amp domain was triggered too early. This is usually an indicator for some code in the plugin or theme running too early. Translations should be loaded at the init action or later. Please see Debugging in WordPress for more information. (This message was added in version 6.7.0.) in /home/u814201603/domains/kriptobulten.online/public_html/wp-includes/functions.php on line 6170The post Ethereum’un Geleceği: Layer 1 zkEVM ile Sıfır Bilgi Kanıtları Ana Katmana Taşınıyor first appeared on Kripto Bülten.
]]>Ethereum geliştiricileri, sıfır bilgi kanıtlarını (zk-proofs) doğrudan Ethereum’un ana katmanına entegre etmek için tarihi bir adım atıyor. Yeni Layer 1 zkEVM istemcisiyle başlayacak bu plan, uzun vadede ağın mimarisini ve işlem doğrulama mekanizmasını köklü şekilde değiştirebilir. Başlangıçta isteğe bağlı olacak bu sistem, zamanla güven kazanırsa zorunlu hale gelebilir. Bu adım, Ethereum’un gizlilik, işlem hızı ve güvenlik alanlarında yeni bir çağ başlatmasının kapısını aralayabilir.
Ethereum’un temel geliştiricileri, sıfır bilgi kanıtlarının Ethereum’un ana katmanında kullanılmasını sağlayacak bir plan açıkladı. Bu adım, Ethereum’un güvenliğini artırmak, işlemleri daha hızlı ve verimli hale getirmek ve gizliliği protokol seviyesine taşımak amacıyla atılıyor. Geliştiricilerin odak noktası, bir yıl içinde tamamen işlevsel ve güvenli bir Layer 1 zkEVM istemcisi sunmak.
zkEVM, Ethereum Sanal Makinesi’ni sıfır bilgi kanıtlarıyla çalıştırabilen bir teknolojidir. Bu teknoloji sayesinde, bir işlemin doğru olduğunu herkes görebilir ama işlemin içeriği gizli kalabilir. Bu, gizlilik, verimlilik ve ölçeklenebilirlik gibi temel sorunları çözmekte kritik rol oynar.
Ethereum’daki mevcut doğrulama sistemi, blokları yeniden işleyerek geçerliliğini kontrol eder. Ancak zkEVM ile birlikte, işlemler üç farklı zk-proof ile doğrulanabilecek. Bu, ağ üzerindeki yükü azaltırken aynı zamanda yeni güvenlik katmanları ekleyecek.
Protokol mühendisi Sophia Gold’un yayımladığı “Shipping an L1 zkEVM #1: Realtime Proving” başlıklı yazıya göre, sistemin başarılı olması için zk-proof’ların bazı önemli kriterleri karşılaması gerekiyor:
Bu kriterler sağlanabildiği takdirde, Ethereum ağı bugüne kadar görülmemiş düzeyde hızlı ve verimli bir doğrulama sistemine kavuşmuş olacak.
Yeni istemcinin başlangıçta yalnızca az sayıda doğrulayıcı tarafından kullanılacağı öngörülüyor. Ancak zamanla, denetimler (audits), resmi doğrulamalar (formal verification) ve açık ödül programları (bug bounty) ile sistemin güvenliği artırıldıkça, daha fazla doğrulayıcı bu istemciyi tercih edebilir. Hedef, zk-kanıtlarının varsayılan hale gelmesi.
ZkEVM’nin kullanımı arttıkça, bu sistem aynı zamanda yerel zk-rollup’lar için de temel oluşturacak.
Gold, zkVM ekiplerine, Kasım ayında Arjantin’de düzenlenecek Devconnect etkinliğine kadar gerçek zamanlılık hedeflerine ulaşmaları için çağrıda bulundu. Bu süreçte en hızlı ve en güvenli sistemi geliştiren ekip, Ethereum’un geleceğinde kritik rol oynayacak. Bu yarış, zk-teknolojisinin yalnızca teoride değil, pratikte de Ethereum ana ağına entegre edilebileceğini gösterecek.
Başarılı bir entegrasyonla birlikte Ethereum aşağıdaki avantajlara sahip olacak:
Ethereum’un bu adımı, rakip blockchain projelerinin zk-teknolojilerini entegre etmeye çalıştığı bir döneme denk geliyor. Layer 2 rollup’lar hali hazırda zk-kanıtlara dayanıyor, ancak Ethereum’un doğrudan ana katmanında bu sistemi sunması, onu rekabette bir adım öne taşıyabilir.
Ethereum Foundation, zkEVM projesinin başarısını desteklemek için kurum içi yeniden yapılanmaya da gidiyor. Yeni yapıda:
Bu hamlelerle Ethereum, sadece teknik değil, organizasyonel olarak da zkEVM’e hazır hale geliyor.
Ethereum’un zkEVM entegrasyonu, yalnızca teknolojik bir güncelleme değil, aynı zamanda ağın temel ilkelerinde köklü bir dönüşüm anlamına geliyor. Ölçeklenebilirlik, gizlilik ve güvenlik sorunlarının tek bir çözümle ele alınması, Ethereum’u daha sürdürülebilir, daha adil ve daha kapsayıcı bir blokzincir haline getirebilir.
Geliştiriciler, denetçiler ve doğrulayıcılar bu yarışta ne kadar hızlı ve doğru adım atarsa, Ethereum’un zkEVM geleceği de o kadar yakın olabilir. Şimdi gözler Kasım’daki Devconnect etkinliğinde!
Uyarı: Paylaşılan haberler, veri ve grafikler bilgi amaçlı olup yatırım tavsiyesi ya da danışmanlığı kapsamında değerlendirilemez. Bunun yanı sıra haber ve materyallerin al ya da sat yönünde bir telkinde bulunmak gibi bir işlevi ve misyonu da bulunmamaktadır. Kişilerin kişisel araştırma yapmaları kendi sorumlulukları olup, detaylı araştırmanın yatırım öncesi önemli bir şart olduğunu öneririz.
İçerik ve görseller YZ yardımıyla oluşturulmaktadır.
Ayrıca, kripto paraların doğası gereği yüksek risk barındırdığı göz önünde bulundurularak hareket edilmelidir. Risksiz kazanç hiçbir sektörde olmadığı gibi, kripto paralar özelinde de yoktur.
The post Ethereum’un Geleceği: Layer 1 zkEVM ile Sıfır Bilgi Kanıtları Ana Katmana Taşınıyor first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Vitalik Buterin, Ethereum Yapısında Devrim Yaratmak İstiyor! first appeared on Kripto Bülten.
]]>Ethereum kurucusu Vitalik Buterin, blok zincirinin ölçeklenebilirliği ve merkeziyetsiz erişim güvenliği için yeni öneriler ortaya koydu. 19 Mayıs 2025’te Ethereum Magicians forumunda paylaştığı güncel yazıda, tam düğümlerin (full node) depolama ve bant genişliği ihtiyacını hafifletmek amacıyla “kısmen durumsuz düğümler” (partially stateless nodes) konseptini tanımladı. Buterin, şu anda çok az sayıda RPC sağlayıcısına bağımlı pazar yapısının sansür ve dışlama riskleri taşıdığını vurgulayarak, kullanıcıların kendi yerel düğümlerini çalıştırarak zincire güvensiz, sansür dirençli ve gizlilik-dostu erişim elde etmesinin önemini yeniden hatırlattı. Bu kapsamda yeni öneriler; EIP-4444 (36 gün veri saklama sınırı), gaz limiti artırımı (EIP-9698 vb.), kripto-ekonomik yapı değişiklikleri ve zkEVM teknolojileri gibi bir dizi iyileştirmeyi de içeriyor.
Geleneksel tam düğümler, Ethereum blok zincirinin tamamını ve tüm Merkle kanıtlarını saklar. Bu da hızla büyüyen ağda çok yüksek depolama ve bant genişliği gereksinimi demek. Kısmen durumsuz düğümler ise bu yükü azaltmayı hedefler. Buterin’in önerdiği yeni düğüm türünde, her düğüm seçilen bir durum altkümesini (“state subset”) saklar: örneğin kullanıcının kendi hesapları, sık kullandığı DeFi protokolleri veya belirli token bakiyeleri gibi. Bu düğümler blokları statik bir biçimde (durumsuz) doğrular; yani yeni bir blok doğrulanırken tüm duruma ihtiyaç duymayacak şekilde tasarlanır.
Kısmen durumsuz düğüm çalışırken yalnızca seçili verileri güncel tutar ve bu veriler üzerinden işlem yapar. Kullanıcının saklamadığı verilere yönelik sorgular yerel düğümde karşılanamayacağı için bu talepler önceden belirlenmiş bir RPC sağlayıcısına yönlendirilebilir. Böylece düğümün depolama gereksinimi büyük ölçüde azalırken, düğüm tamamen devre dışı kalmaz ve güncel blok zinciri doğrulamalarını gerçekleştirmeye devam eder. Bu yaklaşım, kullanıcı gizliliğini artırır çünkü düğüm sadece ihtiyaç duyulan verileri toplar; ve sansür dirençliliği korunur çünkü düğümü çalıştıran kişi hangi verileri depolayacağını seçebilmektedir.

Yukarıdaki grafik, 2020’den 2025’e Ethereum ağında ortalama blok gaz limitinin (mavi çizgi) nasıl kademeli olarak yükseldiğini gösteriyor. Bu artış, daha fazla işlemi zincire sığdırma imkânı sağlasa da, tam düğümlerin depolama ve işlem yükünü de önemli ölçüde yüksürmekte. Kısmen durumsuz düğümler, bu darboğazı hafifletmeye çalışarak yerel düğüm çalıştırmayı daha çekilebilir kılıyor.
| Özellik | Tam Düğüm (Full Node) | Kısmi Durumsuz Düğüm |
|---|---|---|
| Saklanan Durum Miktarı | Blok zincirinin tamamı ve tüm Merkle kanıtları | Kullanıcının seçtiği durum altkümesi (hesaplar, tokenlar vb.) |
| Kaynak Kullanımı | Çok yüksek depolama ve bant genişliği ihtiyacı | Daha düşük depolama, yalnızca seçilen verileri tutar |
| RPC Erişimi | Tüm sorgular yerel olarak işlenir (tam güven) | Sadece seçili veriler yanıtlanır; eksik veriler RPC sağlayıcıya yönlendirilir |
| Gizlilik ve Güvenlik | Tam zincir verisiyle yüksek gizlilik ve bağımsızlık | Seçilen veri altkümesi ile gizlilik artırılmış, sansürsüz yerel erişim sağlanır |
Şekil: Tam düğüm ile kısmi durumsuz düğüm karşılaştırması. Yukarıdaki tabloda, tam düğümün tüm blok zinciri verilerini saklamak zorunda olduğu; kısmi durumsuz düğümün ise düğüm sahibinin ihtiyacına göre sınırlı bir altküme depoladığı görülüyor. Bu model, yerel düğüm çalıştırma imkânını genişleterek kullanıcıya güvenli bir erişim sağlamayı hedefliyor.
Buterin’in planında, veri depolama yükünü azaltacak diğer mekanizmalar da var. Önemli adımlardan biri EIP-4444’tür: Bu öneriye göre her düğüm yalnızca en son 36 günlük blok verisini saklayacak şekilde yapılandırılacak. Böylece düğümün ayda birkaç on gigabaytlık tarihi silmesi öngörülüyor. Örneğin CryptoSlate’e göre EIP-4444, geçmiş verileri erasure coding (parçalama ile dağıtık depolama) ile koruyarak “blok zinciri ebediyen kalır” özelliğini merkezi aracıların yükü olmadan sürdürmeyi amaçlıyor.
EIP-4444, Ethereum’un “eski veriyi unutma” stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Vitalik de geçtiğimiz Şubat’ta yayımladığı blog yazısında, 30 milyon gaz limitinin 36 milyona çıkarılmasının ardından, EIP-4444 ve durumsuz (stateless) düğümler gibi yaklaşımların tarihi saklama ihtiyacını azaltacağını vurgulamıştı. Bu önlemler sayesinde bir düğümün üzerinde tutulması gereken blockchain büyüklüğü teorik olarak yüzde 80’e varan oranda azaltılabilecek; Nilufer Okay gibi geliştiriciler de bu seviyeye yakın tasarruf tahmin ediyor. EIP-4444’ün hayata geçmesi halinde, çoğu düğüm artık aylarca eski bloklar yerine yalnızca son birkaç hafta verisini tutarak çalışabilecek.
Ethereum topluluğunda, katman-1 (L1) gaz limiti yükseltme tartışmaları da hız kazanmış durumda. Şubat 2025’teki güncellemeyle blok gaz limiti 30 milyondan 36 milyona çıkarıldı. Ethereum Vakfı’ndan Dankrad Feist’in önderliğinde EIP-9698 adlı yeni bir teklif ise gaz limitinin dört yıllık periyotta 100 kat arttırılmasını planlıyor. EIP-9698’e göre gaz limiti kademeli olarak yükseltilerek 36 milyon seviyesinden yaklaşık 3.6 milyar gaz birimine ulaşacak; böylece saniyede ~2.000 işlem (TPS) civarı bir kapasite mümkün olabilecek.
