideal bir platform oluşturmaktadır. Kripto para yatırımcıları için Polygon’un sunduğu fırsatlar, ekosistem açısından da önemli kazançlar sağlayabilir.
Yatırımcılar, Polygon’un potansiyelini değerlendirirken, piyasa dinamiklerini ve gelişmeleri yakından takip etmelidir. Proje sürekli olarak yeni özellikler ve geliştirmeler sunarak kullanıcı deneyimini artırmayı hedeflemektedir. Özellikle DeFi ve NFT alanlarında sağladığı güçlü altyapı ile, kullanıcıların farklı uygulamalarla etkileşim kurmasını kolaylaştırmaktadır. Bu bağlamda, kripto para yatırımcıları için uzun vadeli bir değerlendirme aracı olarak Polymer önemli bir rol oynamaktadır.
Ayrıca, yatırım yapmadan önce dikkat edilmesi gereken bazı unsurlar bulunmaktadır. Projeye dair güncellemeleri takip etmek, yatırım yapmadan önce gerekli bilgileri edinmek her zaman önemlidir. Ayrıca, Polygon (POL) gibi projelere yatırım yaparken risk toleransınızı göz önünde bulundurmalısınız. Kripto para piyasası volatilitesi nedeniyle, dengeli bir portföy oluşturmak ve çeşitlendirme stratejilerini uygulamak önemli bir yaklaşım olacaktır.
Tüm bu faktörler göz önünde bulundurulduğunda, Polygon’un sunduğu imkanlar yatırımcılar için cazip olabilir. Bireysel araştırma yapmak ve yatırım kararlarınızı sağlam temellere dayandırmak, başarılı bir yatırım süreci için kesinlikle önemlidir.
İçerik hazırlandığı esnada $POL ile ilgili finansal bilgilere aşağıdaki görsel üzerinden ulaşabilirsiniz.

Uyarı: Paylaşılan haberler, veri ve grafikler bilgi amaçlı olup yatırım tavsiyesi ya da danışmanlığı kapsamında değerlendirilemez. Bunun yanı sıra haber ve materyallerin al ya da sat yönünde bir telkinde bulunmak gibi bir işlevi ve misyonu da bulunmamaktadır. Kişilerin kişisel araştırma yapmaları kendi sorumlulukları olup, detaylı araştırmanın yatırım öncesi önemli bir şart olduğunu öneririz.
İçerik ve görseller YZ yardımıyla oluşturulmaktadır.
Ayrıca, kripto paraların doğası gereği yüksek risk barındırdığı göz önünde bulundurularak hareket edilmelidir. Risksiz kazanç hiçbir sektörde olmadığı gibi, kripto paralar özelinde de yoktur.
The post Polygon (POL): Öğrenmek İsteyenler İçin Kapsamlı Rehber first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Lido, Polygon’daki stake hizmetini düşük hizmet nedeniyle sonlandırıyor! first appeared on Kripto Bülten.
]]>Lido Finance, merkeziyetsiz finans (DeFi) ekosisteminin en büyük staking protokollerinden biri olarak biliniyor. Ancak, son açıklamaya göre, Polygon POS Chain’deki staking hizmetini kademeli olarak sona erdirecek.
Bu kararın temel nedeni, düşük kullanıcı ilgisi ve likidite eksikliği olarak açıklandı. Lido’nun bu hamlesi, DeFi dünyasında önemli bir gelişme olarak kabul ediliyor çünkü Polygon, DeFi projeleri için önemli bir ağ olarak kabul ediliyor.
Lido’nun, Polygon POS staking hizmetini sonlandırma kararının birkaç temel nedeni bulunuyor. Bu nedenler, Lido’nun DeFi ekosistemindeki stratejik önceliklerine ve kullanıcı davranışlarına dayanıyor.
1️⃣ Düşük Kullanıcı Katılımı ve Talep Eksikliği
Lido’nun yaptığı açıklamaya göre, Polygon POS staking hizmetine olan kullanıcı ilgisi beklentilerin çok altında kaldı. Yatırımcıların Polygon ağında staking yapmak için Lido’yu tercih etmemesi, bu hizmetin verimsiz bir operasyon haline gelmesine neden oldu. Yetersiz kullanıcı katılımı, Lido için maliyetleri artıran bir durum olarak değerlendirildi.
2️⃣ Yetersiz Likidite ve Düşük Stake Oranları
Polygon POS staking hizmetindeki likidite oranları düşük olduğu için Lido, bu hizmetten çekilme kararı aldı. Lido’nun temel iş modeli, kullanıcıların varlıklarını stake etmesine ve likit bir şekilde çekmesine olanak tanımaktır. Ancak, yeterli likiditenin olmaması, kullanıcıların stake edilen varlıklarını çekmekte zorlanmasına neden olabilir. Bu nedenle, hizmetin kapatılması, kullanıcı güvenliğini korumak amacıyla atılan bir adım olarak görülüyor.
3️⃣ Stratejik Önceliklerin Değişmesi
Lido, kullanıcıların talepleri ve piyasa koşullarına göre stratejisini yeniden şekillendirme kararı aldı. Lido, daha büyük fırsatlar sunan ağlara ve daha fazla likidite çekebilecek ağlara odaklanma niyetinde. Bu bağlamda, Ethereum, Solana ve diğer büyük ağlardaki staking hizmetlerine odaklanmak, şirketin büyüme stratejisinin bir parçası olabilir.
4️⃣ Polygon POS ve Lido İlişkisi
Lido, Polygon POS zincirinde stake edilen varlıkların %1’inden daha azını kontrol ediyordu. Bu oran, Lido’nun diğer ağlardaki payının çok gerisinde kaldı. Örneğin, Lido’nun Ethereum staking hizmeti, tüm ETH stake’inin büyük bir kısmını elinde bulunduruyor. Bu düşük pazar payı, Polygon staking hizmetinin Lido’nun ana stratejik hedefleriyle örtüşmediğini gösteriyor.
Lido, kullanıcıların Polygon POS ağındaki varlıklarını güvenli bir şekilde geri çekmeleri için bir geçiş süreci başlatacak. Bu süreç, Lido kullanıcılarının mağdur olmamasını sağlamak amacıyla tasarlandı. Lido, kullanıcılara şu çağrılarda bulundu:
🔍 Stake Edilen Varlıklarınızı Geri Çekin: Kullanıcıların, Lido’nun sunduğu arayüz üzerinden stake edilen varlıklarını çekmeleri gerekiyor.
📅 Kademeli Geçiş Takvimi: Lido, bu hizmetin birkaç ay içinde kademeli olarak sonlandırılacağını duyurdu. Bu nedenle, kullanıcıların erken hareket etmeleri öneriliyor.
⚠️ Likiditeye Dikkat Edin: Kullanıcıların, stake edilen varlıklarını çekerken likiditeyi izlemeleri gerekiyor. Yetersiz likidite, çekim taleplerinde gecikmelere neden olabilir.
Polygon POS zinciri, DeFi projeleri için önemli bir ağ olarak kabul ediliyor. Ancak, Lido’nun bu ağdan çıkması, Polygon staking hizmetlerinde likidite azalmasına neden olabilir. Lido, staking için en çok tercih edilen protokollerden biri olduğu için, bu gelişmenin Polygon ekosisteminde belirsizlik yaratabileceği düşünülüyor.
Ancak, Polygon POS zinciri, hala çok sayıda alternatif staking protokolüne sahip. Örneğin, Ankr, Stader ve benzeri protokoller, kullanıcılara staking hizmetleri sunmaya devam ediyor. Bu nedenle, Polygon’un genel staking ekosisteminde büyük bir likidite şoku beklenmiyor.
Lido, kullanıcı talepleri ve ağ fırsatlarına göre stratejisini yeniden şekillendiriyor. Ethereum staking hizmetine odaklanma kararı, Lido’nun ana stratejisi olarak dikkat çekiyor. Bununla birlikte, Solana, Avalanche ve diğer ağlarda staking hizmetleri sunmaya devam edecek.
Lido, bu strateji değişikliğiyle daha verimli bir operasyonel yapı oluşturmayı ve kullanıcılarına daha likit bir hizmet sunmayı hedefliyor. Polygon’daki staking hizmetinin kapatılması, Lido’nun yalnızca kârlı ve likit hizmetlere odaklanma stratejisinin bir parçası olarak görülüyor.
Lido, Polygon POS staking hizmetini sonlandırma kararı aldı. Düşük kullanıcı katılımı ve yetersiz likidite nedeniyle alınan bu karar, Polygon ekosistemi için önemli bir değişiklik anlamına geliyor. Lido kullanıcıları, varlıklarını çekme süreci hakkında bilgilendirildi ve bu süreç, aşamalı olarak gerçekleştirilecek.
Bu gelişme, Polygon ekosistemindeki diğer staking hizmet sağlayıcılarının daha fazla pay almasına neden olabilir. Polygon, Lido olmadan da staking hizmetlerini sürdürebilecek birçok alternatif protokole sahip. Lido ise, Ethereum ve diğer büyük ağlarda staking hizmetlerini sürdürerek, daha kârlı ve verimli bir operasyon stratejisi izlemeyi hedefliyor.
Uyarı: Paylaşılan haberler, veri ve grafikler bilgi amaçlı olup yatırım tavsiyesi ya da danışmanlığı kapsamında değerlendirilemez. Bunun yanı sıra haber ve materyallerin al ya da sat yönünde bir telkinde bulunmak gibi bir işlevi ve misyonu da bulunmamaktadır. Kişilerin kişisel araştırma yapmaları kendi sorumlulukları olup, detaylı araştırmanın yatırım öncesi önemli bir şart olduğunu öneririz.
İçerik ve görseller YZ yardımıyla oluşturulmaktadır.
Ayrıca, kripto paraların doğası gereği yüksek risk barındırdığı göz önünde bulundurularak hareket edilmelidir. Risksiz kazanç hiçbir sektörde olmadığı gibi, kripto paralar özelinde de yoktur.
The post Lido, Polygon’daki stake hizmetini düşük hizmet nedeniyle sonlandırıyor! first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Polygon topluluğundan 1 milyar dolarlık hamle: DeFi ekosistemine büyük destek! first appeared on Kripto Bülten.
]]>Polygon (MATIC) ekosistemi, merkeziyetsiz finans (DeFi) alanındaki büyümeyi hızlandıracak büyük bir adım atmaya hazırlanıyor. Topluluk, 1 milyar dolarlık stablecoin fonunu, Polygon köprüsü (bridge) aracılığıyla DeFi projelerine yönlendirme planını oylamaya sundu. Bu öneri kabul edilirse, DeFi projelerine likidite sağlanacak ve aynı zamanda stablecoin sahipleri getiri (yield) kazanabilecek.
Bu girişim, DeFi projelerinin likiditeye erişimini kolaylaştırmayı ve DeFi kullanıcılarına daha fazla getiri sağlamayı amaçlıyor. Bu sayede, Polygon’un DeFi alanındaki gücünü artırması bekleniyor.
Polygon topluluk oylaması, kripto projelerinde topluluk katılımının ve merkeziyetsiz yönetim anlayışının bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Bu tür oylamalar, projelere daha şeffaf bir yönetişim mekanizması kazandırırken, aynı zamanda topluluk üyelerinin ekosistemin gelişimine doğrudan katkıda bulunmasına olanak tanıyor.
Bu büyüklükte bir stablecoin fonu tahsis etmenin arkasında birkaç stratejik neden bulunuyor. Polygon, DeFi projelerinin likiditeye olan ihtiyacını çözmeyi amaçlıyor. DeFi projelerinin başarılı olması için likidite sağlanması, yatırımcıların platforma güven duymasını sağlar ve yeni kullanıcıların katılımını teşvik eder.
1️⃣ Likidite Sorununu Çözme
DeFi projeleri, likiditeye olan ihtiyaçları nedeniyle sık sık zorluk yaşar. Yeterli likiditeye sahip olmayan projeler, kullanıcıların varlıklarını çekmek istediklerinde yeterli fon sağlayamazlar. Bu sorun, kullanıcı güveninin sarsılmasına neden olur. Polygon’un bu hamlesi, DeFi projelerinin likidite sorununun çözülmesine yardımcı olacak.
2️⃣ Stablecoin Getiri Fırsatları (Yield Farming)
Stablecoin’ler, genellikle sabit bir değere sahip kripto varlıklar olarak bilinir. Ancak Polygon’un bu planıyla birlikte, stablecoin sahipleri, fonlarını köprü (bridge) üzerinden DeFi projelerine yatırarak getiri (yield) kazanma şansı elde edecek. Bu, pasif gelir elde etmek isteyen kripto yatırımcıları için büyük bir teşvik yaratabilir.
3️⃣ DeFi Ekosistemini Güçlendirme
DeFi, kripto dünyasının en yenilikçi alanlarından biridir, ancak likidite eksikliği DeFi projelerinin büyümesini yavaşlatabilir. Polygon’un bu hamlesi, DeFi ekosisteminin daha hızlı büyümesine katkıda bulunabilir. Bu, Polygon’un DeFi projeleri için bir cazibe merkezi haline gelmesine neden olabilir.
Polygon’un bu 1 milyar dolarlık stablecoin fonunu köprü (bridge) sistemi üzerinden DeFi projelerine tahsis edeceği belirtiliyor. Köprü sistemleri, farklı blockchain ağları arasında varlık transferine olanak tanır. Bu sistem sayesinde, stablecoin’ler bir ağdan diğerine taşınabilir ve DeFi protokollerine likidite sağlamak için kullanılabilir.