Bu artış, özellikle basit transfer işlemlerinde bir blokta binlerce işlemin yer almasını sağlayacak. CoinDesk’e göre 3.6 milyar gaz limitiyle bir bloğa ~6.000 basit transfer sığabileceği ve TPS’nin 2.000’in üzerine çıkabileceği hesaplanıyor. Ancak araştırmacılar hızlı artışın risk taşıdığına da dikkat çekiyor. Feist, gaz limiti hızla yükselirse optimize edilmemiş düğümlerde zorluk ve blok yayılma (propagation) süresinin artması gibi sorunlar yaşanabileceğini belirtti. Bu yüzden EIP-9698, artışları öngörülebilir ve yavaş adımlarla yapmak üzere bir algoritmik takvim öneriyor.
Ethereum geliştiricileri ayrıca test ağında daha mütevazı artışlar deniyor. Örneğin EIP-9678 ile planlanan Fusaka yükseltmesinde gaz limitinin 4 kat artırılarak test edilmesi bekleniyor. Tüm bu çalışmalar, Ethereum’un bir yandan daha fazla işlem kapasitesi sunmasını sağlarken, diğer yandan kısmi durumsuz düğümler gibi çözümlerle yeni yüklerin yönetilmesini hedefliyor.
Ethereum’daki diğer öneriler ise gaz ücretleri üzerinden depolama davranışını değiştirmeye odaklanıyor. Buterin, akıllı sözleşme dağıtımı veya hesap açma gibi yeni depolama alanları oluşturma işlemlerine ilişkin gaz ücretlerinin yükseltilmesini savunuyor. Örneğin yeni bir kontrat dağıtmak veya kriptoyu aktif olmayan bir hesaba göndermek eskisine göre daha pahalı hale gelebilir; böylece gereksiz veri yazımı caydırılmış olur. Buna karşın işlem ücretleri (execution gas) düşürülebilir, böylece ağ yükü dengelenebilir.
Bunların yanında, blok zincirinin büyüme hızını kontrol altına almak için veri sıkıştırma teknikleri de gündemde. Yerel verilerde Merkle ağaç yapılarının yeniden düzenlenmesi, durum geçişlerinin hafifletilmesi veya daha önce blok zincirinde kalmış bazı verilerin silinmesi gibi fikirler konuşuluyor. Örneğin yerel Merkle patika sıkıştırması (Merkle-Patika kompresyonu) veya durumsuz kanıtlar (stateless proofs) gibi yaklaşımlar, düğümlerin sakladığı veri miktarını azaltmayı amaçlıyor. Ancak şimdilik bu önerilerin uygulaması biraz zaman alacak; hemen hayata geçebilecek somut adımlar daha çok gaz modeli ve EIP-4444 etrafında toplanmış durumda.
Ethereum’un katman-2 ve sıfır-bilgi (ZK) temelli çözümleri de bu ekosistemin önemli bir parçası. zkEVM (Zero-Knowledge Ethereum Virtual Machine) projeleri, Ethereum uyumlu bir sanal makineyi sıfır bilgi kanıtlarıyla çalıştırarak zincir dışı doğrulama imkânı sağlıyor. Bu sayede birçok işlem verisi ana zincire gönderilmeden kanıtlanabiliyor. Vitalik’in de belirttiği gibi, ZK-EVM gibi teknolojiler blokları daha az veriyle doğrulamayı mümkün kılarken, tam düğümlerin yerini tam olarak alamıyor. Çünkü sıfır-bilgi çözümleri bile genellikle merkezi olmayan gizlilik koruması ve sansür dirençliliği açılarından tam düğümün yerel verilerini sağlamıyor. Buterin, “tam düğümler kullanıcıya kendi yerel RPC sunucusunu güvensiz, sansür dirençli ve gizlilik odaklı bir şekilde kullanma imkânı verir” diyerek bu öneme vurgu yapıyor.
Ayrıca Ethereum iyileştirmeleri arasında EIP-4844 (proto-danksharding) ile artan veri kullanılabilirliği ve PECTRA gibi ilerideki güncellemeler de L2 altyapılarını desteklemeyi amaçlıyor. Örneğin Pectra (Mayıs 2026’da hedeflenen yükseltme) ile daha fazla L2 verisi işlenebilirken, Fusaka (2025) küçük gaz denemeleri yapacak. Tüm bu gelişmeler, Kısmi Durumsuz Düğümler önerisiyle birlikte değerlendirildiğinde, kişisel düğüm çalıştırmayı kolaylaştırma ve Ethereum’un uzun vadeli ölçeklenebilirliğini güvence altına alma amacını taşıyor.
Vitalik Buterin’in son önerileri, Ethereum’un ölçeklenebilirlik yol haritasında kullanıcı perspektifini öne çıkarıyor. Özellikle EIP-4444 gibi veri süresini sınırlayan önlemler ve yeni düğüm mimarileri sayesinde, bireysel kullanıcılar da düğüm çalıştırarak ağa doğrudan katkıda bulunabilecek. Buterin’in paylaştığı özet şu noktaları içeriyor:
Bu düzenlemelerin bir araya gelmesi, Ethereum’un hem performansını artırmaya hem de ağın merkeziyetsizlik prensibini sağlam tutmaya odaklanan bütünsel bir strateji sunuyor. Geleceğe baktığımızda, tavizli önerilerin uygulamaya geçmesi zaman alabilir, ancak Ethereum topluluğu yeni düğüm modelleri sayesinde üst üste binmeyen veri büyümesi için çözümler geliştiriyor. Kısmen durumsuz düğümler fikri, blok zinciri büyüdükçe kullanıcıların da güncel ve güvenli bir şekilde zincire katılabilmesini sağlamayı amaçlıyor.
Ethereum Merkezsizleşmesi ve gelecek gelişmeler merak konusu olmaya devam ederken, yatırımcılar ve geliştiriciler bu tür yenilikleri yakından izliyor. Yeni öneriler uygulamaya konulduğunda kişisel düğüm çalıştırmanın önündeki engeller azalacak ve Ethereum ağının güvenilirliği artacak. Tabii ki kritik nokta, bu değişikliklerin güvenlik ve performans dengesi içinde hayata geçirilebilmesi. Ama şimdiden yol haritası belli: Kısmi durumsuz düğümler, EIP-4444 ve gaz limit artışı gibi adımlar, Ethereum’un ölçeklenebilir bir gelecek için attığı önemli adımlar olarak öne çıkıyor.
Uyarı: Paylaşılan haberler, veri ve grafikler bilgi amaçlı olup yatırım tavsiyesi ya da danışmanlığı kapsamında değerlendirilemez. Bunun yanı sıra haber ve materyallerin al ya da sat yönünde bir telkinde bulunmak gibi bir işlevi ve misyonu da bulunmamaktadır. Kişilerin kişisel araştırma yapmaları kendi sorumlulukları olup, detaylı araştırmanın yatırım öncesi önemli bir şart olduğunu öneririz.
İçerik ve görseller YZ yardımıyla oluşturulmaktadır.
Ayrıca, kripto paraların doğası gereği yüksek risk barındırdığı göz önünde bulundurularak hareket edilmelidir. Risksiz kazanç hiçbir sektörde olmadığı gibi, kripto paralar özelinde de yoktur.
The post Vitalik Buterin, Ethereum Yapısında Devrim Yaratmak İstiyor! first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Ethereum Pectra Güncellemesi Yayında: Yenilikler, Riskler ve Gelecek Beklentileri first appeared on Kripto Bülten.
]]>Pectra, EIP-7702, EIP-7251 ve EIP-7691 olarak bilinen üç önemli Ethereum İyileştirme Teklifi’ni (EIP) devreye soktu. Bu değişiklikler, hesap güvenliği, stake verimliliği ve katman-2 ölçeklenebilirliği gibi kritik alanlara odaklanıyor.
EIP-7702, geleneksel Ethereum cüzdanlarının (EOA) işlem sırasında geçici olarak akıllı sözleşme gibi davranmasını sağlıyor. “Akıllı hesaplar” olarak adlandırılan bu özellik, kullanıcılar için:
1inch Network kurucu ortağı Sergej Kunz, bu güncellemenin “gas ücreti olmadan işlemler ve Web2 benzeri bir kullanıcı deneyimi” sağlayacağını belirtiyor. Ancak, PureFi CTO’su Mike Tiutin, kötü niyetli aktörlerin sahte mesaj imzalatma yoluyla cüzdanları boşaltabileceği konusunda uyarıyor.
EIP-7251, bir doğrulayıcının (validator) stake edebileceği maksimum ETH miktarını 32 ETH’den 2.048 ETH’ye çıkarıyor. Böylece borsalar veya stake havuzları gibi büyük oyuncular, yüzlerce doğrulayıcı yerine tek bir noktadan işlem yönetebilecek. P2P.org kurucusu Artemiy Parshakov, doğrulayıcı çıkış süresinin de 13 saatten 13 dakikaya düştüğünü ve bu sayede kurumsal yatırımcıların likiditeye daha hızlı erişeceğini vurguluyor.
EIP-7691, blok başına düşen veri blob sayısını artırarak Arbitrum, Optimism gibi katman-2 ağlarının kapasitesini genişletiyor. Bu, işlem ücretlerini düşürürken ağ performansını artıracak. Analistler, yoğun dönemlerde gas maliyetlerinin %30-50 azalabileceğini öngörüyor.
Hesap soyutlama (AA), kullanıcıların blok zinciri karmaşasıyla uğraşmadan işlem yapmasını sağlıyor. EIP-7702 ile:
Ambire Cüzdan CEO’su Ivo Georgiev, “Artık ETH olmadan işlem yapılabilecek” diyerek yeni kullanıcılar için engellerin kalktığını belirtiyor.
Yüksek stake limitleri, kurumsal yatırımcıların Ethereum’a daha kolay entegre olmasını sağlayacak. Bu, milyarlarca dolarlık likit olmayan sermayenin ağa akması anlamına gelebilir.
Geçmiş yükseltmeler (Merge, Shanghai), ETH’de kısa vadeli rallilere yol açmıştı. Pectra’nın etkisi ise kademeli olabilir:
Pectra, Ethereum’un “Temizlik” (Purge) evresine zemin hazırlıyor. Vitalik Buterin, kuantum direnci ve düşük maliyetli node operasyonları gibi gelecek güncellemelere dair ipuçları veriyor.
Pectra, Ethereum’u hem teknik hem de kullanıcı dostu bir platforma dönüştürüyor. Güvenlik ve merkezileşme riskleri olsa da, ağın yenilikçi yaklaşımı Web3’ün temel taşı olma iddiasını güçlendiriyor. Geliştiriciler, yatırımcılar ve kullanıcılar için Pectra yalnızca bir güncelleme değil, blok zincirinin geleceğine dair bir vizyon sunuyor.
Uyarı: Paylaşılan haberler, veri ve grafikler bilgi amaçlı olup yatırım tavsiyesi ya da danışmanlığı kapsamında değerlendirilemez. Bunun yanı sıra haber ve materyallerin al ya da sat yönünde bir telkinde bulunmak gibi bir işlevi ve misyonu da bulunmamaktadır. Kişilerin kişisel araştırma yapmaları kendi sorumlulukları olup, detaylı araştırmanın yatırım öncesi önemli bir şart olduğunu öneririz.
İçerik ve görseller YZ yardımıyla oluşturulmaktadır.
Ayrıca, kripto paraların doğası gereği yüksek risk barındırdığı göz önünde bulundurularak hareket edilmelidir. Risksiz kazanç hiçbir sektörde olmadığı gibi, kripto paralar özelinde de yoktur.
The post Ethereum Pectra Güncellemesi Yayında: Yenilikler, Riskler ve Gelecek Beklentileri first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Ethereum Araştırmacısından Ölçeklenebilirlik İçin Devrim Önerisi: Gaz Limiti 100 Kat Artabilir first appeared on Kripto Bülten.
]]>Ethereum’un ölçeklenebilirlik sorunlarına uzun vadeli bir çözüm arayan önemli bir öneri gündemde. Ethereum araştırmacısı Dankrad Feist, yayınladığı EIP-9698 önerisiyle, Ethereum ana ağında dört yıl içinde gaz limitinin 100 kat artırılmasını teklif etti. Bu öneri, Ethereum’un temel katmanının saniyede 2.000 işleme kadar çıkmasını sağlayarak, ağın kapasitesinde büyük bir sıçrama yaratabilir. Eğer hayata geçirilirse, Ethereum tarihindeki en büyük temel değişimlerden biri olarak kayda geçebilir.
Feist’in önerdiği EIP-9698, Ethereum ağındaki gaz limitinin belirli aralıklarla öngörülebilir ve otomatik bir şekilde artırılmasını hedefliyor. Bu plana göre:
Feist, bu yaklaşımın donanım ve protokol gelişmeleriyle uyumlu, sürdürülebilir ve şeffaf bir büyüme çizgisi yaratacağını belirtti. Bu sistem, blok kapasitesinde istikrarlı artış sağlarken, ağ operatörlerine ve geliştiricilere uyum sağlama süresi de tanıyacak.