Bu süreç, hem stablecoin sahipleri hem de DeFi projeleri için kazançlı bir model sunuyor. Kullanıcılar, stablecoin’lerini köprüye yatırdıklarında, belirli bir oranda getiri elde edebilecekler. Bu sistem, stablecoin sahiplerinin fonlarını değerlendirmesini sağlarken, DeFi projelerinin daha fazla kullanıcı çekmesine ve likidite sıkıntısını aşmasına olanak tanıyacak.
Polygon’un bu hamlesi, yalnızca kendi ekosistemiyle sınırlı kalmayabilir. Diğer blockchain ağlarının da benzer teşvik programlarını başlatması bekleniyor. Polygon’un bu hareketi, DeFi projelerinin finansmanında yeni bir standart belirleyebilir.
Bu tür büyük likidite destekleri, DeFi projelerinin yeni kullanıcıları çekmesini sağlar. Kullanıcılar, stablecoin’lerini köprüye yatırarak risk almadan pasif gelir elde etme fırsatı bulabilir. Bu sistem, “yield farming” olarak bilinen pasif gelir modeline benzese de, Polygon’un sunduğu köprü mekanizmasıyla çok daha verimli hale gelebilir.
Polygon topluluğunun oyladığı 1 milyar dolarlık stablecoin desteği teklifi, DeFi dünyasında büyük bir etki yaratabilir. Bu öneri kabul edilirse, Polygon’un DeFi projeleriyle likidite sorunlarını çözme yolunda önemli bir adım attığı görülecek. Bu hamle, aynı zamanda Polygon ağının kullanıcı tabanını genişletmesine ve daha fazla DeFi projesini kendine çekmesine olanak tanıyabilir.
Bu girişim, stablecoin sahiplerine de pasif gelir elde etme fırsatı sunacak. Kullanıcılar, stablecoin’lerini köprüye yatırarak getiri kazanabilecek ve bu süreçte risklerini en aza indirebilecekler. Bu, stablecoin yatırımcıları için önemli bir teşvik unsuru olarak değerlendiriliyor.
Uyarı: Paylaşılan haberler, veri ve grafikler bilgi amaçlı olup yatırım tavsiyesi ya da danışmanlığı kapsamında değerlendirilemez. Bunun yanı sıra haber ve materyallerin al ya da sat yönünde bir telkinde bulunmak gibi bir işlevi ve misyonu da bulunmamaktadır. Kişilerin kişisel araştırma yapmaları kendi sorumlulukları olup, detaylı araştırmanın yatırım öncesi önemli bir şart olduğunu öneririz.
İçerik ve görseller YZ yardımıyla oluşturulmaktadır.
Ayrıca, kripto paraların doğası gereği yüksek risk barındırdığı göz önünde bulundurularak hareket edilmelidir. Risksiz kazanç hiçbir sektörde olmadığı gibi, kripto paralar özelinde de yoktur.
The post Polygon topluluğundan 1 milyar dolarlık hamle: DeFi ekosistemine büyük destek! first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Liquid staking nedir ve neden önemlidir? first appeared on Kripto Bülten.
]]>Liquid Staking, bir kripto parayı proof-of-stake (PoS) blockchain’inde stake ederek, takas edilebilir bir varlık elde etme sürecidir. Geleneksel staking’den farklı olarak, kullanıcıların token’ları kilitlenir ve sadece unstake edildiklerinde erişilebilir olurken, liquid staking kullanıcıların stake edilmiş varlıklarının değerine erişim sağlamalarına ve bu varlıkları merkeziyetsiz finans (DeFi) uygulamaları veya diğer web3 protokollerinde kullanmalarına olanak tanır.
Kullanıcılar önce kripto para token’larını (örneğin, ether veya solana) bir akıllı sözleşmeye veya staking’i destekleyen bir platforma kilitlerler. Bu işlemle, blockchain ağına güvenlik ve konsensüs mekanizmasına katkıda bulunurlar ve ek token’lar şeklinde staking ödülleri kazanırlar.
Kullanıcılar, staking token’larını bir liquid staking sağlayıcısına yatırdıklarında, stake edilmiş varlıkları temsil eden bir staking türevine, yani liquid staking token (LST) alırlar. LST‘ler, stake edilmiş token’ları temsil eder ve kredi protokollerinde teminat olarak kullanılabilir veya çeşitli DeFi platformlarında işlem görebilir.
Merkeziyetsiz platform Lido Finance, kullanıcıların ether‘larını stake etmelerine ve karşılığında stETH adlı bir stake edilmiş varlık almalarına olanak tanır. Bu stETH token’ları, kullanıcıların Ethereum üzerindeki stake edilmiş ETH‘lerini temsil eder. Kullanıcılar, stETH‘lerini çeşitli DeFi uygulamalarında kullanabilirken, aynı zamanda staking ödülleri kazanmaya devam ederler.
Kripto borsaları, Coinbase ve Binance gibi, popüler merkezi liquid staking yöntemleri sunar. Kullanıcılar, kripto varlıklarını merkezi bir platforma emanet ederler; bu platform kullanıcılar adına bir saklama ve staking operatörü olarak görev yapar.
Merkezi liquid staking platformları, teknik bilgiye sahip olmayan kullanıcılar için kolaylık sağlasa da, merkezi platformlarla ilişkilendirilen karşı taraf risklerine (örneğin iflas, kötü yönetim veya düzenleyici sorunlar) maruz kalırlar.
Merkeziyetsiz liquid staking protokolleri, örneğin Lido Finance ve Rocket Pool, tekil başarısızlık noktalarını ortadan kaldırır. Kullanıcılar varlıklarının üzerinde egemenliklerini korur ve merkezi aracıları güvenmek zorunda kalmazlar. Ancak, merkeziyetsiz liquid staking, kullanıcıların web3 teknik bilgisine sahip olmalarını (merkeziyetsiz protokoller veya akıllı sözleşmelerle tanışıklık gibi) gerektirebilir. Kullanıcılar ayrıca, gas ücretleri, akıllı sözleşme riskleri ve ağ tıkanıklığı gibi faktörleri de göz önünde bulundurmalıdırlar.
PoS blockhain‘lerinde staking’in en büyük zorluklarından biri illikiditedir. Kullanıcılar, kilitlendikten sonra fonlarına erişemezler ve diğer DeFi protokollerinden ek getiriler elde edemezler. Ayrıca, node çalıştırma gibi yüksek giriş engelleri ve karmaşık doğrulayıcı kurulumu birçok kullanıcının PoS staking’ine katılmasını engeller. Lido, stake edilmiş token’ların likiditesini artırarak staking’i daha erişilebilir hale getiren bir liquid staking çözümü sunar.