Ethereum geliştiricisi Fabrice Cheng ise X (eski Twitter) üzerinden yaptığı açıklamada, önerilen bu artışın Ethereum ana ağının işlem kapasitesini yaklaşık 2.000 TPS (işlem/saniye) seviyesine çıkarabileceğini vurguladı.
Şu anda Ethereum’daki blok başına gaz limiti 36 milyon seviyesinde bulunuyor. Bu değer, 2022’de gerçekleşen “The Merge” öncesi yaklaşık 30 milyondu.
Ethereum’un 2015’teki lansmanında ise blok başına gaz limiti yalnızca 5.000 idi. 2021’e gelindiğinde bu limit yaklaşık 15 milyon seviyesine ulaşmıştı.
Yani Ethereum tarihi boyunca gaz limitinde düzenli artışlar yaşansa da, Feist’in önerdiği büyüklükte bir sıçrama daha önce hiç gündeme gelmemişti.
Ethereum ağında gaz limiti, bir blok içerisine dahil edilebilecek toplam işlem hesaplama kapasitesini tanımlar. Her işlem, ya da akıllı sözleşme etkileşimi belirli miktarda gaz tüketir.
Gaz limitinin artırılması, blok başına daha fazla işlem veya daha karmaşık akıllı sözleşme işlemleri gerçekleştirilmesine imkan tanır.
Ancak gaz limiti artırmanın bazı riskleri de vardır:
Feist, bu endişeleri dikkate alarak artışların kademeli ve öngörülebilir yapılmasını, böylece düğüm operatörlerinin ve geliştiricilerin zamanla optimizasyon yapabilmesini öneriyor.
Feist ve diğer Ethereum araştırmacıları (Sophia Gold, Toni Wahrstätter, Carl Beek, Alex Stokes) kısa süre önce başka bir öneri olan EIP-7935 üzerinde de çalışmışlardı.
Bu öneri, 2025’in sonlarında gerçekleşmesi beklenen Fusaka hard fork’u ile gaz limitinin ilk aşamada 150 milyon seviyesine çıkarılmasını hedefliyor.
Yani EIP-9698, Fusaka sonrası başlatılacak yeni bir büyüme döneminin ilk adımı olarak görülüyor. Böylece Ethereum, hem katman-2 çözümleriyle hem de ana ağ düzeyinde ciddi bir ölçeklenme kapasitesi kazanabilir.
Ethereum uzun zamandır “rollup merkezli ölçeklenme” yaklaşımını benimsiyordu. Yani ana ağ, güvenlik ve veri kullanılabilirliği için optimize edilirken, gerçek işlem yoğunluğu Arbitrum, Optimism, Base gibi Layer-2 çözümlerine bırakılıyordu.
Bu yaklaşımın avantajları:
Ancak eleştirmenler, rollup’ların merkezileşme riski, ağ parçalanması ve karmaşık kullanıcı deneyimi gibi sorunlar doğurduğuna dikkat çekiyor.
Feist’in önerisi, Ethereum’un ana ağ ölçeklenebilirliğini doğrudan artırarak, Solana gibi yüksek TPS sunan Layer-1 rakipleriyle daha rekabetçi olmasını sağlayabilir.
Özetle, EIP-9698, Ethereum’un ana katmanının uzun vadede daha işlevsel, hızlı ve erişilebilir hale gelmesi için önemli bir paradigma değişimini temsil edebilir.
Uyarı: Paylaşılan haberler, veri ve grafikler bilgi amaçlı olup yatırım tavsiyesi ya da danışmanlığı kapsamında değerlendirilemez. Bunun yanı sıra haber ve materyallerin al ya da sat yönünde bir telkinde bulunmak gibi bir işlevi ve misyonu da bulunmamaktadır. Kişilerin kişisel araştırma yapmaları kendi sorumlulukları olup, detaylı araştırmanın yatırım öncesi önemli bir şart olduğunu öneririz.
İçerik ve görseller YZ yardımıyla oluşturulmaktadır.
Ayrıca, kripto paraların doğası gereği yüksek risk barındırdığı göz önünde bulundurularak hareket edilmelidir. Risksiz kazanç hiçbir sektörde olmadığı gibi, kripto paralar özelinde de yoktur.
The post Ethereum Araştırmacısından Ölçeklenebilirlik İçin Devrim Önerisi: Gaz Limiti 100 Kat Artabilir first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Vitalik Buterin’in Ethereum İçin ‘EVM Yerine RISC-V’ Önerisi: Teknik Detaylar ve Geleceğe Etkileri first appeared on Kripto Bülten.
]]>Ethereum’un geliştirici ortaklarından Vitalik Buterin, 20 Nisan 2025’te Ethereum Magicians forumunda EVM yerine RISC-V kullanımına yönelik sıra dışı bir öneri paylaştı. Buterin bu fikri, Ethereum’un işlem (execution) katmanını basitleştirip daha verimli hale getirmek için uzun vadeli bir çözüm olarak sunuyor. Teknik gerekçelerin başında, Ethereum’un gelecekteki ölçeklenebilirlik kısıtlarına dikkat çekmesi geliyor: Günümüzde işlem ücretlerinin düşmesine rağmen ağın verimi, yeni nesil blokzincirlerle rekabet etmekte zorlanıyor. Buterin’e göre sıfır bilgi ispatları (ZK-proof) alanında EVM ciddi bir darboğaz oluşturuyor ve EVM’yi aradan çıkarmak, bu alanda büyük bir sıçrama sağlayabilir.
Buterin, önerisinin arkasındaki motivasyonu üç ana uzun vadeli sınıra dayandırıyor: (1) blokzincir verilerinin erişimi ve depolanmasında kararlılık, (2) blok üretiminin rekabetçi kalması ve (3) ZK-EVM ispat kabiliyetleri. Özellikle ikinci ve üçüncü maddede, EVM’nin yerini RISC-V almasının kilit bir ölçeklenme engelini kaldırabileceğini savunuyor. Buterin, zkEVM sistemlerinde işlemlerin doğrulanması için harcanan hesaplama döngülerinin yaklaşık yarısının doğrudan EVM’nin yürütülmesinden kaynaklandığını belirtiyor. EVM’nin kaldırılmasıyla, bu doğrulama maliyetinin 50 kat azaltılabileceğini ve toplamda 100 kata varan verim artışına ulaşılabileceğini öne sürüyor. Nitekim önerilen değişiklik hayata geçerse, Ethereum’un yürütme katmanında şimdiye dek görülmemiş düzeyde bir performans sıçraması yaşanabileceği vurgulanıyor.
Teknik gerekçeler arasında basitlik de önemli yer tutuyor. Buterin, beam chain projesinin nasıl Ethereum’un konsensüs katmanını sadeleştirmeye yönelik radikal bir adım ise, RISC-V geçişinin de işlem katmanını sadeleştirmek için benzer ölçüde cesur bir adım olduğunu belirtiyor. EVM’nin yıllar içinde karmaşıklaşan yapısı ve birikmiş teknik borcu düşünüldüğünde, RISC-V gibi temiz bir mimariye geçiş, temel protokolü önemli ölçüde hafifletebilir. Buterin, “SELFDESTRUCT gibi ufak bir özelliği bile kaldırmanın ne denli zor olduğuna” dikkat çekerek, mevcut EVM’yi küçük düzeltmelerle basitleştirmenin pratik olmadığını ima ediyor. Bu nedenle köklü bir değişim öneriyor ve “işlem katmanında benzer kazanımları görmek için bu tarz radikal bir değişiklik muhtemelen tek geçerli yol” ifadelerini kullanıyor.
RISC-V, açık kaynaklı ve standart bir komut seti mimarisidir (Instruction Set Architecture – ISA). Adını “Reduced Instruction Set Computer – V” kısaltmasından alan RISC-V, sadeleştirilmiş ve modüler bir komut seti sunar. Halihazırda donanım ve yazılım endüstrisinde yaygın olarak kullanılmaktadır ve özgürce geliştirilebilir olması sayesinde geniş bir topluluk desteğine sahiptir. RISC-V’ın esnek ve yalın tasarımı, özel amaçlara yönelik genişletmelere de imkân tanır. Örneğin, kriptografik işlemler için özel talimatlar eklenebilir ya da belirli veri tiplerine yönelik optimizasyonlar yapılabilir. Bu esneklik, blokzincir gibi sürekli evrilen bir alanda önemli bir avantaj olarak görülüyor.
Ethereum açısından RISC-V’ın önemi birkaç yönlüdür. Birincisi, Ethereum’un mevcut sanal makinesi EVM, yalnızca Ethereum ekosistemine özgü bir yığılmış (stack-based) sanal makinedir. Buna karşın RISC-V, global ölçekte tanınan bir donanım mimarisi standardıdır. Ethereum eğer RISC-V’ı benimserse, dünya çapında var olan RISC-V araç zincirlerinden, derleyicilerinden ve muhtemelen donanım hızlandırmalarından faydalanabilir. Böylece Ethereum’un akıllı sözleşme çalıştırma ortamı, ana akım bilişim mimarisiyle uyumlu hale gelir. İkincisi, RISC-V’ın basit ve düzenli komut yapısı, EVM’nin getirdiği doğrulama yükünü ciddi oranda hafifletebilir. Zira şu anda ZK-EVM sistemleri, EVM’nin her adımını ispatlamak için ek karmaşıklık taşıyor; oysa RISC-V’ın düzenli yapısı, ispat devrelerinin daha verimli tasarlanmasını sağlayabilir.
Ayrıca RISC-V, Ethereum geliştiricilerine daha geniş bir programlama dili yelpazesi sunabilir. Buterin’in belirttiğine göre, böyle bir dünyada akıllı sözleşmeler Rust gibi sistem dilleriyle yazılabilir hale gelir; ancak pratikte geliştiricilerin büyük çoğunluğu Solidity veya Vyper kullanmaya devam edebilecek, zira bu dillerin derleyicileri RISC-V için arka uç desteği kazanacaktır. Yani geliştirici deneyimi büyük ölçüde aynı kalırken, altında yatan sanal makine değişmiş olacak. RISC-V’ın getireceği bu esneklik ve performans bileşimi, Ethereum’u uzun vadede yeni kullanım alanlarına (örneğin gelişmiş sıfır bilgi uygulamaları veya zincirler arası birlikte çalışabilirlik) hazırlayabilir. Buterin, RISC-V mimarisine geçişin “Ethereum’un işlem katmanını geleceğin kullanım alanlarına hazırlamak için tek gerçekçi yol” olabileceğini belirterek bu noktayı vurguluyor.
Ethereum Virtual Machine (EVM), Ethereum’un başlangıcından bu yana akıllı sözleşmelerin yürütüldüğü temel ortam oldu. Ancak EVM’nin tasarımında zamanla belirgin hale gelen bazı sınırlamalar bulunuyor. Öncelikle, EVM yığın tabanlı bir sanal makine olduğundan, her bir işlem adımını stack üzerinde gerçekleştiriyor. Modern donanımlar ise kayıt tabanlı (register-based) mimarilerde daha verimli çalışıyor. Bu uyumsuzluk, EVM’nin doğrudan donanım üzerinde veya ispat devrelerinde verimli simüle edilmesini zorlaştırıyor. İkinci olarak, EVM’nin belirli tasarım kararları (örneğin 256 bit tamsayılar kullanması, gas hesaplama modelleri, bellek yönetimi gibi) sıfır bilgi ispatlarında ve genel optimizasyonda ek yük oluşturuyor. EVM’yi kanıtlamak için geliştirilen zkEVM sistemlerinde, EVM’nin her bir opcode’u için devasa sayıda mantıksal kapı ve hesaplama döngüsü harcanıyor. Bu da Ethereum’un L1’deki işlem doğrulama kapasitesini uzun vadede sınırlayan bir etken.
RISC-V’e geçiş, bu sınırlamaları aşma potansiyeline sahip. Potansiyel avantajları şöyle özetlenebilir:
Elbette RISC-V’e geçişin teknik avantajları kadar bazı zorlukları da gündemde. Örneğin, EVM’nin 256-bit tamsayı işlemleri RISC-V’de birden fazla 64-bit talimata bölünmek zorunda kalacak ve mevcut donanımların sağladığı AVX2 gibi 256-bit vektörel hızlandırmalardan doğrudan faydalanmak mümkün olmayabilir. Bu durum, belirli yoğun hesaplama yapan akıllı sözleşmeler için başlangıçta bir performans cezası getirebilir. Ancak buna karşılık, RISC-V’in açık yapısı sayesinde Ethereum’a özel 256-bit işlem talimatları eklemek veya JIT derleyicilerle bu sorunları aşmak mümkün olabilir. Topluluk, bu tür teknik detayların zamanla optimizasyonlarla çözülebileceğini öngörüyor.
Buterin’in “EVM yerine RISC-V” fikri, sektörde tamamen yeni bir yaklaşım değil. Daha önce RISC-V tabanlı sanal makine kullanan blokzincir projeleri ortaya çıktı ve bunlar Ethereum ekosistemine de ilham veriyor. Öne çıkan örneklerden biri Polkadot ağı ve onun geliştirdiği PolkaVM projesi. Polkadot, farklı parachain’ler üzerinden çok zincirli (multi-chain) bir ekosistem sunarken, Ethereum uyumlu akıllı sözleşmeler çalıştırmak için PolkaVM adında özel bir VM geliştirdi. PolkaVM, baştan sona RISC-V mimarisi üzerine kurulmuş bir akıllı sözleşme sanal makinesidir. Hatta bu VM, Solidity dilini desteklemek için Ethereum’un derleyici ara dili olan Yul’u RISC-V’e çeviren Revive adlı bir araç kullanıyor. Bu sayede Polkadot ekosisteminde Solidity ile akıllı sözleşme geliştirmek mümkün hale gelirken, altında EVM yerine RISC-V tabanlı bir altyapı çalışıyor. PolkaVM’nin getirdiği performans kazanımları, Polkadot geliştiricilerinin paylaştığı erken dönem testlerde oldukça umut verici sonuçlar ortaya koydu. Bu yaklaşım, Ethereum’un da benzer bir yola girmesi halinde neler başarılabileceğine dair somut bir örnek teşkil ediyor.
Bir diğer dikkat çekici örnek Nervos Network’ün CKB (Common Knowledge Base) adı verilen blokzinciridir. Nervos CKB, başlangıçtan itibaren akıllı sözleşme çalıştırma ortamı olarak RISC-V tabanlı bir VM tercih etti. Bu VM, geliştiricilerin çeşitli dillerde (C, Rust vb.) yazdığı akıllı sözleşmeleri RISC-V komutlarına derleyerek çalıştırıyor. Nervos’un bu seçimi, esneklik ve güvenlik açısından olumlu bir deneyim sağladı; zira RISC-V sayesinde formel doğrulama araçlarını kullanmak veya donanım tabanlı hızlandırıcılarla entegre olmak kolaylaşıyor. Ethereum geliştiricileri de Nervos gibi örnekleri yakından takip ederek, RISC-V’in gerçek dünya koşullarında nasıl performans gösterdiğine dair içgörüler ediniyor.
Polkadot ve Nervos dışında, Cardano ekosistemi de RISC-V ile ilgili önemli bir adım atmış durumda. Cardano’nun kurucusu Charles Hoskinson, Ethereum’daki tartışmaya değinerek kendi projelerinde de RISC-V kullandıklarını belirtti: Cardano, Bitcoin ile etkileşimi sağlamak ve zk-proof’ları verimli hale getirmek için BitVMX adında RISC-V tabanlı bir sanal CPU emülatörü geliştiriyor. Bu sayede Cardano’nun Plutus ve Aiken gibi akıllı sözleşme dilleri, gerektiğinde Bitcoin üzerinde de çalışabilecek kodlara derleniyor ve RISC-V üzerinden her iki zincirde de çalışabilir hale geliyor. Hoskinson, Vitalik’in önerisine “Mantıklı, biz de BitVMX ile RISC-V kullanıyoruz. Gelecek bu.” diyerek destek verdi. Bu durum, sektörde farklı projelerin RISC-V etrafında ortak bir vizyon geliştirmeye başladığını gösteriyor. Ethereum gibi en büyük ekosistemin de bu trende katılması, blokzincir alanında RISC-V’in fiili standartlardan biri haline gelebileceğinin işareti.
Böylesine radikal bir değişim önerisi karşısında, en büyük endişelerden biri geriye dönük uyumluluk. Ethereum üzerinde halihazırda çalışan yüzbinlerce akıllı sözleşme var ve bu sözleşmeler milyarlarca dolarlık varlığı kontrol ediyor. Buterin, önerisinin mevcut sözleşmeleri geçersiz kılmayacağını özellikle vurguluyor. Eski tip EVM akıllı sözleşmeleri, yeni RISC-V tabanlı sözleşmelerle iki yönlü olarak uyumlu biçimde çalışmaya devam edebilecek. Yani Ethereum, bir geçiş sürecine girerse, kullanıcılar ve geliştiriciler eski kontratların sorunsuz biçimde çalıştığından emin olabilecekler.
Buterin, EVM-RISC-V entegrasyonu için üç olası yol haritası sunuyor:
CALL olarak algılayacak; tersi durumda ise RISC-V tarafı özel bir sistem çağrısı (syscall) ile EVM kodunu çalıştıracak. Bu yöntem, geliştiricilere hangi VM’yi kullanacaklarını seçme özgürlüğü tanırken, ağ seviyesinde uyumluluğu koruyor.Her üç yaklaşım da eski ve yeni sözleşmelerin bir arada çalışabilmesini amaçlıyor. İlk yöntem geçiş sürecinde en güvenlisi olsa da, uzun vadede Ethereum’un iki paralel VM’yi desteklemesi ek bakım maliyeti getirebilir. İkinci ve üçüncü yöntemler protokolde tek tip (RISC-V) yürütmeye odaklanırken, başlangıçta daha karmaşık görünüyor. Önemli olan, hangi yöntem seçilirse seçilsin Ethereum’un mevcut akıllı sözleşme ekosisteminin korunması ve kullanıcıların kesintisiz deneyim yaşaması. Toplulukta yaygın görüş, böyle bir değişim yıllara yayılacağı için hem EVM hem RISC-V uygulamasının uzun süre yan yana bulunabileceği yönünde. Geliştiriciler, eski sözleşmelerin değiştirilmesini veya yeniden dağıtılmasını gerektirmeyecek çözümlerin peşindeler. Buterin de “eski tip EVM kontratları, yeni RISC-V kontratları ile tamamen iki yönlü uyumlu çalışacak” diyerek bu endişeyi gidermeye çalışıyor.
Ethereum ağının yakın dönem yol haritasında, Pectra kod adlı bir protokol güncellemesi bulunuyor. Pectra güncellemesi, “Prague” ve “Electra” isimli geliştirmelerin birleştirilmesiyle adlandırılmış ve 7 Mayıs 2025 tarihinde mainnet’te devreye alınması planlanmış durumda. Bu güncelleme, Ethereum için büyük ölçüde optimizasyonlar ve iyileştirmeler içeriyor. Örneğin EIP-4844 ile başlatılan blob veri tipi kullanımının artırılması (daha yüksek veri bant genişliği sayesinde rollup’ların daha ucuz işlemler sunabilmesi), doğrulayıcıların etkin bakiyesinin artırılması (stake ödüllerini optimize etmek için) ve hesap nesnelliği (account abstraction) gibi konular Pectra’nın odağında. Pectra, Ethereum’un mevcut mimarisini kökten değiştirmek yerine, onu daha verimli ve güvenli hale getirmeyi amaçlayan bir dizi iyileştirmeyi temsil ediyor. Bu yönüyle, önceki büyük güncellemeler (örneğin The Merge veya Shanghai/Capella) kadar kullanıcı tarafından “fark edilir” değişiklikler getirmeyebilir; daha çok altyapısal bir olgunlaşma adımı olarak görülebilir.
Vitalik Buterin’in EVM yerine RISC-V vizyonu ise Pectra’nın ötesine uzanan, çok daha uzun vadeli bir dönüşümü ifade ediyor. Pectra ile Ethereum, var olan EVM ve PoS tabanlı mimarisi içinde kalırken, bazı kısıtlarını hafifletecek adımlar atıyor. Ancak Buterin’in önerdiği RISC-V hamlesi, doğrudan Ethereum’un kalbindeki sanal makineyi değiştirmeye yönelik. Bu nedenle, Pectra gibi optimizasyon odaklı güncellemeler ne kadar önemli olsa da, Buterin’e göre yeterli değil. Nitekim o, Pectra ile gelecek iyileştirmelerin Ethereum’u kısa vadede rahatlatsa bile, yüksek performanslı zincirlerle rekabet için daha radikal adımlar gerekeceğini ima ediyor. Öneri zamanlamasının, ağ üzerindeki kullanım düşüşü ve işlem ücretlerinin tarihi düşük seviyelere gerilediği bir döneme denk gelmesi de manidar. L1 faaliyetinin azalması ve kullanıcıların L2’lere kayması, Ethereum’un temel katman verimliliğini artırma ihtiyacını gündeme getirdi.
Buterin’in vizyonu ile Pectra arasında bir bağ da, Ethereum yol haritasının bütünlüğü açısından kurulabilir. Ethereum çekirdek geliştiricileri, her güncellemede belirli bir denge güdüyor: Bir yandan ağı iyileştirirken diğer yandan istikrarı bozacak aşırı değişimlerden kaçınmak. Pectra bu dengenin korunduğu bir adım. RISC-V önerisi ise bu dengeyi ileriye taşıyarak, olası bir Ethereum “3.0” tartışmasının fitilini ateşliyor. Henüz resmi bir plan olmasa da, Pectra sonrasında gelecek güncellemelerde (örneğin toplulukta adı geçen “Fusaka” vb.), işlem katmanına dair daha büyük fikirlerin değerlendirilebileceği konuşuluyor. RISC-V geçişi şu an Pectra’nın kapsamı dışında ve muhtemelen yıllar alabilecek bir hedef, ancak vizyoner bir tartışma olarak şimdiden geliştirici topluluğunun ufkunu genişletmiş durumda. Kısacası Pectra, Ethereum’un var olan yapısını cilalarken; RISC-V önerisi, gelecekte bambaşka bir Ethereum tasavvurunun kapısını aralıyor.
Vitalik Buterin’in “EVM yerine RISC-V” önerisi, Ethereum topluluğunda ve daha geniş blokzincir dünyasında yoğun tartışmalara yol açtı. Geliştirici topluluğu, öneriyi teknik mercekten inceleyerek hem heyecan verici buldukları yönleri hem de potansiyel zorlukları dile getiriyor. Ethereum Magicians forumundaki tartışmada bazı geliştiriciler, RISC-V’in getireceği sadelik ve zkEVM’lerdeki dev kazanımlar karşısında umutlu olduklarını belirtti. Öte yandan, EVM’den RISC-V’e geçişte donanımsal optimizasyonların kaybı gibi konular gündeme geldi. Örneğin bir yorumda, EVM’nin kullandığı 256-bit işlemlerin RISC-V’de 64-bit parçalara bölünmesinin “örüntü tanıma ve yeniden birleştirme açısından aşırı zor bir problem” olabileceği uyarısı yapıldı. Bu, geliştirilmiş EVM uygulamalarında kullanılan SIMD vektör optimizasyonlarının RISC-V’e doğrudan taşınamayabileceği anlamına geliyor. Dolayısıyla bazı mühendisler, RISC-V’e geçişte performansın kağıt üzerindeki kadar artmayabileceğini, en azından ciddi derleyici iyileştirmeleri gerekeceğini savunuyor.
Analistler ve sektördeki diğer önde gelen isimler de konuyu yakından takip ediyor. Özellikle rakip platform kurucularının tepkileri dikkat çekici. Cardano’nun kurucusu Charles Hoskinson, Twitter üzerinden yaptığı kısa bir yorumla Buterin’in önerisine desteğini gösterdi: “Mantıklı, biz de RISC-V kullanıyoruz. Bu işin geleceği bu.”. Hoskinson’ın bu sözleri, bir yandan Cardano’nun kendi teknolojik yol haritasında RISC-V tabanlı BitVMX gibi projelere yatırım yaptığını hatırlatırken, diğer yandan Ethereum’un da benzer yöne eğilmesini onaylar nitelikte. Farklı ekosistemlerin önde gelen protokol mimarlarının bu şekilde ortak bir paydada buluşması, sektörde RISC-V’e yönelik artan bir ilgiyi ortaya koyuyor. Nitekim Hoskinson’ın “gelecek” vurgusu, yalnızca Cardano’nun değil genel anlamda blokzincir teknolojisinin ölçeklenebilirlik trendinin RISC-V gibi standartlara yönelebileceğini işaret ediyor.
Ethereum çekirdek geliştiricileri cephesinde ise temkinli bir iyimserlik söz konusu. Bir yandan herkes, zk-rollup döneminde EVM’nin ispat zorluğunun farkında ve çözüm arayışında. Diğer yandan Ethereum’un yol haritasında bugüne dek geriye dönük uyumluluğu kıran değişimlerden kaçınıldığı biliniyor. Geçmişte Ethereum 2.0 sürecinde EVM’yi eWASM (WebAssembly) ile değiştirme planları tartışılmış ancak sonunda iptal edilmişti. Bu deneyim, radikal VM değişikliklerinin hayata geçirilmesinin ne denli zor olduğunu gösteriyor. Analistler, Buterin’in önerisinin doğru olsa bile Ethereum’un bunu uygulamak için oldukça ihtiyatlı ve yavaş davranacağını düşünüyor. Hatta bazıları, bu fikrin uzun vadede gerçekleşebilmesi için belki de Ethereum’un “Execution Layer 2.0” gibi ayrı bir paralel zincirde test edilmesi gerekeceğini öne sürüyor. Geliştirici ve araştırmacılar, önümüzdeki dönemde konunun Ethereum Foundation araştırma departmanı ve akademik çevreler tarafından derinlemesine ele alınacağını, ancak uygulanabilirliğinin detaylı bir değerlendirmeye tabi olacağını belirtiyor.