Lido, PoS ağlarına stake edilmiş varlıkları havuzlayarak blok ödülleri kazanmaya olanak tanır. Kullanıcılar, Lido‘ya varlıklarını yatırdıklarında, bu token’lar Lido blockchain‘i üzerinden stake edilir. Lido, bir staking havuz akıllı sözleşmesi olarak aşağıdaki işlevleri yerine getirir:

Ethereum’un PoS‘a geçişiyle, staking doğrulayıcıları olmak isteyen kullanıcılar, ağda stake etmek için en az 32 ETH yatırmaları gerekmektedir. Lido gibi çözümler, kullanıcıların Ether’in kesirlerini stake ederek blok ödülleri kazanmalarını sağlar. Bu kullanıcılar, stETH adında ERC-20 uyumlu token’lar alırlar. stETH token’ları, Lido‘nun staking havuz akıllı sözleşmesine yatırıldığında basılır ve kullanıcılar ETH token’larını çektiğinde yakılır.
Lido’nun staking mekanizması, kullanıcıların stake edilmiş varlıklarını birçok doğrulayıcıya dağıtarak tekil hata noktaları ve tekil doğrulayıcı staking risklerini ortadan kaldırır.
LDO token‘ları çoğu kripto para borsasında satın alınabilir. Binance üzerinde, “LDO” araması yaparak mevcut ticaret çiftlerini görebilir ve LDO satın alabilirsiniz. Spesifik adımlar borsa tarafından değişebilir ancak genel olarak benzerdir.
Evet, Lido token‘ları çeşitli PoS blockchain’lerinde stake edilebilir:
Lido, kripto para alanındaki en büyük likidite staking protokollerinden biri olmasına rağmen, bazı riskler taşır. Bunlar arasında teknik riskler, akıllı sözleşme hataları ve DAO ile ilgili riskler yer alır. Bu nedenle, kullanıcıların dikkatli olmaları ve güvenilir hizmet sağlayıcıları tercih etmeleri önemlidir.
Lido, DeFi sahnesinde liderliğini sürdürüyor ve Ethereum‘un PoS‘a geçişiyle birlikte gücünü artırması bekleniyor.
İçerik hazırlandığı esnada, en popüler platform olan Lido üzerinde yer alan ETH stake miktarı aşağıda yer almaktadır.

The post Liquid staking nedir ve neden önemlidir? first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post USD Coin (USDC) nedir? first appeared on Kripto Bülten.
]]>USD Coin (USDC), dijital para dünyasında “stablecoin” olarak bilinen bir tür kripto para birimidir. Stablecoin’ler, değerlerini fiat paraya (bu durumda Amerikan Doları’na) sabitleyerek, kripto para piyasalarının volatilitesinden korunmayı hedefler. USDC, Circle ve Coinbase‘in ortak girişimi olan Centre Konsorsiyumu tarafından ilk kez piyasaya sürüldü. Ağustos 2023 itibarıyla, Circle, USDC’nin tamamına sahip olma ve yönetim yetkisini üstlendi ve Coinbase, Circle‘da hisse edinme anlaşması yaptı.
USDC, bir Amerikan Doları’nın değeriyle birebir ilişkilidir. Yani, 1 USDC, her zaman 1 Amerikan Doları’na eşdeğer olacak şekilde tasarlanmıştır. Bu değer istikrarı, USDC‘nin diğer kripto paralarla kıyaslandığında büyük bir avantaj sağlar çünkü diğer kripto paralar sıklıkla yüksek volatiliteye sahip olabilir.
USDC, Ethereum blok zinciri üzerinde ERC-20 standardını kullanarak ilk olarak piyasaya sürüldü. Bu standart, dijital paraların güvenilirliğini ve çok yönlülüğünü sağlamak için yaygın olarak kullanılır. Ancak, USDC’nin etkisi zamanla genişleyerek Algorand, Arbitrum, Avalanche, Base, Flow, Hedera, NEAR, Noble, OP Mainnet, Polkadot, Polygon PoS, Solana, Stellar ve TRON gibi 15 farklı blok zincirinde natively kullanılabilir hale gelmiştir.
USDC‘nin en önemli avantajı, kripto para piyasasındaki büyük fiyat dalgalanmalarına karşı bir sığınak sunmasıdır. Kullanıcılar, geniş çaplı piyasa dalgalanmaları sırasında varlıklarını USDC‘ye dönüştürerek, potansiyel kayıplardan korunabilirler.
Ayrıca, USDC, hızlı ve maliyet etkin işlemler sağlar. Ethereum blok zinciri üzerine inşa edildiği için, USDC işlemleri birkaç dakika içinde sonuçlanabilir. Bu, geleneksel bankacılık sistemlerine göre çok daha verimli bir alternatif sunar ve bankacılık hizmetlerine erişim kısıtlı olan bölgelerde kullanıcılar için büyük bir avantaj sağlar.
DeFi (Merkeziyetsiz Finans) alanında da USDC, çeşitli fırsatlar sunar. Kredi verme, yatırım yapma ve ticaret gibi işlemler için kullanılabilir, bu da kullanıcıların kripto para ekosisteminde kalmalarını ve sermayelerini büyütmelerini sağlar. Ayrıca, USDCnin şeffaflığı ve düzenleyici uyumu, güvenilirliğini artıran faktörlerdir. USDC, ABD Doları cinsinden rezervlerle desteklenir ve düzenli olarak denetlenir, bu da kullanıcıların güvenini pekiştirir.
Her ne kadar USDC birçok avantaj sunsa da, belirli riskler ve zorluklarla karşı karşıyadır. İlk risk, düzenleyici değişikliklerin USDC‘nin stabilitesi ve değerini etkileyebilme olasılığıdır. ABD Doları’na bağlı olan ve düzenlenmiş finansal kuruluşlarda tutulan rezervlerle desteklenen USDC, herhangi bir düzenleyici değişiklikten etkilenebilir.
Ayrıca, düzenli denetimlere rağmen, bu denetimlerdeki herhangi bir tutarsızlık ya da hata, kullanıcıların USDC‘ye olan güvenini etkileyebilir. Akıllı sözleşmeler aracılığıyla yönetilen USDC, güvenlik açıkları veya hatalardan etkilenebilir, bu da kötü niyetli kişilerin bu açıkları kullanabilme riskini beraberinde getirir.
Üçüncü taraf hizmetlerine olan bağımlılık da bir diğer risk faktörüdür. Örneğin, bir üçüncü taraf hizmetinin teknik zorluklar yaşaması, USDC işlemlerinin aksamalarına neden olabilir. Ayrıca, USDC‘nin geniş kabul görmüş olmasına rağmen, özellikle dijital finansal hizmetlere erişim kısıtlı olan bölgelerde yaygın benimsenmesi hala bir zorluktur.