Toplulukta genel kanı, Vitalik’in çıkışının ufuk açıcı olduğu yönünde. Öneri, Ethereum’un mevcut başarılarına rağmen rehavete kapılmadığını, aksine geleceğin teknoloji yarışına hazırlanmak için en temel yapı taşlarını bile yeniden gözden geçirmeye istekli olduğunu gösterdi. Bir analistin ifadesiyle, “Ethereum devasa bir gemi ve yönünü çevirmek zor; ama bu öneriyle rotanın uzun vadede nereye kırılabileceğini görüyoruz” şeklinde yorumlar yapıldı. Kimi yorumcular ise Ethereum’un rakiplerine (örneğin Solana, Sui gibi yüksek throughput’lu zincirlere) cevaben böyle bir tartışmayı açmasının stratejik olarak önemli olduğunu vurguluyor. Zira bu sayede yatırımcı güveni tazelenecek ve Ethereum’un teknik gelişim açısından öncü kalmaya devam edeceği mesajı veriliyor. Öte yandan, kısa vadede elbette EVM yerinde duracak ve mevcut geliştirmeler (örneğin Pectra) odak noktası olacak. Bu dengeyi güzel özetleyen bir yorumda, “Ethereum çekirdek geliştiricileri tutucudur, belki bu fikri hemen benimsemezler; ama artık Pandoranın kutusu açıldı, EVM’nin ebedi olmadığı fikri resmileşti” denildi. Bu sözler, topluluk içindeki temkinli fakat yenilikçi bakış açısını yansıtıyor.
Buterin’in RISC-V önerisini, Ethereum’un geniş ölçekli yol haritasında bir yere oturtmak gerekirse, bunun uzun vadeli ölçeklenebilirlik ve protokol sadeleştirmesi hedefine yönelik cesur bir adım olduğunu söyleyebiliriz. Ethereum, ölçeklenebilirliğini artırmak için bugüne dek katman-2 (rollup’lar), parçalama (sharding, danksharding planları) ve veri erişimi (data availability sampling) gibi alanlarda çalışmalar yürüttü. Kısa ve orta vadede bu stratejilerle ağın kapasitesini büyütmek planlanıyor. Ancak Vitalik Buterin’in de işaret ettiği gibi, bu çalışmalar meyvelerini verdikten sonra bile geriye çekirdek protokolün kendi verim sınırları kalacak. İşte EVM’nin RISC-V ile değiştirilmesi fikri, tam bu en son sınırın aşılması için ortaya atıldı. Bu anlamda, Ethereum’un uzun vadeli yol haritasında belki de şimdiye kadarki en köklü mimari değişikliklerden birini temsil ediyor. Eğer gerçekleşirse, Ethereum ağının yürütme katmanı temelden yenilenmiş olacak ki bu, Ethereum’un Proof of Stake’e geçişi kadar büyük bir dönüm noktası sayılabilir.
Bu fikrin önemi, yalnızca teknik kazanımları değil, aynı zamanda Ethereum’un gelecekteki rekabet pozisyonunu da etkilemesinde yatıyor. Yüksek performanslı L1 zincirler (Solana, Aptos, Sui vb.), akıllı sözleşme platformu yarışında Ethereum’u belirli açılardan zorluyor. Ethereum’un güçlü yanları (merkeziyetsizlik, güvenlik, ekosistem zenginliği) devam etse de, işlem hızı ve maliyeti konusunda rakipler yenilikçi çözümlerle öne çıkıyor. Ethereum’un RISC-V gibi alışılagelmişin dışında bir hamleyi tartışmaya açması, inovasyon liderliği iddiasını sürdürme çabası olarak değerlendirilebilir. Ayrıca bu hamle, Ethereum’un tasarım felsefesinde de bir esneklik göstergesi: Şu ana dek geri dönülmez bir şekilde EVM’ye bağlı kalınmadığını ve gerekli görülürse topluluğun en temel yapı taşlarını bile değiştirebileceğini gösteriyor. Böyle bir esneklik, gelecekte ortaya çıkabilecek beklenmedik teknolojik fırsatlara (örneğin donanım hızlandırıcılar, yeni kriptografik algoritmalar) uyum sağlama kapasitesini de artırır.
Ethereum’un ölçeklenebilirlik yol haritasına baktığımızda, modülerlik ve basitlik hedeflerinin giderek önem kazandığını görüyoruz. Örneğin “Stateless Ethereum” çabaları, protokolü daha modüler hale getirmeye çalışıyor; “Verkle Trees” ve “EIP-4444” gibi öneriler, durumu (state) yönetmeyi kolaylaştırmayı hedefliyor. Buterin’in RISC-V önerisi de tam bu trende uyuyor: İşlem katmanını modülerleştirerek (farklı VM seçeneklerine açık hale getirerek) ve sadeleştirerek, Ethereum’un çekirdeğini uzun vadede sürdürülebilir kılmayı amaçlıyor. Eğer Ethereum bir gün RISC-V’i benimserse, protokol tanımı çok daha küçük, anlaşılır ve formel olarak doğrulanabilir hale gelebilir. Bu da yeni istemci implementasyonlarının yazılmasını kolaylaştırıp, istemci çeşitliliğini artırabilir. Son kullanıcılar için belki fark edilir bir değişiklik olmayacak, ancak ağın altyapısı daha dayanıklı ve ölçeklenebilir bir temele kavuşacak.
Elbette, böylesi büyük bir değişikliğin hayata geçmesi yıllar alabilir ve topluluk konsensüsü gerektirir. Şu an için RISC-V entegrasyonu bir araştırma önerisi düzeyinde. Ancak bu fikrin tartışmaya açılması bile Ethereum ekosistemi için önemli bir kilometre taşıdır. Geliştiriciler ve akademisyenler, RISC-V’in artılarını ve eksilerini somut verilerle ortaya koydukça, karar alma süreci şekillenecek. Belki de ilk adım, deneysel testnet’ler kurarak EVM vs RISC-V performansını ve uyumluluğunu kıyaslamak olacaktır. Uzun vadede Ethereum, yol haritasındaki hedeflerine (The Surge, The Scourge, The Verge vb. evreler) ulaşırken, Buterin’in bu vizyonu da masada kalmaya devam edecek. Özetle, “EVM yerine RISC-V” fikri Ethereum’un uzun vadeli ölçeklenebilirlik planlarında ufukta beliren cesur bir bayrak gibi duruyor: Henüz varılmamış ama varılması durumunda manzarayı tamamen değiştirecek bir hedef. Ethereum topluluğu, bu hedefe temkinli adımlarla yaklaşırken, blokzincir teknolojisinin sınırlarını zorlamaya da devam edecek gibi görünüyor.
Uyarı: Paylaşılan haberler, veri ve grafikler bilgi amaçlı olup yatırım tavsiyesi ya da danışmanlığı kapsamında değerlendirilemez. Bunun yanı sıra haber ve materyallerin al ya da sat yönünde bir telkinde bulunmak gibi bir işlevi ve misyonu da bulunmamaktadır. Kişilerin kişisel araştırma yapmaları kendi sorumlulukları olup, detaylı araştırmanın yatırım öncesi önemli bir şart olduğunu öneririz.
İçerik ve görseller YZ yardımıyla oluşturulmaktadır.
Ayrıca, kripto paraların doğası gereği yüksek risk barındırdığı göz önünde bulundurularak hareket edilmelidir. Risksiz kazanç hiçbir sektörde olmadığı gibi, kripto paralar özelinde de yoktur.
The post Vitalik Buterin’in Ethereum İçin ‘EVM Yerine RISC-V’ Önerisi: Teknik Detaylar ve Geleceğe Etkileri first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Ethereum’da Gizlilik Dönemi: Vitalik Buterin’in Öncülüğü ve Gizlilik Havuzları first appeared on Kripto Bülten.
]]>Ethereum ekosisteminde gizlilik ve güvenlik odaklı yeni bir atılım yaşanıyor. 0xbow.io tarafından geliştirilen ve 31 Mart’ta hayata geçirilen Privacy Pools, kullanıcıların anonim şekilde işlem yapabilmelerine olanak tanırken, aynı zamanda bu işlemlerin yasa dışı faaliyetlerle ilişkilendirilmediğini kanıtlamayı amaçlıyor. Ethereum’un kurucularından Vitalik Buterin de projeyi destekleyerek platforma 1 Ether yatırımı yapmasıyla dikkatleri üzerine çekti.
Privacy Pools, yarı izinli (semi-permissionless) bir gizlilik aracıdır. Bu yenilikçi araç, kullanıcıların Ethereum ağı üzerinde gerçekleştirdikleri işlemleri anonim hale getirirken, aynı zamanda fonların suç unsurlarıyla ilişkilendirilmediğini doğrulamak için özel bir mekanizma kullanıyor. Proje, “Association Sets” adı verilen dinamik gruplama sistemine dayanıyor. Bu sistem, işlemleri anonim havuzlar altında toplarken, aynı zamanda belirlenen kriterlere uymayan işlemlerin tespit edilip sistemden çıkarılmasına olanak tanıyor.
Association Sets, yani ilişkilendirme setleri, esnek yapıları sayesinde eğer bir işlem başlangıçta onaylanırsa ancak sonradan yasa dışı faaliyetlerle bağlantısı olduğu tespit edilirse, o işlem diğer işlemleri aksatmadan sistemden kaldırılabiliyor. Böylece kullanıcılar, eğer yatırımının uygun olmadığı belirlenirse “ragequit” fonksiyonunu kullanarak yatırdıkları fonları orijinal adrese geri çekebiliyorlar.
0xbow.io’nun vizyonu “Gizliliği Tekrar Normalleştir” mottosuyla özetlenebilir. Projenin temel amacı, kullanıcıların işlemlerini gizli bir şekilde gerçekleştirebilmelerini sağlarken, aynı zamanda regülasyonlara uyumlu bir altyapı sunmaktır. Son yıllarda, gizlilik protokolleri özellikle yasa dışı faaliyetlerle bağlantılı olarak eleştirilirken, bu tür araçların kara para aklama, dolandırıcılık gibi suç faaliyetlerinde kullanılması endişe yaratmıştır.
Örneğin, Tornado Cash adlı başka bir gizlilik aracının ABD Hazine Bakanlığı’nın Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC) tarafından 2022’den 2025’e kadar yaklaşık 7 milyar dolarlık yasa dışı para aklama olayları nedeniyle yaptırım uygulaması büyük yankı uyandırmıştı. Ancak Ocak 2025’te bir ABD temyiz mahkemesi kararının ardından Tornado Cash, OFAC kara listesinden çıkarıldı. Bu gelişme, regülasyonlarla uyumlu, şeffaf ve güvenli gizlilik araçlarına olan ihtiyacı bir kez daha gözler önüne serdi.
Privacy Pools, bu bağlamda, hem kullanıcı gizliliğini ön plana çıkarıyor hem de işlemlerin suç unsurlarıyla ilişkilendirilmediğini doğrulamak için titizlikle çalışıyor. Başlangıçta yatırımların 1 Ether ile sınırlı tutulması, sistemin ilk aşamalarda daha güvenli bir şekilde test edilmesini sağlıyor. Gelecekte, sistemin başarıyla test edilmesinin ardından bu limitin artırılması planlanıyor.
Ethereum’un kurucularından Vitalik Buterin’in Privacy Pools’a yaptığı yatırım, projenin güvenilirliğini ve yenilikçiliğini bir kez daha ortaya koyuyor. Vitalik, bu projeye olan inancını sadece yatırım yaparak değil, aynı zamanda platformun ilk kullanıcılarından biri olarak da göstermiş oldu. 0xbow.io’nun verilerine göre, şimdiye kadar 69 farklı işlemden toplamda 21 ETH’nin havuza aktarılması gerçekleşti. Bu işlemler arasında en dikkat çekeni de şüphesiz Buterin’in yatırımı oldu.
Proje, sadece bireysel destekçilerle sınırlı kalmayıp, Number Group, BanklessVC, Public Works ve çeşitli melek yatırımcıların desteğini de alarak güçlü bir yatırımcı tabanına kavuştu. Ayrıca, Chainalysis baş bilim insanı Jacob Illum ve İsviçre’nin Basel Üniversitesi’nden iki akademisyen, projenin temellerini oluşturan Eylül 2023 tarihli beyaz kitapta önemli katkılar sağladı. 0xbow.io’nun stratejik danışmanı Ameen Soleimani’nin de katkılarıyla hazırlanan bu belge, 12.000’den fazla indirilme sayısına ulaşmış ve dokuz farklı akademik çalışmada referans gösterilmiştir.
Herhangi bir kripto projesinde güvenlik en önemli önceliklerden biridir. Privacy Pools’un akıllı sözleşme kodu, Audit Wizard adlı, eski Apple mühendisi Joe van Loon tarafından kurulan bir denetim firmasının titiz testlerinden başarıyla geçmiş durumda. Bu denetim, projenin teknik altyapısının sağlamlığını ve kullanıcı fonlarının güvende tutulduğunu kanıtlar nitelikte.
Güvenlik denetimleri, kullanıcıların projeye olan güvenini artırırken, regülasyonlarla uyum sağlama çabalarını da destekliyor. Özellikle son yıllarda, kripto para piyasasında meydana gelen dolandırıcılık ve güvenlik ihlalleri göz önüne alındığında, bağımsız denetimlerin önemi her zamankinden daha fazla hissediliyor.