USDC, Tether (USDT) ve Binance USD (BUSD) gibi diğer stablecoin’lerle kıyaslandığında bazı belirgin farklılıklar ve benzerlikler gösterir. Tüm bu stablecoin’ler, ABD Doları’na 1:1 oranında bağlıdır ve büyük bir ölçüde kabul görmüşlerdir. Ancak, USDC‘nin öne çıkan özellikleri şunlardır:
USDC, kripto para dünyasında değer istikrarı sağlayan önemli bir araçtır. Hızlı ve düşük maliyetli işlemler, düzenleyici uyumluluk ve geniş blok zinciri desteği gibi avantajlarıyla öne çıkar. Ancak, her stablecoin’de olduğu gibi, düzenleyici değişiklikler, denetim tutarsızlıkları ve teknik riskler gibi zorluklar da vardır. Kullanıcılar için, USDC’nin avantajlarını ve risklerini değerlendirerek, kripto para ekosisteminde nasıl kullanılacağına karar vermek önemlidir.
The post USD Coin (USDC) nedir? first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Siemens’ten Blockchain üzerinden dev adım: 300 milyon Euro’luk dijital tahvil ile kripto finansında çığır açıyor first appeared on Kripto Bülten.
]]>Almanya’nın sanayi devi Siemens AG, finans teknolojileri (FinTech) alanındaki öncülüğünü pekiştirmek amacıyla €300 milyonluk (yaklaşık $330 milyon) dijital tahvil ihraç etti. Bu tahvil, Avrupa Merkez Bankası‘nın (ECB) dağıtılmış defter teknolojisi (DLT) kullanımını araştırdığı bir test kapsamında gerçekleştirildi. Siemens, bu yeni dijital tahvili ile blockchain teknolojisinin sunduğu avantajları daha da ileriye taşırken, geleneksel finansal araçları dijitalleştirme konusunda lider bir rol oynamaya devam ediyor.
Siemens’in Chief Financial Officer’ı (CFO) Ralf P. Thomas, “İlk dijital tahvilimizi blockchain üzerinde başarılı bir şekilde çıkarmamızdan bu yana, bu yenilikçi teknolojiyi geliştirmeye yönelik çalışmalarımızı yoğunlaştırdık,” dedi. “Yeni dijital tahvilimizle, finansal piyasalar için dijital çözümleri sürekli olarak ilerletme hedefimizi bir kez daha ortaya koyuyoruz.”
Siemens‘in yeni dijital tahvil işlemi, SWIAT‘ın özel izinli blockchain’inde ve Bundesbank’ın Trigger çözümüyle tam otomatik olarak gerçekleştirildi. Bu işlem, tahvilin sadece birkaç dakikada yerleşimini sağlayarak önemli ölçüde riskleri azalttı. Önceki yıl Polygon ağı üzerinden yapılan €60 milyonluk tahvilden bu yana, işlem süresi büyük bir gelişim gösterdi. Siemens’in Corporate Treasurer‘ı Peter Rathgeb, “Otomatik işleme süresi, bu yeni teknolojinin büyük potansiyelini ortaya koyuyor ve dijital dönüşüm sürecinde lider rol oynama stratejimizi doğruluyor,” şeklinde konuştu.
Siemens’in dijital tahvil ihraçları, geleneksel finansal enstrümanların blockchain teknolojisi ile tokenizasyonunu (gerçek dünya varlıklarının dijitalleştirilmesi) gösteren en son örneklerden biri olarak öne çıkıyor. Bu süreç, işlem yerleşimlerini daha hızlı ve şeffaf hale getirmenin yanı sıra, maliyetleri düşürme ve verimliliği artırma gibi operasyonel avantajlar vaat ediyor. KfW gibi diğer büyük finansal kurumlar da benzer dijital tahvil ihraçlarını ECB denemeleri kapsamında gerçekleştirdi.
The post Siemens’ten Blockchain üzerinden dev adım: 300 milyon Euro’luk dijital tahvil ile kripto finansında çığır açıyor first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Kamala Harris’in kampanyasına kripto bağışları doğrudan değil, PAC aracılığıyla olacak! first appeared on Kripto Bülten.
]]>Son günlerde, Kamala Harris’in kripto para bağışlarını kabul etmeye başladığına dair haberler gündeme geldi. Ancak Coinbase yetkilileri, bu konuda bir yanlış anlamanın veya belirsizliğin yaşandığını belirtiyor. İşte detaylar:
Coinbase CFO‘su Alesia Haas’ın, Kamala Harris‘in doğrudan kripto bağışları kabul etmeye başladığını belirttiği bir açıklama, medya tarafından geniş bir şekilde yayımlandı. Ancak, Coinbase’in bir sözcüsü, Haas’ın Future Forward USA PAC‘ini kastettiğini ve Harris’in kampanyasının doğrudan kripto bağışları kabul etmediğini belirtti. Yani, Harris’in kampanyası yerine, Future Forward PAC, Coinbase Commerce üzerinden kripto bağışlarını kabul ediyor.
Future Forward PAC, Kamala Harris’in başkanlık kampanyasına finansal destek sağlamak amacıyla kripto bağışlarını kabul eden bir organizasyon olarak öne çıkıyor. Bu PAC, Harris’in kampanyasını desteklemek üzere fon toplamaya devam ediyor ve Demokrat Parti ile liberal eğilimli bir grup olarak tanınıyor.
Future Forward PAC, 4 Eylül 2024 itibarıyla OpenSecrets verilerine göre 164 milyon dolar toplamış bir PAC’dır. İlk olarak Başkan Joe Biden’ın yeniden seçilme kampanyası için destek sağlayan PAC, Biden’ın yarıştan çekilmesinin ardından Kamala Harris’in kampanyasına finansal destek sunmakta.
Coinbase Commerce, kripto para ödemelerini hızlı bir şekilde işleyen bir ödeme platformudur. Kullanıcıların seçtiği kripto varlıkları otomatik olarak stabilcoin USDC’ye dönüştürerek volatiliteyi azaltır. Şu anda Coinbase Commerce, ApeCoin, Bitcoin, Bitcoin Cash, DAI, Dogecoin, Ethereum, Litecoin, SHIBA INU, Tether ve USDC gibi varlıkları kabul etmektedir. Ayrıca Polygon üzerinde MATIC, USDC ve Wrapped Ether (WETH) desteklenmektedir.
Harris’in başkanlık kampanyası şu anda doğrudan kripto bağışları kabul etmiyor. Bu durum, kampanya web sitesinde kripto ödeme seçeneği sunulmamasıyla doğrulanıyor. Ayrıca, Crypto4Harris advocacy grubu da bu gelişmeden haberdar değil. Harris’in kampanyası, kripto para sektörüne karşı aldığı tutum nedeniyle eleştiriliyor, bu da kripto topluluğunda bazı belirsizliklere yol açıyor.
Donald Trump’ın kampanyası, Coinbase Commerce’i kullanarak kripto bağışlarını kabul etmeye başlamıştı ve Biden kampanyası da benzer bir adım atma aşamasındaydı. Bu bağlamda, Harris’in rakipleri kripto destekçileri arasında güçlü bir yer edinmişken, Harris’in kampanyası için bu dolaylı kripto bağışları bir adım olarak değerlendiriliyor.
Kamala Harris’in kripto bağışlarını doğrudan kabul etmemesi, ancak Future Forward PAC aracılığıyla kripto desteklerini kabul etmesi, Demokrat Parti’nin kripto para kabulündeki yaklaşımını ve sektördeki destek dinamiklerini yansıtıyor. Bu durum, gelecekteki kampanya stratejileri ve kripto para bağışlarının siyasi arenadaki rolü açısından önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor.
Kamala Harris’in kampanyasının kripto bağışları kabul etme konusundaki bu dolaylı yaklaşımı, kripto dünyasında dikkatle izlenen bir gelişme olmaya devam ediyor.
The post Kamala Harris’in kampanyasına kripto bağışları doğrudan değil, PAC aracılığıyla olacak! first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Polygon’un MATIC’ten POL’e Geçişi: Artan Kullanım Alanı ve Ölçeklenebilirlik first appeared on Kripto Bülten.
]]>Polygon, blockchain ekosisteminin arkasındaki itici güç olan Polygon Labs, yerel kripto para birimi MATIC’i POL’e dönüştürerek önemli bir yükseltmeyi başarıyla tamamladı. Bu yükseltme, ağın hem kullanım alanını hem de ölçeklenebilirliğini artırmayı hedefleyen Polygon 2.0’a yönelik atılmış kritik bir adımdır.
POL, artık Polygon ağının resmi gaz ve staking token’ı olarak hizmet veriyor ve Polygon Labs CEO’su Marc Boiron’a göre “hiper verimli” bir token olarak tanımlanıyor. MATIC, öncelikli olarak gaz ücretlerinden ve staking işlemlerinden kazanç sağlarken, POL, ağ içinde çok daha geniş bir yelpazede faaliyetlerden gelir elde etmek üzere tasarlandı. Bunlar arasında veri kullanılabilirliğini güvence altına almak için staking ve ağın sekanslayıcısını merkezsizleştirmek gibi yenilikçi ücret yaratma eylemleri bulunuyor. Bu, POL’ü daha çok yönlü ve dinamik bir varlık haline getirerek ağın büyümesini daha etkili bir şekilde desteklemeye hazır hale getiriyor.
MATIC’ten POL’e geçiş, 4 Eylül 2024 tarihinde gerçekleşti ve bir yıl süren kapsamlı topluluk tartışmaları ve mutabakatının ardından başarıyla yürütüldü. Geçiş, tüm staked MATIC’in otomatik olarak POL’e dönüştürülmesiyle sorunsuz bir şekilde gerçekleşti ve token sahiplerinin herhangi bir işlem yapmasına gerek kalmadı. Ancak, Ethereum, Polygon zkEVM veya merkezi borsalarda MATIC tutan kullanıcılar, tokenlerini belirlenmiş bir geçiş sözleşmesi aracılığıyla POL’e dönüştürmeye teşvik ediliyor.
POL, gaz ve staking token’ı olarak hizmet vermenin yanı sıra, Polygon’un çeşitli zincirler arasındaki likiditeyi ve durumu birleştirmeyi hedefleyen Yakınsama Katmanı (AggLayer) adlı yeni protokolünde de kilit bir rol oynamaya hazırlanıyor. Bu entegrasyon, Polygon’un “sonsuz ölçeklenebilirlik” sağlama stratejisinin önemli bir parçasını oluşturuyor ve ağı blockchain alanında öncü bir konuma yerleştirmeyi hedefliyor.
POL, MATIC’in mevcut tokenomik yapısını koruyarak 10 milyar tokenlik bir arz sınırına sahip. Ağın büyümesini desteklemek ve doğrulayıcı katılımını teşvik etmek amacıyla, POL, önümüzdeki on yıl boyunca yıllık %2’lik kademeli bir emisyon artışı sunacak. Bu emisyon modeli, doğrulayıcıların sürekli ödüller almasını sağlayarak ağı yeni katılımcılar için cazip hale getiriyor.
Polygon, bir sıfır bilgi (ZK) zincirine geçiş yaparken ve AggLayer ile entegre olurken, POL’ün işlevselliği de genişlemeye devam edecek. POL’ün gelecekteki roller arasında blok üretimine katılım, sıfır bilgi ispatı üretimi ve Veri Kullanılabilirlik Komitelerinde (DAC) yer alma gibi görevler bulunacak.
Bu gelişmelerle birlikte Polygon, yalnızca önde gelen bir Katman 2 çözümü olarak konumunu güçlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda daha bağlantılı ve ölçeklenebilir bir blockchain ekosistemi için zemin hazırlıyor. POL’ün tanıtımı, Polygon’un yolculuğunda yeni bir sayfa açarak, artan performans ve topluluğu için daha geniş bir kullanım alanı vaat ediyor.
The post Polygon’un MATIC’ten POL’e Geçişi: Artan Kullanım Alanı ve Ölçeklenebilirlik first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Polygon, yaklaşan POL token lansmanı öncesinde yaptığı hatanın bedelini ödedi: 145.000$. first appeared on Kripto Bülten.
]]>Polygon, Cumartesi sabahı yaklaşık dört saat süren bir siber saldırının ardından topluluk Discord sunucusunun kontrolünü yeniden ele geçirdi. Bu saldırı, bir kullanıcının yaklaşık $145,000 değerinde varlık kaybetmesine neden oldu.
Polygon, X üzerinde yaptığı açıklamada, “Erişimi yeniden sağladık ve Polygon topluluk Discord sunucusunu güvence altına aldık. Tüm dış botlar ve entegrasyonlar devre dışı bırakıldı ve her birinin güvenlik incelemesi yapılıyor, böylece bu tür olayların tekrar yaşanmasını önleyebiliriz,” dedi.
Sabah vakti, topluluk lideri Smokey’nin hesabından gibi görünen sahte bir mesaj Polygon Discord kanalına gönderildi. Mesaj, Polygon ağı’nın yerel MATIC token’ından yükseltilmiş POL token’ına planlanan geçişi öncesinde “özel bir ön-migasyon” airdrop‘u duyurdu ve bir phishing (oltalama) bağlantısı içeriyordu.
En az bir kullanıcı, saldırının kurbanı olduğunu iddia etti ve blok zinciri verileri, hack sırasında yaklaşık $145,000 değerindeki bir Uniswap pozisyonunun kaybolduğunu doğruluyor. Transfer işlemi, Polygon’un baş bilgi güvenliği yetkilisi Mudit Gupta‘nın X üzerinde topluluk üyelerini hack konusunda bilgilendirdiği paylaşımından yaklaşık 40 dakika sonra gerçekleşti. Bu paylaşım, Polygon‘un X hesabı tarafından tekrar paylaşıldı, ancak yeniden paylaşımın ne zaman yapıldığı belirsiz.