Chainalysis’in 2025 yılına ilişkin kripto suç raporuna göre, 2024 yılında yaklaşık 41 milyar dolar değerinde yasa dışı transfer gerçekleşti. Bu rakam, toplam onchain hacmin %0,14’ünü oluşturuyor. Geçmiş yıllara göre yaklaşık %11’lik bir düşüş gözlemlense de, Chainalysis, gelecekte bu rakamın suçla bağlantılı adreslerin daha detaylı analiz edilmesiyle birlikte 51 milyar dolara kadar çıkabileceğini öngörüyor.
Bu veriler, kripto para dünyasında güvenlik ve regülasyon konularının ne kadar hayati olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Kullanıcıların hem kendi güvenlikleri hem de platformların yasal düzenlemelere uyum sağlaması adına, bu tür projelerin şeffaf ve güvenli altyapılar sunması büyük önem taşıyor.
Privacy Pools’un piyasaya sürülmesi, Ethereum ve genel olarak kripto para ekosisteminde gizlilik araçlarına olan ilgiyi yeniden alevlendirdi. Kullanıcıların işlemlerini anonimleştirme arzusu ile regülasyonların sıkı denetimleri arasında denge kurma çabaları, gelecekte daha fazla yeniliğin kapısını aralayabilir. 0xbow.io’nun “Gizliliği Tekrar Normalleştir” vizyonu, hem bireysel kullanıcıların hem de kurumların bu teknolojilere olan güvenini artırmayı hedefliyor.
Gelecekte, daha geniş kitlelere ulaşması ve daha fazla işlem hacmine ulaşması durumunda, Privacy Pools’un yatırım limitlerinin yükseltilmesi ve teknolojik altyapısının daha da güçlendirilmesi bekleniyor. Ayrıca, projenin başarısı, diğer kripto ağlarında da benzer gizlilik çözümlerinin geliştirilmesine öncülük edebilir.
Ethereum üzerinde geliştirilen Privacy Pools, kullanıcıların anonim işlemler gerçekleştirmesine olanak tanırken, aynı zamanda fonların yasa dışı faaliyetlerle ilişkilendirilmediğini kanıtlayan yenilikçi bir çözüm sunuyor. Vitalik Buterin’in projeye yaptığı destek, yatırımcıların ve kullanıcıların bu yeni araca olan güvenini pekiştiriyor. Güvenlik denetimleri, stratejik yatırımcı desteği ve kapsamlı teknik altyapı çalışmaları ile Privacy Pools, kripto para dünyasında gizlilik ve güvenlik konularında önemli bir adım olarak öne çıkıyor.
Bu tür projelerin, özellikle regülasyonlarla uyumlu şekilde gelişmesi, kripto para piyasasında hem bireysel hem de kurumsal yatırımcıların ilgisini çekmeye devam edecektir. Ethereum ekosistemindeki bu gelişme, dijital varlıkların geleceğinde güvenlik ve gizliliğin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Hem kullanıcılar hem de yatırımcılar için yenilikçi ve güvenilir bir çözüm sunan Privacy Pools, kripto dünyasında yeni bir standart belirleyebilir.
Uyarı: Paylaşılan haberler, veri ve grafikler bilgi amaçlı olup yatırım tavsiyesi ya da danışmanlığı kapsamında değerlendirilemez. Bunun yanı sıra haber ve materyallerin al ya da sat yönünde bir telkinde bulunmak gibi bir işlevi ve misyonu da bulunmamaktadır. Kişilerin kişisel araştırma yapmaları kendi sorumlulukları olup, detaylı araştırmanın yatırım öncesi önemli bir şart olduğunu öneririz.
İçerik ve görseller YZ yardımıyla oluşturulmaktadır.
Ayrıca, kripto paraların doğası gereği yüksek risk barındırdığı göz önünde bulundurularak hareket edilmelidir. Risksiz kazanç hiçbir sektörde olmadığı gibi, kripto paralar özelinde de yoktur.
The post Ethereum’da Gizlilik Dönemi: Vitalik Buterin’in Öncülüğü ve Gizlilik Havuzları first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Ethereum kurucusu Buterin’den yeni çıkış: Hedef saniyede 100,000 işlem yapabilmek! first appeared on Kripto Bülten.
]]>Ethereum’un kurucusu Vitalik Buterin, Ethereum’un işlem hızını ve kapasitesini artırmak için Layer-2 çözümleri olan Rollup teknolojisini öne çıkarıyor. Rollup’lar, işlemleri ana Ethereum ağı dışında işleyerek zincir üzerindeki yoğunluğu azaltıyor ve işlem hızını artırıyor. Buterin, bu teknolojinin tam anlamıyla devreye girmesiyle, Ethereum’un saniyede 100,000 işlem kapasitesine ulaşacağını öngörüyor.
Rollup’lar sayesinde Ethereum ağı, gas ücretlerini düşürürken işlem sürelerini kısaltmayı amaçlıyor. Kullanıcılar için daha hızlı ve ekonomik bir deneyim sunulurken, ağın güvenli yapısı da korunmuş olacak. Optimism ve Arbitrum gibi mevcut Rollup çözümleri, bu teknolojinin erken örnekleri olarak dikkat çekiyor.
Ethereum’un ölçeklenebilirlik çalışmaları yalnızca performans odaklı değil; güvenlik ve merkeziyetsizlik konularında da büyük önem taşıyor. Ancak Buterin, ağın bu ölçeklenebilirliği sağlarken karşılaşabileceği zorluklara da işaret ediyor. Mevcut Rollup çözümlerinin hala test sürecinde olduğunu ve tam olarak entegre edilmesi için zaman gerektiğini belirtiyor.
Gelecekte, Ethereum’un bu hedefe ulaşmasıyla, ağın Web3 uygulamaları, DeFi protokolleri ve NFT pazarlarının performansının ciddi anlamda artması bekleniyor.
The post Ethereum kurucusu Buterin’den yeni çıkış: Hedef saniyede 100,000 işlem yapabilmek! first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Vitalik Buterin’den Ethereum’un geleceği ve ağ güncellemeleri hakkında önemli sözler! first appeared on Kripto Bülten.
]]>Ethereum kurucu ortağı Vitalik Buterin, Ethereum’un yakın gelecekte gerçekleştireceği yükseltmeler ve ağın uzun vadeli hedefleri üzerine önemli açıklamalarda bulundu. Hem Merge sonrası hem de Ethereum’un ölçeklenebilirlik ve güvenlik odaklı geleceği hakkında yeni detaylar ortaya koyan bu açıklamalar, Ethereum ekosisteminin geleceğine dair önemli ipuçları sunuyor.
Merge ile birlikte Ethereum ağı, Proof of Stake (PoS) konsensüs mekanizmasına geçti. Ancak Buterin, bu önemli güncellemenin Ethereum’un gelecekteki büyümesi için yalnızca bir başlangıç olduğunu belirtiyor. Ethereum’un ana hedefleri arasında daha fazla ölçeklenebilirlik, güvenlik ve ağ verimliliği sağlamak yer alıyor.
Vitalik Buterin’e göre, Merge Ethereum ağı için büyük bir başarıydı, ancak ağın ölçeklenebilirliği ve enerji verimliliği açısından daha yapılacak çok iş var. Buterin, Layer-2 çözümleri ile Ethereum’un ölçeklenebilirliğini artırmayı ve ağın tüm kullanıcılar için daha erişilebilir hale gelmesini sağlamayı planlıyor. Rollups gibi katmanlar, işlemlerin ana ağdan bağımsız olarak daha hızlı ve ucuz bir şekilde gerçekleştirilmesine olanak tanıyor.
The post Vitalik Buterin’den Ethereum’un geleceği ve ağ güncellemeleri hakkında önemli sözler! first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Ethereum kurucusu Vitalik Buterin uyardı: Ethereum için ciddi sorunlar ortaya çıkabilir! first appeared on Kripto Bülten.
]]>Ethereum’un kurucu ortağı Vitalik Buterin, Ethereum ağının mevcut veri işleme kapasitesinin sınırlarına yaklaştığını belirtti. Bu uyarı, özellikle “blob” olarak adlandırılan veri bloklarının sayısının tehlikeli bir seviyeye ulaşmasıyla gündeme geldi. Bu sınıra yaklaşma durumu, ağın ölçeklenebilirlik ve verimlilik açısından gelecekte karşılaşabileceği zorlukları işaret ediyor. Buterin’in bu uyarısı, Ethereum ağının artan işlem hacmi ve kullanıcı talebiyle başa çıkabilmesi için daha fazla geliştirme gerektiğine işaret ediyor.
Ethereum’un geleceği, zk-rollup ve Danksharding gibi yenilikçi çözümlerle şekilleniyor. Zk-rollup’lar, işlemleri daha verimli ve hızlı hale getirirken, Danksharding ise Ethereum’un veri işleme kapasitesini artırmayı hedefleyen bir teknoloji olarak öne çıkıyor. Bu çözümler, ağın performansını artırmak ve gelecekteki tıkanmaları önlemek için kritik bir rol oynuyor.
Blob Sayısındaki Artış ve Sınırlar:
Vitalik Buterin’in belirttiği gibi, Ethereum’un veri işleme kapasitesinin sınırlarına yaklaştığına dair işaretler, ağın genişlemesini sürdürebilmesi için kapasite artırımı gerektiğini ortaya koyuyor. “Blob” adı verilen bu veri birimleri, işlemlerin doğrulanması ve blok zincirine eklenmesi süreçlerinde kritik bir rol oynuyor. Ancak, bu veri birimlerinin sayısının artmasıyla birlikte, Ethereum ağı daha fazla veriyi işleyebilme kapasitesine ihtiyaç duyuyor.
Ethereum’un ölçeklenebilirlik sorunları, yıllardır topluluğun gündeminde olan bir konu. Bu sorunların çözümü için geliştirilen katman-2 çözümleri, zk-rollup ve sharding gibi teknolojiler, Ethereum’un mevcut kapasitesini genişletmek için kritik öneme sahip. Ancak, mevcut “blob” sayısının sınırına yaklaşılması, Ethereum’un bu çözümleri ne kadar hızlı bir şekilde uygulayabileceği konusunda soru işaretleri yaratıyor.
zk-Rollup ve Danksharding: Geleceğin Çözümleri
Ethereum topluluğu, ağın ölçeklenebilirliğini artırmak ve daha fazla işlemi destekleyebilmek için zk-rollup ve Danksharding gibi teknolojilere odaklanıyor. Zk-rollup’lar, Ethereum işlemlerinin daha verimli bir şekilde paketlenerek doğrulanmasını sağlıyor. Bu teknoloji, işlemlerin ana zincire eklenmeden önce birleştirilmesini ve bu sayede veri yükünün azaltılmasını hedefliyor. Bu teknoloji, Ethereum’un veri işleme kapasitesini artırırken, aynı zamanda işlem maliyetlerini de düşürebilir.
Danksharding ise, Ethereum’un veri işleme kapasitesini artırmaya yönelik bir diğer çözüm olarak öne çıkıyor. Ethereum ağı, mevcut haliyle her işlem için belirli bir veri yükünü taşımak zorunda. Danksharding, bu yükü farklı parçalara bölerek ağın daha fazla veri işleyebilmesini sağlayacak bir yapı sunuyor. Vitalik Buterin’in öngördüğü gibi, Ethereum’un gelecekte daha geniş bir kullanıcı kitlesine hizmet verebilmesi için bu tür teknolojilerin hayata geçirilmesi gerekiyor.
Peki Ne Olacak?
Ethereum’un geleceği, bu teknolojilerin ne kadar hızlı uygulanabileceğine bağlı olacak. Vitalik Buterin’in uyarısı, Ethereum topluluğunun bu gelişmeleri ciddiye alması gerektiğini gösteriyor. Özellikle NFT, DeFi ve diğer merkeziyetsiz uygulamaların artan popülaritesi, Ethereum’un işlem hacmini hızla artırıyor. Ancak, ağın kapasitesinin sınıra ulaşması, gelecekte daha büyük sorunlara yol açabilir.
Vitalik Buterin, Ethereum‘un büyümesini sürdürebilmesi için bu kapasite sorunlarının çözülmesinin kritik olduğunu vurguluyor. Gelişmiş katman-2 çözümleri ve sharding teknolojileri, Ethereum’un hem işlem hızını artıracak hem de ölçeklenebilirlik sorunlarına çözüm sunacak.
The post Ethereum kurucusu Vitalik Buterin uyardı: Ethereum için ciddi sorunlar ortaya çıkabilir! first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Vitalik Buterin, kripto kimlik çözümlerinin airdrop’ların en büyük sorunlarını çözebileceğini söyledi. first appeared on Kripto Bülten.