Uniswap pozisyonunun transfer edildiği cüzdan adresinin, hacker’a ait olabileceği ve geçmişte diğer mağdurları da hedef almış olabileceği görünüyor. On gün önce, bu cüzdan, Etherscan tarafından phishing suçlusu olarak işaretlenen ve şu anda yaklaşık $400,000 varlık tutan bir cüzdana $72,300 değerinde ether transfer etti. Beş gün önce, cüzdan, $150,000 değerinde varlık bulunduran ve benzer şekilde işaretlenmiş başka bir cüzdana $29,500 değerinde ether transfer etti.
Polygon ekibi, Discord’un nasıl ele geçirildiğinden henüz emin değil. Gupta, X üzerinde, “Şu anda, modlarımızın bu şekilde (phishing ile) hedef alındığını düşünmüyoruz. Daha çok, sahip olduğumuz bir bot/entegrasyonun ele geçirilmiş olabileceği görünüyor. Günlükleri incelemeye devam ediyoruz,” paylaşımında bulundu. Gupta ayrıca, hack’in incelemesinin ardından bir rapor yayımlamayı planladıklarını belirtti.
The post Polygon, yaklaşan POL token lansmanı öncesinde yaptığı hatanın bedelini ödedi: 145.000$. first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Franklin Templeton’ın Tokenize Edilmiş Para Fonu Arbitrum’da Başladı! first appeared on Kripto Bülten.
]]>8 Ağustos’ta yapılan bir duyuruya göre, Franklin Templeton, Arbitrum ağı üzerinde tokenleştirilmiş para fonunu başlatıyor. Varlık yöneticisi, bu adımı “geleneksel finans ile merkeziyetsiz finans arasındaki boşluğu kapama çabası” olarak tanımlıyor.
2021 yılında kurulan Franklin OnChain ABD Hazine Para Fonu (FOBXX), Franklin Templeton’ın Benji Investments platformu üzerinden erişilebilir. Kullanıcılar artık fonun tokenleştirilmiş hisselerini Arbitrum üzerinde alıp saklayabilirler, ayrıca Stellar ve Polygon gibi diğer ağlarda da işlem yapabilirler.
Para fonları, kısa vadeli Hazine bonoları ve ticari kağıt gibi yüksek likiditeye sahip varlıkları tutarak yatırımcılara düşük riskli getiriler sağlar. Franklin Templeton’ın FOBXX fonu şu anda yaklaşık 420 milyon dolarlık net varlığa sahip ve Haziran 2024 itibarıyla yıllık %5.25 civarında getiri sağlamaktadır.
Bu ortaklık, Arbitrum için önemli bir kazanım çünkü bu, Amerika Birleşik Devletleri düzenleyicilerinin Arbitrum blockchain‘ini finansal kayıt tutma için geçerli bir araç olarak kabul ettiklerini gösteriyor.
Arbitrum, Ethereum‘un en popüler layer-2 ölçeklenebilirlik çözümüdür ve L2Beat‘e göre toplam kilitli değer (TVL) yaklaşık 14 milyar dolardır.
Franklin Templeton’ın Dijital Varlıklar Başkanı Roger Bayston, Temmuz ayında yaptığı açıklamada, “Şu anda resmi işlem kayıtları için kamuya açık dağıtılmış defter teknolojilerini kullanabilen tek üründüğümüzü” söyledi.
Arbitrum üzerinde FOBXX’i piyasaya sürmek, Offchain Labs’ın CEO’su ve kurucu ortağı Steven Goldfeder’in belirttiği gibi, “finans sektörüne ölçeklenebilir ve verimli çözümler sunma misyonumuzla uyumludur.”
Arbitrum’daki lansman, Franklin Templeton’ın tokenleştirilmiş gerçek dünya varlıklarının (RWAs) erişilebilirliğini artırma çabasının en son adımıdır. Varlık yöneticisinin yeni zincirlere genişleme ve RWAs’ını kullanıcı tarafından yönetilen cüzdanlara erişilebilir hale getirme planları bulunmaktadır, diyen Bayston, “Arbitrum ekosistemine genişlemek, yolculuğumuzda önemli bir adımdır” şeklinde konuştu.
The post Franklin Templeton’ın Tokenize Edilmiş Para Fonu Arbitrum’da Başladı! first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post “SEC, SOL için Menkul Kıymet Görüşünü Savunuyor Olabilir!” first appeared on Kripto Bülten.
]]>Amerika Birleşik Devletleri menkul kıymet düzenleyicisi, 30 Temmuz’da Binance davasının bir parçası olarak mahkemeden konuyla ilgili karar vermesini talep etme talebini geri çekmiş olmasına rağmen, Solana‘yı bir menkul kıymet olarak tanımlanmaktan kurtarmış olmayabilir.
“SEC’nin SOL’un bir menkul kıymet olmadığına karar verdiğini düşünmek için bir neden yok,” şeklinde yorum yapan kripto odaklı risk sermayesi şirketi Variant Fund’ın baş hukuk sorumlusundan Jake Chervinsky, olası risklerin devam ettiğinin altını çizdi.
Chervinsky’nin paylaşımı, ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun “Üçüncü Taraf Kripto Varlık Menkul Kıymetleri” ile ilgili şikayetini değiştirme talebini en son yanıtına atıfta bulunuyor. Komisyona mahkemeye, davada listelenen token’ların menkul kıymet olup olmadığını belirleme talebinde bulunmadığını açıkça belirtiyor.
Chervinsky bu “dava taktiği”nin ne olabileceğini ayrıntılandırmadı, ancak SEC’in hala diğer kripto borsa davalarında, Coinbase ile olan davası da dahil olmak üzere, aynı token’ları menkul kıymet olarak referans aldığını vurguladı.
Ayrı ayrı paylaşımlarında, a16z Crypto‘nun genel danışmanı ve merkeziyetsizlikten sorumlu başkanı Miles Jennings ile Paradigm‘ın politika direktörü Justin Slaughter bu konuda hemfikir görünmüşlerdi.
Slaughter, birçok kişinin “bu dosyayı aşırı yorumladığını” ve bunun SEC’nin Solana ve diğer token’ların menkul kıymet olmadığını karar verdiği anlamına gelmediğini savundu.
Jennings, Yargıç Amy Berman Jackson‘ın Binance davasında Howey testini kurmak için oldukça yüksek bir kriter belirlediğini ve bu nedenle SEC’in bu token’ların menkul kıymet olduğunu kanıtlamak için zaman ve çabasını harcamaya değmeyeceğini açıkladı.
Coinbase davasında Yargıç Katherine Polk Failla’nın SEC’in pozisyonuna daha “eğilimli” olduğu görünüyor — bu yüzden Binance davasında yapılan aynı talebi tekrar yapmanın anlamlı olmadığını belirtti.
Jennings, SEC’in token satışları ile token ihraççılarının yönetim çabaları arasındaki bağlantıyı kuracak kadar güçlü bir dava açtığından emin olmadığını belirtiyor.
“Görünüşe göre, politik motivasyonları hakkında spekülasyon yapıyorum, ancak bu spekülasyon, SEC’in kapalı kapılar ardındaki davranışları hakkında sahip olduğum bilgilere dayanıyor,” şeklinde ekleme yaptı.
SEC’nin Binance’e karşı açtığı davada, birkaç token’ın menkul kıymet olduğunu iddia etti.
Liste şunları içeriyor:
SEC, daha önce en az 68 token’ın menkul kıymet olduğunu iddia etmişti ve bu durum, piyasada 100 milyar doların üzerinde kripto parayı etkiliyor.
The post “SEC, SOL için Menkul Kıymet Görüşünü Savunuyor Olabilir!” first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Haftanın En Önemli Haberi: Avail ($AVL) Airdropu Açıklandı! first appeared on Kripto Bülten.
]]>Bir kripto airdropu, geniş çaplı bir tanıtım girişiminin bir parçası olarak, ücretsiz tokenları geniş kitlelere dağıtmayı içeren blockchain tabanlı projeler tarafından kullanılan bir pazarlama stratejisidir. Bu, kullanıcının kripto cüzdanına doğrudan bir yatırım olarak yapılır.
Airdrop ile ilgili ayrıntılı detaylara girmeden evvel, kendi cüzdanınızın airdrop almaya hak kazanıp kazanmadığını merak ettiğinizi tahmin ettiğimden detaylardan önce airdrop kontrol sayfasını sizlerle paylaşmak istedim.
Avail $AVL airdrop kontrol sayfası
Cüzdanınızı bağladıktan sonra, X, Github ya da starknet cüzdanınızı bağlayarak kazandığınız $AVL miktarını görebilirsiniz.
Ekip tarafından yapılan paylaşımda, airdrop koşulları arasında çok geniş bir kitleye yer verdiği görülüyor. Hak kazanan cüzdanlardan aşağıdaki şartları karşılayanların şanslı olduğunu söyleyebiliriz.
GitHub, L2 kullanıcısı olarak ya da diğer şartları karşılayan biz cüzdana sahipseniz yapmanız gereken ilk şey; cüzdanınızı bağladıkran sonra kontrol etmek. Ardından, kazandığınız ödülleri Avail cüzdanınıza talep ettikten sonra coinlerin cüzdanınıza gelmesini beklemek. Airdrop talep etme süresinin 16 gün 3 saat sonra biteceği göz önünde tutulduğunda, bu tarih ya da sonrasında $AVL coinin borsalarda alım-satıma açılacağı tahmin edilebilir.
Eğer, bu airdrop ile ilgili de şanssız hissediyorsanız, diğer ilgili ardrop içeriklerimize de göz atmayı unutmayın!
The post Haftanın En Önemli Haberi: Avail ($AVL) Airdropu Açıklandı! first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post zkEVM Nedir ve Nasıl Çalışır? first appeared on Kripto Bülten.
]]>Bir zkEVM‘nin ne olduğunu veya ne işe yaradığını gerçek anlamda anlayabilmek için, geliştiricilerin bir zkEVM oluşturma noktasına nasıl geldiklerini anlamak önemlidir.
Süreç, kripto para protokollerinin ölçeklendirilmesi ihtiyacıyla başladı. Bu uzun yıllardır sektör için çok büyük bir sorun olageldi. Ayrıca blok zincirlerini daha merkezi hale getirmeden ölçeklendirmenin zor olmasından dolayı sürecin daha da karmaşık ve zor olmasına neden oldu:
Ethereum üzerine katman 2 (L2) ağları inşa etmek, bunu çözmenin ana odak noktalarından biri oldu. Temel fikir, işlemlerin ikincil bir ağda işlenip toplandığı ve ardından bu işlemlerin sonuçlarının Ethereum blok zincirine bir seferde işlenebilmesidir. Bu, genel olarak daha düşük işlem ücretleri ve Ethereum blok zincirine daha az şişme avantajı sağlar.
Ancak, ağın bu işlemlerin gerçek olduğunu nasıl bildiği ya da bilebileceği en büyük risk olarak ortaya çıktı. İşte, işlemlerin matematiksel olarak tümünün geçerli olduğunu doğrulayan bir kriptografik kanıt oluşturmanın önemli bir yöntemi var. Bu, zk-kanıtları olarak bilinen sıfır bilgi kanıt teknolojisi kullanılması yöntemiyle mümkün oldu.
Tam da bu aşamada, zk-kanıtları ile yani sıfır bilgi teknolojisini kullanarak işlemleri ana Ethereum ağına gönderebilecek katman 2 (L2) çözümleri sunan blok zincirleri geliştirildi. Fakat, bu tarz projeleri geliştiren ekipler sektördeki yüksek ihtiyaç nedeniyle çok daha iddialı hale geldiler.
Ethereum’un ana unsurlarından biri, ağının merkezinde yer alan Ethereum Sanal Makinesi olarak bilinen bilgisayardır. Bu, akıllı sözleşmeleri ve çeşitli karmaşık merkezi olmayan uygulamaları destekleyen teknolojidir. Bir katman 2 ağının başarılı olması için gerçekten EVM uyumlu olması ve bu tür uygulamaları desteklemesi gerekmektedir.
Bu nedenle, zk-kanıtları kullanan katman 2 ağları için bir sonraki adım, onları EVM uyumlu hale getirmek oldu. Bu, sadece işlemleri ve merkezi olmayan uygulamaları desteklemek demek değil, bunun ötesinde tüm etkileşimlerin ve matematiksel verilerin güvenli olarak gerçekleşebilmesini sağlar. Ayrıca, uyumluluk seviyesine bağlı olarak, geliştiricilerin uygulamaları Ethereum‘dan doğrudan ağa taşımaları çok kolay hale gelebilir. Bu şu anlama geliyor: Ethereum ana ağı için herhangi bir uygulamayı geliştiren bir yazılımcı, yüksek komisyon ödememek adına aynı uygulamayı çeşitli l2’ler üzerinde kurabilir ve test edebilir. Aynı şekilde uygulamayı ana ağa da dilediği zaman yükleyebilir.
Bu, zk-kanıtları kullanan EVM uyumlu katman 2 (L2) ağlarına zkEVM’ler diyoruz.
Geçtiğimiz yıl Polygon, zkSync ve Scroll gibi birkaç blok zinciri projesi, doğal olarak Ethereum uygulamalarını destekleyebilen işlevsel bir ZK tabanlı katman 2 çözümü geliştirmek için yarıştı.
İşte zkEVM’ler üzerinde çalışan bazı ana projeler hakkında kısa bir giriş:
The post zkEVM Nedir ve Nasıl Çalışır? first appeared on Kripto Bülten.
]]>