]]>Kripto airdrop‘ları, ekosistem içinde aktif olanlara milyarlarca dolar değerinde token dağıtsa da, mükemmel değiller. Yıllar içinde birçok kişi, birden fazla cüzdan kullanarak airdrop‘ları “çiftçilik” yaparak önceden toplamak için sistemleri manipüle etmeye çalıştı. Bu durum, airdrop yapan projeleri dağıtım sürecini daha sıkı hale getirmeye zorladı; onchain analizlerle çiftçi olarak görülen kişileri tespit etmeye çalıştılar, ancak bu gerçek kullanıcıların zarar görmesine neden oldu. Sonuç olarak, airdrop’lar daha tartışmalı hale geldi ve kötü yapılan airdrop‘lar bir projenin itibarını riske atabiliyor.
Ethereum kurucusu Vitalik Buterin, bu soruna bir çözüm sunduğunu düşünüyor. Bugün X platformunda yaptığı paylaşımda, “Airdrop‘lar, ZK / blockchain tabanlı kimlik/akredite/tescil çerçeveleri için ilginç bir başlangıç kullanım senaryosudur,” dedi. Burada, sıfır bilgi kanıtları teknolojisini kastediyor; bu teknoloji, gizliliği artırmak için kriptografik kanıtlar sunma yeteneği sağlıyor.
Buterin, airdrop’ların amacının gerçek topluluk üyelerine token dağıtmak, projeye katkıları ödüllendirmek ve makul bir şekilde eşitlikçi olmak olduğunu belirtti. “Bu, kimlik/akredite/tescil çerçevelerinin hedeflemeye çalıştığı özelliklerdir,” dedi. “Bu nedenle, bu tür çerçeveleri geliştiren herkes için, token çıkışı kullanarak beta testleri yapmak ve çalışmalarını düşmanca bir ortamda iyileştirmek mantıklıdır.”
Bu yaklaşımın en büyük engelleri hakkında konuşan Buterin, “Tek bir çözüm olduğunu düşünmüyorum; bunun zamanla evrilmesi gereken çok faktörlü bir mesele olduğunu düşünüyorum. Bu doğası gereği zor bir problem, ancak çok ödüllendirici çünkü çözülürse, bu çözüm, tüm insanlık genelindeki pek çok ödüllendirilmemiş çalışmaya daha iyi şekilde uygulanabilir,” dedi.
Buterin ayrıca, token’ların ücretsiz verilmesi gerekmediğini; indirimli satışların da bir seçenek olduğunu belirtti. Örneğin, bir topluluk üyesinin projeye katkısı, indirimli olarak ne kadar token alabileceğini belirleyebilir.
The post Vitalik Buterin, kripto kimlik çözümlerinin airdrop’ların en büyük sorunlarını çözebileceğini söyledi. first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post zkEVM Nedir ve Nasıl Çalışır? first appeared on Kripto Bülten.
]]>Bir zkEVM‘nin ne olduğunu veya ne işe yaradığını gerçek anlamda anlayabilmek için, geliştiricilerin bir zkEVM oluşturma noktasına nasıl geldiklerini anlamak önemlidir.
Süreç, kripto para protokollerinin ölçeklendirilmesi ihtiyacıyla başladı. Bu uzun yıllardır sektör için çok büyük bir sorun olageldi. Ayrıca blok zincirlerini daha merkezi hale getirmeden ölçeklendirmenin zor olmasından dolayı sürecin daha da karmaşık ve zor olmasına neden oldu:
Ethereum üzerine katman 2 (L2) ağları inşa etmek, bunu çözmenin ana odak noktalarından biri oldu. Temel fikir, işlemlerin ikincil bir ağda işlenip toplandığı ve ardından bu işlemlerin sonuçlarının Ethereum blok zincirine bir seferde işlenebilmesidir. Bu, genel olarak daha düşük işlem ücretleri ve Ethereum blok zincirine daha az şişme avantajı sağlar.
Ancak, ağın bu işlemlerin gerçek olduğunu nasıl bildiği ya da bilebileceği en büyük risk olarak ortaya çıktı. İşte, işlemlerin matematiksel olarak tümünün geçerli olduğunu doğrulayan bir kriptografik kanıt oluşturmanın önemli bir yöntemi var. Bu, zk-kanıtları olarak bilinen sıfır bilgi kanıt teknolojisi kullanılması yöntemiyle mümkün oldu.
Tam da bu aşamada, zk-kanıtları ile yani sıfır bilgi teknolojisini kullanarak işlemleri ana Ethereum ağına gönderebilecek katman 2 (L2) çözümleri sunan blok zincirleri geliştirildi. Fakat, bu tarz projeleri geliştiren ekipler sektördeki yüksek ihtiyaç nedeniyle çok daha iddialı hale geldiler.
Ethereum’un ana unsurlarından biri, ağının merkezinde yer alan Ethereum Sanal Makinesi olarak bilinen bilgisayardır. Bu, akıllı sözleşmeleri ve çeşitli karmaşık merkezi olmayan uygulamaları destekleyen teknolojidir. Bir katman 2 ağının başarılı olması için gerçekten EVM uyumlu olması ve bu tür uygulamaları desteklemesi gerekmektedir.
Bu nedenle, zk-kanıtları kullanan katman 2 ağları için bir sonraki adım, onları EVM uyumlu hale getirmek oldu. Bu, sadece işlemleri ve merkezi olmayan uygulamaları desteklemek demek değil, bunun ötesinde tüm etkileşimlerin ve matematiksel verilerin güvenli olarak gerçekleşebilmesini sağlar. Ayrıca, uyumluluk seviyesine bağlı olarak, geliştiricilerin uygulamaları Ethereum‘dan doğrudan ağa taşımaları çok kolay hale gelebilir. Bu şu anlama geliyor: Ethereum ana ağı için herhangi bir uygulamayı geliştiren bir yazılımcı, yüksek komisyon ödememek adına aynı uygulamayı çeşitli l2’ler üzerinde kurabilir ve test edebilir. Aynı şekilde uygulamayı ana ağa da dilediği zaman yükleyebilir.
Bu, zk-kanıtları kullanan EVM uyumlu katman 2 (L2) ağlarına zkEVM’ler diyoruz.
Geçtiğimiz yıl Polygon, zkSync ve Scroll gibi birkaç blok zinciri projesi, doğal olarak Ethereum uygulamalarını destekleyebilen işlevsel bir ZK tabanlı katman 2 çözümü geliştirmek için yarıştı.
İşte zkEVM’ler üzerinde çalışan bazı ana projeler hakkında kısa bir giriş:
The post zkEVM Nedir ve Nasıl Çalışır? first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Ethereum 2.0 ile 160 milyon dolarlık gelir elde edilebilecek! first appeared on Kripto Bülten.
]]>Normal şartlarda madencilerin Blockchain üzerindeki işlem bloklarını PoW kapsamında bir araya getirmek ve bunları art arda eklemek karşılığında sarf ettikleri emek ölçüsünde ödüllendirilmekteydi. Fakat söz konusu Ethereum 2.0, ile işlemleri onaylayanlar bilgisayar ve enerji harcaması yerine elde tuttukları fon ölçüsünde (PoS) destek sunabileceklerdir. Bu nedenle, Ethereum 2.0 ağının güvenliği artık yüksek miktardaki enerji ve bilgisayar gücüne dayanmaktan öte salt finansal yapının tekeline girecektir. Böyelikle Blockchain için risk tanımı değişmiş olacaktır. Ethereum yazılımı müşterisi Parity CTO’su Fredrik Harryson yeni sistem ile birlikte ana ağa saldırı maliyetinin yüksek miktarda coinin alınmasını şart koştuğu bu durumun da saldırı maliyetlerini karşılanamayacak kadar yüksek değerlere çıkartacağına inandığını ifade etti. Bu durumun da Blockchain sistemleri için hayati öneme sahip olduğunun altını çizdi.
Ethereum Vakfı araştırmacısı Justin Drake tarafından son günlerde önerildiği gibi, söz konusu doğrulayıcıların (validator) platformun çalışması için elde tutacakları ETH miktarının yaklaşık 32 milyon ETH olduğu ifade edilmektedir (bugünkü tahminlere göre, 5 milyar dolar değerinde olacaktır). ETH’de yaklaşık olarak 160 milyon dolar, söz konusu doğrulayıcılar için dağıtalacak ödül miktarına denk olmaktadır.
Peki, ağın güvenliğini sağlamak için bu kadar fon nasıl ayrılır? Bu tür bir davranışı teşvik etmek için Ethereum geliştiricilerinin, ETH‘lerini kilitleyen ve blok zincirinin güvenliğine katkıda bulunan doğrulayıcıları ödüllendiren bir faiz oranına benzer bir getiri oranı ayarlaması gerekir. “Bu yüzden fikir, değerin ne olacağını ve doğrulayıcılara ödediğimiz zinciri güvence altına almak için ne kadar para vermemiz gerektiğini anlamak için yuvarlak hesap ile faizi geri götürmeleriydi.” Başlangıçta, bu “yuvarlak hesap olarak”, ağda yer alan toplam 30 milyon ETH tutarı verildiğinde, faiz oranının kabaca yüzde 2,20 olması gerektiği öne sürüldü. ETH rakamlarının düşmesi durumunda, bu getiri oranı, çevrimiçi hale gelmek için daha fazla doğrulayıcıyı teşvik etmek üzere artacaktır. ETH sayıları arttığında, bu geri dönüş oranı, ağın onaylayıcılarını işleri için fazla ödememesini sağlamak için düşecektir.
Ethereum ile ilgili mevcut güncelleme için detaylı bilgi sahibi olmak isterseniz:
The post Ethereum 2.0 ile 160 milyon dolarlık gelir elde edilebilecek! first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Ethereum Blockchain’i domain adları token olacak! first appeared on Kripto Bülten.
]]>Öncelikli olarak son 2 senedir aktif olan hizmet kapsamının ilk domainler için token gibi işlem görme süreci hızlandırılacak. Şu ana dek yaklaşık olarak 300,000 .ETH uzantılı domain ağ üzerinde kayıt edilmiş. Önümüzdeki aydan itibaren hem yeni kayıtların arttırılması hem de söz konusu domainlerin token şeklinde ağ üzerinde alınıp satılması mümkün kılınacak.
.ETH uzantılı domainlerin en önemli özelliği, Ethereum Blockchain’i üzerinde yer almasından ötürü ağ ile yakın ilişki kurabilmesidir. Böylelikle akıllı sözleşme dahil çeşitli özelliklerin kullanılması mümkün olabilmektedir. Yine aynı şekilde söz konusu cüzdanlara erişim gibi özellikler de .ETH uzantılı domainlerin önemini arttırıyor.
Söz konusu hizmet için tekliflerin şimdiden kabul edilmesi de ilginç verileri ortaya çıkardı. Henüz aktif olmayan hizmet için 3.2 Milyon Dolar değerinde yaklaşık 170,000 ETH sisteme işlenmiş bir durumda. Söz konusu emirler an itibariyle sistemin aktif olmasına dek kilitlendiğini ve emirlerin karşılık bulması durumunda gerçekleşeceğini ifade edebiliriz. Henüz aktif olmayan bir sistem için böylesine yoğun bir talebin geliyor olması da ekip için gurur verici bir gelişme olarak okunuyor.
Ekibi heyecanlandıran gelişme olara ağ üzerinde teyit edilen yaklaşık 800,000 emrin bulunması oldu. Söz konusu gelişmeyi olumlu bulan geliştirici ekip önümüzdeki süreçte sistemi daha iyi bir yapıya gelştirmek üzere çalışmalarını sürdüreceklerini ifade ediyor. Yapılacak olan iyileştirmelerden en önemlisi de hizmet kapsamını ve sunulan domain sayısının arttırılması ve yeni fonksiyonların eklenmesi şeklinde ifade ediliyor.
Sistemin mevcut yapısı ile ilk geliştirildiği dönem arasında önemli farkların bulunması da gelecek açısından umut verici. Zira daha önce bir alan adının kayıt edilmesi için teklif verdikten sonra 5 gün beklemek gerekirken; şimdi ise anlık olarak teklif karşılık bulur bulmaz domain sahibi olunabilecek. Yine aynı şekilde alan adını elinde bulunduran yatırımcı ya da kullanıcı token misali saniyeler içerisinde satışını gerçekleştirebilecek. Bu bakımdan sistemin çok daha işlevsel bir yapıya büründüğünü ifade edebiliriz.
Bir diğer önemli özelliği ise ENS üzerinde alan adları için aşamalı alım düzenine geçilmesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Artık 7 karakterden küçük alan adları için açık arttırma esnasında diğer emirleri göremeyecek ve birden fazla teklif yaparak sahip olmaya çalışacak. Bunu gerçekleştirirken de sistem üzerinde rehin olarak bir miktar para tutması gerekecek. Bu hizmet için de yaklaşık olarak 5 USD ödemesi gerekecek.
The post Ethereum Blockchain’i domain adları token olacak! first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Fransız finans devi Societe Generale Grubu 112 Milyon Dolarlık hisseyi Ethereum ağına aktardı! first appeared on Kripto Bülten.
]]>Moody’s, tahvilin 12 aylık uzatma süresiyle beş yıllık vadeye sahip olduğunu belirtti. Moody’s tarafından yapılan açıklamaya göre söz konusu tahviller eşit bölüşüme dayanıyor. Yani eğer şirket başarısız olur ve batarsa, herkes elinde tuttuğu tahvil oranı ölçüsünde pay sahibi olacak. Bu nedenle derecelendirme kurulu olarak Moody’s, şirketin şeffaflıktan yana tavır takınması ve tüm süreçleri göz önünde yürütmesini referans göstererek; Societe Generale Grubu için kredi notunu pozitife çevirdi.
Grubun iştiraklerinden biri olan Societe Generale FORGE ile birlikte söz konusu çalışma test edilecek. Grubun girişimci programı kapsamında yaklaşık 60 şirketin dahili olduğu bir program geliştirildi. Söz konusu iştirak, grubun Blockchain ilişkili çalışmalarını yürütmektedir. Söz konusu girişimin PwC dahil üst düzey şirketler tarafından desteklendiği göz önünde tutulduğunda önemi daha iyi anlaşılabilmektedir.
Yine aynı şekilde şirket bu yöntemle tüm tahvil akışının göz önünde gerçekleşiyor olmasının çok daha sağlıklı olduğunu ifade etti. Bununla birlikte sürecin daha şeffaf ve etkili olmasının da öneminin bilincinde olunduğu aktarıldı.
The post Fransız finans devi Societe Generale Grubu 112 Milyon Dolarlık hisseyi Ethereum ağına aktardı! first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Ethereum ProgPoW kazım yöntemine geri dönecek! first appeared on Kripto Bülten.
]]>Açılımı “Programmatic Proof of Work” olan ProgPoW, sabit işlevli donanım için verimlilik boşluğunu en aza indiren GPU ayarlı Ethash uzantısı şeklinde tanımlanabilir. Bu bağlamda sistemi bünyesine uyarlayan projelerin (coinlerin) yapısal ciddi değişiklikleri de bünyelerinde barındırdıklarını ifade edebiliriz.
Daha detaylı bilgi için ilgili paylaşıma göz atabilirsiniz.
Çekirdek ekip üyeleri arasında hararetli tartışmalara sebep olan yapısal değişiklik ağ için önemli gelişmeleri beraberinde getirecek gibi duruyor. Zira an itibariyle 600 Milyon Doları aşkın blok ödülüne sahip olan Ethereum ana ağı bu değişiklikten önemli ölçüde etkilenecektir.
Ethereum çekirdek ekip üyeleri yaptıkları son tartışmalar ile kazım algoritmasını değiştirmeyi teklif ederek ASIC gibi isimlendirilen özel kazım ekipmanlarını saf dışı bırakmayı hedefliyor. Daha doğrusu ASIC gibi özel olarak kazım/mining için üretilmiş olan ekipmanların etkinliklerini düşürmeyi ve daha zayıf kazıcılara da şans tanımayı öngörüyor. Bu bağlamda GPU öncelikli olacak ve özel ekipmanların verimliliği düşmüş olacak. Bilindiği üzere an itibariyle hem GPU hem de özel ekipmanlarla kazım yapmak mümkün.
Önceden süregelen tartışmalardan da hatırlanacağı üzere güncelleme ile birlikte kazıcıların büyük bir çoğunluğunun daha önemli miktarlarda gelir elde edebileceği fikri sektörde ağır basıyor. Fakat buna karşın; yine ASIC gibi özel ekipman üreten büyük şirketlerin alternatif yollar ile tekrardan kazım sektörünü domine edeceği ve kazıcıları saf dışı edebileceği yorumları da yapılmaktadır.
Buna karşın daha önceden üzerinde varılmış bir mutabatın olduğu yorumunu yapan geliştiricilerden Colvin, tek bir durumda bu tasarıyı durdurmayı bu durumun da sadece teknik ve yazılımsal bir sorun olması durumu için geçerli olduğunu aktararak değişikliğin gerçekleştirilmesini önerdi.
Tabii ki bu tarz teknik sorunları tespit etmek tahmin edildiğinden çok daha zor olacak gibi duruyor. Bu durum nedeniyle de ProgPoW‘a geçildikten sonra özel bir ekip ile an be an ağın takibinin gerçekleştirilmesi planlanıyor.
Ethereum çekirdek geliştiricileri arasında çeşitli muhalif görüşler de dile getiriliyor. Bu alanda Alexey Akhunov da muhalif kanadın görüşlerini en yüksek sesle dile getiren isimlerin başında geliyor. Akhunov, ProgPow’a geçmekle amacın ne olduğunu sorgulayarak tartışmaya dahil oldu. Ardından başarının hangi kriterlerle ifade edilebileceğini soran Akhunov mevcut duruma karşı çıktı. ProgPow önerisini yapan ekibin bu bağlamda ne yapmaya çalıştığını anlayamadığını ifade ederek veto hakkını kullandı.
Bu konuda yapılan tartışmalardan bir tarih çıkmasa da önümüzdeki güncellemelerde olabileceği yorumları ağırlık kazanıyor. İlk olarak yaklaşmakta olan İstanbul yükseltmesi bir seçenek olarak masada yer alsa da bir sonraki yükseltmede de olabileceği yorumları ağırlık kazanıyor. Daha önce aktardığımız üzere, an itibariyle karşıt tepkilere rağmen ProgPoW, çoğunluğun mutabakatı ile gerçekleşecek.
The post Ethereum ProgPoW kazım yöntemine geri dönecek! first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Ethereum Nedir? first appeared on Kripto Bülten.
]]>Günümüz dünyasında kullanılan internet teknolojisi nedeniyle sahip olduğumuz tüm verilerimiz; kredi kartı bilgilerimiz, hesaplarımız ya da tüm kişisel bilgilerimiz 3. parti bilgisayarlarda ya da Amazon, Facebook gibi depolama (cloud) hizmeti sunan şirketlerin veritabanlarında tutuluyor.
Bu şirketler depoladıkları bu bilgilerin güvenliğini sağlamak için de çeşitli uzman kişleri bünyesinde çalıştırır. Böylelikle çeşitli sorunların ortaya çıkması engellenmeye çalışıldığı gibi herhangi bir sistem çökme durumunu da engellemeye çalışırlar.
Fakat tam da bu noktada hacker dediğimiz kişiler devreye giriyor.

Hackerlar bu 3. parti şirketleri hackleyerek kullanıcıların verilerini elde eder ve milyonlarca dolar değerinde zarara neden olurlar. Ya da hükümetler izninizi sormadan tüm verilerinize erişebilirler.
Tüm bu tarz olumsuz deneyimlerden sonra birkaç geliştirici tarafından alternatif projeler geliştirilmeye başlandı. Blockchain Teknolojisi de böyle bir sorunun bir sonucu olarak ortaya çıktı. Bu yeni görüşün savunduğu ise merkezi olmayan sistemlere dayalı yeni bir hizmetin üretilmesi oldu. Zira internetin merkezi olmasına karşıydılar.
Ethereum bu şekilde ortaya çıkan yeni teknolojinin bir ürünü.
Bitcoin’in ortaya çıkış amacı PayPal ve Bankacılık sektörünü ortadan kaldırmak iken, Ethereum’un amacı ise Blockchain teknolojisini kullanarak biraz evvel anlattığım 3. parti uygulamaları ortadan kaldırarak daha şeffaf ve güvenilir bir internet deneyimini sağlamaktır.

Ethereum ekibinin ana amacı Dünya Bilgisayarı denilen merkezi olmayan bir ağ oluşturarak interneti bazılarına göre daha demokratik hale getirmek şeklinde açıklanıyor.
Daha önceki yazılarımızda (Blockchain Teknolojisi Nasıl Çalışır?) çalışma prensibini yazmıştık. Tekrar özet geçecek olursak; Ethereum ağı, sahip olduğu binlerce node ile daha önceki 3. parti depolama hizmetleri yeni gönüllü kullanıcılar arasında dağıtılacak ve deneyim daha özgür bir hal alacak.
Ethereum bu yöntem ile Dünya’nın neresinde olursa olsun, her kullanıcı için aynı deneyimi sunmayı vaat ediyor.
Gündelik hayatta internet üzerinde yaptığınız her adımı takip eden ve tüm işlemlerinizi, rutinlerinizi gözlemleyen, kayıt altında tutan 3. parti uygulama ve servis dağıtıcılarına karşı Ethereum yapmakta olduğu şey devrimden farksız bir yapıdadır.

Cep telefonunuzdaki işletim sisteminden tutun da kullandığınız mobil operatör, app ya da google store dahil; bu uygulamalarda yer alan tüm mobil uygulamalar tüm verilerinizi kayıt altında tutar ve sizi her an izler. Tabiri caizse, ailenizden çok daha yakından, yer yer sizden daha yakından sizi izlerler.

Ethereum, kendi Blockchain’i aracılığıyla tüm bu uygulama ve ürünleri tamamen kullanıcının kendi erişimine ve erişimine sunmayı; 3. parti uygulamalar dahil her türlü hack ve çalınma gibi kötü niyetli saldırılara karşı şifreleyerek gönüllü katılımcıları arasında dağıtarak merkezi olmayan bir sistem sunmaktadır.
Ethereum, bu uygulamaların olası bir yasaklanma ihtimalini en aza indirmeyi amaçla birlikte uygulama ve tüm işlemlerinizin tam sahibi olmanızı garanti altına almayı taahhüt etmektedir.
Ethereum ağı üzerinden işlemlerinizi gerçekleştirerek tüm kişisel bilgilerinizi 3. uygulamalarından erişiminden uzak tutabileceğiniz gibi yapacağınız değişikliği tüm ağ ile paylaşacak, güncelleme yapmasına olanak tanımaktadır.

Yakın gelecekte G-20 ülkeleri de dahil Birleşmiş Milletlerin yaptığı açıklamalar sonucu Blockchain yatırımlarının artacağı ve çok daha ileri bir noktada olacağımız kesin.
Umarız, Ethereum’un vaat ettikleri hükümetlerin devreye girmesiyle hayal ürünü olarak kalmaz.
The post Ethereum Nedir? first appeared on Kripto Bülten.
]]>The post Ethereum’un son güncellemesi: Constantinople! first appeared on Kripto Bülten.
]]>
Hard Fork dediğimiz durum çok daha farklı bir gelişmeye işaret ediyor. Hard Fork’larda genellikle yapılacak güncellemeye baş kaldırdan asi bir grup önderliğinde yeni/alternatif bir ağ ortaya konulur ve madencilerin desteği ile de ayakta kalır. Tabii ki farklı bir ağ oluştuğu için de yeni coin ile önceki projeden ayrışırlar. İşte tam da bu yüzden Ethereum örneğinde forktan ziyade güncelleme ya da yükseltme demek çok daha doğru olacaktır.
Yaşanan sürecin forktan ziyade bir yükseltme olduğu anlaşılınca akıllara gelen ilk soru önceki ekipleri etkileyip etkilemeyeceği oldu. Bu noktada da Ethereum‘un en büyük rakiplerinden olan foru Ethereum Classic ilk yanıt aranan soru oldu. Biraz evvel de değindiğimiz üzere, yükseltmenin en büyük özelliği ağ kullanıcılarının itaat etmesi ya da tamamen ayrışmasıdır. Ethereum Classic‘in de itaat etmeyeceğini göz önünde bulundurduğumuzda bu sürecin bir parçası olmayacağı ortaya çıkmaktadır. Yani ETC bu fork’tan faydalanamayacağı gibi etkilenmeyecektir de.
Sorulması gereken diğer önemli soru da Ethereum Classic‘in bu yükseltmeyi ağına uygulayamamasının zararını görüp göremeyeceği yönünde olmalı. Burda da devreye yükseltmenin olası faydalarının ne olduğu giriyor.
Yükseltmenin Ethereum Blockchain‘ine aşağıdaki 5 konuda fayda sağlayaması planlanmaktadır.





Özetle, Ethereum Blockchaini için faydalı olabilecek önemli gelişmelerin, yükseltmelerin olduğu tartışmasız bir gerçek olmakla birlikte 27 Şubat 2019 tarihine güvenlik gerekçesiyle ertelenmesi de kafalarda soru işaretleri bıraktı. Ekibin yeni bir düzenleme amacıyla mı böyle bir bahane ürettiği ya da gerçekten gözden kaçan bir güvenlik sorunu mu vardı bilemeyiz ama yaklaşık 5 hafta sonra tüm sorularımızın cevabınızı alacağız.
Not: EIP, Ethereum Geliştirme Önerisi’nin İngilizce ilk harflerinden oluşmaktadır.
Konu ile ilgili sorunuz var ise yorum yazarak paylaşabilirsiniz.
Uyarı: Paylaşılan haberler, veri ve grafikler bilgi amaçlı olup yatırım tavsiyesi ya da danışmanlığı kapsamında değerlendirilemez. Bunun yanı sıra haber ve materyallerin al ya da sat yönünde bir telkinde bulunmak gibi bir işlevi ve misyonu da bulunmamaktadır. Kişilerin kişisel araştırma yapmaları kendi sorumlulukları olup, detaylı araştırmanın yatırım öncesi önemli bir şart olduğunu öneririz.
The post Ethereum’un son güncellemesi: Constantinople! first appeared on Kripto Bülten.
]]>